Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Fukushima Nükleer Santrali'ndeki sızıntı ve patlama, insanlığı tehdit ederken!...

Çevre felaketlerine neden olan nükleer santrallere karşıyım. Kendi geleceğimizi ve temiz yaşam alanlarını kendi elimizle yok etmektir bu. Nükleer reaktörleri destekleyen bütün hükümetler, şirketler ve kişiler küresel kirlenmeye ortaktır aynı zamanda. İstediği kadar "güvenli" denilsin, güvenli vs. değil işte bir depremle neler olduğu görüldü. şimdi Adapazarında bir nükleer reaktör olsa ne olurdu acaba? kapitalist kar çılgınları yeni kar alanlarına kavuşacak diye bu ülkeyi de tehlikeye atıyorlar.. yurttaş olarak ben güneş, rüzgar, dalga vs. gibi temiz enerji alanlarının teşvik edilmesini ve yatırım yapılmasını istiyorum. daha çok enerji tüketimi aslında yalnızca daha çok kapitalist aşırı tüketimi sürdürmeye yöneliktir. Dünya hem çöplüğe döndü hem de hava-su denizler herşey zehirlendi. daha fazla zehire ve radyasyon çöplüğü olmaya da hayır diyorum. selamlar.

13 Mart 2011 11:21
Zehirlenen köpekler çöplüğe atılan kedi yavruları

sokak kedileri eğer çok zorlu ve vahşi ortamlarda yaşıyorlarsa yani yavrular çok sık ölüyor ve çok azı hayatta kalıyorsa giderek daha çok yavru yapmaya başladılar bence. Önceden 2-3 yavrulayan sokak kedileri şimdilerde 5-6 yavru yapıyor ki nesilleri devam etsin. Bir sokak kedisinin sokakta ortalama hayatı iyi ihtimal 2 yıldır. İnsan korumasında 17 yıl yaşayabilen bir hayvan sokakta tek başınayken yetişkin olduğunda ölüyor ne yazık ki. Bu süre içinde çiftleşip gen aktarabildiyse şanslı. Kendilerini vahşi şehir yaşamına uyarlamaya, daha çok yavrunun hayatta kalma olasılığını arttırmaya çalışıyor zavallılar. Bir yandan psikopat insanlar kedilere eziyet ediyor katlediyor, bir yandan trafik katliamları. şehir doğadan daha vahşi bir yer. selamlar.

13 Mart 2011 11:10
Deniz Baykal mı "Casanova" yoksa İklim Bayraktar mı "Mata Hari"?

Baykal kaset komplosuyla ne yazık ki açıklama yapamayacak hale getirildi ama bu da kendine fazla güvenmesinden, yanlış insanlara güvenmesinden ve her insan gibi zaafları olmasından. selamlar.

08 Mart 2011 11:46
Hangi basın özgürlüğünden bahsediyorsunuz siz?

Berancım, haklısın, ki bence de basın veya daha doğrusu gazeteciler, kendi özgürlüğünü savunmayı ciddiye almakta çok geç kaldı. Çünkü medya dediğimizde artık büyük sermaye gruplarıyla içiçe geçmiş ve yapısal olarak "tarafsız ve yansız" olamayacak kadar sistemle içiçe girmiş olan şirketleri kastediyoruz. Bu durumda medyanın tarafsız olamayışı yapısal bir sorundur ve hepsi için geçerlidir. İstisnasız bütün medya grupları, başta reklam gelirleri nedeniyle hem sermaye gruplarının hem de hükümetin yaptırımlarıyla karşı karşıyadır. Bir de üstelik, "haber üretimi" denilen süreçte haber kaynaklarına ulaşabilmek için gazeteciler-muhabirler devlet kurumlarına bağımlıdır ve içiçedirler adeta. Bu durumda bir gazetecinin kapitalist sistem-devletlerden oluşan büyük komplo-ağında zaten özgürlüğü yoktur. hükümete/iktidar odaklarına yakın- yandaş gazeteciler neredeyse herşeyden haberdardırlar ama bunlar ihtiyaç duyarsa bir şeyi haber yapar bir konuda yazarlar. bu Medya insanı cahilleştirir.

06 Mart 2011 22:38
Ey ruh proletaryası! Gerçekler sizden yana değildir!

Gerçekler yalanlara yalanlar da gerçeklere dönüşmüşse akıl-dışı olan sahte akla yeğdir. Oyun zaten nedir? amacı oyun oynamak olan bir kurmaca. kuralları oyunu sürdürmek için vardır, gerçekleri ortaya çıkarmak için değil. hatta gerçekler eğer oyunun oynanmasına engel oluyorsa o halde gerçekler çöp sepetine atılmış demektir. oyunu oynamak için önce kuralları bilmek gerekir. kuralları değiştirme gücü olan gerçekleri de değiştiriyorsa o halde oyun güçlülerin "gerçekleri" üzerinden yaptığı kurgulara göre oynanıyor demektir. Bugün yeryüzündeki bütün iktidar sahiplerinin yürüttüğü siyaset de bu oyuna benzer. önce kendilerini gerçekleri, doğruları temsil ediyormuş gibi gösterip sonra da gerçekleri kendi yalanlarıyla değiştirmekten ibaret bir kurgu. Oğuz Atay harika anlatmış yapılması gerekeni. senin de eline sağlık.

06 Mart 2011 15:35
"Şeylerin Hikayesi"ni izlediniz mi?

çok uzun yıllar önce, yeşil hareket 90'lı yıllarda özellikle Almanya'da etkili olmaya ve hatta sosyalistlerce bile "çevreciliğin gereksiz olduğu" tarzında küçümsendiğinde anladığım şey, kapitalist ekonominin tamamen tüketimle ayakta durabildiğidir. Üstelik ihtiyaçlar yalnızca yaratılır, bir sermayedar kurduğu sistemde para kazansın diye biz onların ürettiklerini tüketmek zorundaymışız gibi psikolojik manipulasyona tabi tutuluruz. Burada istihdam yaratmak da hikaye. Bunun en önemli aracı de medyadır. medyada sürekli olarak "şunu al, bu arabaya bin, bunu giy, şuraya git, böyle genç kal" vs. şeklindeki reklamlar filmde anlatıldığı gibi "yalnızca tüketen aptallar " yaratmak içindir ve bunda da başarılı oldular ama doğal olan kaynaklar hızla tükendi. Buna duyarlı olmayan siyasal partiler de bu çürümüşlüğe ortak tabii. selamlar.

04 Mart 2011 13:27
İsli Ayna Türkiyeye dönün ha!

Türkiye'de çevre konularında sıkı bir muhalefet lazım ama nerede o da yok. Çevre felaketleri, HES projeleriyle nehirleri hidroelektirik santrallerine boğacaklar güzelim karadenize de el attı Akpliler maşallah. Para nerdeyse orayı mahfetme konusunda yarışıyorlar. yazın bence de heryerde yazın. büyük şirketlerle Akpnin çevre katliamları için işbirliklerini de yazın. selamlar.

02 Mart 2011 17:03
Bloguma dokunma

interneti yasaklamak gerici bir yaklaşımdır. Blogspot daha önce de mahkeme kararıyla kapatılmıştı. bu tür kararlar yasakçı bir zihniyeti güçlendiriyor. Bloglarda yanlış bir şey varsa bütün bir siteye erişimi engellemek de ayrıca komedi. bütün blogspot yazarlarını da yok yere cezalandırmış oldular. Teknolojik imkanlar tamamen yasakçı bir zihniyetle kötüye kullanılıyor. bu haberleşme hakkının ihlalidir ve anayasaya da aykırıdır ayrıca. ben de blogumu geri istiyorum. selamlar.

02 Mart 2011 16:55
Feodal küf ve ihtilal tanrısı

dizeleriniz o kadar derinleri gösteriyor ki kelimeler arasında bazen kayboldum, anlamı ararken aslında anlamı anlamaktan ziyade hissettim. aşka dair, acıya dair, isyana ve devrime dair çok güzel ve hüzünlü bi şiir, selam ve sevgiler.

27 Şubat 2011 19:46
O hayalet, dolanmaya devam ediyormuş meğer

tarihin sonunun geldiğini iddia edenler de yanıldıklarını gördüler zira giderek daha da vahşi bir biçimde gerçekleşen sömürü, adaletsizlik, açlık, ve tüm bunlara rağmen hayatını yalnızca yeni çıkan bir cep telefonuna sahip olma üzerine kuranlar arasındaki korkunç uçurum daha gözle görülür olmaya başladı. özellikle amerikadaki ve avrupadaki krizlerle. kapitalist sistem çürümüşlüğün kokuşmuşluğun sistemi ve kendini yok edecek dinamik kendi içinden çıkacak bu konuda marx hala haklı. ama Gramsciye değinmenize sevindim çünkü onun kültürel üretime dair tespitlerini gerçekten iyi kavramak gerek. kapitalist sistemin kendini yeniden üretmesini sağlayan medya, sürekli olarak yönetici sınıfın öncelik ve değerlerini çoğunluğun temsillerine dönüştürüyor. Ama bir ihtimal daha var özgürlük için o da internet. internet, sermayenin kontrolü dışına çıktığı her alanda sistemi dönüştürme potansiyelini hayata geçirme özelliğine sahip. Devletlerin ve sermayenin interneti kontrol etme istekleri de bundan. sl

27 Şubat 2011 15:57
Toplam blog
: 121
Toplam yorum
: 1956
Toplam mesaj
: 568
Ort. okunma sayısı
: 2792
Kayıt tarihi
: 09.07.06
 
 

Başkentte doğmuşum ve orada gidilecek tüm okullara gitmişim: ODTÜ-Psikoloji ve Ankara Üni. İletiş..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster