Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Belki birazdan kapı da çalar

Ben biraz gecikmeli okudum ama yorumlayamadan da edemedim. Benim hissettiklerimi Fulya zaten dillendirmiş. Fulya'ya hitaben diyorum ki ''Al benden de o kadar!'' Kaleminize sağlık :))

02 Eylül 2006 16:52
Yağmur yağarken

Merhabalar. Daha önce benzer duygularla ben de bir yazı kaleme almış olduğumdan, yazınız ilgimi çekti. Ortak felsefeyi paylaşan biri olmanın verdiği mutlulukla sadece yazdıklarınıza katıldığımı belirtme ihtiyacı hissettim. O kadar! Kaleminize sağlık..

02 Eylül 2006 13:57
Gözlere bakmak

Bahsettiğiniz şeyi yapabilen bir kadın olarak biliyorum ki varız! Ama çok da tercih edilmiyor ve aksine ''kaçılan'' oluyoruz inanın. ''Cesur, kendine güvenen, gururlu ve akıllı'' diye sıralamışsınız ya?.. Eğer bir kadının kendine güven duygusuyla beslenen bir cesareti varsa(herkese ve herşeye karşı), guruluysa (hakaretlere karşı koyuyor, kendini ezdiriyor ancak ezmemek konusunda da özenli davranıyorsa) ve hele de akıllıysa işi çok zorlaşıyor inanın.Çünkü erkekler genelde böyle kadınları anlamak, desteklemek ve kolunda taşımak konusunda pek de hevesli olmuyorlar. Aksine, hani ''Çingene Kızı'' yazınızda da anlattığınız gibi, yaprakları koparılsa da, kabukları soyulsa da, gövdesine derin çentikler atılsa da sesi çıkmayacak, tepki göstermeyecek ama öte yandan serin gölgesinden de mahrum bırakmayacak kadınları görmek istiyorlar karşılarında. Tıpkı söğüt ağaçları gibi.. Ama unutmayın. Söğüt'ler çabuk kök salar ve geliştiriler.Hem? Söğüt ağaçlarının zaten gözleri de yoktur ki!.. Mutlu günle

02 Eylül 2006 13:53
Yapay sevgi

Özdemir Erdoğan'ın bir şarkısı kısmen de olsa bir yanıt anlamı taşıyabilir mi acaba burda?.. ''Sevgi anlaşmak değildir, nedensiz de sevilir. Bazen, küçük bir an için ömür bile verilir..'' Ki verilmiştir de zaten..Nice sevgiler, nice küçük ama değerli anlar uğruna nice ömürler verilmiştir yüzyıllar, hatta bin yıllardır. Ama en güzeli galiba, şarkı sözlerinin devamında ifade edilenler.. ''Hayatta en zor olan, bir insanı tanımak! kabul etmek huylarını, değişmeden ''BİR'' olmak!''

01 Eylül 2006 17:19
Aynanı kırdın

''Biz'' olmanın başarılamadığı ilişkilerde maalesef paylaşım da olamıyor. ''Ben'' duygusuyla, hem karşısındakini hem de karşısındaki ile yürüttüğü ilişkiyi paylaşımsız, tek taraflı yönlendirmeye çalışan insanlar, ayna yerine genelde ellerindeki bir çanak dolusu (görünmeyen) suya bakıp sadece orda kendilerini gördüklerinden, karşıda kendilerine ayna tutan bir el olduğunu farkedemiyorlar bile. Hele de farkında olmadan, onları kendi gözlerinde gördüklerinden bile daha fazla değerli kılıp, bu görünmeyen çanağı önlerine biz koymuşsak, en yakınındaki insanlar olarak yine bizzat biz alıyoruz bu kendini beğenmişlikten nasibimizi.. Varsın paylaşama vasfı olmayanlar elimizdeki aynayı gerekirse farketmesinler! Biz onların paylaşma yeteneğinden yoksun olduklarını gecikmeden farkedip, vaktinde aynayı kendi yüzümüze tutabilelim, yeter! Kim bilir? Belki de, omzumuzun arkasından aynaya yansıyacak olan ve daha önce sırtımız dönük olduğu için göremediğimiz, tebessüm eden bir yüz vardır?!

31 Ağustos 2006 22:40
Bekleyiş

Rastgele Reis! :)) Ne diyeyim?!! Oltasını mutluluğa sallamış tüm balıkçılara rastgele...

31 Ağustos 2006 22:18
Kadın evdir, erkek misafir

Karavan olabilmeyi başarıp, içindeki misafiriyle gidebilen bir ev nasıl olurdu sizce? Belki çözebilirdi diye düşünüyorum Ama bu durumda karşıdaki insana karavan olmak isteyip istemediğini sormak ve eğer istiyorsa bu fırsatı tanımak da önemli. İstiyorsa?!! Eğer istiyorsa, o zaman da kendi içimize dönüp cevap aramak durumundayız! ''O'' nun karavan olup bizimle uzun yolculuklara çıkmasını biz istiyor muyuz? Belki de her seferinde farklı kamp yerlerine, kısa süreliğine çadır kurmak, bize, ''kendimize'' daha cazip geliyordur?!! Kimbilir?!! ;))

30 Ağustos 2006 12:29
İçimdeki dünleri bu kapının önünde bırakarak

Bugün seni üzen, ''Karanlık'' dünlerinse, Dünlerinin ışığı, ''Güzel'' bugünlerindir! Tam on yıl önce yazmıştım bu dörtlüğü ve çok da inanarak uyguluyorum bugün! Bugünlerimizi dünlerimizin karartmasına izin vermektense, bugünümüzü olumlu kılmaya çalışıp, dünlerimizi aydınlatmaya çalışmak daha doğru değil mi? Aydınlık mı? Tanrı her gün eliyle bir mum uzatırcasına sunuyorsa bugünümüzü bize, bugünü yaşama şansını sunuyorsa eğer daha ne istiyoruz!?? Bu mumu geçmişimizi aydınlık kılmak için değerlendirmek sadece bizim elimizde! Unutmayalım ki, bugünümüzü yaşama şansı bulamamaktır bizi tamamen karanlıklara çekip alacak olan!

29 Ağustos 2006 11:32
Elimi sallasam ellisi!

Erkek veya kadın değil, bana kalırsa''İnsan'' aldatır. İnsan olarak hiçbirimiz tornadan çıkmış, aynı düşünen, aynı tepkileri veren, aynı şeyleri hissedenler değiliz. Doğal olarak bu çeşitlilik ve farklar ilişkilere de yanısıyor. Her ilişkinin farklı zemini, farklı seyri ve doğal olarak da farklı sonları var. Ama değişmeyen tek unsur ilişkinin tek kişilk yaşanamayacağı. Hep karşımızda bir partnerimiz olması gerektiği. Bu taraflardan hangisinin, hangi durumda ne yaptığı ve diğer tarafın bu duruma verdiği tepkilerdir önemli olan! Bir ilişkide Ahmet Bey hatalı olabilir, diğerinde Ayşe Hanım! Bu durumda da her zaman erkek hatalı veya kadınlar eksik diye genel bir değerlendirme yapılması kadar büyük saçmalık tanımıyorum ben! Kadınına bağlı, sevgisini deliler gibi gösterdiği halde buna zerre kadar prim vermeyen ve erkeğine haketmediği bir muameleyle geri dönen çok kadın da görüyorum etrafımda. Ya da tam tersini elbette! ''Kadın'' veya ''Erkek'' diye kategorize edilmesi son derece yersiz.

27 Ağustos 2006 11:34
Toplam blog
: 130
Toplam yorum
: 889
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 2033
Kayıt tarihi
: 22.06.06
 
 

1969 İstanbul'unda açmışım gözlerimi bu dünyaya... Ege Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu, şimd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster