Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Duygu Sömürüsü

Dikkatinizi önemsiyorum, teşekkür ediyorum Nahide Hanım. Size katılmakla birlikte, Türk toplumunun değiştiği, özellikle 90 sonrası kuşağın geleneksel Türk toplumunun kodlarından farklı kodlara sahip olduğu kanaatine sahibim. Konu bence derin. Dilenciliğin belki yeni bir yönü, ama farklı saikler de var. Saygılar, selamlar.

13 Ocak 2018 12:11
Duygu Sömürüsü

Kanaatimce dilencilik arz-talep ilişkisine dayanır. Vicdanının verdiği sıkıntıyı bastırmak isteyenler oldukça dilencilik olacaktır. Sahtekar dilencilerden bahsetmişsiniz, bu konuda size katılıyorum. Sahtekar dilenciler gırla... Enstrüman çalarak para toplamak önce Batı ülkelerinde başladı, sonra yaygınlaştı, dünyaya yayıldı. Bence bu konu üzerine düşünelim. Neden? Çünkü bu olgu sadece dilencilikle açıklanamaz. Hatta, dilencilik üzerinden Doğu-Batı kıyaslaması bile yapabiliriz. Kolu bacağı kesik, sakat, mağdur ve mazur, kör, topal vs. dilenciler bir yanda; Batıda bu neden yaygın değil mesela? Doğunun kültürel sosyal, hatta dini kodlarından mı kaynaklanıyor, öyleyse sebepler ne? Ayrıca,takdir edersiniz ki, bizimki gibi toplumlarda bireyin topluluk içinde kendi potansiyelini göstermesi kolay değil. Bence bu, yeni nesil. Z kuşağı Y kuşağı diyorlar ya hani, bireysellik arttıkça bunlar daha çok görülecektir.

13 Ocak 2018 12:06
Çaylar İkiiiii

Adil Bey yüreğinize sağlık. Zevkle okudum. Çayın şanı bozulduysa şekersiz furyası çıktıktan sonra bozulmuştur. Selam ve saygıyla...

11 Ocak 2018 23:23
Elissa

Abbas Bey, geceyi gündüze yeğlediğimden midir nedir, "gececil gözleri" ayrıca beğendim, sağ olun...

11 Ocak 2018 23:01
Ahmet Haşimin Mektubundaki Anadolu

Nizamettin Bey bir cümle eksik çıkmış ama sorun değil, ayrıca yorumum iki kez çıkmış, kusuruma bakmayın, acemilik... Atatürk ve "ihmal" konusunda sizinle hemfikiriz. Katılıyorum size. İşin başka bir boyutu, pek çok konuda, ana haber bültenlerinde hava durumlarına kadar Türkiye sanki İstanbul'dan ibaret. İstanbul'un değerimiz olduğu şüphesiz ama Anadolu bence hala ihmal ediliyor. Saygılarımla...

08 Ocak 2018 22:26
Ahmet Haşimin Mektubundaki Anadolu

Nizamettin Bey dikkatiniz için teşekkür ediyorum. Katkı mahiyetindedir. Benim okumalarıma göre, Osmanlı, bir ayağı Anadolu’ya ve diğer eyaletlere, diğer ayağı Balkanlara basan bir Akdeniz imparatorluğu idi. Bu ayaklardan biri olmazsa devlet olmaz. Balkan ve Anadolu kıyaslamasında Balkanlara daha çok yatırım yapıldığı doğrudur. Ama Anadolu’suz da olmazdı. Tabii bu, yatırım, bayındırlık konularından ayrı. Ben başka bir şeye dikkat çekmek istiyorum. Var olan durumu dile getirirken, tasvir ederken Haşim’in kullandığı ifadeler dikkatimi çekti. Biliyoruz ki Haşim seçkincidir. Sade Haşim mi, o dönemin pek çok münevveri, Tanpınar dahil, elitisttir. Anadolu’nun o günkü koşulları bir yana, Haşim’in bakışı Yakup Kadri’nin Yaban’ı kadar olmasa bile, ona yaklaşıyor diyebiliriz. Bu konuda, münevverlerin, şairlerin, eli kalem tutanların İstanbul’dan hareketle Anadolu’ya baktıklarını düşünüyorum. Ki Mahmut Makal’ın Bizim Köy’üne daha çok vardır. Yani köye bakıştan söz ediyorum.Nitekim Tanpınar 30’larda yazdığı bir yazısında, yazarların köyü içeriden değil, bir misafir gibi ele aldıklarından bahseder. Bu bakışın değişmesi için Fakir Baykurt’lar beklenecektir.

08 Ocak 2018 16:04
Ahmet Haşimin Mektubundaki Anadolu

Nizamettin Bey dikkatiniz için teşekkür ediyorum. Katkı mahiyetindedir. Benim okumalarıma göre, Osmanlı, bir ayağı Anadolu’ya ve diğer eyaletlere, diğer ayağı Balkanlara basan bir Akdeniz imparatorluğu idi. Bu ayaklardan biri olmazsa devlet olmaz. Balkan ve Anadolu kıyaslamasında Balkanlara daha çok yatırım yapıldığı doğrudur. Ama Anadolu’suz da olmazdı. Tabii bu, yatırım, bayındırlık konularından ayrı. Ben başka bir şeye dikkat çekmek istiyorum. Var olan durumu dile getirirken, tasvir ederken Haşim’in kullandığı ifadeler dikkatimi çekti. Biliyoruz ki Haşim seçkincidir. Sade Haşim mi, o dönemin pek çok münevveri, Tanpınar dahil, elitisttir. Anadolu’nun o günkü koşulları bir yana, Haşim’in bakışı Yakup Kadri’nin Yaban’ı kadar olmasa bile, ona yaklaşıyor diyebiliriz. Bu konuda, münevverlerin, şairlerin, eli kalem tutanların İstanbul’dan hareketle Anadolu’ya baktıklarını düşünüyorum. Ki Mahmut Makal’ın Bizim Köy’üne daha çok vardır. Yani köye bakıştan söz ediyorum.Nitekim Tanpınar 30’larda yazdığı bir yazısında, yazarların köyü içeriden değil, bir misafir gibi ele aldıklarından bahseder. Bu bakışın değişmesi için Fakir Baykurt’lar beklenecektir.

08 Ocak 2018 16:04
Müslümanlar Yahudilerden Neden Geri Kaldı?

Erol Bey, paylaşım için teşekkürler. Eğitim sorununa tamamen katılıyorum. Ben katkı mahiyetinde bir şeyler söylemek isterim. Din ve inanç tarihinde, insanlığın çok tanrılı inanç yapısından tek tanrılı anlayışa geçmesi, tek tanrılı dinlerin ortaya çıkması önemli bir merhaledir malumunuz. Eliade başta olmak üzere pek çok bilim insanı, bu süreçte, Yahudi aklına vurgu yapmıştır. Marx, Freud ve Einstein gibi bilim adamı ve düşünürler doğrudan Yahudi olmamakla beraber, Yahudi gelenekten geldikleri açıktır. Bu da bize, yazıda belirtildiği gibi, Yahudilikte ve Yahudi olanlarda ne var ki, bu denli eğitimde, bilimde, ekonomide iyi olabiliyorlar sorusunu sorduruyor. Yahudiliğin bu entelektüel, bilimsel tarafına değinen, onu açıklayan araştıran bir kitaba rastlayamadım, çok araştırdım, ama genelde Yahudilik tarihi kitapları var. Tekrar teşekkürler, saygılarımla...

08 Ocak 2018 15:13
Gönderilmeyen Mektuplar - IV

Deneme 'ben'in ülkesi ise, mektup onun kardeşi elbette. Ama daha derinlerde bir yerde, sizinkiler belli ki daha derinden geliyor. Kendi derinliğinize inmek ve onları gün yüzüne çıkarabilmek cesaretini göstermişsiniz. Sağ olun... İçimizde yaşattığımız ya da beynimizde kurguladığımız Mehmetler, Mücerretler, dünyalar, geçmişler, gelecekler, çoğu kez, dışarıdaki gerçeğe uymuyor, ama bu çatışmadan iyi şeyler de çıkıyor, hoşça kalın...

08 Ocak 2018 00:31
Toplam blog
: 0
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
:
Kayıt tarihi
: 28.11.17
 
 

hermeshermes ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster