Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Eğitim Sistemimiz Yufkaya mı Yazılıyor?

Değerli Ruhi Bey, Ünlü atasözünü bilirsiniz,"Bir Atı zorla suya götürürsünüz, ancak ona zorla su içiremezsiniz." Batının Sanayi Devrimini ve dinamiklerini (eğitim şekilllerini) öğrenmeden onların kalkınmasını, gelişmesini arayı açmalarınının nedenini anlamak kolay olmayacaktır. Batı Avrupa'nın (öncelikle İngilizlerin)kalkınmasında kişisel teşebbüs vardır. Devletin de bu teşebbüse(girişimciliğe) ayak bağı olmaması. Bizler, 18. asırda (kalkınma manasında) oyunun kuralını kendimize göre belirlemeğe çalıştık/ısrarcı olduk. Gerçeğinde İslam'da prensip, "Düşmana silahı ile mukabele ediniz" anlayışının yanında; "İlim, Müslümanın yitik malıdır, onu gördüğü yerde almalıdır." Öğüdü vardır. Toparlarsak: Öncelikle (eğitimde) çocuklarımıza kişisel girişiminin önemini anlatmalı ve bizler de örnek olmalıyız. Okula başlayan bir çocuğun eğitilebilirliği bitmektedir. Bu nedenle çocuklarımız okula başladığı zaman günlük yaşamda ihtiyacı olan davranış türlerini öğrenmiş olmalıdır. Sağlıcakla kalınız.

14 Ekim 2017 15:12
Vizenize Vize; Füzenize Füze!

Değerli Ali Bey, İçeride birliğini sağlamış bir devleti yıkabilmek mümkün değildir. Bunların yaptıkları: bizlerin hassasiyetlerini kaşımak ve aramıza nifak tohumu ekebilmekti(r). İnanıyoruz ki, halkımız geçmişte yaşadıklarımızdan büyük dersler çıkarmış ve artık bu "bölünme!" oyunlarına gelmeyecek olmasıdır. Bizler bir oldukça, bu düşmanlıklar onlara yarar sağlamayacaktır. Elinize Sağlık, Sağlıcakla kalınız.

09 Ekim 2017 09:38
Ertuğrul Özkök'ün Temsil Ettiği Emperyalizme "Ram Olmuş" Zihniyet Ne İstiyor!

Değerli Ali Bey, Lawrence, "Bilgeliğin Yedi sütunu" Kitabında: "İngilizlerin Ortadoğu Savaşları için yerel halkı kullandıklarını, İngiliz kayıplarının olmadığını" yazar. Ve devam eder; "Tüm Arap eyaletleri bir ölü İngiliz'e değmezdi" Ancak, gerçek ve İngilizlerin uygulaması böyle değildir. İngilizlerin efsane Başbakanı Churchill: Bir damla petrol bir damla kandan daha değerlidir" derken, İngilizlerin Musul'a düşkünlüğünden şüphelenen Amerikalılar, bölgeye iki mühendis gönderirler. Mühendisler yazdıkları mektupta: "Amerika, Musul Petrolleri için her bedeli ödemelidir." der. Ve ABD başkanı Nixon, Amerikan siyasetini özetlemektedir: ”Oraya demokrasiyi savunmaya gitmiyoruz, çünkü Kuveyt demokratik bir ülke değildir, o bölgede de zaten öyle bir ülke yoktur. Oraya bir dikta rejimini yok etmeye de gitmiyoruz. Oraya uluslararası hukuku da savunmaya gitmiyoruz. Oraya gidiyoruz ve oraya gitmeliyiz, çünkü bizim hayati menfaatlerimize dokunulmasına izin vermeyeceğiz." Demiştir. Sağlıcakla kalınız

29 Eylül 2017 18:47
Barzani'nin Gayrimeşru "Referandum" Girişiminden "Hayır" Doğar mı?

Değerli Ali Bey, Çinli düşünürün, "Hem kendini, hem düşmanını tanırsan girdiğin yüz savaştan galip ayrılırsın" sözü ile kastedilenleri biliriz. Bu manada batılıların; bizleri, İslam'ı ve Medeniyeti'ni (araştırarak) çok iyi öğrendiklerini de. Fatihlerin, Kanunilerin, Hilal'i, Salib'e üstün getirmeleri ile (iyice) hırslanan batının; yaklaşık 500 yıllık çalışmaları! sonucu hepimizin bildiği gibi arazi işgallerinden çok zihni işgal ile bizi getirdikleri durum ortadadır. (amaç: "Cengaver Türkler"i İslam'dan uzaklaştırmaktı.) Konuya gelirsek, hedeflenen: a)Sünni-Şii b)Türk-Arap c)Arap-Kürt meselelerinin (kaşımanın) yanında: Kapitalizm'in yaşaması için terör-savaş-silah üretimi, satışına (Sömürüye) ihtiyacı olduğudur. Batı, refahını sömürü ve savaşa borçludur. İki Dünya Savaşı, "Medeniyetler Çatışması"ndan değil, sömürge bölgelerinin paylaşımında çıkmamış mıdır? Bunların açıklanması için, Yayın hayatını-Medyayı kontrol edenlerin samimi olması gerekir. Eksiğimiz budur. Sağlıcakla kalınız.

23 Eylül 2017 12:02
Siz Çocuklarımıza Evlilikte "İtaat" ve "Sadakatı" Öğretin; "Boşanmayı" Öğretenler Çok Var Zaten!

Değerli Ali Bey, İnsanımız iyi niyetli olmasına karşılık ne yazık ki Batılı toplumlarının kültür (yaşam) değerlerini tam olarak bilmemektedir. Bilmediği için kendisine dayatılan (kasıtlı) bilgilerle hüküm vererek onların düştüğü bataklığa düşmektedir. Bu konuda samimi olan ve özellikle eğitim-öğretim konusunda uygulama içerisinde olanlar (anne-babalar) üşenmesinler ve YKY tarafından yayınlanan toplam beş (5) ciltlik "özel hayatın tarihi" mi okumalıdır. Bunları okuduğunda, (açık ifadesi ile ve maalesef) nasıl bir gaflet bataklığına düştüğünün-düşürüldüğünün farkına varmalıdır. Bu kitaplar, batılı ilim insanları tarafından yayına hazırlanmış ve yaklaşık 2500 yıllık (yaşamla ilgili) süreç anlatılmıştır. Bunu okuyanlar, İslam'ın getirdiği ahlak ve erdem karşısında bir kez daha hayran kalacaklardır. Efes harabelerini gezenler toplu (def-i hacet!) yerlerini görmüş olmalıdır. İşte Battı Medeniyeti Burdur. Sağlıcakla kalınız.

17 Eylül 2017 12:25
''.... Bir serçe kaldı...

Değerli Selda Çakmak, Bilgi (düşünüldüğü kadar) önemli değildir. Bilginin önemi, kendisinden ihtiyaca uygun yeni bilgiler üretilmesindedir. Örnek: İşsizlik konusu: Ülkemizde Devlet (aklımızın da) karıştırdığı konu, "eğitim-öğretim"dir. Eğitim: davranışlar bütünü bir disiplindir. Okula giden evladımızın, eğitiminin tamamlanmış (öğrenebilir-işlenebilir) duruma gelmiş olması gerekir. Bunu, un-su:Hamur anlayışı ile özetleyebiliriz. Okula, öğretmene evladımızı teslim! Ederken, "eti senin kemiği benim!" Diyerek, öğretmeni kasap, kendimizi de, .....! Yerine koruyor, sorumluluktan kaçıyoruz. Özetle: Bir çocuk okula başladığında, eğitimi tamamlanmıştır. (yedisinde ne ise yetmişinde de o'dur) İyi eğitimli insan kesinlikle işsiz kalmaz, duruma göre hareket eder, işe gerekirse en alttan başlar ve kandisini kabul ettirerek hedeflediği yere gelebilir. Sonsöz: Okumuyor, araştırmıyor, farklı düşüncelere prim vermeyerek (kolayına kaçarak) şikayetle hayatımızı çöpe atıyoruz. Sağlıcakla kalınız.

17 Eylül 2017 11:57
Hoşçakalın...

Saygıdeğer Birsen yn Hanımefendi, Size yararlı olabilmesi dileğiyle yaşadığım bir olayı aktarıyorum. Bir dönem aramızda yirmi yaş (Aynı zamanda Hekim de) olan iş ortağımla birlikte çalışıyoruz. Ortağımızın kafasının sol tarafında (uzun yıllar mevcut olan)bir şişlik var. Bir süre sonra tedirgin olmalı ki, Yurtdışında operasyon geçirdi. Operasyonun tedirgin olacak bir sonucu olmadı. Bir süre sonra ortağıma, "Abi, dinlenin, işe gelmenize gerek yok!" dediğimde, bana cevabı şu oldu: "Evde dinlenme amacı ile kalırsam, en küçük bir değişiklikte kafamdan türlü rahatsızlıklar üretecek ve moralimi bozacağım. Benim işe ve bir şeylerle meşgul olmaya ihtiyacım var. diyerek, birlikte çalıştığımız süre işe gelmeye devam etti. Şu an 80'li yaşlarda ve oldukça sağlıklı. Hekim olan ortağımızın, Almanya'da beş yıl tıp hizmeti de bulunmaktadır. Sizi tanımamama rağmen, ince düşünceli, hassas, güzel bir insan olmalısınız. Bu nedenle aileniz şanşlı olmalı. Sağlıcakla kalınız.

13 Eylül 2017 17:23
Yalancı!

Değerli Canan Ekinci Yılmaz, "Dürüstlük" kişinin kendi değerleri doğrultusunda yaşamasıdır. Bir "Arsız!" da dürüst olabilir. Eğer, göründüğü gibi oluyor, olduğu gibi görünüyor, yaşıyorsa. Yanlış olan, "Hırsız" olanın değilmiş gibi yaşamasıdır. Veya, "Dürüst" birisininin dürüst bir yaşam sürmemesidir. Gelelim "Yalan" konusuna: Kişi (yaygın kanıya göre)neden yalan söylemek ihtiyacı duymaktadır? "Yalan" ile amaçlanan herhalde, bir çıkar sağlamak veya birilerini (geçici) süre aldatmaktadır. Gerçeğinde, hiçbir akıllı insan yalan söylememekte, kimseyi aldatmamaktadır. Yakınındaki insanın güvenini kaybedenlerin o çevrede başarılı olabilmesi mümkün müdür? Özetle: Akıllı insanlar karşısındakini, muhatabını aldatmaz. Bir uçurumun kenarında gözlerinizi kapatarak sırtını döneceğiniz bir kişinin, sizin için değeri tartışılmaz değil midir? Bu güvenin nasıl sağlanabildiğini okuyanlar kendilerine yorumlamalıdır. Her yönden başarılı çocukların aileleri yalan söylemeyenlerdendir. Sağlıcakla kalınız.

12 Eylül 2017 14:32
''.... Bir serçe kaldı...

Değerli Selda Çakmak, Bilirsiniz, Tarım toplumunda, toprağı; İmalatçı-Tüccar Toplumda, demiri-piyasayı; Bilgi toplumunda bilgiyi (doğru şekilde) işlerseniz, verim alabilir, kazançlı olabilirsiniz. Yazılanlardan anlaşılması gereken: genel çizgisinin üzerinde bir kazanç hedeflediğinizde, sizin, işe (kurulmasına katkınız) bedeni-emek değil, fikir-yatırımcı düzeyinde olmalıdır. Örnek: "Yemek sektörü ülke genelinde bir yükseliş göstermektedir." ifadesinde; "yükseliş", ülkedeki satınalma yeteneğinin artmasından mı kaynaklanmaktadır, yoksa, bu artış; daha "makul bir fiyatla (sağlıklı) yemek ihtiyacını karşılama isteği midir?" Buradaki (isabetli) cevap, pazarın beklentisini doğru olarak tespit edecek, yatırımcısının yüzünü güldürecektir. Yurdum insanının çalışma performansına gelirsek: "At (neden) binicisine göre kişner?" Anlaşılması gereken, "çalışan" ın değil, çalıştıranın-kalitesinin önemli olduğudur. Sağlıcakla kalınız.

11 Eylül 2017 16:00
Siz Çocuklarımıza Evlilikte "İtaat" ve "Sadakatı" Öğretin; "Boşanmayı" Öğretenler Çok Var Zaten!

Değerli Ali Bey, Birlikte çalıştığımız dört yetişkin evladım birikimleri ile (İst)Kadıköy'de(kiraya verilmek üzere) bir binanın giriş katında küçük bir daire aldılar. (O dairenin kiraya verilmesi aşamasında şahit olduklarımızla hayretler içerisinde kaldığımızı söyleyebiliriz.) O bölgede kiralamaya gelenler ağırlıklı olarak (kızlı-erkekli birlikte kalan) üniversite öğrencileri. Türkiye'nin geldiği noktayı (gerçeğini) görmek isteyenlere, İstanbul/Kadıköy, Bahariye, Moda civarına kısa bir gezi ve araştırma yapmalarını öneriyorum. Sonrasında sizin yazınızı tekrar okumalı (Sadakat-itaat konusunu) bilinçli olarak yorumlamalıdır. Sağlıcakla kalınız.

10 Eylül 2017 19:04
Toplam blog
: 896
Toplam yorum
: 2538
Toplam mesaj
: 242
Ort. okunma sayısı
: 1641
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisindeki öğrenciliğim sırasında, bir kamu iktisâdi kuruluşunda başladığım ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster