Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Evlilik mi, evcilik mi?

Sevgili bahargüneşi;güzel,doğru,sevgi dolu duygularla yazılmış bir yazı.Bu düşünceler sizin gücünüz aynı zamanda.Günümüz insanı yalnızdır;bu acı gerçek karşımızda.Bundan kaçamayız.Dert çok ve mazlumlar bu dertlerle boğuşmaktan zorlanıyor.Evlatlar bir güç müdür?!.. Elbette!..Kolumuz,kanadımız onlar...Ancak onlara da bu zaman hayat savaşının zor olduğunu yaşayarak belletmek gerek.Gerçekleri yazmaktan kokmamak lazım,hançer gibi saplansa da ruhumuza,bedenimize:Gözlemim şudur ki bugün için mal,can ve namus düşmanı hayli fazla bir kitle var.Kendimizin;cefakar,fedakar,azimli bayanların korunmaları kolay değil kannatindeyim.Bir seferberlikle,sevgi ve merhamet seferberliği ile bizim olan o düzenli,o sevimli,o gıpta edilen hayatımıza yeniden kavuşmalıyız.Günümüz ayrılıklarının çoğu keyfi,bu çok fena bir hal.Az önce gazetede haber"Elli bıçak darbesiyle cinayet"diyor, bir kare sonra da güneşlenen çıplak bayan haberi eften püften.Bir durun da o kıyılan cana sızlanalım.Yok;ruh yok artık.Sevgilerimle

12 Temmuz 2012 15:50
Bizim haklarımız varmış gerçekten mi ?

Sevgili bahargüneşi;bu güzelim ülkemde kadınlarımız,kızlarımız çantaları kollarından çekilip alınmaya çalışılırken kaldırımlarda sürüklendiler,ölenler oldu.Kadına kalkan eller kırılsın,çünkü o eller çok kaba,çok yaban.Yeryüzünde "kötü"kadın yoktur,talihsiz kadın vardır.O talihsizliğin müsebbibi de bir erkektir.Ben de ayrıldım.Vicdanlar bana hak verdi ama gene de ayrılmak değil;ayrılmamak önemli.Bir gün sınıftayım ders veriyorum,çocuklarımın annesi belirdi sınıfın kapısından tırnaklarıyla yüzümü,boynumu kazıdı kan içinde bırakıp gitti.bir gün de okul toplantısından içeri girdi ağzına geleni saydı,döktü gitti.Meslektaşlarım"Ben olsam asardım,keserdim..."demeye başladılar.Ne olursa olsun o bir kadındı,anneydi.Hala savaşır benimle her yıl dava açar nafaka şu bu...Madden manen acı çektirir bana.Elbet bir gün vazgeçer.Bir yuva yıkılmamalı kimin haklı olduğu önemli değil.Babalar;babalıklarını bıraktılar ne acı ki.Ve anneler,bu güzelim ülkemde hep efsanedirler.Yazıklar olsun kötüye,haine...

11 Temmuz 2012 13:32
Ölüm olur bir yağmur...

Sevgili Ayşegül HAYVAR; "kurşun gibi soğuk ve ağır..." Ne yazarsak yazalım arada bir de olsa şiir yazmak lazım.Hedefini on ikiden vurmuş bu şiir.Sevilen dizelerden oluşan şiirlerin tadı bir başka.Yaşadığımız bu günlerde çok sayıda şiire ve şaire de ihtiyaç var.Çıkar elbetteki. Çünkü böyle bunalım yaşanmadı.Yağmur yağarken de şehit verdik,kar yağarken de ve kavurup yakan güneş altında.Hele de bahar-yaz aylarımız tabiat mevsimi olmaktan çıktı,birer gözyaşı ve ağlama mevsimi oldu.Ölümün yüzü soğuktu,gözyaşları sıcak;vicdanlar birer yanardağ... Ama toptan ağlamadık,bütün vicdanlar tek ses olamadı.O yüzden mümkün olduğunca yazmak,çok da şiir yazmak gerek.Her zaman çok iyi olmanızı diliyorum.Selam ve sevgilerimle...

11 Temmuz 2012 13:15
Şemsi Yastıman Saz Evi

Sevgili NURTEN DEMİREL;Beni yıllar öncelere,1980 yılına götürdünüz.Kastamonu Eğitim Enstitüsü öğrencisiydim ve müdürüm Mustafa Eski Şemsi Yastıman'a Kastamonu şekerlemesi göndermişti.Ancak ben bu sazevini Karaköy Kabataş arası bir yerde hatırlıyorum.Taşınmış mıdır acaba?!..Kalbinizin güzelliği yüzünüzde ve o güleryüzünüzle yansıyor,eliniz de böyle güzel yazılar yazıyor.Şemsi Yastıman'ı yazmanız beni çok mutlu etti.Mustafa Eski müdür Bey,kardeşi ve gelini bir olup da beni okuldan atmaya çalışmışlardı ama okulun hademesi gerçek Kastamonulu abla buna fırsat vermedi.En çok şehit veren ilimiz Kastamonu.Mustafa Eski bir eski anı, ancak Yorgansız Aşık Hakkı derlemesi var bunu yazacağım,o başka, vefa başka.Türk Halk Edebiyatı ve Kültürü bir deryadır, bundan uzak kalmamak lazım.Sizlere çok teşekkür ederim.Bir de öğretmenininz iyi bir öğretmenmiş.Şaduman öğretmeni unutmayın ve yazınız uzun uzun.Şimdiki öğretmenlerin çoğu arabalara meraklı.Sevgi avucumuzda olmalı,kalbimizde olmalı.Sevgilerimle.

11 Temmuz 2012 12:58
Aklı kopandan "Gazi" mi olur?...

Sevgili Ayşegül HAYVAR; 1984 yılından bu yana şehitlerimize, gazilerimize göz yaşı dökmekteyiz. Sahip olduğumuz herşeyi aziz şehitlerimize borçluyuz. Yediğimiz her lokma ekmeği, içtiğimiz her yudum suyu, aldığımız nefesi; maaşımızı şehitlerimize, gazilerimize borçluyuz. Milletçe bir seferberlik halinde bu terör belasına karşı durduğumuzu söyleyebilir miyiz?!.. Ne acı ki söyleyemeyiz... Yazınızın konusu yerindedir, anlayana!.. Şehrindeki, ilçesindeki, mahallesindeki şehit cenazesine katılmayan birinden ne beklenir. Ateş düştüğü yeri yaktı; çok ocaklar acılara gark oldu, olmakta... Allah Türk Milleti'nin korusun... İyi olmanızı dilerim... Sevgilerimle...

08 Temmuz 2012 18:08
Sessizlik

Sevgili Hafize Aynaci; soyadınız "Aynaci" mi, Aynacı mı?.. Sessizlik... İçinde bulunduğumuz bu zamanda sesler var aslında, ama bu sesler birer çığlık. "Sessizlik" şu berbat zamanın tanımıdır bence. Acı çekenler, savrulanlar, dertten derde gark olanlar, duguları, hayalleri tarumar edilenler ses veremiyor. Acılarında saklı sesleri... Acılar var; ama ne acı ceken ses çıkarabiliyor ve ne de bu acıları seslendirenler var. Bir kördövüş yaşamakta insanlık. Şiirinizde halk kültürünün izleri var. Sanat müziğinin de izleri var. "Yüce divan", "han", "arzu halim"," hicap" söz varlığı bunlara dahil... "Serzeniş" de gümlük kullanım da var, sıkça olmasa da. Bir de "Yüreğim dağları taşıdı ordan oraya gördüm." dizesinde, "gördüm" kelimesi "gütürdüm" mü olacaktı, yanlış yazma mı var?!.. Yazmak önemli... Burayı sanırım geç mi ayrımsadınız, geç de olsa burada olmanız ve yazmanız iyi... Bu günlerde Türkiye'de ve dünyada şiire ve şairlere çok ihtiyaç var... Yolunuz açık olsun... Selam ve sevgilerimle...

27 Ocak 2012 11:11
Çocuk olmak varmış

Sevgili BELGİN ERYAVUZ; Çocuk olmak varmış öyle mi?!.. Hem de bu dünyada ve hele de şu zamanda?!.. Gene kızacaksınız bana... Yazı,gözleme dayalı.Anneliği mükemmel bir anne,elbette bu satırları yazacak.Betimlediğiniz küçük kızın,annesi de mükemmel bir anne.O bölüm iyi ifade edilmiş.En yakınımdan,uzağıma hiçbir anneyi eleştirmiş değilim.Sadece üzülürüm.İyi bir hayat standardı elde etmiş biri,ezginleri lafla düşürmeye çalışır;başka şeylerle de yapar.Bizim bakma ve görme yanımız farklı olabilse de;anne ve baba birliğinin bozulduğu bu dünyada çocukların mutlu olabilme şansları kalmadı.Daha çok bu fotoğraflara bakarım.Sizin bakışınız da güzel;ama benim fotoğraflarımda geriden gelenler var daha çok.10-15 simit alıp sınıfıma girsem;hepsine de adilce paylaştıracağımı bilseler de,gene de bir arbede olur.Hemen hepsi ve fazlaca fukaralar.Anneler de mükemmeller,dert yüklü olsalar da.Dileğim odur ki betimlediğiniz bu çocuk hep mutlu kalsın.İlham perinize yaklaşmaya çalıştım biraz.Sevgilerimle...

07 Aralık 2011 18:03
Türkiye'nin kanayan yarası - İşsizlik!

Sevgili BELGİN ERYAVUZ;yazdıklarınızı içim sızlayarak yaşamaktayım.İşsizlik ve geçim sıkıntısı yaşayan öğrencilerimiz zayıf,sıska,çelimsiz,kemikleri ipincecik, yüzleri solgun,canlarının çektiği şeyleri de alamaz; yiyemez,içemez haldeler.Bizdeki deyimlerin anlamı da eşhalli oldu."Evde kalmak"deyimi bana soğuk gelir,kısmeti geciken kızlarımız için söylenir.Şimdi bu "Evde kalma"deyimi iş bulamayanlar için kullanılır oldu.Ne mezunu olursan ol,yetenekli,çalışkan,istersen alleme cihan ol;iş yok!..Yunanistan başbakanının oğlu işsizmiş,orada kriz var;ama torpil yok!..Matematik,Fizik,Kimya,Biyoloji öğretmenleri başta olmak üzere öğretmenlerimiz işsiz.Bizi ancak; bir milli sevgi-paylaşma-çalışkanlık-özümüze dönme seferberliği kurtarır.Bu seferberlik başlayıncaya kadar işsiz aile ve akraba efratlarımıza sahip çıkalım,onlarla ekmeğimizi paylaşalım ve onları üzmeyelim diyorum.Her yurttaşımla ekmeğimi paylaşmaya hazırım mesela.Ateş düştüğü yeri yakar,evinde işsizi olan işsizliği anlar.Sevgilerimle.

02 Ekim 2011 10:12
Bir köy enstitülüyü daha yitirdik, Feyzullah (amca) Düzen ve Yerkesik

Sevgili Nabide Kılınç; "Köy Enstitüleri" dendi mi akan sular durur-du...Birer birer gidiyorlar cennetlerine... Çok çalıştılar, çok büyük yurttaşlar yetiştirdiler... Anılarına hürmeten yazmanıza çok sevindim... Her zaman çok iyi olmanızı diliyorum... Selam ve sevgilerimle...

27 Eylül 2011 19:37
Yüreğimin satır araları

Sevgili ikra merve;Bir kere isminizi her kim koymuşsa ona teşekkür benden.Özellikle"ikra"...Minik fotoğrafınız,benim çok sevdiğim kimilerinin"afacan",kimilerinin"yaramaz"şimdilerde de"hiperaktif"(ne demekse)dedikleri öğrencilerimi;benim de çok çok sevdiğim öğrencilerimi hatırlattı bana.Yazdıklarınız güzel,daha çok gençsiniz bu kadar hisli olmanız,belki de zorluğunuz olacak..."Yüreğimin satır araları"başlığı bile sarstı beni."Kahramanı ben olduğum,sonu mutlu bitmeyen masallarım vardır hep."Ve yazınızın son cümleleri:"...hiçbir yaşanan silinmez;hiçbir olmuş,olmamış kabul edilmez ki..."Kelimeler,cümleler güzel!..Ama güzel olmayan toplum ve insanlık!..Küçük kıvılcımlar var doğru insanların etrafında,ateşe,yangına dönüşebilecek...Baksanıza Yaşar Hoca da aşık(!)olmuş ve ne zamandan beri günümüzün çok ve berbat,belirgin hastalıklarının adı "aşk"oluyor?!..Akıllısınız,Allah sizleri korusun;şansınız açık olsun!..

25 Eylül 2011 12:18
Toplam blog
: 317
Toplam yorum
: 578
Toplam mesaj
: 319
Ort. okunma sayısı
: 2048
Kayıt tarihi
: 04.09.06
 
 

Yaşanan her hayat en iyi hayattır; yeter ki içinde kötülük olmasın!.. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster