Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Temmuzda filminde Melek’ in şarkısı

İlk dinleyişte aşık oldum müziğe ve sözlerine... Gerçekten de harika idi, film de beklediğimden güzel çıktı, sırf o müzik ve sözleri için bile seyredilebilir... Müziğin bestecisi kim, biliyor musunuz?

25 Aralık 2006 07:52
Yeni yılda...

Hoş bir Fulya yazısı olmuş yine:)... Ben de senin kadar iyimser olabilsem keşke... Sana da mutlu yıllar.

25 Aralık 2006 07:46
Ertuğrul Özkök'e açık mektup

Yazınızı okudum ve izninizle katılmadığım noktaları belirtmek istiyorum,öncelikle bu Papa'nın kıbleye dönerek huzur duruşuyla camide dua etmesi, bahsettiğiniz gibi "klasik bir ritüel" değildir ve bu jest gözardı edilmemelidir, dolayısıyla pek tabi sayın Özkök'ün bu jeste karşılık olarak sayın Bardakoğlu'nun kilisede haç çıkartmasını istemesi doğaldır, zaten kendisi de ayini yönetsin demiyorAyrıca Tanrı Hz. Musa'dan Museviliği tüm dünyaya yaymasını istemiştir,ancak bu dini kabul eden Yahudiler kendilerini "seçilmiş millet" olarak gördüklerinden,Musevilik tüm dünyaya yayılmadı, bunun üzerine Tanrı Hz.İsa'yı yeryüzüne göndererek, Hristiyanlığın tüm dünyaya yayılmasını istedi,zira bu durum misyonerliğn çıkış noktasıdır,ayrıca tek din vardır diyerek dinler arası dialoğu baştan engelliyorusunuz,bu durumda şu soru sorulmalı:Acaba kimin gerçekten empatisini geliştirmeye ihtiyacı var;yaptığı jestlerle empati kurmak somutca istediğini belirten Papa mı,sizin gibi düşünen Müslümanların mı?Saygıyla

05 Aralık 2006 00:32
1915'te Ne Oldu?

Öncelikle yorumuma bir tespitte bulunarak başlamak istiyorum soruları 10-15 sene önce sorsaydınız eğer, vatan hainliği ile suçlanırdınız, bugün bu soruları sorabilmemiz Türkiye'nin 10-15 senesi öncesinden ne kadar ileride olduğunu gösterirBenim şahsi görüşüm, bu soruların ancak gerçek anlamda vatanını gerçekten seven kişiler tarafından sorulması gerektiğidir aksi halde yaptığımız devekuşunun kendi kafasını toprağa gömmesinden ileriye gitmez. Sorduğunuz sorulara "bir işe yaramayabiir" demişsiniz ama başta konuya daha bilinçli yaklaşmak olmak üzere "çok" işe yarar,zira felsefe de cevap bulmaktan önce soru sormaya dayanır Bunun yanı sıra, yazınızın son paragragındaki fikre tamamen katılıyorum, kanımca listeye dönemin sorumusuz ve zalim Alman liderleri de katılabilir Bu soruları sorabildiğiniz için sizi tebrik etmek isterim.Sizin bu sorularınıza ben de tek bir soruyla karşılık vermek isterim," Madem aklın yolu birdir, niçin konuyu araştıran diğer araştırmacılar da bu soruları sormazlar?"

16 Kasım 2006 07:47
Spirituel yolda ilerlemek

Yazınızı beğenerek okudum ve yazıda geçen bazı noktaları da hayatımda az çok sizin belirttiğiniz şekilde uygulmaya çalışsam da bazen başaramadığımı söyleyebilirm, mesela alttan 2. paragraftaki ilk üç cümlenizi biraz daha açabilir misiniz? Yitirdiğimiz birinin kaybedilmemiş olması nasıl mümkündür? Ayrıca sizin "yüksek farkındalık" diye bahsettiğniz şeyin sonucunda yapabileceğimiz şeyler, dinde de yeri vardır, mesela nasıl bir kişi yüksek farkındalığına erişebilir? Bazen hayatı olduğu gibi bırakma ile, kadercilik arasında ilişki kurulmuyor mu aynı zamanda? Cevaplar için teşekkürler.

15 Kasım 2006 09:44
Deli coşku

Sevgili Fulya, bilmem biliyor musun şu anda en çok yorum alan kişi sensin hem de açık ara farkla, sanırım bunun nedenlerinden biri de yorumlara verdiğin cevaplar, yani verdiğin cevaplarda yazdığın her konuya ne kadar hakim olduğunu gösteriyorsun bu yüzden insanın birden fazla yorum yapası geliyor, senin farklı ifadelerle aynı konuyu ne kadar iyi ifade ettiğini bilerek... Her ne kadar ben planlı-programlı biri olmasam da yine de planın gerekliliğine inanırım, baksana şu Almanlara iki dünya savaşında da yerle bir oldular ama bugün Avrupa'nın en zengin ve kalabalık ülkesi... İnsanlar aşağıda plan yaparken Tanrı gülebilir, ama üzülebilir de, verdiğim aklı niye kullanmıyorlar diye?... Sevgiler.

04 Kasım 2006 22:18
Cevabı olmayan tek soru belki de "ölüm"

Öncelikle hoşgeldin demek istiyorum Sıla bizlerin arasına. Yaşadığın olay karşısında duygularını az çok anlayabiliyorum çünkü bundan 5 sene önce ben 17 yaşındayken annemi kanserden kaybettiğimde ben de benzer şeyleri hissetmiştim, aslında anı yaşamanın gerektiği, birçok şeyi çok gerektiğinden fazla önemsememek gibi... Ancak hayat devam ediyor, dolayısıyla bize de hayatın kendi koyduğu kuralar doğrultusunda yaşamak kalıyor... Carpe Diem ise hoş bir şarkı sözü gibi kalıyor güzel bir melodide...

04 Kasım 2006 21:52
Kabullenmek ...

Başkalarına benzememe isteğini çok olumlu karşılıyorum. Ama yazından edindiğim izlenim sanki sırf başkalarına benzememek için siyah giydiğin şeklinde. Bilmem doğru mu anladım?Ama o zaman da, siyah giyen insanlara benzemiş olmaz mısın sevgili Fulya?... Ayrıca bayramını da kutlarım.Sevgiler

25 Ekim 2006 00:52
Bir kentin yalnızlığı

Her ne kadar da Ani'ye gitmesem de Efes'i gezdiğimde aynı şeyleri ben de hisstemiştim. Yürüdüğüm mermer yollardan bir zamanlar Efeslilerin de yürümüş olması gerçekten de farklı bir duygu. Hele bulunduğum Meryem Ana Evi'nde bir zamanlar Meryem Ana'ın da yaşamış olmasını bilmek bir zamanlar, gerçekten de farklı bir duygu... Ayrıca bayramını da kutlarım.Sirov

25 Ekim 2006 00:35
Nasıl blog yazılır? (Ig Nobel'i alacak araştırma tezim)

Sevgili Başak, eğer Ig-Nobel jürisinde olsaydım, bu yazının ödül alması için elimden geleni yapardım. Gerçekten de çok hoş bir yazı...Sevgiler

09 Ekim 2006 21:32
Toplam blog
: 112
Toplam yorum
: 142
Toplam mesaj
: 29
Ort. okunma sayısı
: 3589
Kayıt tarihi
: 22.07.06
 
 

İstanbul'da doğdum. Metalurji ve Malzeme Mühendisliği mezunuyum. Felsefe, sanat tarihi, müzik özel i..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster