Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
"Babama Mektup" Oğuz Atay'ı yolcu ederken...

O yağmurlar olmasa çatlardık...,

25 Mayıs 2016 02:32
Ne zaman öleceğinizi bilseniz ne yaparsınız?

Oooo! korkunç. Düşünebiliyor musunuz, şöyle konuşmalar olduğunu? - Senin ne kadar zamanın kaldı? - Ah! Ne güzel unutmuştum nerden hatırlattın, önümüzde ki Ağustos. - Amaaan iki ay sonra yokum zaten, ye iç gitsiiin. Müdürün de yüzüne nanik yaptım bugün... Toz duman olurdu ortalık, merak ettim bu filmi. Ben ne yapardım böylesi bir durumda? Bilemedim. Selamlar

18 Mayıs 2016 03:13
Küfürbaz

:)))Bu kadar mı denk getirilir, helal olsun.

17 Mayıs 2016 03:54
Deniz Taşı

Sizin taş çatlamadıysa hala adresi de ekleseniz ara sıra lazım oluyor da. Hele bir de Orhan Veli, Can Yücel daha kimler vardır kim bilir. Yok, kesin adres istiyorum... Tadımlık ama sıkı yazıyorsunuz.

17 Mayıs 2016 03:42
Hayvan dostlarımız

Onları görmek bile içimizde mutluluk büyütüyor. Hayvanların değerini bilen ve bu konuda yazan güzel yüreğe sevgilerimle...

15 Mayıs 2016 03:03
İnadına SEVDAya...

Aşkla dolmazsa bir kalp nefes almak neye yarar? Aşksız kalmayın hiç. Sevgiyle...

15 Mayıs 2016 01:41
Güvercini öldürmek...

Savaş içimizde farkında değilmişcesine bir yarımız uzak bir ülkenin ferahlığında serin.Yarın daha kimleri içine katacağını bilmediğimiz bir ateş büyüyor. Ateşin tam ortasından yükselen sözcükleriniz, uyanın diyor gölgede serinleyenlere bu ateş hepimizi yakar birgün. Güvercinlere yuva yapacak ağaç bile kalmadı çok yönlü bir katliamın içinde çığlıkları örtecek gürültü yayıyor sebep olanlar. Duyun diyorsunuz çığlıklari

12 Mayıs 2016 00:36
Pastanın kreması...

"Kremayı parmağına dolayıp tadına varan çocuk "onun üzerinde ne sistem, ne uyulmayan kurallar ne çağ bunalımı ne insan ayrımı arı bir güzellikle sadece yaşıyor. Pastanın tadını bile bile, anın değerini vererek. Ne kadar duru kalabildiysek o kadar özgür olabildik sanki. Belki ellerimizde izleri kaldı saflıklarımızın, belki beceremedik ya da umursamadık aferin almayı, "tadında bırakmak" öğretisiyle açlığımız yoktu, bir başkasının hakkına el sürmemek için uzanmadık pastanın diğer yarısına. Tadı da buradaydı. Aç kurtlar gibi saldıranları, kendilerini hep yegane bir üstünlükte sayanları kendi kalabalıklarında bırakabilmek de özgürlük. Öyküde var ettiğiniz İlker karakteri ile yaşama sorduğumuz soruları yüzlestirirken ayna tutuyorsunuz. Okumuş olmanın memnuniyetiyle ayrılırken iyi ki varsınız demek istedim. Saygıyla selamlar

12 Mayıs 2016 00:11
Anlayabiliyorsan...

İşte o aynalar dürüst olsalar mesele de kalmayacak zaten?:) Selamlar

15 Nisan 2016 22:17
Sorular, sorular!

inanç mı? Arap hayranlığının bizi getirdiği nokta. İstanbul bir orta doğu şehrinden farksız artık. Arap Türk birbirine karışmış durumda. İnanç mı? Her lafın başına Allah katıp aynı zamanda tevazudan, saygıdan, sevgiden yoksun olmak.Cumaları, kutsal günleri kafamıza kaka kaka vurmak. Kapanmayı özgürlük sayıp,altı tayt üstü arap ama ille de örtüm peki ala! Kendilerini kurtarılmış sayanların cehennemini yaşıyoruz. Dindarlık mı? Sözde,gösterişte, simgede trend gibi bir durum aldı. Peki ya cinayet, tecavüz, şiddet, dolandırıcılık... aynı oranda misli misli neden artmakta? Vahşet yaşıyoruz. Güvenilecek bir kurum kalmamış. Adaklar mı adayalım,dualara mı çıkalım? İyi ki dindar bir toplum olmuşuz. Elemtere fiş, kem gözlere şiş deriz olur biter mi? Tüm bu sorularımızı cevaplayacak kimse yok. Gözümüzün içine baka baka olanlar oluyor. Biz ne yapacağız esas onu düşünelim. En zoru da bu, elin kolun bağlı kalması. Selamlarımla

12 Nisan 2016 23:45
Toplam blog
: 28
Toplam yorum
: 82
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 188
Kayıt tarihi
: 23.06.11
 
 

Çocukken en çok gökyüzünü merak ederdim. Sürekli sorular sorardım, o kadar bıktırırdım ki, "çok faz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster
 
 
 

 
 
     
     
     
    Şaşırmadığıma şaşırıyorum artık.