Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Mutsuz Olan, Mutsuz Eden İnsanlar...

Değerli Hülya Çakıcı, Başarı: kişinin kendi yaşamını (değerlerine, beklentilerine göre) başarmasıdır. İnsanlar; bilinenlerle (çoğunlukla) mutlu olmadıklarına göre, bilinenler, çok da doğru değildir. Topluca çektirilen bir resimde ilk kime bakarız? Ya kendimize, ya da sevdiğimize? Peki, neden? Düşünmek:yemek yapmaya benzer. Önce mutfağımızda uygun malzemelerin (bilgi-deneyimin) hazır edilmesi gerekir. Biliriz ki, Hindi de düşünmektedir! Özet: İnsan, varlığı ile mükemmel, işletim sistemi (bilgi-deneyimi) ile basit varlıktır. Onun değerli kılan, kendi şahsında insanı tanıması ve insanı gerçeği (zaafları ile) kabullenmesidir. Yuvarlanın taşın yosun tutmaması gibi, sürekli arayış içerisinde olanlar da (kalıcı) huzur bulamamaktadır. İnsanın gerçeği: Elini düşmemesi için tuttuğu (güçsüz) torununun, bir vakit sonra onun düşmemesi için elinden tutacak (güçte) olmasıdır. Sağlıcakla kalınız.

06 Haziran 2018 15:25
Bizim Coğrafyada Evlilik

Değerli Çiğdem Timur, Gençler için çok değerli yazınızı maalesef şimdi okuma fırsatı bulabildim. işaret ettikleriniz: taraflarının mutlaka bilmesi gereken ve evlilik için olmazsa olmaz şartların başında gelmektedir. Bunlarla birlikte; konu ile uğraşanların bahsetmekten özellikle kaçındıkları hususlarda bulunmaktadır. Örnek: Kadın veya erkeğin ailesinde erken yaşta yaşanan (boşanmalar-üvey anne-baba-şiddet, vb) olumsuzluklar ve bu yaşananların tarafların üzerine bıraktığı izler. İş; Doğru insanı bulmakla, hatta doğru insan olmakla da bitmiyor. Acı olay yaşayanlar, isteseler dahi, evliliklerine olumlu katkı sağlayamamakta, işin ilginci bunun (nedenlerinin) farkına dahi varamamaktadır. Belki bir çözüm olarak: Devletin, evlilik okulu açması ve taraflarına kendilerini (geçmişlerini sorgulayabilmeleri) tanımaları için örtülü de olsa ayna tutabilmesidir. Ki: İleride, birçok mutsuz insan ortaya çıkmasına mani olunabilsin. Elinize Sağlık. Sağlıcakla kalınız.

18 Mayıs 2018 01:36
İnsan, Zulüm, İman, Ramazan

Değerli Çiğdem Timur, İslam'ı değerlendirmek için Avrupa-ABD'nin yaklaşık 14 asırlık bir sürede yaşadıklarını masaya yatırmak gerekir. Elbette 7.Asırdan itibaren İslam topluluklarını da. Müslümanlar, Arap Yarımadası'ndan İspanya'ya gelerek yaklaşık, 8 asır ve büyük bir medeniyet kurarak 15.asrın sonuna kadar hüküm sürdüler. Diğer taraftan Osmanlı Devleti de, yaklaşık 20.asrın başına kadar bir dünya devleti olarak (6 asır) hüküm sürmüştür. Toparlanırsa: 7 ile 18 asırda dünyada söz sahibi olanlar Müslümanlardır. İslam, yaşanırsa anlamını bulmaktadır. Bu devletler, islam'ı (öğütlendiğince) yaşadıkları sürece lider olmuşlar, yaşamadıklarında, sürüklenen olmuşlardır. Okuduğumuz tarih (Avrupa-Osmanlı-Yakın tarih) batılılarca yazıldığı için uydurmadır. Ne Rönesans, belirtilen tarihte; ne de Osmanlı, 18-19. asırda gerilemiştir. İstanbul'un fethi, Hristiyan dünyasını birleştirmiş ve Osmanlılar için (hazırlıklı olmadıklarından) sonlarının başlangıcı olmuştur. Sağlıcakla kalınız.

16 Mayıs 2018 19:53
Evliliğin İlk Zamanları: Kritik Zamanlar

Değerli R. Betül Seyithanoğlu, Pazardan bir kavun ve karpuzu seçecek bilgi-deneyime sahip olmayanlar, kendini ve karşısındakini doğru olarak nasıl tanıyacaktır? Günümüzde, TV/Dizi ve Filimler üzerinden dayatılan sanal hayata göre özellikle genç kızlarımız, kafalarındaki imaja (erkeklerimizde, ana-babalarının gönüllerindeki gelin adaylarına) göre evlilik yapmaktadır. Evlilikte kadın herşeyin en iyisini isterken, erkek (çoğunlukla) bunu karşılayamamaktadır. Özet: Ülkemizde de evlilikler giderek ileri yaşa ertelenecek-azalacak ve "aile/yuva" birlikteliğe dönecektir. Sanıldığı gibi Kadının iş hayatına girmesi, kadına özgürlük değil, angarya getirmiş ve bu da doğal aile dengesini bozmuştur. Batının son 2500 yıllık özel hayatını bilmeyenler batının dayatmasını, "modernlik" olarak algılamıştır. Gerçeğinde bugün batı da ne aile kalmıştır ne de yuva. Çocuklar sahipsizdir. Yaşam; 15-35 arasına bayram, sonrası ekşi ayrandır. Umarım, okuyan bu konuda düşünecektir. Sağlıcakla kalınız.

07 Mayıs 2018 18:19
Mehmed Bir Cihan Fatihi ile Çandarlı Halil Paşa Arasındaki Gerginliğin Gerçek Yüzü

Değerli Aslı'nın sureti, Tarihçilerimiz (Maalesef) dönemin devlet politikaları paralelinde kitap yazmışlar ve gerçekleri tahrif etmişlerdir. Bu manada Ne Fatih'in "Kardeş katli", ne Yavuz Selim'in (Şii)İran Seferi, Ne de Kapitülasyonlar gerçeği ile yazılmamıştır. Bunlardan birisi de Çandarlı Halil Paşa konusudur. Osmanlının uzun süre bir dünya devleti olmasının arkasında devşirmelerin yönetime taşınmaları vardır. Çünkü içerideki beylikler-beyler iktidar peşindedir. Bizler ne zaman "Ama"sız bir tarih yazarsak, hem Osmanlıyı-Politikalarını doğru öğrenir, hem de geleceğimizi doğru kurarız. Sağlıcakla kalınız.

21 Nisan 2018 21:18
Çiftlikbank Vakasının Düşündürdükleri

Değerli Kadri KANPAK, 2017 Tarihli gazete haberinden alıntı: "...Peki kısa sürede binlerce üyeye ulaşan Çiftlik Bank nedir? 200 bin TL yatırana aylık 50 bin lira kazanç vaadiyle sanal çiftlik hayvanları satan KKTC merkezli Çiftlik Bank, aslında internet üzerinden oynanan sanal bir oyun..." Gelelim piyasa gerçeklerine: Şu an TL. mevduat faizi yıllık: %14-15; Döviz %3-5. Bir Tavuk, Koyun,İnek ve Arı'nın ürettiği ile piyasadaki satışı (maliyet-kar) ortada iken, böyle bir kazancın olmadığı çok net bilinir. Gelelim siyasetçilerin bu tip açılışlarda bulunmasına: bu, kimseye bir garanti sağlamadığı gibi, ekonomik gerçekleri de değiştirmez. Kendini aldatmak (kumar oynamak) isteyenler her zaman bir "ama" siyasetçi-bahane bulacaktır. Sağlıcakla kalınız.

21 Mart 2018 13:28
Çiftlikbank Vakasının Düşündürdükleri

Değerli Kadri KANPAK, "Uyanık!" kimi halkımız, bu çeşit oyunları (sözde yatımları) bir iş kolu değil, bir kumar aracı olarak görmektedir. Benzer bir anlayış, "Sanal para" alanındadır. Bu piyasanın ne (gerçek) kurucuları-üreticisi bellidir, ne de ortada dönen paraların uluslararası finans sisteminde nasıl hoyratça dolaşabildiği? Bir ticari işlem kapsamında başka bir ülkeye gönderilecek birkaç bin dolar, bankalar tarafında sıkı kontrole tabi tutulurken, bu alanda dolaşan (kara) para (görünürde) hiç bir kontrole tabi değildir. Özeti: Tanıdığı ihtiyaç sahiplerine birkaç bin lira borç vermeyen uyanıklar, bu çeşit kumarla bir beş kazanacağını düşünmekte ve ava giderken avlanmaktadır. Orta ne acınacak bir durum vardır, ne açıklanacak. Bu insanlar, kaldıkları yerden kumar oynamaya devam edeceklerdir. Eğer, devletler bu oyunları bir köşede izliyorlarsa mutlaka bir bildikleri! vardır. Sağlıcakla kalınız.

19 Mart 2018 18:56
Tarih Yalan Söylemez!

Değerli Tülay Hergünlü, Bilirsiniz, yeterince (ve karşılaştırmalı) okuyan bir toplum değiliz. Çanakkale Savaşı, Mustafa Kemal Paşa'nın da ifadesi ile, "Bir kara ordusu olmadan geçilmesi mümkün değil"dir. Ki: İngiliz-Fransızlar, Çanakkale'ye bir kara ordusu getirmemiş, bu konuda İngiliz meclisi'nde yapılan tartışmalarda: İngilizlerin, Mısır'ı işgal ederken Alman-Osmanlı orduları'nın oyalanması için Çanakkale'ye eski askeri gemilerin gönderilmesi önerilmiş, öyle de yapılmıştır. Çanakkale'de yanarak (kül değil) gül olan onbinlerce lise-üniversite öğrencisi ile bu ülke geleceğini kaybetmiştir. (İngilizler kısa süre sonra İstanbul'a gelmiştir.) Çanakkale Savaşları'nı, II. Abdülhamid'in yaptırdığı tabyalar değerlendirilmeden analiz etmek, değerlendirmeyi eksik kılacaktır. Özetle: Bir iddia, ancak, karşı iddiası ile anlamlıdır. "Bu doğru" anlayışı ile tarihi olaylar geçerlilik kazanmamaktadır. Ve Ülkesi uğruna (dün-bugün) yanarak gül olanlara rahmet diliyoruz.Sağlıcakla kalınız.

17 Mart 2018 14:34
İstiklâl Marşı

Değerli Erdoğan Şahin, İnancımız ve kültürümüz, okumayı ve okuyanı çok önemsemesine, baştacı etmesine rağmen maalesef okumuyor; okuyanı, araştıranı, bizden farklı olanları peşinen yaftalıyoruz. Diğer milletler (akademisyenleri) bizim güçlü ve zayıf yanlarımızı araştırırken, bizler kendimizi tanımak adına hiçbir şey yapmıyoruz. Milletlerin gelişmesine (medeniyetlerine) bakıldığında, çağlarına göre, bilgi ürettiklerini ve ürettikleri bilgileri pratikte uyguladıklarını görürüz. Bu Uzakdoğu (Çin-Hindistan'da böyle olmuştur; Afrika (Mısır) Latin Amerika (Maya), Ortadoğu/islam, Avrupa/ABD'de de. Bizler, okumadığımız için ihtiyacımız olan Sivil-Askeri teknoloji'yi (henüz yeteri kadar) üretemiyor, üretmek isteyenlerine de çeşitli bahanelerle destek vermiyoruz. Özeti: Ülke için kim hayırlı bir iş yapıyorsa, onlar, (siyasal farklılıkları) inandıkları ile değil, hizmetleri ile değerlendirilmelidir. Siz, peşinen "hayır" dememiş, "tartışılsın" demişiniz. İhtiyacımız olan budur. Sağlıcakla kalınız.

17 Mart 2018 14:19
Lâl Kadın

Değerli SAHAFÇA, Bilirsiniz, insan işletim sistemi (programları) ile basit, yapısı ile mükemmel bir canlı varlıktır. Onu, değerli kılan, bilgisi-deneyimi ve bunları özümseyerek (kendisi ve çevresi) uygulamaları için bir sonucu ulaşmasıdır. Kadın-erkek değerlendirilmesinde; sadece ülkemizdeki değerlendirmelerinden hareketle ulaşılan sonuç isabetli olmayacaktır. Doğrusu, doğu-batı kültür değerleri (inançları) içerisinde, insanların bugüne nasıl ve hangi şartlarda gelebildikleridir. Sayılanları dikkate almadan, sadece bir tarafın veya bir bölgenin değerleriyle meseleye bakmak, bu meseleye çözüm getirmediği gibi, bir yarar da sağlamamaktadır. Meselenin özünde; J.J.Rousseau'nun dediği gibi "insanlar notalar gibidir, bir araya gelirlerse bir güzellik, ahenk oluşabilmektedir." Bu bilinci, kadın-erkek'e kazandırmadan, ne şikayetler bitecek, ne de (çocukların yetişmesi üzerinden) insan bir huzur bulabilecektir. Bilinci, ham olanın olgunlaşması, olarak düşünebiliriz. Sağlıcakla kalınız.

11 Mart 2018 12:18
Toplam blog
: 958
Toplam yorum
: 2601
Toplam mesaj
: 242
Ort. okunma sayısı
: 1706
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisindeki öğrenciliğim sırasında, bir kamu iktisâdi kuruluşunda başladığım ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster