Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Bayramlarımızda -- Sağlık, huzur ve mutluluklar hepimizin olsun.

Değerli Necip bey,'BEN ve OLTAMA TAKILANLAR' adlı blog - yazılarınızı takip ediyor olmama rağmen maalesef pek yorum yazamıyorum. Bu kez bayram mesajınızı karşılıksız bırakamazdım. Belirli bir yaştan sonra bayramların değeri-anlamı-önemi daha bir yoğun, daha bir başka duygularla hissediliyor. Bu vesileyle; sevdikleriniz ve yakınlarınızla birlikte, sağlıklı, huzurlu, mutlu bir bayram geçirmenizi içtenlikle diliyorum. Saygı ve selamlarımla.

19 Ekim 2012 14:32
Uzaklardan gelen bir meltem...

Sündüs Hanım'cığım, uzaklardan da olsa gönül kapınızı açabiliyor olmak arkadaşlık, dostluk adına onur verici. Teşekkür ederim. Bu duyguları koruyabilmek emek ister. Kalıcı olması dileğimle, bende Ramazan Bayramınızı içtenlikle kutluyor, sevgili evlatlarınız ve ailenizle mutlu bir bayram geçirmenizi diliyorum. Herşey gönlünüzce olsun. Sağlıkla, tekrar sevgi ve selamlarımla mutlu kalın.

19 Ağustos 2012 09:36
Hocayla bayram sohbeti...

Erol Bey, okurken sıkmayan, bir kez daha düşündüren hoş ramazan sohbetlerinizi bayram konusuyla noktalıyorsunuz. Teşekkürler emekleriniz için. Ramazan ayından sonra tutulması önerilen altı gün orucuna mantıksal bir anlam veremiyordum bu yazınızı okuyuncaya kadar. Bu arada, kaza nedenini öğrenmiş oldum. Ancak okurken spontan aklıma bir neden daha geldi: Ramazan Bayramı ziyaretlerinde ikram edilen yiyecekleri-tatlıları fazla kaçıranlara bir diyet uygulaması olabilir belki:) Abur cubur- fazla tatlı ve yiyeceklerle ramazan sonrası şok geçiren bedenin metabolizmasını normale dönüştürmek için önerilmiş olabilir; kim bilir :) Bu vesileyle; sevgili aileniz, sevdikleriniz ve yakınlarınızla huzurlu, mutlu bir bayram geçirmenizi içtenlikle temenni ediyorum. Selam ve saygılar.

17 Ağustos 2012 19:12
Bir zamanlar "Hayat mecmuası" vardı

Siz de bu paylaşımlarınızla efsane olacaksınız Sayın Necip Bey. Geç vakit dalgın dalgın bloglarda göz gezdirken; blog başlığında; 'Hayat Mecmuası' gözüme ilişince bir an şaşırdım hayal görüyorum sandım. Meğerse oltanıza takılana takılmışım. Anısı unutulmaz o günlerin. Aboneydim Hayat Mecmuasına. Her hafta yemek tarifleri verirdi. Kesip biriktirdim ve matbaaya verip iki ciltlik yemek tarifi kitabı yaptırmıştım . Hala durur onlar. Ayrıca birkaç senelik Hayat Mecmularını da ciltlettirmiştim. Okumak lazım onları. Burada olsaydı okurdum. Türkiye'de annemde bırakmıştım. Yeşil renkli yaptırmıştım. Kitaplığıma da pek yakışmışlardı :) Ses Mecmuası her hafta olmasa da sık sık alırdık. Film artistlerini seçerdi. Hey gidi günler diyesim geldi. Anılarım tazelendi. Mutlu oldum. Bir başka güzeldi o yıllar. Teşekkür ederim oltanıza takılanları bundan böyle takip edeceğim. Bu vesileyle bayramınızı kutluyor, mutlu ve sağlıklı nice bayramlar diliyorum. Saygı ve selamlarımla Necip Bey.

15 Ağustos 2012 00:33
Ve.. Milliyet Blog'da geçen 1. yıl (07.08.2011 - 2012)

Yolunuz her daim açık olsun! Başarılarınız mutluluğunuz nice olsun... Sevgi ve selamlarımla.

08 Ağustos 2012 23:13
Sağlıklı olmanın koşulu yalansız hayat mı?

Araştırma sonuçları bence doğru. Yalan söyleyen kendini bilinçsizce zehirler. Yalan söylerken kandırdığını sanan aslında kendini kandırır. Çoğu kez bazı insanlar inanmıiş gibi davranır ama yüzüne vurmaz. Çünkü değmez tartışmaya... Ama mesafeli durur bundan böyle. Hafızasının, zekasının gücüne inanarak yalan söyler. Aslında özgüveni eksiktir. En süper hafıza ve zekaya sahip bir insan dahi garanti edemez günün birinde yalanın ortaya çıkmayacağını. Yalanı tetikleyecek durumlardan sakınamayan bir insan mertçe doğruyu-gerçeği söyleyebilmelidir. Beğendim bu haberi. Teşekkürler paylaşımınız için. Saygı ve selamlarımla.

08 Ağustos 2012 16:15
Hocayla zekat konusunda sohbet...

Alaettin Morgül beyin zekat konusundaki tezine katılıyorum.Çalışarak gelir temin eden her vatandaş normal şartlarda kazancının belirli bir miktarını devlete 'vergi' olarak ödemektedir. 'Sosyal Devlet' sistemi prensip olarak başka deyişle bu açıdan bakıldığında islami kuralları uyguluyor. Bu ülkeler, bu paraların bir kısmını yoksul -geliri düşük insanlara 'sosyal yardım hizmetleri' niteliğinde geri dönüştürmektedir. Vergiler mantıksal açıdan bakıldığında bir nevi 'zekat' niteliği taşıyor. Ancak yakınlarımıza ve ihtiyacı olan insanlara destek vermek amacıyla zekat ve fitre vermemizi gerektirmez anlamı taşımamalıdır. Maddi ve manevi desteğe ihtiyacı olduğunu bildiğimiz bir insana verdiğimiz desteğin, memnuniyet ve huzur verdiğini bilmek, hissetmek bir başka mutlu eder insanı. Her şeye değer. Başını yaştığa koyduğunda veren de alan da mutlu uyur. Ahmet Yılmaz beyin ve Sizin de dediğiniz gibi herkes zekatını verse, ülkede fakir insan sayısı yok denecek kadar azalır. Selam ve saygılar

28 Temmuz 2012 14:59
Hocayla zekat konusunda sohbet...

Müslüman olmayanlara zekat ve fitre verilmeme kurali dinen adil değil. Sonuçta onlar da Allah'ın kulu-yarattığı insanlar. Onlar da Allah'a inanıyor ancak aynı peygambere inanmadığı için veya farklı inançları var diye dini kurallara göre yardımdan yoksun edilmeleri, insancıl bir davranış değildir. Müslüman yoksa yakınlarımda, örneğin ateist bir komşum varsa ve de aç ise dini vecibelere (!) göre fitre veya zekat veremeyecek miyim ona? İslam dini islamiyetten önce gelmiş geçmiş peygamberleri tanıyor dışlamıyor. Gayri müslimlere de, Yaradan'dan ötürü sadece vicdanen değil dini inançlar gereği de yardım edilmelidir. İhtiyaçlari halinde zekat ve fitre v.b. destek verilmesi en doğal insancıl bir dayanışmadır. Sonuçta her dinin ana temeli insan kaynaklıdır. Kısaca ifade etmek istediğim: sevgi, saygı ve yardımlaşma kuralları her din için geçerli olmalıdır ve din, dil v.b farklardan dolayı insanlar dışlanmamalıdır diye düşünürüm. Selam ve saygılarımla.

27 Temmuz 2012 16:37
Dilencilere para veriyor musunuz?

Doğrular, gerçekler, etkiler, etkileşimler ve öneriler akla - mantığa yatkın. Uzun saçlar sakal birbirine karışmış adeta kördüğüm olmuş. Kocaman kurt köpeği vardır yanında. Köpeği üşümesin diye kendi montunu ya da battaniye atmıştır sırtına. Karnını doyuracak yiyecek bulamıyorsa bu güzelim hayvanın karnını nasıl doyuruyor diye düşünürüm önünden geçerken. Bazıları sakattır bacagının tekini sürükleyerek yürür. Birçoğu yabancı uyruklu insanlar. Kimisi el sanatlarıyla uğraşır 'çalışmak dilenmekten iyidir' diye yazmıştır. Kimisi müzik yapar. Bazen vereyim vermeyeyim çelişkisiyle huzursuz ruh haline bürünerek geçerim önlerinden. Bazende veririm ama içimde hep soru işareti vardır acaba gerçekten hak etti mi diye. Gerçek ihtiyacı olan mağdur insanlar nerede ve nasıl bulunabilir diye de hep düşünürdüm. Verdiğiniz bilgiler için teşekkürler Erol Bey. Ama karikatüre çok güldüm :)) Baktıkça kırılıyorum gülmekten. O işi garantiye almış alternatifler yaşasın... Sevgi ve selamlarımla.

25 Temmuz 2012 14:14
Uludağ'a bir çıkan bir de çıkmayan pişman

Yazılması gereken yazılmalıdır. Bilinmesi gereken bilinmelidir. Herkes 'aman sende bir daha gitmem...' deyip yaşananları sineye çekmesi, sorumlu vatadaşlık görevi değildir. Sonuçta para karşılığı hizmet alıyorsunuz, zamanınızı harcıyorsunuz ve karşılığında da insana yakışır insanca emek ve hizmet beklemek en doğal haktır. Yaşadıklarınızı, hissettiklerinizi okurken ben yoruldum -kendim yaşamış gibi hissettim. Sizin yerinizde olsaydım aynı tepkileri, etkileri gösterirdim. Sorumlu kişiler yazınızdan haberdar olmalıdırlar. Umarım gerekli revizyonlar- değişiklikler için kafa yorup uygulamada gecikmezler. Herşey para değil, para herşey değil. İnsana verilen değeri kanıtlamak içindir verilen, ön plana çıkarılan hizmet. Alan mutlu, veren mutlu olmalıdır. Sevgiler.

18 Temmuz 2012 14:47
Toplam blog
: 139
Toplam yorum
: 549
Toplam mesaj
: 185
Ort. okunma sayısı
: 4236
Kayıt tarihi
: 27.07.06
 
 

Yurt dışında yaşıyorum. Spor, yürüyüş vb. bedensel aktiviteleri düzenli uyguluyor - vegan tarzı besl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster
 
 
 

 
 
     
     
     
    "Herşey sende gizli" Can Yücel