Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
"Türkleri Yeniden Tanımak" Araştırma Kitabımı Yazma Nedenim:

Değerli Cemal Zöngür, Bilirsiniz, bulmak için önce aramak gerekir. Görmediğimiz ve bilmediğimiz her şey kişi için "Yok" hükmündedir. Rönesans (Batılı ilim insanlarına göre de) İslam Medeniyeti'nin devamıdır. Nasıl ki, Müslümanlar, (Antik) Yunanlı ilim insanlarının eserlerini okuyarak-geliştirerek ilim duvarını yükeltmişlerse ; Avrupalılar da bu anlayışla ilim duvarını biraz daha yükseltmişlerdir.(Sıra Japonlara geçmştir) Bu bir yarıştır. Yorulan bayrağı takipçisine devretmektedir. İnsanlığın geldiği noktada sahip olduğu: Tıp, Astronomi, Fizik vb. gelişmelerde ana onur Müslümanlara aittir. Kısa bir araştırma bunu teyit edecekir. Prof. Fuat Sezgin ''Batı uygarlığı, İslam medeniyetinin çocuğudur." derken, bu konuda (dünyaca kabul edilen) ciddi kaynaklardan sayılmaktadır. İlim ahlakı, çalışmalarda duyguların bir kenara bırakılmasını gerektirdiğini sizler de bilirsiniz. Sağlıcakla kalınız.

17 Ağustos 2017 11:05
"Türkleri Yeniden Tanımak" Araştırma Kitabımı Yazma Nedenim:

Değerli Cemal Zöngür, İçerikle ilgili görüşlerinizi öğrenebilir miyiz? "İspanya kralı III. Felipe 1609 tarihli bir fermanla 1610-1614 yılları arasında Müdeccenleri (Müslümanları) İspanya'dan kovdu. Çoğu cami, kümbet, medrese, köşk, saray ve eşsiz yapılar yıkıldı veya tahrip edildi. Müslümanlar kadın, çocuk fark etmeksizin katledildi veya İspanya dışına göç etmeye zorladı. 300.000 kadar Müdeccen, vatanlarını terkettiler. Böylece Müslümanların İspanya'daki izi büyük oranda silinmiş oldu. Endülüs (ARAP İSLAM) medeniyeti, birçok açıdan çağını ve sonrasını etkilemiştir. Endülüs dönemi aynı zamanda İspanya'daki Yahudi kültürünün altın çağının da var olmasını sağlamıştır. Döneminde Dünya'nın en önemli kütüphanelerinden biri hâline gelen Grenada'daki kitaplar Babü'r-Remle Meydanı'nda 1 milyon cilt kitap yakılmıştır. Rivayete göre, ünlü fransız fizikçi Pierre Curie'nin, “Müslüman Endülüs'ten bize 30 kitap kaldı, atomu parçalayabildik.." dediği söylenir.(Vikipedi'den alıntı) Sağlıcakla kalınız.

16 Ağustos 2017 17:42
Osmanlı'yı Anlatmak!

Değerli Ali Bey, Hıristiyan Batı'ının kıskançlığının, Osmanlının, asırlarca kimsenin burnunu kanatmadan Güney Avrupa'yı (Hıristiyan topluluklarını) yaklaşık beş asır yönetmesinden geldiğini biliriz. Biliriz de, (kimi) Osmanlı torunlarının, İstanbul, İzmir, Samsun, Mersin, Antalya, İzmit sahillerinde çaylarını denize karşı yudumlarken, bu cennet toprakları onlara armağan eden atalarına hakaret etmelerini anlayamayız. Bunun tek bir nedeni olmalı; "Cehalet!" İlim ahlakına sahip kimi batılı ilim insanları da olmasa ihtimaldir ki, Osmanlı arşivleri (tamamı) açılasıya kadar (kısıtlı da olsa) bu gerçekleri öğrenemeyecektik. Elinize sağlık, sağlıcakla kalınız.

11 Ağustos 2017 11:53
Milliyet blog nasıl bir yazı menüsü istiyor?

Değerli Mehmet BURAKGAZİ, "dilimizde tüy bitti!" diyecek kadar tekrar ettik. Bir kez daha yazalım. Özgürlük, seçeneklere bağlıdır. Ve bu ortam, bir ticari kuruluşun, kuruluş amacına uygun bir tasarrufudur. Aramızda bu kadar okuyan-yazan'dan öte, "düşünür" gibi yapan orta yaşlı delikanlı-hanımefendiler var ve bilirler; İdealist olmanın ve bir amaç taşımanın (çaba-çalışma-emek)gerektirdiğini. Biz, uzun yıllar evvel (yazdıklarımızı kendimiz uygulayarak) kişisel sitemizi kurduk ve uzun süredir okunma oranımız bu ortamlardan daha fazladır. Özetle, emanet ata binen tez iner! inanırsan ve çalışırsan oluyor. şikayet edersen ve serzenişte bulunursan değil. Sağlıcakla kalınız.

26 Temmuz 2017 15:32
Uzaylılarla görüşen Vali!

Değerli Ali Bey, (4/4) yayımlanmayan sonuçlarına dayalı resmi bir rapora göre, Sovyet vatandaşlarının %55’i kendilerini inançlı olarak tanımlamış, diğerlerinin bazıları da muhtemelen inancını saklamıştı. ...komünist yönetimin çöküşüyle Rusya’da yeni bir dinî Rönesans yaşanmadan önce bile, günlük sosyal ve kültürel yaşamda büyüyen gayri resmi alanda yeniden canlanması, komünist rejimin insanların hayatları üzerindeki etkisinin azaldığına işaretti. Özellikle 1970’ler ve 1980’lerde, dini dua ve çalışma grupları ortaya çıkmıştı (Ortodoks, Protestan, Yahudi ve diğerleri); gençler arasında ailelerinin dini geleneklerini yeniden keşfetme ve dini törenlere katılımın artması gözlenmekteydi. Bu anlamda Gorbaçov 1985 yılında yönetime geldiğinde Sovyetler Birliği’nde komünist yönetimin “ruhsal bir krizle” karşı karşıya olduğunu ifade etmiştir..” Özetle: Düşünce ve ifade hürriyetine sahip olmayan toplumların, kişi ve ülke olarak gelişmesi ham hayaldir. Sağlıcakla kalınız.

26 Temmuz 2017 10:36
Uzaylılarla görüşen Vali!

Değerli Ali Bey, (3/4). ve duvarları badanalanmış bir halde fabrika, depo veya müze olarak kullanıldı veya devlet koruması altında mimari anıtlar olarak boş kaldıSovyetler Birliği’nde ateizm yükselse de, dine karşı bu hareket başarıdan uzaktı, Kiliseye yapılan saldırılar çoğunlukla kilise içinde direniş ve dayanışmaya sebep oluyordu rahiplerin ve yereldeki unsurların çabalarıyla devlet desteği olmadan din gelişmeye devam etti. Aynı zamanda Ortodoks kilisesinin baskı altına alınmasıyla, “mezhepçi” Hıristiyanlık ve diğer dinler büyümeye devam etti. Genel anlamda, devrim yıllarındaki karmaşa ve belirsizlik ortamında, inanç ve ruhanilik anlam ve ümit kaynağı olarak görüldü. İlk Beş Yıllık Plan sırasındaki radikal karmaşa ve 1930’lardaki kanlı terör sırasında dine uygulanan baskı oldukça sert oldu, ancak dini kurumların sınırlandırılması ve rasyonalist düşüncenin ön plana çıkartılmasıyla dinin ortadan kaldırılacağı düşüncesi gerçekliğe yansımadı. 1939 nüfus sayımının ./..

26 Temmuz 2017 10:35
Uzaylılarla görüşen Vali!

Değerli Ali Bey, (2/4) İçsavaşta galibiyet sağlandıktan sonra hükümet daha az şiddetli ancak daha kararlı bir şekilde kilisenin üzerine gitti. Hükümet kilisenin tüm değerli eşyalarının alınmasını emretti ve Büyük Petro tarafından sona erdirilen skolastik organizasyonun patriklik formunu canlandırmak üzere kilise konseyi tarafından 1918’de seçilen Patrik Tikhon’u geçici olarak hapsetti. Modern, “yenilikçi” ve “yaşayan kilise” gruplarına destek olarak kiliseyi içten parçalamaya çalıştı ve militan ateist hareketiyle popüler dini inanca doğrudan saldırılar gerçekleşmeye başladı. Tikhon’un 1925 yılında ölümünden sonra hükümet yeni bir patriğin seçilmesini engelledi ve kilise liderliği geçici görevlilere kaldı. Moskova’nın Kalinin bölgesinde Sovyet konut projesinin önünde, on yedinci yüzyıldan kalma Simeon Stolpnik Kilisesi. Rusya’da birçok kilise kapatıldı ve yıkıldı. Bazı kiliseler faaliyetlerine devam ederken, yıkılmayan kiliselerin çoğu, kutsal objeleri alınmış ./..

26 Temmuz 2017 10:33
Uzaylılarla görüşen Vali!

Değerli Ali Bey, (1/4) Ülkemizde geçmişte yaşananlarla ilgili ve bir virgülüne dokunmadan (“Rusya Tarihi”, Sahife: 642-645’den ile eserden) kısa bir alıntı gönderiyorum. Yorumunu da okuyanlara bırakarak. “Sovyetler Birliği’nde komünistler tarafından din bir anormallik, bir tehdit ve bir mücadele olarak görüldü. Bolşeviklerin Rusya’yı “modernleştirme” çabaları, batıl inançlar, mistiklik ve dini hikâyelerin yerine bilimsel bir hayat görüşünün getirilmesi anlamına gelmiştir. İlk aşamada, bu kampanya kurum olarak Ortodoks kilisesine karşı yürütülmüştür. Bolşevikler yönetime geldikten hemen sonra imparatorluk rejimiyle yakın bağları bulunan Ortodoks kilisesini dağıttı, kiliseye mali desteği kesti, kilise mallarını ele geçirdi ve binlerce kilise okulunun kontrolü devlete devredildi. Îçsavaş sırasında, devrimciler rahip ve din adamlarını sıklıkla tutukladı ve bazen yargısız olarak infaz etti, kutsal nesnelere el koydu veya yok etti ve birçok kilise ve manastır kapatıldı./..

26 Temmuz 2017 10:27
Muktedirlerin tarihinde sorular değil ezberler vardır. Cevabını bilmeyen doğru soru soramaz (4)

Değerli Mehmet Binlik (3/3) Uygarlıklar konusundaki çalışmaları ile tanınan Arnold Toynbee özetle ne demektedir: -"1922’den beri Türkler İslâmî inceliklerle alay etmek için ellerinden geleni yaptılar, -Türklerin oldukça kararlı yürüdükleri milliyetçilik yolunda, yarın diğer Müslümanların aynı biçimde yürümesi olası gözüküyor. Araplar ve İranlılar şimdiden gönüllü. Afganlılar bile aynı yolda yürümeye istekli. -Gerçekte, milliyetçilik Müslümanların içine düştükleri bir oyun; Müslümanların büyük bir çoğunluğu için milliyetçiliğin kaçınılmaz sonucu, Batı dünyasının proleter kalabalığı içinde erimek olacaktır." Bu sentez: Bakmak ve görmenin farkıdır. Soru: I.Dünya savaşı sonunda (yenilenlerden) farklı bir kültürle dönüşen tek toplum hangisidir? Bunun cevabı Lozan'ı anlamaktır. Şu an "Rus Tarihi" ile ilgili bir blog dizisi yayınlanmaktadır (sitemize bakabilirsiniz) Ruslar nerede ise yaşadıklarımızı birebir yaşamışlar. Ancak, dönüşmemiş, batıdan yararlanmışlar. Sağlıcakla kalınız.

13 Temmuz 2017 11:29
Muktedirlerin tarihinde sorular değil ezberler vardır. Cevabını bilmeyen doğru soru soramaz (4)

Değerli Mehmet Binlik (2/3) “Panislâmizm”in bu yeni görünüşü, Halifeliği yeniden diriltme atılımlarının başarısızlıkla sonuçlanmasıyla doğdu. XIX. Yüzyılın ilk çeyreğinde, Halifelik unvanını Topkapı Sarayı’nın sandık odasında bulan Sultan II. Abdülhamit, onu kendi kişiliğinde “Panislâma” duyguyu canlandırmak için kullandı. 1922’den sonra, Mustafa Kemal ve arkadaşları yeniden diriltilen bu halifelik kurumunu kendi radikal “Herodian”a siyasal görüşlerine yakın bularak, önce halifeliği lâik bir kurum durumuna getirdiler ve sonra tamamıyla ortadan kaldırdılar. Türkiye’deki bu hareket diğer Müslümanları üzdü ve 1926’da Kahire’de tarihsel İslâmî bu kurumu, çağın koşullarına uydurmanın yollarını araştırmak üzere bir konferans düzenlemeye zorladı. Bu konferansın belgelerini incelediğinizde, halifeliğin öldüğüne inanacaksınız. Bunun en büyük nedeni elbette ki “Panislâmizm” in uykuda olması."(Sahife:179)

13 Temmuz 2017 11:20
Toplam blog
: 870
Toplam yorum
: 2519
Toplam mesaj
: 242
Ort. okunma sayısı
: 1646
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisinde öğrenciliğim sırasında bir kamu iktisadi kuruluşunda başladığım çalış..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster