Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Çarşı esnafı, ''Blog'cu'' güzelini seçti bile !..

Gencecik yaşında tomurcuk açar gülleri, Olgunluğunda coşar, şakıtır bülbülleri Tutarken özen ister, batar yoksa dikeni.. Kimi saksıda büyür, kimi özgür; bahçede, İlle de bakım gerek, dört mevsim açsın diye. ;)))

02 Aralık 2008 11:56
Büyükada'nın SİMİT TOSTU!..

Senin elin değer de lezzetsiz olur mu hiç bir yemek?!! Sen taş kavursam lezzetlendirirsin vallahi.. Çekimler de 10 numara ama Muzaffer abimin istediği detay çekimlere pek çalışmamışsın gibi geldi bana :)) Benim evde çektiklerimizle birazcık kapatmışız o açığı bak :)) Büyükada ziyaretimizde çayın yanında ne götüreceğimiz belli artık :)) Sağlıkla kal canım..

25 Kasım 2008 15:55
Garden Fiesta... Öncesi ve Sonrası...

İyiki benim DOSTum olmuşsun Semoşum.. Ve iyi ki gelmişsiniz bana :)) Eğer çalışmasaydım, meze manyağı yapardım hepinizi ama verilmiş sadakanız varmış; yıttınız. Dışardan belli etmiyormuşum ama fena aşçı değilimdir. (Hatta fazla tevazuya gerek yok, laf aramızda iyiyimdir canımcığım) :)) Keşke daha sık gelebilsek bir araya.. Simit tost hazırlarken çekilmiş kareler bende. Kendim bir blog yazıp, hava atacaktım ama kıyamadım gene bak. Sana göndereyim o fotoğraları, ekleyiver bari yazının altına fıstığım.. Sağlıcakla kal ve hep biz

22 Kasım 2008 10:39
Kadın evdir, erkek misafir

'yorumsuz' demek istedim.. Kal sağlıcakla..

17 Kasım 2008 12:58
MB Yakışıklısı / 2008

Bu yarışmaya müdahil olmak niyetinde değidim ama Alev (Meisel) Hanıma verilmiş bir 'bahşiş' sözüm var. Yani, 'elim mahkum' bir anlamda :))) 1. adayım size torpilli gibi gelmesin sakın, o benim gönlümün yakışıklısı, n'apiim :))) 1- Ömer Sebahattin Çetin.. 2- Çalışkan Adem.. 3- Murat Yavan.. Hadi bakem! İyi olan kazansın. Toy toy toy! (Bunu Alev hanıma sor, o tercüme ediversin arkadaşım :)))

16 Kasım 2008 17:29
Issız Adam

Canım Semoşum.. Yorumuma cevabında demişsin ki; ''Birlikte çalıştığın insanı tanıman doğal''.. Bunu düzeltme ihtiyacı hissettim izninle. Ben Çağan'la hiç ama hiç birlikte çalışmadım. Hatta, üniversiteden mezun olduktan sonra (iş ortamında), hiç yanyana bile gelmedik. Üniversite dönemimde çok can arkadaşlarımdan biriydi. Mezuniyet kitapçığımızda (sınıf 150 kişinin üstünde olmasına rağmen), sadece çok samimi olduğumuz ve tanıdığımız 3-5 arkadaşımız için yer ayırma şansımız olmuştur ve Çağan'da bunlardan biri olabilecek denli sevdiğim ve yakın addettiğim bir arkadaşımdı, o kadar! Biz sadece arkadaştık.. İş arkadaşlığına dönüşmedi bu hiç! (Laf aramızda dönüşebilseydi keşke. Bu kadar benimle aynı gözle bakan bir fikir ve gönüldaşımla çalışmak ayrıca bir zevk olurdu).. Başlıkta da yazmıştım zaten 'arkadaş olarak kırgınım' diye. Ama arkadaşlıklar seçilir. Doğuştan gelmez ve dikte edilmez adama. Bir tercihtir yani! Demek ki öylesini tercih etmiş.. Saygı duymak gerek :)) Kal sağlıcakla fıstığım

15 Kasım 2008 09:16
Gurubumuz

Benim burcum en kükreyeninden. Ormanlar kralı.. Gerçi otuzumdan sonra burcum yükselmiş yükselmiş, daha dengeli bir burca terfi etmişim, ruhumdaki terazi daha dengeli tartıyormuş (ki bu 30 lu yıllara girişim 9 sene öncesine tekabül eder) :)) Vallahi hem yıldızım güneş hemi de kan grubun pozitif! Hemi de 0RH pozitif. N'olcak şimdi doktor hanımcığım? Çok mu tehlikeli durumum? Hiç ümit yok mu? :))

14 Kasım 2008 17:01
Issız Adam

Arkadaş olarak hissettiğim kırgınlık, onun ustalığına halel getirmez, biliyorum. :)) Bence Çağan, Türk sinema tarihinin en başarılı hikaye anlatıcısı ve en başarılı 'yüzleştircisi''.. İnsanı, bir yerinden öylesine ustalıkla yakalayıp çekiyorki hikayenin içine.. Ve öylesine çıplak ve savunmasız bırakabiliyor ki kendi iç dünyasında. Sonra da insan, çevresindekilerden daha çok, kendi içine dönüp sorma ihtiyacı hissediyor ''Ya ben?!!'' diye.. İşte sanatçı, eğer (gözünün içine sokmadan), ustaca verebiliyorsa bu duyguyu.. Ve insanı (kendi kendine) soru sormaya, düşünmeye sevk edebiliyorsa, eseri amacına ulaşmış demektir. Çağan izleyicisini, elindeki aynayla yüz yüze bırakmayı ve kenardan hınzırca gülümsemeyi başarabilen, çok sağlam bir 'üstat' bana kalırsa. Ve bunu daha çok yapacak gibi görünüyor. Biz izleyicilerin işi çok zor onun gibi usta bir anlatıcının karşısında. Zırhlarını kuşanıp girsen de o salona, ayna karşısında çırçıplak kalmak durumunda..Hem ona hem bize kolay gelsin Semoşumm :)

14 Kasım 2008 14:53
Bürokrasi, hayırseverliği baltalıyor mu ?..

Diyemiyorum. Kafası boş, yüreği loş insanların yetişip mevki, makam sahibi olmalarının ardından olacağı buydu. İçi boş fikirlerini ulu orta söyleyenlerin itibar kazandığı hatta İKTİDAR kazandığı bir ülkede , İncir çekirdeğini doldurmayacak düşüncelerin gündem değiştirdiği, örümcek ağı sarmış beyinleriyle mahalle baskısı olgusunu yaratanların, cehalet karanlığının aydınlık gelecek olarak sunmaya çabalayanların, kişisel husumetlerini kusmak için fırsat yakalayanların, tek özellikleri topluma ait değerler ile alay etmek ve aşağılamak olanların makamlara getirilerek ödüllendirildiği bir erk anlayışının var olduğu Türkiyemizde, Salih İŞGÖREN ve Ahmet URKAY gibi aydınlık yürekli insanların ışıklarını karartmaya çalışacaklardır. Yılmamalarını diliyor aracılığınız ile onlara şükranlarımı sunuyorum

13 Kasım 2008 19:37
Kafa göz yarmadan, Blogcu güzeli seçer miyiz?

'Ben giderim adım kalır,, dostlar beni hatırlasın' misali bir film nasip olur inşallah bir gün. Ama önce yazmak gerek bittabi üstat :)) Şİmdilik madem büyük projelere kalkışamıyoruz (bu ara para durumları da sakat), negatif filmiydi, kamerasıydı, kameramanıydı, ışığıydı, monitörüydü (ve en önemlisi) yönetmen sandalyesiydi falan almak da pahalıya patlar (Sandalyesiz çekmem abi) :)) Sen bu seferlik fotoğraflarla idare et, ben de fotoları seri çekim modunda alayım. Hızlı hızlı bakarken film gibi olur zaten. İmkansızlığın gözü kör olsun :)))

11 Kasım 2008 14:38
Toplam blog
: 130
Toplam yorum
: 889
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 2037
Kayıt tarihi
: 22.06.06
 
 

1969 İstanbul'unda açmışım gözlerimi bu dünyaya... Ege Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu, şimd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster