Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Fotoğraflar ve öyküleri

Sevgili Yeşim, Yazını okuduğumda senin için böyle dedim işte...Kocaman yürekli...Duygularını paylaşıyor ve içindeki hisleri bizlere geçirebiliyorsun... Öpüyorum yüreğinden...Sevgilerimle

15 Kasım 2007 01:18
İnadına umut inadına yaşamak!

Önce mücadelenizi, sonra bu yazınızı okudum. Garipsemeyin olur mu...çünkü ağladım. Size "yerli amazon" demek geldi içimden. Altta linkini verdiğim şiirimi size hediye ediyorum. http://www.antoloji.com/siir/siir/siir_SQL.asp?sair=25664&siir=652953&order=oto Sevgi ve saygılarımla

11 Eylül 2007 22:02
Çıplak ayaklar

Çünkü yıllardır şiir yazarım. Haiku ise hiç denemediğim bir tarz. Eğer deneyecek olsam ne yazardım diye düşündüm hemen. Sanırım şöyle derdim. Bir kadın - acısı yüzüne çizgi kaderi - ayağına yarık Saygılarımla

11 Eylül 2007 18:47
Ve birgün ben yağmurum dedim.

Merhaba, Bir gün geldi ben de "ben yağmurum" dedim. Hatta demekle kalmadım bu adı taşıyan bir şiir kitabım da çıktı. Yağmurun bereketi tüm insanların üzerine olsun ve gönül yağmurları hep iyi, hep doğru, savaşsız, barış dolu bir dünyaya yağıp dursun...Yağmur olmakla, ıslak olmak farkını fark edemeyenlerin içlerini de yıkasın diyorum... Saygılarla

02 Eylül 2007 13:02
Duyarlılığı doldurdum çuvallara...

Eve dönerken nasıl da iç huzuru duymuşsunuzdur. Elinize, kolunuza, düşünen aklınıza sağlık. Ben de bulunduğum yerde bu tür kurum ya da kurumları araştıracağım. Size yürekten, kocaman bir teşekkürle birlikte, sevgilerimi yolluyorum.

20 Ağustos 2007 02:12
Zamanın durduğu yıllar

Düş çocukları hep vardı sokak aralarında...Sonra gizledikleri düşlerle büyüdüler...Bir kısmı paralı düşlere yenildi zaman içinde bir kısmı da düşlerini anlattı şehrin kıyısındaki derme çatma kondusunda çocuklarına... Düşü olanlar hep yazdı, yazıyor... Kimi şiire astı hayallerini, kimi sarı sayfalara döktü öfkelerini... Biz, Birilerinin değişti diyebilecek kadar değiştikleri zamanda, torbamızda birşeyler olsun ama herkes doysun diyenlerdeniz.... Selam ile...

15 Ağustos 2007 22:22
"Gül cumhur'un başkanı"

Demokrasiyi içimize sindirdiğimizde, karşımızdakini kendimize benzetmeye çalışmadığımızda, empati yapmayı becerebildiğimizde, istediğimiz olmadığında birilerini yardıma çağırmadığımızda, en önemli silahımızın eğitim, yüksek bilinç ve çalışmak olduğunu kavradığımızda, korkular üretip o korkuların esiri olmadığımızda veya korkularla insanları sindirmeye çalışmadığımızda, kendimiz için hak olarak gördüğümüzü başkalarına çok görmediğimizde, insanları sınıflamaktan vazgeçtiğimizde, Atamızın gösterdiği muasır medeniyetler hedefini sadece AB'ye katılmak gibi algılamadığımızda, Avrupalı olmayı üstünlük, türbanlı olmayı Araplaşmak gibi görmediğimizde, hak ederek kazanan insanları içimize sindirebildiğimizde eminim ki çok daha huzurlu ve mutlu bir ülkenin fertleri olacağız. Daha çok yazarım da tadında bırakmak gerek... Saygılar

15 Ağustos 2007 22:07
Aranıza katılabilir miyim?

Meral hanım, sizi dinlemek için yanınızda olmak çok hoş olurdu...ve de yapıtlarınızı görmek...Madem yanınızda değiliz o zaman yazın ki biz de sizi okuyalım. Biz, ikinci baharını yaşayanlar, hayat süzgecinden süzdüklerimizi gençlerle paylaşmalıyız. Milliyet blog sayesinde başlayan bu köprü inanın insana yazma şevki veriyor.Yazdıkça yazası geliyor insanın... Ben eminim ki çizerken aldığınız hazzı , yazdıkça ve yazılarınız okundukça da alacaksınız. Evimize hoşgeldiniz. Sevgiler, saygılarla

15 Ağustos 2007 21:52
Ben var Türkiye... Ben biliyoo Adana kebap

Tıpkı o Amerikalı gibi ben de Adana'ya geldiğimde yedim bu kebaptan. Torunum kışın doğduğundan ve de ben o kış kıyamette Torosları aşıp, yeşile indiğimde oğlum "anne bu kebabı yemezsen asla olmaz" demiş ve yedirmişti. Gerçekten nefisti. Ben Adana'da en çok mahalle aralarındaki fırınları sevdim, kebaptan ayrı olarak. Evde iç hazırlıyorsunuz veriyorsunuz fırına, yarım saat geçmeden dünya kadar lahmacun sıcacık önünüzde oluyor, hem de çok ucuza... Selamlar, saygılar

15 Ağustos 2007 21:29
Yorumlarınıza, fikirlerinize ihtiyacım var!!!

Estagfirullah, salaklık ne kelime...eminim yıllarınızı verdiğiniz için duygusallık ağır basmıştır. Bilmediğiniz bir kuruma gitmek, belki de herşeye yeniden başlamak zor gelmiş olabilir. Dilerim ki sizin vefakarlığınızı ve risk alma kapasitenizi yeni patronlar da fark eder ve emekli olasıya kadar bu şirkette sorumlu olarak iyi bir ücretle çalışırsınız.İnanın ben emekli olduğuma bin pişmanım.Sevgiler, saygılar

15 Ağustos 2007 21:20
Toplam blog
: 79
Toplam yorum
: 180
Toplam mesaj
: 65
Ort. okunma sayısı
: 1957
Kayıt tarihi
: 17.07.06
 
 

Salyangozları bilirsiniz... Onları görmeseniz bile geçtikleri yerde bıraktıkları izlerden anlarsı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster