Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Hepimiz Öğretmeniz, Hepimiz Öğrenci

Sayın Yılmaz dikkatinize: İngilizce "KUZEN" sözcüğüyle dilimizde deyimleşmiş kaç kalıbı öldürüyorsunuz: DAYI KIZI-DAYI OĞLU AMCA KIZI-AMCA OĞLU EMMİ KIZI-EMMİ OĞLU HALA KIZI- HALA OĞLU BİBİ KIZI-BİBİ OĞLU TEYZE KIZI-TEYZE OĞLU EZE KIZI-EZE OĞLU 14 deyimleşmiş kalıbımız buharlaştı, sırf "KUZEN" sözcüğüyle. Ayrıca "Dayı-amca-teyze-hala-KUZEN"yeğen" SORUM ŞU: Yukarda öğretmenlerin yanlış ve meslek ilkesine aykırı tutumlarında söz ediyorsunuz. Ki çok haklısınız. Ama ikinci paragrafa geldiğinizde, şikayetçi olduğunuz bir duruma son derece dikkat çeken bir eleştiri yaparken, DİLİ KULLANMA KONUSUNDA AYNI ÖZENİ GÖSTERMEMİŞ OLMANIZI NEYE YORMALI? uNUTMAYIN, dAĞLARCA'NIN DEDİĞİ GİBİ "TÜRKÇEM BENİM VATANIM" (BİZİM VATANIMIZ"... Saygılarımla...

11 Temmuz 2018 21:58
Ayrılık Acısını Es Geçmeyin

Hafta içinde gün yok ki, travma yaşayarak okula gelmeyen öğrenci olmasın.Mutlak, en az beş on tanesi ağır travmalarla geliyorlar okula. Ya büyük bir sessizliği gömülüp, yalnız yanındaki arkadaşının dışında kimseyle konuşmuyorlar ya da arsızlığa verip hem dersi kaynatıyorlar hem de okulda, büyükse küçükler üzerinde terör estiriyorlar.Ayrılıkları yaşamak biz büyükler için, her zaman yinelenmese de, yaşam deneyim olan bizler işçin, çocuklara nazaran daha kolay üstesinden gelebiliyoruz.Sözün özü; her ne olursa olsun,"insan yaşadığını söylüyor" ve bu sorunu bizatihi en ağır travmayla yaşamadan da açamıyor.Hele bizim gibi kapalı toplumlarda, değer yargılarının ağır baskısı altında, psiko-terapi alan biri için, bir başka travma biçimi oluyor ne yazık. Yazınızdan, bir öğretmen olarak çok yararlandım.Ne ki, yazdıklarınıza katılmakla beraber, deyim yerindeyse yaşamın nirengi noktası, mihenginde olan biz öğretmenler için bu, karşılaştığımız gerçeklerden uzak,iyimser bir yazı olmuş. Ali Ekber Ataş

10 Temmuz 2018 09:45
Ayrılık Acısını Es Geçmeyin

Önerilmesi mutlak bir yazı. İnsanın iç dünyasında olup bitenlerin,gerçek yaşamda karşılaştığı zorluklarla aynı doğrultuda artması, kişiyi, kaçınılmaz bir çıkmaza sürükleyecektir. Mesele, sizin de ısrarla vurguladığınız "Ayrılığın acısını bastırarak biriktirmeden yaşanmasına izin vermek, sizi daha hızlıca acınızdan uzaklaştırmaya yarayacaktır." sözünüzün, yaşam gerçekliğinde kaçımızda karşılık bulduğu meselesidir. Ben bir öğretmenim, yazınızda sözünü ettiğiniz en büyük ve temel sorunların başında gelen "AYRILIK" evet, karşılıklı ilişkide kişileri yaralıyor, lakin, bundan en çok da varsa eğer çocuklar yaralanıyor.

10 Temmuz 2018 09:35
Vurulduk Ey Halkım Unutma Bizi

Sartre'ın sözüdür; "Bir insan, onu tanıyan son insan öldüğünde ölür" der. Hayatımızın nice karanlık dönemlerine ışık olmuş bir yiğit Kuvayi Milliye Devrimcisinin sonsuzluğa uğurlanışında ordaydım. Gök yarılmış, gidişine ağlar gibi boşalıyordu üstümüze yağmur olarak. Yüzbinler hep bir ağızdan haykırıyordu, onun ölümsüz olduğunu. Ne yazık ki, hayatın gerçekliği hiç de öyle değildi ve , Kemalizmin kuramcılarından birini daha, karanlık güçler, aramızdan almıştı onu. Şimdi, geride bıraktığı yapıtları ve yazılarıyla yaşıyor. Unutmadık. Unutmayacağız ve biz yaşadığımız sürece de bizimle yaşacak. Anısı önünde saygıyla eğiliyorum...

08 Temmuz 2018 14:17
Şiirin Güzel Annesi

Diyeceğim o ki, şairin tinsel ve duygu dünyasındaki katmanlarında oluşan her bir öncü ve artçı sarsıntı, şairin şiirinin doğum sancılarının habercisidir. Okuduğum bu şiirin(in), bu sancılardan geçerek dışlaştığını gördüm. Şiirin içindeki pastoral tondaki renkler, içindeki doğa görüntüleri yalın bir dil örgüsü içinde verilmiş. Kutluyorum...

01 Temmuz 2018 13:04
İnsan ve Dünyası

Nazım Hikmet, "SLAVYA KAHVESİNDE DOSTUM TAVFER'LE YARENLİK EDERKEN" şiirinde şunları diyor; yüreğini bırakıp gittiği Anadolu'suna yüzünü dönerek: "(...) Prag şehri yaldızlı bir dumandır Ve kızıl, kocaman bir elma gibi. Nezval geçer taze çıkmış kabrinden param parça yüreği de elinde ve Orhan Veli'yle karşılaşırlar Urumeli Hisarından gelir o ve telli kavağa benzer Orhanım Yüreciği delik deşik onun da. Biz de aynı loncadanız biliriz Tavfer zanaatların en kanlısı şairlik sırların sırrını öğrenmek için yüreğini yiyeceksin, yedireceksin. (...)" Şiir, bir yüreği ele geçirdi mi, derinlerine inip, oradaki cevheri ortaya çıkarmadan bırakmaz. Şair, bir şiiri anlağının rahmine düşürmeye görsün. Düştüğü andan, yayımlanıp da, şairin dışında herkesin olan şiirin doğum sürecinin sancıları hiçbir şeye benzemez. Bir annenin doğum sırasında yaşadığı fiziksel acıdır ve doğasının gereğidir. Şairin yaşadıklarıysa tüm tinsel, duygu ve düşünce dünyasının altüst edilmesiyle yaşanan bir sancıdır...

01 Temmuz 2018 13:01
Toplam blog
: 30
Toplam yorum
: 18
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 48
Kayıt tarihi
: 20.06.18
 
 

Günümüz şairlerinden. 1961 Erzincan doğumlu. Öğretmen şair. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar F..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster