Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Anadolu manzaraları

Anadolu ontolojik mimarisi ile baş döndüren bir zenginlik. Bu zenginliği bir gün hepimiz keşfedeceğiz sizin gibi. Umarım çok geçikmeyiz. Çevremize karşı daha duyarlı ve meraklı olmalıyız ki, zenginliğimizi ve mutluluğumuzu artırabilelim, değil mi?:)

27 Ekim 2007 21:36
Ayna ayna söyle bana...

Güzel bir noktaya değinmişsiniz. Yaşanılan çevreye adaptasyon kabiliyeti ve kapasitesi, güzeli, iyiyi ve doğruyu tanımlıyor. Daha doğrusu, günlük hayatta estetik, etik ve mantık dediğimiz kavramlar, bu adaptasyon sayesinde hayatta kalma umudunun yarattığı heyecanlar yaratıyor. Bu konuyu ben de MB'de bir yazımda ele aldım. Fakat estetik, bu değil tabii ki, değil mi?:) Estetik,  kelimelerin aynı zamanda ve aynı yerde onlarca anlamda olduğu bir sözlük gibidir. Bu sözlüğün kelimeleri, henüz bir cümleye adapte olmamıştır. Biz kelimeyi sözlükteki yerinden alıp, bir cümleye yerleştirdiğimizde, artık cümlenin emrettiği indirgenmiş anlamını taşımaya başlar. Cümle gibi bir yapıyı kurmak, inşaa etmek, etik ve mantıksal bir faaliyettir, estetik değil. Cümledeki tüm kelimelerin anlamları, cümlenin anlamının emrindedir. Sözlükteki gibi özgür değillerdir. Cümle yapısını bozar, dağıtırsak, kelimeler sözlükteki estetik yaşamlarına dönerler...

26 Eylül 2007 11:18
Savaşçı

Ne demişler?: "7 derviş bir posta sığarmış ama 2 hükümdar bir evrene sığmazmış..." Bizim savaşımız malesef ana rahmine düştüğümüz gün sayısı milyonlarca olan diğer kardeşlerimizi öldürmek pahasına giriştiğimiz yaşam şavaşı ile başlıyor. Yumurta tek, tohum çok ve bu milyon tohumdan biri yumurtaya kabul edilecek: Number One!... Hikaye böyle başlayınca, gelişim ve son da bu şekilde hazin oluyor... Hamlet'in de belki demek istediği gibi: "To act or not to act... That is the question!.."

07 Temmuz 2007 16:56
Çeviri programı yazmak

Tevratta yer alan Cenneteki yasak bilgi ağaçı, ne kadar dil ağaçına benziyor değil mi? Diğer taraftan dil, kuavantum fiziğine ne kadar benziyor. Bir kelimenin sözlükte birden fazla anlamı oluyor genelde. Kelime, kendi başına bütün bu anlam koordinatlarında aynı zamanda bulunabiliyor. Tıpkı, bir elektronun aynı zamanda birden fazla yerde bulunması gibi. Kelimeler cümle içinde diğer kelimelere ve bu cümleden önceki diğer cümlelerin kelimelerine göre tek bir anlam koordinatına yuvalanır. Ya da çöker. Tıpkı kuvantum olasılık dalga fonksiyonun çökmesi gibi. Yani, aslında anlam kelimelerde değil, ilişkilerde saklıdır. Son noktalama işareti de okununcaya kadar, çeviri yapılamaz. Bu nedenle iyi çevirmenler, çevirecekleri kitabı önce okuyup, bitirirler. Sonra çevirirler. Yani, kelimeler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu resmi görüp, sonra aynı resmi diğer dille oluştrumaya çalışırlar. Resim sanatı, aynı anda ilişkilerini sergiler. Dil ve müzik zamanda ilişkilerini sergiler. İyi çalışmalar

01 Haziran 2007 18:26
Dil-Bilinç ilişkisi

Bilincin, bağışıklık ve savunma sisteminin ileri bir aşaması olduğunu ben de uzun bir süre düşünmüştüm. Hatta, C/C++ gibi orta seviyeli makine dillerinde beklenmedik hataları yakalama için exception handling yani istisnai durum yakalama mekanizmalarını bunun için örnekleyip inceleme konusu olarak üzerinde çalışmıştım. Konuya biraz daha açıklık getirebilmek adına, savunma kavramını, hayatta kalma stratejilerini ve taktiklerini de içine alıcak şekilde genişletmek gerekiyor diye düşünüyorum. Yazınız için ayrıca çok teşekkürler.

07 Nisan 2007 11:26
Hayatın en önemli alışverişi

Emlak konusunda yönlendirmelerinizi bekliyoruz. Blog boyutunda emlak konusunu değerlendirmeniz faydalı olacak.

27 Şubat 2007 08:35
Bir fikri satmak!

Yazınızı okuduğumda sanki son 2 yılda muhtemel yatırımcılarla yaşadıklarım gözümün önünden bir film şeridi gibi geçti. Girişimcilik gerçekten zor zanaat. Plan da yapsanız. Yatırımın 15 katını 5 yıl içinde kazanacaklarını tüm detayları ile ortaya koysanız, sorun psikolojik(yani çok duygusal$$$) dediğiniz gibi. Aşılamıyor. Skype'yi geliştiren 2 mühendis yıllarca Avrupa'da kapı kapı dolaşmış sermaye aramışlar 21. kapı ancak suratlarına çarpılmamış. Yani, çelik gibi sinirlerinizin olması gerekiyor. Bu da yetmiyor. Kapı kapı dolaşırken, bu çelik gibi sinirleri besleyebilecek bir cüzdana da sahip olmak gerekiyor.

23 Şubat 2007 10:38
Havuz problemi

Havuz Problemi Efsanesi bitti. Elinize sağlık. Çok teşekkürler.

29 Ocak 2007 15:19
Robotlara da insan hakları verilecek mi?

Hak nedir? Hak sahibi için verilen hakkın bilincinde olmak gerekli midir? Hak, bir nevi özgürlükse, robotlar temelde özgür müdür? Yani, hayatın onlara sunduğu seçeneklerin farkında ve kendi ihtiyaç ve istekleri doğrultusunda tercih yapabilecek konumda mıdırlar? Yani, hak için bir bilinç veya bir farkındalık gerekli midir? Eğer robotlarda bir bilinç durumu tanımlanabilirse, hak durumuda tanımlanmış olacaktır diye düşünüyorum. Yani, robot bir nesneden çok, bir özne olarak tanımlandığında, hakkaniyet sorunu gündeme gelecektir. Böyle bir konuyu gündeme getirdiğiniz için teşekkürler.

29 Aralık 2006 12:34
Ruh ve Genetik - 1

Sanki kendi hayat hikayemi bir kez de sizin ağzınızdan okumuş gibi oldum. Bu kadar benzerlik pes doğrusu:) Ben de sizin gibi,"güzellik" kavramının bir makinaya anlatılması konusunda yıllarca çalıştım melodiler, resimler, matematik, geometri vs vs üzerinde ve bu konuda bir sonuca vardım. Bunu blogumda yazmayı planlıyordum. Ulaştığım sonuc, başta tahmin etmediğim bir sonuçtu. "to kalon?" güzellik nedir değil mi?

26 Aralık 2006 12:49
Toplam blog
: 14
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 3567
Kayıt tarihi
: 27.08.06
 
 

İstanbul Üniversitesi İngiliz dili ve Edebiyatı / Amerikan Kültürü ve Edebiyatı mezunuyum. Boğazi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster