Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Soğuk günlerde insanın içini ısıtan nefis bir çorba

En sevdiğim çorbayı yazacaksınız bende katkıda bulunmayacağım. Olur mu?:))Kökeni Doğu Asyadan gelen Türklere dayanmakta. Her türlü yiyeceği kurutarak saklamaya çalışmışlar ve yoğurdun saklanması için de Tarhana çorbasını bulmuşlardır. Her yöremizin kendine has Tarhana çorbası vardır. Yaygın olan bir söylenceye göre tarhana çorbasının öyküsü şöyledir: Vaktiyle bir hükümdar, bir fakir evine misafir olmuş. Kendisine ikram edilen çorbayı çok sevip, ev sahiplerine övgüde bulunarak "bu ne çorbası" diye sorunca, çorbayı hazırlayan kadın "Dar Hane çorbasıdır, kusura bakmayın" şeklinde yanıt vermiş. Bu hoş öykünün gerçekliği ne denli tartışmalı olursa olsun, kimi zaman darhane çorbası tarhana ismi yerine kullanılagelmiştir.

23 Kasım 2006 11:42
Işık Terapisi

Üniversitede (gençliğin etkisiyle)geceyarıları ve hatta sabahlara kadar otururduk. Daha sonra iş hayatıyla birlikte geceyarısını geçiremez oldum. Ve farkettim ki tam bir "aydınlıksever" olmuşum. Şimdi akşamları en geç 23:00 Gibi atıp mutlaka saat 06:00'da kalkıyorum. "Aydınlıksever" olmak sizinde belirttiğiniz gibi insanın ruh haline mutlaka yansıyor.

17 Kasım 2006 16:11
Ehl-i keyif

Eski bir barmen olmam hasebiyle rakıyı bu kadar güzel tarif etmişsiniz birkaç öneride ben getirmek isterim; Rakıyı şu anda içtiğimiz bardaklar aslında viski bardağı, rakı kısa, ince ve bacaksız kadehle içilirse çok daha keyifli olabilir. Eğer rakının içerisine (artık yeni şişeler izin vermiyor ama) birkaç parça damla sakızı koyarak birkaç gün beklerseniz o rakının kokusu ve tadındaki değişikliğe şaşırabilirsiniz. Birebir koyma konusu bence tamamen damak zevkidir. Rakıya su karıştırdığınızda kokteyl yapmış olursunuz, içkiler sek içildiğinde kendi ismiyle anılırlar. İçine bir şey kattığınızda bir de lakap vermek gerekir ki rakıda bu yoktur. Soğuk rakıyı elmayı bardak gibi oyup içine koydutan sonra her yudumda bir ısırık alarak içmek doğu bölgemizin usullerindendir. Daha yazacak çok şey geliyor aklıma ama yorum yazma adabını bozmamak için burada kesiyorum. Elinize sağlık güzel yazmışsınız.

14 Kasım 2006 18:42
''Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol''

Erol Evgin, Harbiye Açık Hava tiyatrosundaki konserinde benim imaj maker'ım Mevlana'dır demişti. Yani felsefem "Ya olduğun gibi görün yada göründüğün gibi ol" Çok etkileyici ve keyifli bir örneklemeydi. Ben insanın olduğu gibi görünebilmesinin kolay ama göründüğü gibi olmasının zor olduğunu düşünenlerdenim. "Ne insanlar gördük üzerlerinde elbiseleri yoktu, ne elbiseler gördük içinde insan yoktu" Elinize sağlık güzel yazmışsınız.

14 Kasım 2006 18:35
Bu fener şimdi yok

Türkiye'deki deniz fenerlerinin büyük bir kısmının Fransızlara 99 yıllığına kiralık olduğunu söylemişti bir tanıdığım. Ben her fener gördüğümde uyanık Fransızlar "muhtemel istihbarat amelleri" için buraları kiralamışlardır diye düşünürüm hep. Bu konunun hiç araştırılıp yazılmamasıda beni ayrıca şaşırtmıştır.

12 Kasım 2006 14:32
Kategorize Etmeyelim Lütfen!

Sanki bir paradoks var: Herkes istediği gibi yazsın kimse onlara kalıp yada kurallar getirmesin demek o eleştiriyi getireni kısıtlamak olmuyor mu? Benceherkes gerçekten kural getirmekte olsa, içinden geleni yazmakta olsa, ahlak kurallarına bağlı kaldığı sürece istediğini yazsın. Başkalarını rencide etmek tabiki kabul edilemez ancak kimin neye alınacağını bazen kestirmek çok zor oluyor. Ben X konusunun nasıl ele alınması gerektiği konusunda katı bir fikre sahipsem ve burada yazar isem bu fikrime ters düşen her yazıyı eleştiririm vehatta engellemeye çalırım diye düşünüyorum. Ki böyle yazarlarımız mevcut.

10 Kasım 2006 07:56
Yazık... Kimsenin ipinde değil!

2238 ve 2594 sayılı yasalara göre organlarını bağışlamak isteyen biri iki tanıkla birlikte organlarını bağışladığını belirten bir belgeyi doldurur. Bu belgeyi yetkili kurumlara (Sağlık Müdürlüklerinde, Hastanelerde, Emniyet Müdürlüklerinde (Ehliyet Alımı Sırasında), Organ Nakli Yapan Merkezlerde, Organ nakli ile ilgilenen Vakıf, Dernek vs. kuruluşlarda) teslim eder. Sürücü belgesi olanlar da ‘‘organlarımı bağışlıyorum’’ bölümünü işaretleyerek bağış yapmış olurlar. Organların tümü, birkaçı ya da biri bağışlanabilir. Daha sonra vazgeçilirse belgeyi imha etmek ya da ‘‘organlarımı bağışlamıyorum’’ yazılı bir belge taşımak yeterli. Diyanet’in kararı ile ilgili şüphesi olanlar için : http://www.diyanet.gov.tr/ turkish/karar.asp?id=3&sorgu=1 Ayrıca bu konudaki kanun: http://www.bsm.gov.tr/org-bagis_mvz.htm

08 Kasım 2006 09:03
Çocukları beslemek !

Amerika'da obezitenin şekilsizleştirdiği insanlar içler acısı. Öte yandan obezite yada fazla kilonun en büyük riski herhangi birhastalık durumunda "tedavi edilememek" Çok kilolu insanla ameliyat edilemiyor, ilaç dozları kiloya bağlı olabiliyor, damar bulunamıyor vb. Çocuğunuzun geleceği için beslenme alışkanlığı çok önemli.

07 Kasım 2006 17:45
İlk ve son kez:"aşk" nedir?

Gerçekten çok güzel dile getirmişsiniz, size tamamen katılıyorum.

07 Kasım 2006 17:33
Rumca ve Fransızca şarkılar

Fransız "chanson" müziklerini hep çok sevdim. Gecekondu bölgesi anlamına gelen bu kelime ile o bölgelerden doğan müzik özellikle Danny Brilliant ile mükemmel bir tad bırakıyor insanda.

07 Kasım 2006 08:41
Toplam blog
: 578
Toplam yorum
: 604
Toplam mesaj
: 105
Ort. okunma sayısı
: 5260
Kayıt tarihi
: 23.06.06
 
 

Superonline danışmanlık, İktisat Bankası' nda ilk palm bankacılığı uygulaması, 5 yıl Garanti E-Ticar..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster