Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Gaydırı Gubbak Cemilem...

Guydırı guppak Cemilelerin bir de şehirde okumuş, oraya yerleşmiş "Bulgur edebiyatı, hafif solculuk bulaşmış, özgür cinselliğe indirgenmiş" ukalaca ve "cool" tavırlı olanları vardır ki; (Bilmem sizinkiyle aynı kategoriye girer mi) tembellik ve her türlü sömürüde nice sonradan görme kadınları aratmaz; en ufak krizde, aşağılık kompleksinin de etkisiyle kırsal feodal kültürden gelen kalıtsal özelliklerini, tüm acmasızlığı ve sevgisizliğiyle ön plana çıkarıverir. Bilmem sizin keskin gözlemlerinizden kaçmış olabilir mi?

28 Mayıs 2012 12:17
Reenkarnasyon (ruh göçü) gerçek mi?

Reenkarnasyon hakkında bir yazı yazsaydım; aşağı yukarı aynı şeyleri yazardım. Ben de çocukluğumdan beri reenkarnasyona inanırım. Çünkü, yaratıcılığının sınırı olmayan, adil Allah'ın bir kişiye tek bir yaşam (cinsiyet, görünüş, yer, ömür, kader)şansı vermediğini düşünüyorum. Diğer yandan; zamanın doğrusal bir çizgi olmadığını (geçmiş, şimdi ve geleceğin aynı anda var olduğunu) idrak ederek de bir anlamda reenkarnasyonun aslında yaşanmadığını; ruhun farklı boyutlardaki yaşam deneyimlerinin söz konusu olabileceğini düşünüyorum. Her ne olursa olsun, yaşamımızı en "iyi" biçimde değerlendirmeliyiz. Doğrusunu Allah bilir. Saygılar,

24 Mayıs 2012 13:16
Toplum Tam da Böyle Bir Şeydir Genç Arkadaşım

Dediğiniz gibi; dünyada ve toplumlarda tek tip insan yoktur. İyi ki yoktur! (Kimi faşist ve komünist rejimlerde bu zorla ve göstermelik sağlanmaya çalışılmıştır.) Bu saptama, müslümanlar, solcular ve Kemalistler için de geçerlidir. Yani, hiçbiri tek tip bireylerden oluşmaz. Beni rahatsız eden sizin kafanızda oluşturduğunuz ve son derece olumsuz bir yere oturttuğunuz "Atatürk ve Kemalist imajı"nın "gerçek" olduğunu sanmanız ve tüm Kemalist'im diyenleri aynı kefeye koymanız ya da "Hayır sen Kemalist değil; şusun, busun" demeniz. Peki siz kendinizi nasıl nitelendiriyorsunuz? Solcu mu? (Bence değilsiniz, öyleyse ben solcu değilim. Zaten size göre hiç değilim) Demokrat mı? Bence değilsiniz;çünkü birilerini hemen ırçılıkla damgalayıveriyorsunuz? Örneğin, Abdullah Öcalan'a ve PKK'lılara, Atatürk'e ve onun izleyicilerine kızdığınız kadar kızıyor musunuz? Bunları da aynı cesaretle yanıtlamanızı isterim. Nasılsa “resmi ideoloji” Atatürk’ü ve Kemalizmi yüceltiği halde siz tersini yapabiyorsunuz.

23 Mayıs 2012 13:33
Bilmek istemeyenlere kapağımdır

Sizin gibi gençlerin varlığı umutlarımızı besliyor. Gelecek nesillerin tüm bayramlarımızı anlamına uygun biçimde daha güzel ve daha coşkulu kutlayabilmelerini dilerim. Sevgiler,

23 Mayıs 2012 09:46
19 Mayıs bahanesi

Ortaokul ve lise yıllarımda nisan ayından başlayarak hazırlandığımız 19 Mayıs ve stadyumdaki çalışmalar, bayram, ilk gençlik dönemimin en güzel anıları arasındadır. Hem kendi okulumuzdaki arkadaşlıklarınız pekişir, hem başka okullardan yeni arkadaşlar edinirdik. Benim Diyarbakır ve Sarıkamış'ta okuduğum dönemlere denk gelmişti; bir yerde sıcaktan, öbür yerde genel provalardaki kar yağışından hiç şikayet etmedik. Aileler, kardeşlerimiz için bizleri, bizler için ağabey ve ablalarımızı seyretmek gurur vericiydi. Umarım gelecek nesiller için de böyle sürer gider. Sizin de yorum yazan Kaan Bey'in de yüreğinize, elinize sağlık.

18 Mayıs 2012 09:18
Türk Kahvesi:''Sağlık Mucizesi !..''

Ben de ortaokul yıllarımdan beri günde en az bir fincan, en fazla 3 fincan Türk kahvesi içerim. Çin'e gittiğimde bile yanımda 4 fincan, çezve ve bolca kahve götürdüm. Türkiye'den gelen dostlara da kahve ve limon kolonyası ısmarladım genelde. Hele gebeyken, doktorum günde 2 fincanı geçmemek kaydıyla kahveye izin verince çok sevindim. Bir tek selülite etkisi konusunda kuşkularım var. Bir de, akşam ayrıca çay içersem uykum kaçıyor. Ama, tek başına kahvenin (ama Türk kahvesinin) hiçbir zararı olduğunu sanmam. Yararlarını siz saymışsınız zaten. Saygılarımla,

15 Mayıs 2012 16:59
Temizi kirletememe

Aslında gözyaşları ruhumuzu yıkar, arıtır; kin, öfke, nefret, pişmanlık, kaygı, korku, hırs, kıskançlık gibi duygulardır bizi kirleten... "Her koyun kendi bacağından asılır" ama, kendini anlatmak, başkalarının düşünce, duygu ve tavırlarında değişiklik yapmak amacı güden yazar da sorumlu davranmalıdır. Hele sizin ki gibi bir yol seçmişse... Yıllar önce bir psikolog danışman; "Geçmişi değiştirmek mümkündür; geçmişi algılayışımızı değiştirirsek, geçmişi de değiştirmiş oluruz" demişti. Çok doğru. Ayrıca, geçmişte yaptığımız hatalar, işlediğimiz günahlar, bizlere başkalarını yargılamamayı öğretir. Ablaca birkaç önerimi paylaşmak istedim. Yolunuz açık olsun. Sevgiyle...

15 Mayıs 2012 16:53
2012 not defteri-48

Yorumuma yanıtınız için teşekkür ederim. Haklısınız, sinsi, gizli, riyakar (asıl amacını gizleyen ve başkalarını kullanan) düşmanlar çok daha tehlikelidir. Bu bağlamda "Anomi" başlıklı yazımı da okumanızı öneririm. Saygılar,

09 Mayıs 2012 11:06
Türkiye'nin imajı ve şu Kuzey Korelilere benzetme meselesi...

Siz de dar ve katı bakış açısı sergileyen yazınızla Türkiye'deki "Kuzey Koreli"lerden biri olduğunuzu göstermişsiniz. Ben de Kemalist'im ama, yüzüm Doğu'ya dönüktür; Türkiye'nin salt Atatürk ile değil, Yunus Emre, Mevlana Celalettin, Nasrettin Hoca, Osmanlı,Selçuklu ve daha eski mimari yapıtlarıyla, doğal güzellikleriyle simgelenmesini arzu ederim. Sol görüşlüyüm; ama, faşimden kıl payı farkı olan komünizm ve sosyalizm anlayışlarıyla; ulusalcılığı ve eşitliği ırkçılıkla karıştıran, bölücülüğü ve ötekileştirmeyi özgürlük ve demokratlık diye yutturmaya çalışanlarla yıldızım barışmaz. Aleviliği ateisitlik; Kemalizm'i dinsizlik; Dindarlığı yobazlık sananlardan haz etmem. Yani, bakış açınızı genişletin biraz. Griler de vardır.

07 Mayıs 2012 15:54
Devrim Arabaları, Tolga Örnek, 2008, Türkiye, Dram

Filmi geçen kış seyrettim. Filmden fazlasını anlatan güzel bir yazı... Türkiye 1950'lerden başlayarak ABD'nin elden çıkarmak istediği büyük ve çok benzin yakan arabaların, 1960'larda dünya çoktan renkli TV yayınlarına geçmişken, Almanya'nın elden çıkarmak istediği siyah beyaz TV teknolojisi ve aygıtlarının (güya bağışlanmış), sanayi ve enerji atıklarının ve daha kimbilir nelerin çöplüğüne dönüştürüldü ve dönüştürülmek isteniyor. Diğer yandan ülkemizin kaynakları, varlıkları, değerleri hızla birilerine peşkeş çekiliyor. Ne yazık ki son 50 yıldır siyasi iktidarlar, bu gidişe engel olmak bir yana, uygun zemini hazırlamışlar. Erk sahipleri, kendi çıkarlarını ülkelerinin ve halkların çıkarıyla aynı zemine oturtamazsa, gidişhat değişmez.

07 Mayıs 2012 14:56
Toplam blog
: 133
Toplam yorum
: 101
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 812
Kayıt tarihi
: 06.07.11
 
 

Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu (İletişim Fakültesi) Radyo ve Televizyon Bölümü mezun..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster