Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Kul Hakkı

Hımm. bi yerde erkeklerle ilgili bir şey geçiyordu sanırım. Tam da çizgili pijamam ve maganda atletimle kanepeye uzanmış bira+fıstık eşliğinde maç izliyordum, ister istemez alındım. "Boşver, karı milletidir, söylenir dururlar hep böyle" deyip geçtim! :)

15 Haziran 2010 23:12
Yanağımdaki sivilce ur oldu

Değerli adaşım çok geçmiş olsun. Sen de estetikli oldun demek :)

15 Haziran 2010 10:49
Sıfırdan az

Ellis'in Amerikan Sapığı'nı okumuştum, müthiş bir romandır. Reagan dönemi Amerikası'nın ultra-liberal Yu-pi dünyasını çok iyi tasvir eder. Bunu da okuma programıma alayım. Vesile oldunuz, teşekkürler. Sevgiler...

14 Haziran 2010 23:40
Zurnada peşrev olmaz

Kerem'le uzun uzun tartıştık, ben dedim ki, "Kaptan haklı, en iyi sensin", o dedi, "olur mu abi, bence en iyi sensin". Çok ısrar ettim, türlü türlü kanıt sundum ama sonunda Kerem beni ikna etti! :) (işim çok, meselenin esasına giremiyorum, asıl yorumu sonra yazacağım:)) Selamlar.

11 Haziran 2010 09:29
Gazze olayı AKP’ye mi yarayacak, Saadet Partisine mi?

Gülen'in açıklamasına gereğinden fazla anlam yüklememek lazım. Bu ancak onun her söylediği sözde bir hikmet arayan fanatik taraftarlarının tavrı olabilir. Günlerdir Türkiye'deki temsilcileri Gülen'in o sözleri hangi bağlamda söylediğini açıklayabilmek için çırpınıyor. Ne demek "İsrail'den izin almalıydılar"? İzin istemediklerini nereden biliyor? İsrail'in keyfi ve zalimane davrandığını bilmiyor mu? Senin söylediğinin tam aksine burada Gülen, Arınç değil Ertuğrul Günay haklı. Bu durumda yapılabilecek en vahim yanlış olayı insani boyutundan ayırıp bir güçler çatışması perspektefinden bakmaktır. Ortada tartışmasız bir suç var. Giden kişiler kim ya da hangi siyasi görüşten olursa olsun meşru bir amaçla gitmişler, doğru davranmışlar ve bir katiller sürüsünün saldırısına uğramışlardır. Vurgulanması gereken budur. Olayı siyasi tartışmaya çekmenin şu anda tek sonucu o katillerin eylemine meşruluk kazandırmak olacaktır. Son paragraflar daha da vahim ama onun için yorum yetmez, blog yazmak lazım

09 Haziran 2010 10:41
Yeni dış politikamız; Kötüye kötülük yapma fırsatı vermek

"Suriye'yle iyi ilişkiler kurmak için İsrail'le ilişkilerimizi bozalım" gibi bir şey mi söyledim ben? Ya da aynı şeyi Azerbaycan-Ermenistan denklemi için mi söyledim? O kadar kör ve sığ mı bakıyorum sence? Diyorum ki, uluslar arası ilişkilerde halihazırda bir denge var; bu dengede bazı taraflar zarar görüyor bazıları ise çıkar sağlıyor. Sen yüzde yüz iyi niyetle tamamen barışçı amaçlarla, sırf kendi meşru çıkarın için bile olsa o dengeyi değiştirecek bir hamle yaptığında o dengeden çıkarı olanların tepkisini çekersin (örneğimizde İsrail). Burada Türkiye İsrail'le ilişkilerini bozmak bir yana, Suriye ile İsrail arasında arabuluculuk yapmak istiyor. Ama İsrail dünyada ve Ortadoğu'da kendisinden başka bir güç görmek istemediği için tepki gösteriyor. Ayrıca, her ne pahasına olursa olsun İran'ın vurulmasını isteyen İsrail Türkiye'nin barış girişimleriyle önüne takoz koymasından hoşlanmıyor. Bu durumda senin mantığına göre, aman İsrail'le aramız bozulmasın diye buna da destek vermemiz lazım.

04 Haziran 2010 10:02
Yeni dış politikamız; Kötüye kötülük yapma fırsatı vermek

Türkiye Suriye'yle ilişkilerini düzeltti, vizeleri kaldırdı. İki ülke birbiri için risk olmaktan çıktı. Bunu Türkiye'nin büyük devlet olma, emperyalistlik falan gibi bir amaçla söyleyemeyiz sanırım. Zaten olması gereken bir şeydi. Peki bu İsrail için aynı anlama geliyor mu? Hayır, tam aksine onun çıkarı böyle bir gelişmeden zarar görür. Suriye Kuzey sınırında güvenlik risk ortadan kalktığı için gücünü Güney sınırında yoğunlaştırabilir. Bu da İsrail'in Kuzey sınırına daha çok güç ayırması anlamına gelir. Dolayısıyla Türkiye en doğal davranışı sergilediği halde İsrail'in çıkarına zarar vermiş oluyor. Bu durumda ne yapacağız? Aman İsrail kızmasın diye yerimizden kıpırdamayacak mıyız? Ayrıca bugüne kadar kıpırdamadık da ne oldu? Türkiye içe kapanık küçük bir ülke olarak çok mu demokratikti? Devlet vatandaşına karşı daha mı zayıftı? Dışa açık ve iddialı bir Türkiye daha demokratik olmak zorundadır. Ne diyorlar şimdi, "madem Filistinlilere bu kadar önem veriyorsun önce kendi Kürtlerine bak"

03 Haziran 2010 20:54
Yıllar sonra rastladım, çocukluk sevgilime

Teknolojiden çakmaz numaraları yapıyosun ama Feysbuk işini de şıp diye kaptın :) Gördüğüm kadarıyla gayet de aktiftin. Hemen buldun eski dostlarını... hatta çocukluk aşkını! Bir de Twitter var, oraya da bekleriz :) Hem bunların hiçbiri ötekine engel değil. Aynı anda birçok yerde olabilirsin. Yine de bizim ilk göz ağrımız Milliyet Blog'dur. Buranın yeri başka... Selamlar.

03 Haziran 2010 10:49
Yeni dış politikamız; Kötüye kötülük yapma fırsatı vermek

"Büyük devlet olma" konusuna gelince, bu sadece Türkiye'nin ve Türkiye'yi yöneten kişilerin isteğiyle ortaya çıkan bir şey değil. Sosyo-ekonomik gelişme Türkiye'yi ister istemez buraya sürüklüyor. Geliştikçe üretiminiz artacak, üretim arttıkça ticaret ihtiyacınız artacak, ticaret ihtiyacınız arttıkça dışarıya açılacaksınız, dışarıya açıldıkça diplomatik ve politik sorunlarla yüz yüze geleceksiniz, bunlara ilişkin kendi tavrınızı koyacaksınız. Bu kaçınılmaz bir süreç. Bunun tersi içe kapanmaktır. Bu konuda Türkiye'nin diplomatik mottosu olan "komşularla sıfır sorun" seçilebilecek en doğru mottodur. Senin dediğinin tam aksine bu içeride de demokrasiyi güçlendirecek bir yaklaşımdır. Kuşatma psikolojisi içinde yaşatılan Türkiye gibi bir ülke için önemli bir hamledir bu. İsrail'i ve başka güçleri asıl rahatsız eden de budur. İsrail eski dengelerin geçerli olduğu bir dünyadan yana, Türkiye'nin dış politikada kendi bağımsız tavrını geliştirmesi bu bölgede en çok İsrail'i rahatsız etti.

03 Haziran 2010 10:40
Yeni dış politikamız; Kötüye kötülük yapma fırsatı vermek

Şu ana kadar okuduğum yazıların içinde kendimi en uzak hissettiğim yazı diyebilirim. Birçok boyutu olan bir konuda yalnızca hükümetin "hata"sını öne çıkaran bir yaklaşım gördüm. İsrail'in şoven hükümetinin eleştirisi de biraz usulen yapılmış bir eleştiri gibi geldi. Bir kere bu konuda hükümetin ne kadar bir dahli olduğunu bilmiyoruz. Benim bildiğim bu kampanya bir buçuk yıldır organize ediliyor. Hükümetin mutlaka bilgisi vardır ama yönlendirmesi var mıdır bilmiyoruz. Varsa ben de karşı çıkarım. Peki engel olmalı mıydı? Bence olmamalıydı. O zaman da hem STK'ların faaliyetlerini engellemekle suçlanacak hem de İsrail konusunda ikiyüzlü davranmakla itham edilecekti. Burada beklenmeyen şey İsrail'in o filoyu engellemesi değil, böylesine canice müdahale etmesiydi. O kadar akıl dışı bir saldırı ki, insanlar bunu İsrail'den bile beklemiyordu. Bugün tüm dünya bu cinayeti kınarken burada bizlerin İsrail'in suçunu geri plana atacak teori geliştirme çabasına girmemiz çok üzücü.

03 Haziran 2010 10:04
Toplam blog
: 431
Toplam yorum
: 4967
Toplam mesaj
: 287
Ort. okunma sayısı
: 3583
Kayıt tarihi
: 30.06.06
 
 

Anahtar kelimeler: Antep, İstanbul, Haziran, İkizler, Beşiktaş, MÜ İletişim Fakültesi, Gazetecilik. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster