Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Erkeklerde ve kadınlarda kadın korkusu

Yeniden merhaba,7-8 yıl evvel bir hocam,Türkiye'nin asıl sorununun kadının toplum içindeki yeri olduğunu söylediğinde o zaman bunu pek önemsememiştim,ancak zaman içinde ne kadar haklı olduğunu gördüm.En basitinden kadınlar hergün erkeklerden şikayet edip dururlar ancak çoğu kadın bu erkekleri yetiştirenlerinde bizzat kendileri olduğunu hiç akıl etmezler nedense!Kızgınım kızgın!Yazacak çok şey var ama bu satırlara sığmayacak Barış:)Görüşmek üzere,sevgiler...

14 Aralık 2006 23:23
Bir opera veya bale deneyi(mi) lütfen...

Merhaba Burakhan, Sizin bu yazınızı şimdi okudum,ne tesadüf ki bende bugün opera ve baleyle ilgli bir şeyler karaladım.Umarım birgün bu sanat dalları ülkemizde hak ettiği yere kavuşur,umarım.Sevgiyle kalın...

12 Aralık 2006 22:20
Ferdi mi? Bence değil artık!

Merhaba sevgili Deniz,bir kaç zamandır şehir dışında olduğum için blogdan uzaktım.Bir saat önce geldim ve bilgisayarı açınca mailini gördüm 6 aralık günü sona ermeden bir kaç satır yazayım dedim.Bende babamı bu iletten kaybettim.Yavrum inşallah sağlığına kavuşur.Görüşebilmek dileğiyle sevgiler.Elif'ce

06 Aralık 2006 23:51
Asistanlar hep kompleksli midir?

Merhaba ilk vizeni yeni atlatmışsın,umarım öğrenim hayatın başarılı geçer.Hatırlıyorum ilk vizeme girerken gözetmen faktörü sebebiyle bende senin gibi demoralize olmuştum,bende bilmiyorum ama sanırım deneyimsizliklerinden böyle davranıyorlar.Çünkü derse giren bir profesöre bakarsan,yanında ders kitabı bile yoktur,kendinden emin bir şekilde tüm sorulara yanıt verir,hatta asistanların titizlendiği yoklama listesini bile ellerinde göremezsin,yoklama almazlar.Ben ilk deneyiminde senin gibi moralim bozulunca bir taktik geliştirdim ve sınavda hiçbir gözetmeni görmem,hepsini yok sayarım ve olduğunca rahat olurum,çünkü ben sınavı başarmak için oradayım,asistanın egosunu şişirmek için değil.Sınavda hiçbir dış sebep beni etkileyemez artık,sanada tavsiye ederim işe yarıyor.Bol şans...

26 Kasım 2006 22:18
" Hayat mücadele etmektir "

Merhaba, Yine bir cumartesi sabahı ve her cumartesi sabahı olduğu gibi ilk işim koşa koşa gazeteciye gidip bir milliyet almak oldu.Her cumartesi bu adrenalini yaşamak çok heyecan verici doğrusu!Ve bu cumartesi de benim günümmüş ki milliyetin ekini bir çırpıda açıp kendi yazımı görünce az daha bayılıyordum.İşte yazım milliyetin sayfalarını süslüyordu.Tüm arkadaşlar,konu komşu,akraba herkese haber verdim:)İnanın yoğun bir sınav dönemini dün bitirmiş biri olarak bu sabah yazımı milliyette görmek bana herşeyi unutturdu,yazımı yayınlamaya değer bulduğunuz için çok teşekkür ederim.yepyeni yazılarda ve yepyeni keşiflerde bulşabilmek dileğiyle sevgiler,teşekkürler... ELİF

25 Kasım 2006 15:37
Kalan iki aylık bir ömür ve zifiri bir vakitti

Sevgili Nazan,başına gelmeyen bilmez,o buz gibi hastane odalarını,canından bir parçanın,babanın gün geçtikçe gözünün önünde eriyip gitmesini,umutsuz biçare bakan gözleri,dahası bu acıya çare olamamayı başına gelmeyen bilmez.Ruhları şad olsun...

16 Kasım 2006 23:45
Bir kadın nasıl mutlu edilir?

Hani klişe bir laf vardır; ''Sende mi Brütüs?''diye, Şaka olmasına rağmen oldu mu şimdi? bütün kızların kalbini kırdın blog komşum:)

14 Kasım 2006 20:30
Ah be İstanbul

Merhaba aramıza hoş geldiniz!Yazınızı ilk okuyan benim size bir hoşgeldin demeden edemedim.Şimdi size İstanbul'dan,nice farklı duyguyu barındıran bu koca şehirden bir martının kanadında kucak dolusu sevgi yolluyorum.

16 Ekim 2006 19:45
Rengarenk yazılar ortamı

Merhaba, Evet bu blogu okuyan ilk kişi benim,duygularınıza katılmamak elde değil.Blogumu yazmaya başladıktan beri arkadaşlarımdan hep aynı cümleyi duyuyorum.Sende ne cevherler varmış?Demek içimizdeki yazan kişiye bir fırsat vermek gerekiyormuş.Sevgiyle kal blog komşumm....

03 Ekim 2006 22:42
Avrupa Birliği: Yıl 2050

Merhabalar,umarım herkes bir an önce gerçekleri görür,yoksa özlediğimiz şey sadece kokoreç olmayacak!

03 Ekim 2006 21:56
Toplam blog
: 44
Toplam yorum
: 90
Toplam mesaj
: 59
Ort. okunma sayısı
: 1501
Kayıt tarihi
: 22.08.06
 
 

Hayat akıp giden upuzun bir ırmak, bu ırmakta bazen bir akıntıya koyveriyoruz kendimizi, nereye çarp..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster