Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Yaşamın kıyısında

Bunlar bir sinema sever olarak kişisel fikrim tabii. Yoksa sinema eleştirmeni değilim :) Bu arada yorumum yayınlanınca farkettim yaptığım karışıklığı ! Manchester By The Sea yazacakken aklım Land de kalmış :) Düzeltme için ikinci defa yorum yazdım, kusura bakmayın.

27 Şubat 2017 14:52
Yaşamın kıyısında

La la Land, Moonligt, Yaşamın Kıyısında ( orjinal adıyla Manchester by the land) her üçünü de sinemada izlemiş biri olarak en iyi film ödülü de Manchester By The Land in olmalıydı. En iyi erkek oyuncu ödülünde Casey Affleck' in rakibi yoktu bence. Çok iyi bir oyuncu...." Jackie" filmini de izlediniz mi bilmiyorum ama o filmdeki performansıyla bence en iyi kadın oyuncu da Natalie Portman olmalıydı, Emma Stone değil. Bu ödüllerin arka planında da bir takım oyunlar dönüyor. Geçen yıl ödüller hep beyazlara veriliyor dendi, bu yıl en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülünü Müslüman ve siyah bir oyuncuya verdiler. Trump'a da gönderme herhalde...:) Sevgiler!

27 Şubat 2017 10:51
Üzülme, üzülürüm...

Sıkıntılar misafirmiş, gelir ve gider derler. Her zorluk çok değerli şeyler öğretiyor insana. Önce sağlık ve kolaylık diliyorum. Sevenleriniz ve sevdikleriniz eksilmesin.

22 Şubat 2017 14:08
"Goodbye My Love goodbye..." Goodbye equality...

Her şeyin parayla satın alındığı yerde kontrolsüz bir güç oluşur. Kontrolsüz güç de yapısına uygun olarak eşitliği bozar, erdemi yıkar. Neyse ki geçicidir. Güç, her zaman el değiştirir. Bakın tarihe, hayatın kuralı ve yaşattığı hep budur. Sevgiler Ayşegül hanım...:)

10 Şubat 2017 13:58
Felsefesizliğin "felsefe" olduğu ülke...

Felsefe, yani düşünbiliminin hangi sınıf düzeyinde başlaması ve kimler tarafından verilmesinin doğru olacağı konusu önemlidir ancak bunun için daha çocukluk çağında başlayan merak ve soru sorma isteğine ket vurulmaması aslında bu eğitimin başlangıç noktası. Çocukların ve gençlerin soru sormasına biraz tahammülsüzüz. Ebeveyn olarak da, eğitimci olarak da çok zaman ayırmıyoruz. Açıklama, tartışma yapmıyoruz ve hatta kaçıyoruz. Kavramsal ve soyut düşünmesinin önünü açmıyoruz.Onları sistemli ve eleştirel düşünmenin nasıl olması gerektiği konusunda eğitmiyoruz. Yetişkinlerin de söyledikleri ezberden ve entellektüel görünme çabasından öteye gitmiyor ne yazık. Çoğu insanın kendi sıradan düşüncesini , felsefi düşünce sanması da bundan işte. Bir eğitim sisteminin genel hatları sadece bilgi vermek, bilginin üzerinde düşünmesini es geçmek olursa müfredatta felsefe dersi olur ama dersi verende de, alanda da felsefi düşünce olmaz. Sanırım esas sorunumuz da bu. Emeğinize sağlık. Selamlar

10 Şubat 2017 13:47
Başını kapatmadığın sürece kapalı sayılmıyorsun; madem öyle sadece başımızı kapatalım

Ne güzel ifade etmişsiniz mânayı anlamadan inancın sadece görsel bir durum ve gösteri aracı gibi algılanıp, kullanıldığını. Dünyadaki kişisel yolculuğunun her alanında uhrevi bir yaşam tarzını benimsemiş ve başını da yine kendi tercihi doğrultusunda kendisi örtmüş hanımları tenzih ederim. Onlara büyük saygım var. Görselde çok güzel belirtildiği gibi ne yazık ki, " sembol " olarak başını örten ancak abartılı, çok pahallı, hatta vücudu daha da ortaya çıkaran kıyafetlerle gezinen pek çok hanım var. Esas günahın dini ve ibadeti bir gösteriş aracı haline getirmek olduğu Kur'an da açık seçik yazılmış. Ayrıca örtünmenin hem kadın hem de erkekler için nasıl olması gerektiği de resimlerle değil, ayetlerle anlatılmış. Sonuçta iman kalptedir, onu da yalnız Allah bilir. Kaleminize sağlık, selamlar...

06 Şubat 2017 08:39
Başkanlık sistemi doğal yaşama aykırı, neden mi?

Mevcut haliyle tüm yetkileri tepedeki tek kişiye bağlayan başkanlık sistemi, sağlıksız ve öngörülür- öngörülemez yanlarıyla sakıncalı ve gereksiz . Parlementer sistemin ve seçim sisteminin daha işlevsel ve doğru işlemesi için ortak çalışma yapılmalı. HAYIR diyecek olanların odak noktası şahıslar değildir. Kim hangi partiyi ve hangi lideri beğeniyor ya da destekliyorsa destekler, bunda sorun yok. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Sn. Metin Feyzioğlu' ndan çok öz ve anlaşılır bir alıntı yapayım. " Apartman yöneticinizden çok memnun olabilirsiniz ama sırf bu yüzden oturduğunuz dairenin tapusunu onun üstüne geçirmeyi düşünmezsiniz " Mesele bu kadar net ! Selamlar...

01 Şubat 2017 22:53
İnsanların çoğu yaşanmamış bir hayattan ölüyor...

İki gün yatak, üçüncü gün toprak derler büyüklerimiz. En şanslı insanlar yaşamlarının sonunda eziyet çekmeden, kimseye de eziyet çektirmeden bu dünyadan ayrılanlar. Yaşlılık ve muhtaçlık da aynı bebeklik gibi aciz olma hali... Merhamet ve anlayış görmek ve özellikle hastane ve bakımevlerinde insani şartlar içinde bakılmak bir hak. Dikkat çeken yazınız için teşekkürler...

01 Şubat 2017 15:40
Son hıçkırık

Hayat ve yaşanılanlar böyle hafızada tutulabiliyor ve analizi bu kadar duru bir içgörü ve dürüstlükle yapılabiliyorsa buna gerçekten doğmak denir. Çünkü insan ana rahminden çıktığında değil, kendi gerçekliğiyle yüzleşip, kimliğini bulduğunda doğar. Özün farkına varmak için insanın kendi iç dünyasına ve yaşam kesitlerine yaptığı sondajın yansımalarını okuyoruz anılarınızda. Kadınlar bunu, burnunu çeke çeke, gözlerinden yaş gelerek yaparken, erkekler içine içine ağlar. İlk doğumda oksijenin ciğere dolmasının verdiği acıdır ağlamaya neden olan. Gerçekten doğabilmek için de yaşam boyu bazı acılara ve ağlamalara ihtiyaç vardır. Yoksa nasıl OLacağız ?

19 Ocak 2017 13:51
Ölüm

" Ölüm Allah'ın emri, ayrılık olmasaydı ! " Bir gün kendisinin ve herkesin öleceğini bildiği halde, ölümün de doğum kadar normal olduğunu geç kabul ediyor insan. Belki de ölümü mutlak son ve sonsuz bir ayrılık olarak düşündüğü için. En çok da aynı sesi bir daha duyamamak, madde boyutunda görememek ve yaşanılan anların sadece anı olduğu ve tekrarlanamayacağı gerçeği acıtır. Yaşam devam eder kalanlar için. Çok sevdiği birisi ölünce insanın yüreğinde 40 mum yanarmış. Teker teker hepsi söner bir tanesi hep kalırmış. Acının şiddeti ilk günkü gibi kalsa, yaşayamayız. Sağlıklı, mutlu günler dilerim.

18 Ocak 2017 19:01
Toplam blog
: 112
Toplam yorum
: 468
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 791
Kayıt tarihi
: 18.11.12
 
 

1967 yılında İstanbul'da doğdum.Hacettepe Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesinden 1988 yılınd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster