Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Emek, demokrasi ve özgürlük blok'u

Edebiyatçı kimliğimden olsa gerek, her okuduğum yazıyı öncelikle "tarzı" ile yorumluyorum. "Korkularıyla yüzleşemeden bu zamana kadar gelen bir devlet anlayışının yetiştirdiği bireyler olarak...", ne kadar doğru, ne kadar özet bir cümle. Tarzınız da çok hoş, kesinlikle okuyucu yormuyor. 1980'li yıllarında sonlarında, İstanbul'da bir sinemada (Bahçelievler Ünverdi sinemasının yakınındaki sinema, adını hatırlamıyorum), bir panel düzenlenmişti. Panele İlyas Salman'da konuşmacı olarak katılmıştı. İlyas Salman'ın orada ne işi olduğuna çok anlam verememiştim o zaman. Salonda sivil polisler olduğundan emindim. Ama henüz lise 2.sınıfa gittiğim bu dönemde, solcu kimliğim beni hiç bir şeyden alıkoyamazdı. Sağcılık - solculuk, ne kadar anlamını yitirdi o günlerden sonra. "Gülünün Solduğu Akşam"ı okurken gözyaşlarımı tutamadığımı hatırlıyorum o günlerden. Emeğinize sağlık, farkında olmadan geçmişe sürüklediniz beni. Çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

24 Nisan 2011 02:05
Şiir gibi

Yazmak ilham, yayınlamak cesaret işidir. Yazan, yazdıklarını paylaşan şiir sevdalılarına kucak dolusu sevgiler. Sizin de Dünya Şiir Gününüz kutlu olsun. Saygılarımla.

21 Mart 2011 23:48
Orhan Pamuk ve "Manzaradan Parçalar"

Orhan Pamuk, tüm eserlerinde kendine bir şekilde yer veriyor zaten. Masumiyet Müzesi'nde, kendi isminde bir roman kahramanı yaratması ne kadar alışılmadık, ne kadar müthiş bir düşünceydi, değil mi ? Benim Adım Kırmızı, favorim olmak üzere Kar ve Beyaz Kale'yi de severek okudum. Kara Kitap'ı ise anlamak için çok çırpındım ama başarılı olamadım. Anlayabilenlere de imrenerek bakıyorum. Orhan Pamuk'un Moskova'daki paneline katıldım. Kendisini biraz kızdırdım galiba :) İlginize çekerse, sayfamdan okuyabilirsiniz. Çok başarılı bir yazı çıkarmışsınız. Elinize sağlık.

08 Şubat 2011 01:52
Rusya'yı Özlemek

Gençliğimin en güzel 16 yılını Rusya'da geçirdikten sonra son 1 yıldır Trablus'tayım. Birkaç haftaya kadar da Rusya'ya kesin dönüş yapıyorum. İlk zamanlar Türkiye'ye gidince Rusya'yı, Rusya'ya dönünce Türkiye'yi özlerdim. Yaşadıklarım, eski anılarımın üzerini örtmeye başladıkça anladım ki, aslında özlediğim Rusya ya da Türkiye değil, anılarımdı. Yaşadığım her güzel an, beni Türkiye'den uzaklaştırdı. Dünyada birçok ülkeyi gezdim. Her yerin kendine göre bir güzelliği var. Daha 10 gün önce, yılbaşında Moskova'daydım. Hemen ertesinde geldiğim Trablus'taki hava, muhteşem güzellikte. Ocak ayında böyle güneşli, insanı rahatsız etmeyen temiz, sıcak bir hava. Huzurlu bir çalışma ortamı ve samimi arkadaşlar. Yaşamak, yaşamın sunduğu güzelliklerden zevk almayı becermek Rusların en başarılı olduğu alan. Bana da biraz bulaştırdılar mı ne ! Saygılar.

10 Ocak 2011 00:10
İskender Pala’yı Ordudan İyi Ki Atmışlar -2 (Şah & Sultan Romanı)

Merhaba, Yazınızda "Bu üçüncü romanı İskender Pala'nın...", diye belirtmişsiniz. Burada bir dil sürçmesi mi var yoksa yanlış bir bilgiye mi sahipsiniz ? İskender Pala'nın diğer eserlerini araştırdınız mı ?

24 Kasım 2010 01:13
Dün. Bugün! Yarın?

O kadar bilimsel bir dil kullanılmış ki, nerenin sizin kendi yorumunuz, nerenin alıntı olduğunu anlayamadım. Sanki yazının tamamı alıntı gibi ! Bilimsel makalelerden yaptığınız araştırmaları biz sade vatandaşların anlayacağı dile çevirip daha kısa, anlaşılır bir dilde okurların beğenisine sunmuş olsaydınız çok daha faydalı olurdu, kanaatindeyim. Blog'da aslolanın, yazarın yorumu olduğunu düşünüyorum. Emeğinize sağlık. Sevgiler.

29 Eylül 2009 01:14
Mernis ve Kadın Olmak

Bankaların "kurumsallığından" (bilgisayarın insanı yönetmesi) kaynaklanan sıkıntıları hepimiz yaşıyoruz. Fakat düşünün ki; MERNİS fikrinin ortaya çıkış tarihi 1972. 1976 yılında Devlet Planlama Teşkilatı tarafından projelendiriliyor ve 1980 yılında proje, Ortadoğu Teknik Üniversite'sine ihale ediliyor. Benim nüfus cüzdanımı değiştirmem de sizinki gibi 5-10 dakika sürmüştü. Sabıka kaydı da aynı sürede alınabiliyor. Hep MERNİS sayesinde. MERNİS projesi henüz bitmiş değil. Yeni çıkacak nüfus "kartları" TÜBİTAK ile ortaklaşa geliştirildi. Vatandaşlık numarası aynı zamanda sosyal güvenlik numarası olacak. Bütün hastalık geçmişiniz çipte kayıtlı olacak vb. Pilot bölgede (Bolu) çalışmalar başladı. Konu benim çok ilgimi çekiyor ve gelişmeleri takip ediyorum. 2012 yılından itibaren de artık hepimizin yeni kimlik kartları olacak. 1990'lı yıllar 50 milyon dolar bulunabilse, şu anda proje çoktan tamamlanmış olacaktı. Her şey daha güzel olacak, sadece biraz sabır...

28 Ocak 2009 23:59
Akıllı Sıradanlık...

Rus edebiyatına olan ilginiz hayret verici. Daha önce bu kadar ilgili ve bilgilisine rastlamamıştım. Rusça biliyormusunuz bilmiyorum ama bir de o klasikleri rusça okuyabilseniz ! Örneğin; Tolstoy’un kullandığı kelime sayısı 90 binin üzerindedir. Düşünün artık anlatım gücünü. Bu sebeple tercüman, nerdeyse yazar kadar önem kazanıyor. Okumadan önce tercümeyi kimin yaptığına dikkat edin lütfen. Bir blog'umda yazdım ne kadar kötü tercümeler yapılabildiğini. Mehmet Özgül’ün rusçadan yaptığı çeviriler harikadır, tavsiye ederim. Türkçe'ye çevrilen eserleri var mı, bilmiyorum ama Mihail Bulgakov'un eserlerini şiddetle tavsiye ederim.

27 Ocak 2009 00:24
Küba'da çanlar kimin için çalıyor?

İspanyolca söylenişi ile "mohito", benim de çok severek içtiğim bir içki. Hemingway'in sürekli takıldığı ve favori içkisi daiquiri'sini içtiği "Floridita" barında bulunmak çok hoştu. Her zaman oturduğu köşeye heykelini yapmışlar. Hotel Sevilla'da kalmıştık eşimle Havana'da. Al Capone'da kalmış zamanında bu otelde ! Zamanın mafya babalarının gittiği Tropicana'ya da gitmiştik. Aslında çok bir özelliği yok ve çok pahalı ama yine de o ortamda bulunmak hoştu. Sahildeki kalede 200 yıl öncesinden kalma gelenek, sokağa çıkma yasağını bildiren top atışını yerinde görmüştük ! Ben Havana'ya bayıldım. Gitmekle de uzun zamandır kurduğum (bekarken kurmuştum o hayali !) hayalimi gerçekleştirmiş oldum. Aslında bir konuda haklısınız. Havana'yı gezerken hiçbir şeye hayret etmedim. Sanki hepsini daha önce bir yerlerde görmüş, okumuş gibiydim. Sadece yerli halkın bu kadar sefil yaşayacağını beklemiyordum ama halk sanki halinden memnun gibi gözüküyordu. Ne dersiniz ?

20 Ocak 2009 00:15
İnsan! Yakıyorsun canımı...

Osmanlı tarihine baktığımızda, kayda değer hizmetleri yapanların hepsinin müslümanlığı kabul etmiş gayrimüslimler olduğu görülüyor. Osmanlı'ya ilk matbaayı getiren İbrahim Müteferrika(Macar), en ünlü mimarımız Mimar Sinan (Ermeni), ilk romanı yazan Şemseddin Sami (Arnavut), ünlü kaptanımız Barbaros Hayrettin Paşa (Rum). bütün padişah eşleri yabancı... Beni çıldırtan şey; böyle bir devlet geleneğinden geliyor olmamıza rağmen, her fırsatta tarihimizden, ne büyük bir millet olduğumuzdan, diğer semavi dinlere olan saygımızdan, gittiğimiz yere barış götürmemizden bahsederiz. Ama bir yandan da Ermeni gazeteci öldürürüz, buna alkış tutarız, insanları otelde cayır cayır yakarız, hristiyan misyonerliği yapıyorlar diye boğazlarını keseriz, rahip öldürürüz, "köpekler girebilir, Yahudiler ve Ermeniler giremez", diye yazılar asarız otelimize, kürt köylülere dışkı yediririz. Hepsini de vatan-millet adına yaptığımızı söyleriz. Belki de haklılar, bakın vatan-millet hala ayakta !

18 Ocak 2009 02:05
Toplam blog
: 70
Toplam yorum
: 99
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 2487
Kayıt tarihi
: 28.12.08
 
 

1992 yılından beri yurtdışında yaşıyorum. Moskova Maksim Gorki Edebiyat Enstitüsü mezunuyum. Mosk..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster