Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Aklıma gelenleri söylemem lazım

Şu kaçmak meselesi her insanın aklında bir şekilde yer ediniyor kendine galiba. (En azından benim öyle :) Kaçıp gitmek dünyadan, hayattan, insanlardan ve bizi yoran herşeyden saklanmak ve hayat boyu arayıp durduğumuz huzuru bulabilmek umuduyla aklımızın içinde koşup duran, arkasına bakmadan kaçıp giden adamlar/kadınlar taşıyoruz. Geçen gün ne kadar çok "yapmam lazım"la biten cümleler kurduğumu farkettim. İşte bizi kaçmaya iten bütün bu zorunluluklar galiba. O zorunluluklarla öyle bir çevrelenmiş hayatımız var ki sanki özgürlükten yoksun köleler gibiyiz. Ve her köle kaçma hayalleri ile yaşar... Değil mi?

26 Mart 2008 09:02
Voltran: Evrenin Koruyucusu Bölüm 1

Ayakları ve bacakları oluşturun!// Kolları ve gövdeyi oluşturun!// Hadi canım hadi beni yormayın, yapın bişeyler işte. Kendi başınıza bir iş yapamıyorsunuz beaaaa... Aslında şöyle pek karamsar ve eskiye özlem duyan bir yorum da yapılabilirdi: Ah cicim ah o eski birlik duygusu mu kaldı ki şimdi? Herkes kendine voltran gari... Harikaydı Zey :))

26 Mart 2008 08:44
Mükemmel insanlar, tökezleyen yaşamlar, sorular

Sabah haberin ayrıntılarını okurken o evde, anne ve kızı arasında yaşanmış olabilecekler üzerine dakikalarca kafa yordum. Ve benim de aklıma şu soru takıldı: Hayatta bir alanda başarılı olurken diğer alanlarda çuvallıyor muyuz acaba? Yani iş hayatında çok başarılı iken ev hayatımızda aynı başarıyı elde edemiyor muyuz? Hayatın her alanında mükemmel olmaya çalışırken tüm bunlara yetişemiyor, bir yanımızı ihmal mi ediyoruz acaba? Olayı ancak gazetelerden okuduklarımız kadar bilebiliyoruz elbet. Yaşananlar, söylenmiş sözler, o sözlerin onlar üzerinde yarattığı etkiler neler tam olarak bilemeyeceğiz. Sadece tahminlerimiz olacak. Çünkü insan öyle karmaşık bir biçimlenmeye sahip ki çözmek, çözebilmek neredeyse imkansız. Saygılarımla...

25 Mart 2008 14:02
İşe yaramaz pişmanlıklar!

Hani derler ya "tüm insanların içinde aslında iyilik vardır önemli olan o iyiliği ortaya çıkarmaktır." Buna şiddetle inanmak istiyorum ama böyle olayları duyunca "acaba?" sorusunu sormadan edemiyorum. Kendisini dünyaya getiren anneye böyle davranan birinin içinde "aslında iyilik ve vicdan olduğundan" söz edebilir miyiz? Bilemiyorum gerçekten...

25 Mart 2008 09:04
O gözler...

Bir kez okudum... Bir kez daha içime çeke çeke... Sevgimle sana...

25 Mart 2008 00:01
Naazamca

İnsanlar genelde huysuz insanlardan şikayet ederler ama çok ilginçtir huysuz insanlar çoğu zaman altın kalpli olurlar. Benim çocukluğumda da tıpkı bu tarife uyan bir bakkal amca vardı. Hilmi Dayı derdik. Ona neden dayı diye hitap edilirdi hiç bir fikrim yok ama dünyanın en huysuz ve en tatlı adamıydı toprağı bol olsun. Ve bir de şu an hala bakkal olan amcalar gerçekten kahramanlar. Bu devirde inatla koca devlere karşı savaşabildiklerine göre bir kahramana duyulması gereken saygıyı hakediyorlar.

24 Mart 2008 23:12
Üç metre köstek, otuz sıra inci

Yazdıklarını saklayanlar, çekmecelerde tutanlar ve içi dolu dolu olduğu halde "söyleyecek birşeyim yok bu dünyaya" diyenler... A benim canım, neden hep senin gibiler tek cümlesiyle koca bir hayat yaratanlar yani, kabuk yapar içine gizlenirler... Düşünürüm de, o kabukların içindeki koca dünyalar sustuğu için mi boş tenekelerin sesi bunca çok çıkıyor... Affet beni ama cümlelerini çekmecelerinde tutmana gönlüm razı gelmiyor... Dünyaya söyleyecek hiç birşeyin yok öyle mi? Öyle mi? Öyle mi? Öyle mi................

24 Mart 2008 23:04
Dilenci vapuru

Dün birine (iş arkadaşım) dedim ki: "Ben çiftçi olmak istiyorum. Zeytin bahçem olsun istiyorum." dedim. Şaşırmadı ama daha beteri oldu: "Ayakların yere bassın" dedi. Ben de "hoşçakal hatta elveda" dedim. Yani sana şaşıran biri hayallerini tepe taklak eden birinden iyidir. Şimdi git sana şaşıran o adama sarıl derim :) Beterin beteri var yahu. Bu arada haklısın: "Akşam olsa da eve gitsek" Sonuç: bu kafayla sonumuz pek iyi olmaz gibi geliyor bana. Ne diyosun? :) Harika bir yazıydı.

21 Mart 2008 09:57
Bir delinin günlüğünden / Dantel keyfi

Önümüzdeki 50 yıl içinde dantel ve ona benzer hiç birşey görmek istemiyoruuuuum... Lütfen lütfen lütfen kitaplarımda uzak dur senin dantellerin yüzünden aradığım hiç bir kitabı bulamadığım gibi annemin arkadaşları Kurt Vonnegut ve Paul Auster'in kitaplarını dantel kitabı sanıp aldılar yaaa :(((

21 Mart 2008 09:45
Bugünüm yarın olsa

O hanım abla diyor ya: "Manyak bu insanlar herkesin kendine göre derdi var" diye. Ben birinden böyle bir laf duyunca kıs kıs gülüyorum. Çünkü işin komik yanı hepimizde, kendimizi ve arkadaşlarımızı normal sanmak ve diğer tüm insanları "kendine göre manyaklıkları olanlar" sınıfına dahil etmek gibi bir durum var. Benim en normal halim onlara manyaklık gibi gözükürken, onların normal hali de bana öyle gözüküyor :) Sonuç: Hepimizin kendine göre derdi değil kendine göre manyaklıkları var :)

21 Mart 2008 08:50
Toplam blog
: 408
Toplam yorum
: 4068
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1066
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster