Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Bir Türk filmi: Bornova Bornova

Yaşadığımız şu günlere bakınca hayatın kıyıda köşede kalmış tadını bulup çıkartmanın hiç de kolay olmadığını düşünüyorum. Ama sen bu konuda da bir harikasın. Yine keyif dolu bir güne veda olmuş. Sakın kıskandım sanma, sadece imrendim sana! Sevgiler...

14 Aralık 2009 22:33
Karga, karga "gak" dedi, yazarofisine "bak" dedi

İkizler çok fena oldular. Hem nöbetçi anne, hem de oyun arkadaşı oldum. Bazen bir buçuk yaşında bir velet, bazen anne, bazen de baba oluyorum şu sıralar. Başka birşey düşünemez oldum. Baktım ki bebek altı nasıl değiştirilir diye bir yazı yazsam o da olmayacak, en iyisi bir süre sessiz kalmak:) Not: Allah gönüllerrine göre versin kardeşlerimizin. İyi niyetle bir emek döküyorlarsa karşılığı olsun. Eleştirel bakışınızın sebebini de niyetini de çok iyi anladım. Anladıklarımın içinde "balta" kelimesi yok! Yazınızı okuyan herkes de bunu böyle anlamıştır diye düşünüyorum. Eh, bunca yazı ve yorumdan sonra sanırım bu soruyu sormuşlardır kendilerine...

14 Aralık 2009 22:09
Karga, karga "gak" dedi, yazarofisine "bak" dedi

Elli adet yazısı olan bir yazarın iki yazısını okuyarak hakkında genel bir kanaat oluşturamam. Bunu yapabilen mi var? Helal olsun!

14 Aralık 2009 20:27
Ev alma komşu al

Biz hala aynıyız. Tıpkı yazınızda dile getirdiğiniz özleme konu komşular gibi. :)

13 Aralık 2009 23:02
Bu aşı ile Dünya nüfusunun çoğu, "öldürülmek" isteniyormuş!

İnsanlar ancak bu kadar kararsız kalabilirdi. Aşı olan da olmayan da "acaba" diye geçiriyor içinden! Ya yanlış yaptıysam diye bir an bile olsa geçiyor insanın aklından. Her kafadan ayrı bir ses çıkıyor. İnsan açıklama yapan kişilere de inanamayacaksa daha ne yapsın? Yazık...

10 Aralık 2009 21:31
Aşkınızla evlenin ama...

Sanırım eşim bizim ufaklıklarla birlikte kestane kavuruyor. Hemen onlara doğru yöneliyor, sırayla söylemem gerekenleri hepsine ayrı ayrı söylüyorum:)

10 Aralık 2009 21:27
Evler...

Bizim evde annemin yünden yaptığı bir döşeğimiz var. Misafir geldiğinde hala onu açıyoruz. Tabi yere sererek. Koltuklarımızda süs koltuğu falan değil. Şöyle gerine gerine oturulup, üstüne bağdaş kurulabilenlerden. İnsan evinde bile rahat edemedikten sonra ne kıymeti var yaşamanın. Eğreti bir hayat bana göre değil. :)

10 Aralık 2009 21:03
Erkek paylaşılmaz :)

İnsan görmek istemediği muameleyi eşine de yapmamalı. Vicdan meselesi, saygı meselesi; aşk vs bi yere kadar. İhaneti kabullenemeyecek kişi ihanet etmemeli. Kabullenebilecek olan da hiç evlenmemeli...

10 Aralık 2009 20:52
Facebook benim için bitti.

O tadı ben de almaya başladım ama şimdilik idare ediyoruz. Bu arada bizim yörede kabak çok sevilen bir yiyecek. Belki bitmeyen hoşgörümün sebebi de budur. Ben bu durumu biraz abartım bile. Hayırlısı, bakalım ne olacak sonunda :)

10 Aralık 2009 08:23
"Dört-Dört" lük bir buluşma

Senin adına nasıl da sevindim anlatamam. Ben de eski dostları şöyle bir görsem diye düşlüyor ama yapamıyorum bir türlü. Ya yorgun düşüyor, ya da vakit bulamıyorum. Sendeki bitmek bilmeyen yaşama sevincine hayran olmamak ne mümkün! Sevgiler, maviyle ama ağaçların yeşil yapraklarına düşmüş olanından...

05 Aralık 2009 19:09
Toplam blog
: 68
Toplam yorum
: 791
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 5730
Kayıt tarihi
: 22.07.06
 
 

Anadolu benim, ben de Anadolu'nun canıyım!   ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster
 
 
 
 
 
     
     
     
    Yaratılanı severim yaratandan ötürü... (Yunus EMRE)
    • Yaşadıklarım [13]
    • Deprem [7]
    • Sağlıklı çevre [5]
    • İnsan ilişkileri [4]
    • Anılarım [4]