Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Hastalıklı hayvan etleri piyasada

Msj: 3/1 > En azından bu tedbir; özellikle hastalığın yoğun olarak görüldüğü güney illerimizde (Gaziantep, Osmaniye, Adana, Mersin, Aydın, Muğla) ve Balıkesir illerimize uygulanabilir. Her memleket meselesinde oldu gibi, tabi ki bu çok önemli hususta da milli bilincin gelişmesi ve milli reflekslerin oluşmasına hep birlikte katkı sağlamak durumundayız. Fakat, tabi ki ihtisas alanı ve bilgi-ilgi alanı meseleleri nedeniyle hepimizin her şeyi hakkıyla yapması söz konusu değildir. Bu münasebetle, sizin bahsi geçen alanlarda ki katkılarınızdan, doğru ve dikkate değer tespitler yaparak, çözüm yollarını gösteriyor olmanızdan dolayı çok teşekkür ediyorum.

12 Kasım 2012 21:41
Hastalıklı hayvan etleri piyasada

Msj:2/1> Bir diğer husus; devlet, sigortalanan hayvanların, sigorta ücretlerinin % 50’sini karşılıyormuş ve bu ortalama 250 TL’ye tekamül ediyormuş. Sigortalanmış hayvanların hastalıktan ölmesi halinde, bu durumun sigorta şirketlerine bildirilmesi ve dolayısı ile hastalıklı etlerin kontrol altına alınması ve imhası mümkün olacağına göre, bu hastalıklı etleri bilmeden tüketmesi nedeni ile ölümcül hastalıklara yakalanacak olan insanlarımızın sağlığı, bir +250 TL’den daha kıymetli değildir. Öyle ise hükümetin, misal daha az öneme haiz alanlarda ki masraflarını kısarak veya ola ki bütçe sıkıntısı da mevzubahis değilse, başka bir revizyona dahi gitmeye gerek görmeden buna kolayca çözüm bulması mümkündür.

12 Kasım 2012 21:37
Hastalıklı hayvan etleri piyasada

Msj:1/1> Toplum sağlığını ve ekonomik düzenini olumsuz etkilediği için, kaçınılmaz olarak sosyal hayatı da tahrip eden ve bu olumsuz etkileri artık kesin olarak bilinen GDO’lu ithal ürünler, ithal tohumlar, süt ve süt ürünleri canlı hayvan ve et ithalatı hususlarında ki uyarılarınızı ve çok kıymetli tespitlerinizi değerli yazılarınızdan zaman zaman okuma fırsatı buluyorum. Bu sefer bu yazınızı okuduktan sonra yorum yaparak katkıda bulunmak istedim. Bu nedenle önce süt inekçiliği alanında çiftlik yöneticisi olan bir arkadaşımızı arayarak bilgi aldım. O, hastalığa yakalanan hayvanların tamamına yakınının, ABD’den ithal edilen büyükbaş hayvanlar olduğunu, yerli ırkların hepsine bu hastalığın bulaşmasının söz konusu olmadığını, çok az sayıda olmak üzere, hastalığa yakalanmış olanların da ölmeden hastalığı atlattıklarını bildirirken, özellikle “Güney kırmızısı” diye bilinen cinslerde ise hastalığın hiç görülmediğini ve onlara bu hastalığın bulaşmadığı bilgisini veriyordu

12 Kasım 2012 21:34
Sen

Üstün değerleri işaretle işlenmiş olan yazınızda kullanmış olduğunuz tarzınız da çok güzel. Ahlâk’ın hasını yaşayan, yaşatan ve onu yaymak maksadı ile hüsn-ü beyan edenlere selam olsun. Allah (c.c.) razı olsun. Sevgilerimle…

29 Eylül 2012 00:06
Ey benim Şahin'im

Ana yüreğini okutan çok güzel bir yaklaşım olmuş. Ufkunuza bereket.

09 Ağustos 2012 02:11
Bir hayal nasıl gerçekleşir?

Ayça AKIN Hanım, öncelikle sizi tebrik ediyorum. “Bir hayal nasıl gerçekleşir!..”. “Hayal” önce hayal edilmiş olması gerekir. Hayalin insan ruhunda ve kalbinde kendini hissettirebilmesi, aklında ise vücut bulması gerekir. Hayal, “hayaldir işte!…” diye de bir köşeye atılıvermemesi gerekir. İşlenmek üzere, kıymet bilenin, cesaret ehlinin, azim, kararlılık ve sabır abidelerinin eline düşmüş olması gerekir. Bir insan da bunların olabilmesi için de; yekpare, sapasağlam bir ruha, güçlü ve büsbütün bir kalbe ve tıkır tıkır çalışan bir akıla sahip olabilmek lüzumu vardır. Hayal olan şeyleri bile gerçekleştirebilen insanlar için, özür akla gelmez.. Onların, sapasağlam, özürsüz bir ruha, özürsüz bir kalbe ve özürsüz bir akla sahip oldukları akla gelir. İnsan için gerçek bir değer söz konusu edildiğinde, zaten gerisi teferruattır. Tükenmeyen hayallere sahip olmanız dileği ile… Başarılarınızın devamını diliyorum. Esen kalın.

27 Nisan 2012 10:08
Bedenimle barışığım.! Saçlarım rengarenk !

Nur içinde yatası babalar... Onların tokatları da, azarları da, alınterleri de, kanatları da biz evlatları için yaratılmıştı! Her şeyleri ile, "...bu benim babam!..." dediğimiz can babalarımız... Hani, analarımız'ın sade bir kokusu bile cennet kokusuydu adeta ya...Fakat babalarımızın kokusunun da bir eşi, bir benzeri yoktu be!... Allah onların mekanlarını cennet etsin. İnşaAllah. Sevgili Şensöz, siz sevgili babanızı anlatırken, bize de bir "yad" düştü. Allah (c.c.) sizden de razı olsun.

03 Nisan 2012 22:07
İnsan suya benzer

Merhaba hssensoz, burada donduran soğuklar gitmiş, güzel bir bahar havası var!.. Kısa bir seyhat için bulunduğum Ankara'dan size sevgiler ve selamlarımı gönderiyorum. Şiiri beğenmiş olmanıza sevindim. Görüşmek üzere. Esenkalın.

25 Mart 2012 11:46
Doğruluk- esenlik yurdu

Mustafa Bey, “temaya ilişkin nokta-i temas: Şiir de ki bazı konu geçişleri, kısmi olarak özellikle keskin yapılmıştır” ifadesini yazı metnine yeniden ekledim. "Semaların bekçileri" , "sınırların bittiği yeri gözlemek" sözlerinin geçtiği mısralar için ise; hemen anlaşılıvermediği doğru olsa da, onlar için ek bir açıklama getirmemeliyim… Facebook sosyal ağını, henüz kullanmaya geçmediğimden dolayı, değerli yorumlarınıza cevabı bu haneden verebildim. Bu yorumunuz için de size çok teşekkür ediyorum. Bizden Selamlar ve Saygılar.

22 Mart 2012 02:16
Yolcu !..

Sevgili Mustafa Bey, şiirin bir okurumuzun gönlüne tesir ettiğini ve onun çoşku veren bir yönünün olduğunu duymak, bizi bir taraftan çok mutlu ederken, aynı zamanda da daha iyilerini yapmaya teşvik etmektedir. Ayrıca, belli bir süre sonra değerlendirmeyi düşündüğüm facebook sosyal ağını, henüz kullanmaya geçmediğimden dolayı, değerli yorumlarınıza cevabı bu haneden verebildim. Hoş görmenizi rica ediyorum ve çok teşekkür ederim.

21 Mart 2012 16:59
Toplam blog
: 42
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 195
Kayıt tarihi
: 20.12.11
 
 

Hayata ilişkin keşfedebildiğim iyi, güzel ve faydalı olabilecek  bir şeyler varsa, onları  değerlen..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster