Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Kılıçdaroğlu'nun Büyükanıt'a esas eleştirisi; Neden darbe yapmadın da muhtıra verdin?

CHP'liler generalin darbecisini sever dostum. Darbe yapmayan, vurdu mu oturtmayan, esip gürlemeyen komutana hiç tahammülleri yoktur. Bir de insanları sadece üniformalıyken saygıdeğer bulurlar. Üniforma çıktı mı hiçbir önemi kalmaz. Mesela Büyükanıt'ın yargılanmasını isteyen Kılıçdaroğlu bugün yargı karşısına çıkması gereken bir muvazzaf generali savunuyor. Teey tey tey, Kılıçdaroğlu adam olacak da biz de göreceğiz!

03 Ağustos 2010 16:00
Halbuki!

Hep söylerim, bütün iş yeşil mercimekte diye. Ne kompliman, ne kompartıman, ne komposto, ne protesto, ille de mercimek, ille de mercimek.

03 Ağustos 2010 13:53
Uçuç Böceği

Çok dertlenmişsiniz ama çok haklısınız. Uçak yolculuğunun her aşaması ayrı bir kabus. Ayrıca o kabusu duble duble haline getiren sorumsuz yolcular bambaşka bir dert. Bence de tren ve otobüs kraldır, hem de uçağa göre hayli alçakgönüllü krallar :) İyi yolculuklar...

28 Temmuz 2010 12:23
Aşkımızın sitorisi

Burada bişeyler olmuş ama ne olmuş pek anlamadım, kafam karıştı :) Ama lakin fakat güzel bişey olmuşa benziyür.

26 Temmuz 2010 09:48
Anayasa değişikliğine referandum

Yazının içeriğine tamamen katılıyorum. Ekleyecek fazla bir şey yok. Ancak benim ilgimi yorumlar çekti. Siz ısrarla, "okuyalım, karşılaştıralım, düşünelim öyle karar verelim" derken birileri bu söylediklerinizi duymazdan gelip sen "evet"çisin değil mi diye sorguya çekiyor. Hem güldüm hem de bu ülke için biraz daha endişelendim. Aklı, öğrenmeyi, vicdanı reddeden bu tavırla nereye varacağız bilmiyorum. İnşallah millet 12 Eylülde bu anlayışa bir defa daha dersini verecek.

23 Temmuz 2010 10:02
Blogcular için 20 püf noktası/ Milliyet com.tr/ Öneriler

Kötülerin, yeteneksizlerin, kıskançların, ahlaksızların, eyyamcıların, linççilerin, adam olamayanların/asla olamayacakların tepkisini ne kadar çekebiliyorsanız o kadar iyisiniz demektir Alev Hanım. İnsan o türden zavallıların sövgüsünü değil övgüsünü aldığı zaman bir eksiklik hissetmeli kendisinde... Selamlar, saygılar...

21 Temmuz 2010 13:13
Entelim ama para bende

Bu "harika" çocuklar bir türlü çocukluktan çıkamadılar. Biri menisini attırdığı peçeteyi sanat ürünü diye sunar, öteki ağzının salyasını tutamaz. Sonra da çıkar babasının arabasıyla övünen şımarık zengin çocuğu ağzıyla kendinden altta gördüğü insanlara küfreder. Hiç düşündüler mi acaba, bu ülkede kaç çocuğun piyanolu, ressam şövalyeli bir evde doğma şansı var? Ve o evlerin sayısı çoğalmış olsa kendilerini solda sıfır bırakacak kaç tane gerçek harika çocuk çıkar? Sanki kendisi klasik müzik için çok emek veriyor. Yahu 17-18. yüzyılda elin Avrupasında Bach, Beethoven, Mozart gibi adamlar çıkmasa ne çalacaktı acaba bu herif?

20 Temmuz 2010 14:16
Blog yazarları tartışabilir!

Aynen dediğim gibi, hempacılarınız yetişmiş. Allah mutlu mesut etsin. Yakışlır. "Blog Yazarları Tartışıyor" kategorisinde geçen bir tartışmayı Blog kategorisine taşıma amacınız da buydu zaten. Dayak yiyen çocuğun babasına şikayete koşması gibi... Tam bir zavallısınız. Ama bu yorumdaki asıl notum Matilla'ya: Bildiğim kadarıyla seninle bir-iki saatlik bir sohbet dışında sana en ufak bir kötülüğüm, herhangi bir tartışmam, eleştirim olmadı. Ama gördüğüm kadarıyla içinde epey bir zehir biriktirmişsin. Sebebini çözemedim ama o zehri böyle üçüncü şahısların sayfasında bana laf atarak kusma yerine doğrudan bana anlatarak/yazarak akıtmak daha mertçe bir davranış olur. Tamam, bu devirde mertlik falan kalmadı ama bu kadarı da olmasın artık.

18 Temmuz 2010 12:55
Blog yazarları tartışabilir!

Evet, sizi farklı fikirde olup da tartışabileceğim biri olarak görmüştüm ama yanıldığımı çoktan anladım. Çünkü görüşlerinizi ifade edemiyorsunuz. Yazılarınız dağınık, yüzeysel ve eklektik. Takıntılısınız. Sözü döndürüp dolaştırıp Murat Belge'ye getiriyorsunuz. Okuduğunuzu yanlış aksettiriyorsunuz. O nedenle sizinle tartışmayı çoktan kesmiştim. Siz kaynak göstermeden yazımı konu almasaydınız geri dönecek de değildim. Bulaşan siz oldunuz. Yani tam anlamıyla zeytinyağı gibi üste çıkmaya çabalıyorsunuz. Hatırlatmamda rahatsız edici bir şey varsa okuyanlar görür, sizin de benim de hakkımı teslim ederdi. İşte bunların hepsi tartışma adabının bir parçasıdır ve siz her adımda bir yanlış yaptınız. Beni hiç tanımadığınız halde kafanızda benimle ilgili bir sürü önyargı var. Şu Bibliyofil örneği de saçmalığın daniskası artık. Hele benim paranoyak olduğum hem de baskıcı davrandığım iddianız ise evlere şenlik. Başka zaman olsa epey gülerdim bu sözünüze. Söylenecek çok şey var ama uzatmaya değmez.

16 Temmuz 2010 14:38
Blog yazarları tartışabilir!

Hala anlamazlıktan gelmekte, konuyu çarpıtmakta ve başka mecraya çekmekte ısrar ediyorsunuz. Amacınız kendinize hempacılar bulup onlardan ateş desteği sağlamak. O nedenle ısrarla bu tartışma konusuyla alakası olmayan bir yazıyı gündeme getiriyorsunuz. Ben onu yapmaya çalışırsam size burada benim hakkımda isim belirtmeden yazılmış ve hiçbirine cevap vermeye tenezzül etmediğim en az 50 tane küfürname yazısı, yüzlerce de yorum bulur gösteririm. Bildiğim kadarıyla bunlara ilişkin en ufak bir görüşünüz, eleştiriniz olmadı. "İlgilenmiyorum" diyebilirsiniz, haklısınız. Ama o zaman sizinle aramızda geçen bir tartışmaya da üçüncü-beşinci şahısları karıştırmayacaksınız. Üstelik o yazım siyasi bir tartışmanın parçası olmadığı, belli bir şahıs hakkında yazılmadığı halde öyle yapıyorsunuz. Çünkü niyetiniz farklı. YDY Hoca'nın yorumuna verdiğim cevapta saydığım özellikler de kim üzerine alınırsa onundur. Kendini tanıyıp "a bu benim" diyen olursa kendi bileceği iş; ben de itiraz etmem.

16 Temmuz 2010 14:05
Toplam blog
: 431
Toplam yorum
: 4967
Toplam mesaj
: 287
Ort. okunma sayısı
: 3588
Kayıt tarihi
: 30.06.06
 
 

Anahtar kelimeler: Antep, İstanbul, Haziran, İkizler, Beşiktaş, MÜ İletişim Fakültesi, Gazetecilik. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster