Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Barbie bebek evi, tavşanlı balon ve Kuantum

Sayın ONUR, bu yazınızı da okudum, oldukça akıcı yazıyorsunuz, tebrik ederim. Yazınızda söz ettiğiniz inançlarınıza da saygı duydum. Bu nedenle kabul ederseniz size KAF Suresi 16'ıncı ayati gönderiyorum: "Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. Çünkü biz, ona şah damarından daha yakınız." (50/16 Kaf: Diyanet İşleri meali) Rab'bim sizi seviyor, Rab'bim hepimizi seviyor. Başarılarınızın devamını dilerim. Saygılarımla. A.AK

17 Ocak 2013 18:02
Sanal korsanlık ya da Redhack sorunu

Sayın YILMAZ, yine önemli bir sosyal yaraya değinmişsiniz, tebrik ederim. Dokunulmazlıkların ardında yargılanamayan ya da aklanmayan yaşanmışlıklar, sosyal anlamda onarılması güç tahribatlara yol açarken öte yandan masum olanın uğradığı isnat ve iftiraları da bertaraf etmekten uzaktır. Görüşünüze katılıyorum. "Kamu kurumlarının hiç mi suçu yok?" Diye soruyorsunuz. Elbette bu, bilgisayarı başındaki kişinin, özgür tercihlerinden biridir. Tedbir olarak ilgili kamu kurumları da 'gerekli sanal güvenlik önlemleri almamış olmak' sorumluluğunu taşır. Kamu yararı için, ortaya çıkış biçimi ne olursa olsun gizli-kapaklı işler her zaman düşündürücü ve ilgi çekici olmuştur. Yazınızı baştan sona okudum, yararlandım, emeğiniz için teşekkür ederim, yüreğinize sağlık. Saygılarımla. A.AK

13 Ocak 2013 08:27
Hele bakın bu cana

"Felek cephe alsın, kader ile birleşsin,, "Türlü, türlü cefalar versin,, "Can solsun, can yorulsun dünyada,, "Can için ne deva ne ecza ara cihanda,, "Bil ki hep ağlarsın, gülemezsin. "Burakgazi 'kuruyu' da severmiş, yaşı da,, "Can acıları, İçel'de çökelek eylemiş... Eey Ramadan, Ramadan,, İnsanlık onuru sana da armağan... O halde beri yaklaş ve onu an,, Seni kötüleyen; asıl o değil mi ki bitik olan!... (Syg, svg, slm...) A.AK

10 Ocak 2013 16:13
Mona Rosa ve öyküsü

"Mona Rosa"nızı heyecanla okudum Öğretmenim; Sezai Karakoç üstadımızla Muazzez Hanımefendi, her hal kavuşamamışlar!... Soyadlarının, biri AK, diğeri KARA oluşundan belli!... Sevgili Öğretmenim,, sormuşlar; "Ferhat mı,, Şirin mi çok severdi?" El cevap!! : "Evledirseydik onları, 20 yıl sonra bir daha sorsaydık!!" Acaba yazıya konu bu şiir aynı coşkuyla yazılabilir miydi?... Aşık Veysel der ki; "Seversin, kavuşamazsın, aşk olur." Yanılıyor muyuz acaba?... Saygılarımla.

09 Ocak 2013 14:02
Anlatılmaz rüya

Sn BURAKGAZİ; "Anlatılmaz Rüya"nızı okuyunca yine kendimi alamadım. Keşanlı Ali Gülen Öğretmen'in şiiriyle yorum yazmak istiyorum bu defa..; "Diyesim geliyor ara sıra; "Hani insan olacağımıza,, "Afedersiniz EŞEK olsaydık,, "Doğaya, çevreye zarar vermeden,, "Ve düşünmeden yük taşır,, "Utanmadan yaşardık.. "Yahut da deve, manda, sığır,, "Beygir, katır olup yük çeker,, "Pastırma, sucuk, salam olur,, "Belki biz de bir işe yarardık.. "Düşünüyorum çokça, insanız,, "Doğayı, insanları soymaktan,, "Hiç utanmıyoruz, ve de,, "Birbirimizi yiyiyoruz,, "Hem de insanca..." (Ali GÜLEN).. Mizahınızı da beğendim. Gerçekten de biz eşeği severiz. Çünkü kocaman gözleriyle, kadife ensesiyle, uyumlu ve tepkisiz, sessiz sedasız bir yardımseverdir. Eşekler uysal hayvanlardır, uzun yıllar insanlara hizmet ettikleri halde en çok eziyeti insandan görmüştür eşek. Hiç sesi soluğu çıkmamıştır, zaten eşekliği de buradan gelmektedir ya!.. Tebrik ediyorum, mizah yazılarınızın da devamını diliyorum. Saygılarımla... A.AK

08 Ocak 2013 19:29
Ah insanlık, vah insanlık

Sayın BURAKGAZİ, merhaba; ilginize ,içtenlikle teşekkür ederim.(Güngör, benim mesai arkadaşımdır, Mevlana'ya atfedilen dizelerin fotokopisini bana vermişti, güzel şiirinize yorum yazarken oradan esinlendiğimi belirtmek istedim) hatalıysam bağışlayın lütfen. Arkadaşlarınızın, benim yazılarımı da okumalarından ve yorum yazmalarından memnuniyet duyarım. Sizin arkadaşlarınızı, ben de "arkadaşım" kabul ederim izin verirseniz. "Burakgazi"nin bağ ve bahçesinde olmaktan onurluyum. Siz de benim bağ ve bahçeyi gezerken yalnızca tatlı "meyveli" değil, şifalı acılı tenkitlerinizi de gönderirseniz manen daha da zenginleşirim. Yazılarınızı okumaya başladım bile.. Allah sizi seviyor, arkadaşlarınızı seviyor, hepimizi seviyor. Tanış olmaktan ötürü çok memnun oldum. Saygılar, sevgiler, selamlar. Ahmet AK "Hepimize yeterdi bir yudum sevgi, Bir kaşık sağlık, bir damla ilgi, Bir deste hayal, bir buket umut, İnsanlık onuru Rab'bimden; bellidir çizgi." (a.ak)

08 Ocak 2013 13:43
Ah insanlık, vah insanlık

Sayın BURAKGAZİ, güzel şiirinizi, yorumları ve yanıtlarınızı okudum, tebrik ve teşekkür ederim. Öğretmenevi ilgi alanınızda olduğuna göre sanırım eğitim-öğretim camiası mensubusunuz. Ne güzel, bendeniz de öyle, öğretmen çocuğu olmaktan onur duyarım. (Küçük bir düzeltme yapabilir miyim; blog bilgilerinizde "kadın" yazıyor) En çok yorum alan blogunuza katkım olabilirse şu satırları paylaşmak isterim ben de, nacizane..: Dostlarımız için kabul ederseniz mutlu olacağımı bilmenizi isterim. Saygılarımla. Ve mevsim geçer gölge veren ağaçların dalları kurur, sabır taşar mı! Canından saydığın yar bile bir gün el olur mu! Aklın şaşar dostun düşmana dönüşür mü! Düşman kalkar dost olur mu! Öyle garip bir dünya! ... * Olmaz dediğin ne varsa hepsi olur. Düşmem dersin, düşersin. Şaşmam dersin, şaşarsın. "En garibi de budur ya!..." diyor Mevlana; "Öldüm der durur yine de yaşarsın." (Bu alıntıyı Sevgili Güngör, bendenize vermişti.) Ahmet AK. İST.

07 Ocak 2013 18:02
Eğitimdeki 4+4+4'lük sarmalı

Sayın YILMAZ, 444 konulu yazınızı okudum, teşekkür ederim. Bugüne kadar olduğu gibi fedakârlık ve anlayış göstermekten başka çaremiz var mı, yok! Öyle ise yüz binlerce gencimizi ve ailelerini ilgilendiren bu sorun yıllar içinde el birliğiyle nasıl çözülecek, nasıl istikrara kavuşacaktır? Ülkemizin sahip olduğu kaynakları verimli ve etkin bir şekilde kullanmak için, mesleki ve teknik eğitimde, orta öğretimle yüksek öğretim arasında bugüne kadar kurulamamış olan ilişkiyi kurmak ve güçlendirmek için mesleki ve teknik orta öğretim kurumları ve yüksek öğretim kurumlarındaki fiziki yapıyla öğretmen ve öğretim elemanı kaynakları ortak kullanılarak ek kapasite yaratılmaya çalışıldığını biliyoruz. Mesleki ve teknik eğitim mezunlarının kendi alanlarında ileri meslek eğitimi almaları yetişkin kişiler için mesleki eğitim olanaklarını da genişletir. Bu olanaklar işletmeler, meslek okulları, meslek yüksek okulları ve üniversiteler bünyesinde gelişir,olgunlaşır. Ancak 444'te amaç başka sanırım. Sygl.

07 Ocak 2013 17:09
Eğitimdeki 4+4+4'lük sarmalı

Sayın YILMAZ, 444 konulu yazınızı okudum, teşekkür ederim. Bugüne kadar olduğu gibi fedakârlık ve anlayış göstermekten başka çaremiz var mı, yok! Öyle ise yüz binlerce gencimizi ve ailelerini ilgilendiren bu sorun yıllar içinde el birliğiyle nasıl çözülecek, nasıl istikrara kavuşacaktır? Ülkemizin sahip olduğu kaynakları verimli ve etkin bir şekilde kullanmak için, mesleki ve teknik eğitimde, orta öğretimle yüksek öğretim arasında bugüne kadar kurulamamış olan ilişkiyi kurmak ve güçlendirmek için mesleki ve teknik orta öğretim kurumları ve yüksek öğretim kurumlarındaki fiziki yapıyla öğretmen ve öğretim elemanı kaynakları ortak kullanılarak ek kapasite yaratılmaya çalışıldığını biliyoruz. Mesleki ve teknik eğitim mezunlarının kendi alanlarında ileri meslek eğitimi almaları yetişkin kişiler için mesleki eğitim olanaklarını da genişletir. Bu olanaklar işletmeler, meslek okulları, meslek yüksek okulları ve üniversiteler bünyesinde gelişir,olgunlaşır. Ancak 444'te amaç başka sanırım. Sygl.

07 Ocak 2013 17:09
Güven duymak

Sevgili Muhsin Durucan Öğretmenim; sosyal bir yaraya yine çarpıcı bir örnekle değinmişsiniz. Özellikle her sözün arasında "yemin, billâh" edenlere daha bir şüpheyle yaklaşmak gerektiği tezi, bu yazınızla bir kat daha güçlenmiş oluyor. Okuduğum yazınızda çok yerinde tespitleriniz ve uyarılarınız için şahsen ve çocuklarım adına teşekkür ederim. Saygılarımla. A.AK

05 Ocak 2013 18:34
Toplam blog
: 276
Toplam yorum
: 141
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 1077
Kayıt tarihi
: 19.11.12
 
 

Evli, 2 evlat babası, 1965'te doğdu, inançlı, müziksever, insansever, yurtsever, iyi yüzer, ünive..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster
 
 
 

 
 
     
     
     
    "Hep denedin hep yenildin, olsun gene dene, gene yenil, daha iyi yenil" (Samuel Beckett)