Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
İlk yazım

Değerli Rukiye Türeyen, aşağıdaki hikaye, gerçek bir olayı, azmi ve başarıyı anlatmaktadır: "..Wilma Rudolp Tennessee’de fakir bir ailede dünyaya gelir. Dört yasındayken kızıl hastalığıyla birlikte iki taraflı zatürre geçirir ve bu ölümcül bileşim onu felç eder. Destek kullanmak zorunda kalır, doktoru bir daha asla ayağı yere basamayacağını söyler. Ancak annesi Allah vergisi kabiliyet, kararlılık ve inançla istediği her şeyi yapabileceğini söyleyerek kızına cesaret verir. Wilma ”Dünyanın en hızlı koşan kadını olmak istiyorum,” der. Dokuz yaşında doktorların öğüdüne karşı gelerek ayak desteğini çıkarır ve doktorların söylediğinin aksine ilk adımını atar. On üç yaşında, ilk yarışma katılır ve sonuncu olur. Daha sonra ikinci, üçüncü dördüncü yarışlara katılır, ta ki bir gün birinci gelene dek..Felçli kadın 1960 Olimpiyatlarında dünyanın en hızlı koşan kadını olur." Kendisine inanan ve mücadeleyi asla bırakmayanların en büyük yardımcısı Alemlerin Rabbi'dir. Aramıza hoşgeldiniz.

06 Haziran 2017 11:00
Sürç-i lisan eyledimse, af ola...

Değerli Meryem Kadıoğlu, Bilirsiniz, Başarılı olmak, kişinin değerleri doğrultusunda yaşaması ve yaşamını bunların üzerine kurabilmesi ile doğru orantılır. Sanırım yazılarını ilk kez bir AVM'de beklerken(iphone'dan)okumuştum. orada etkileyici ve samimi bir ifade tarzı gördüm. İnandığı yolda (tek başına da olsa) ilerlemek yaşamı anlamışların harcıdır. Sağlıcakla kalınız.

04 Haziran 2017 13:22
Şımarık erkekler...

Değerli Ayşegül Hayvar, izninizle, bir yorumcunun size aktardığı: "Bu olaylar, orient toplumların arızalarından" ifadesinin doğru olmadığına örnek olarak Amerikan kaynaklarından bir bilgi aktarıyorum: "..Amerika’da Çocuğa Kötü Davranma Ulusal Merkezi rakamlara göre) ; ABD’de yılda bir milyona yakın çocuğa kötü davranılır. Bunların 200,000’e yakın bir kısmı bedensel olarak aşırı kötü davranışa maruzdur. 100.000 kadarına cinsel olarak kötü davranılır. Ve geri kalan kısmı ise, ana babadan hiç ilgi görmez, bakımsız sokağa bırakılır… Bu anlamda Amerika’da 18 yaşının altındaki her 40 çocuktan birine kötü davranılır. Araştırmalar kötü davranmanın azalmayıp, gittikçe arttığını göstermektedir..” Kadın ve çocuğa şiddet, insanlığın sorunudur. Her bahane ile ülke insanına ve değerlerine haksızlık yapmak herhalde bizlere özgü olmalıdır. Sağlıcakla kalınız.

01 Haziran 2017 18:50
Şımarık erkekler...

Değerli Ayşegül Hayvar, Ortada (anlaşılan o ki, eğitim anlayışında) bir sorun var ve bu sorun mevcut bakış açısı ile çözülmemekte, çözülmemiştir. Meseleye, Kadın-Erkek olarak yaklaşıldığında: "kimse size karşı değildir, herkes kendi tarafındadır" anlayışı ile tarafları elbette kendilerini savunacaktır. Aşağıda yazılanlar Amerikalı araştırmacıların görüşüdür. -“..Kadınlar (örtülü baskılarının sonucunda) erkekte bir değişime etki edemediğini hissettiğinde,” Beni hiç dinlemiyorsun-anlamıyorsun" veya "özürleriniz boş ve hiçbir anlam ifade etmiyor“ gibi ifadeleri dinlendirmeye başlıyorlar..” Ve sonunda kadınlar ilişkiden/evlilikten vazgeçip çıkış yolu (boşanma) arayışına başlıyor. Bu iddiayı bir yazı konusu için (dış kaynaklardan) araştırma esnasında öğrendim. Burada çok önemli bir tespit var. Bunun yorumunu da sizlere bırakıyorum. Ve Kayınvalideler gelinlerini dövdürmekte değil midir? Bu da ilginç olmalı. Sağlıcakla kalınız.

01 Haziran 2017 00:42
İtibar satın alınmaz

Değerli Nahide Çelebi, İzninizle, insana ve değerlerine biraz farklı bakalım. Bilirsiniz: "İnsan", düşünerek ancak üretebilen varlıktır. Düşünmek, farkında olmak, Farkındalık ise: "Özde mutluluk = Közde haz... Hamdım, piştim yandım!" İfadesinde insanın yaşam serüveninde başarısının hikayesidir. Peki, "Dil yaresi" neden ağırdır? (Çiğ) İnsan mı: (yaradılış) özellikleri ile (bu) tanıma muhataptır? Elinde açık (maddi) bir yarası olana dokunacak görüntüsü verilirse, yaralı olan dikkatli olacaktır. "Dil yaresi" de gerçeğinde karşısındakinden beklemediği bir tepki görüldüğünde kırılmak mıdır? Gerçeğinde kırmak-kırılmak (çiğ) insani davranış olmakla birlikte. Peki, Kıran mı kusurludur; kırılan mı? İnsan, evladını severken duyduklarını (heyecanı), neden bir başkasında (insanda) bulamaz? Burada "sevgi" anlamını "sevgi"de değil de kişilerde mi bulmaktadır? "Felsefe"; tanımlanması güç bir mesele değildir. Felsefe, "düşünce etkinliği"dir. Toparlanırsa: Yaşam, algılamızla anlamlıdır. Sağlıcakla..

31 Mayıs 2017 12:27
Feminizm

Değerli İZEL TONTAŞ, "Kadın-Erkek" insandır, insani özellikler taşırlar. Ve Topluca çektirdiğimiz bir resimde ilk kendimize mi bakarız? "Feminizm" : Avrupa'da (Fransa'da) hareket noktası bulan ve anlam kazanan bir anlayıştır. Peki, Fransa (Avrupa) Buna neden gerek görülmüştür? Demek ki, (Kimilerine göre) "Medeni!" Batıda, kadın-erkek eşit değilmiş. Peki, Doğuda eşit midir? Bunun cevabını batı için; Antik Yunan'dan itibaren araştırılarak yazılan, "Özel Hayatın Tarihi" isimli (5 cilt) (YKY) eserde; Doğu da ise, İslam ve Uzakdoğu (Hint-Çin) kaynaklarındadır. Soralım: bu kaynakları (doğru olarak) okuyan kaç kişi vardır? Anadolu'da kadın "eş", değil, "Eşit"tir. Uygulamada "Eşitlik” görülmediği ileri sürülebilir, bunda haklılık payı da olabilir. Peki, sorunun (eşitsizliğin) kaynağı nedir? Bilirsiniz, ceviz ağacının kerestesi kıymetlidir. Onu daha kıymetli yapan işlenerek mobilya olmasıdır. İnsanın eşitliği işlenmesinde olabilir mi? Meseleye bazen de farklı bakılmalıdır. Sağlıcakla kalınız.

24 Mayıs 2017 10:18
Erkeklerin bile yapmaktan çekineceği etek altı esprileri artık bazı hanımlar rahatça yapar oldu...

Değerli Süleyman Bey, Düşünen ve düşünerek anlamını bulabilen canlı varlık, "İnsan"ın en belirgin özelliğinin ne olduğunu açıklamıyor, bunu (yorumu)okuyanlara bırakıyoruz. Bizler, rekabetçi toplumlarımız kadar gelişmenin yolunun "Batılılaşmak" olduğunu düşündük. (Daha doğrusu, verdikleri kredi-teknoljinin bir bedeli olarak batılılarca dayatıldı) Gerçeğinde bizler, batılılaşmayacak, çağdaşlaşacak (çağın gereklerini yerine getirmek için düşünecek-üretecektik. Batı toplumunu (kökenini) anlamak için mutlaka 2000 yıllık "özel hayatı" bilmek gerekir ki, bizler neye benzediğimizi-benzemeyi düşündüğümüzü bilelim. Ne yazık ki, (benzeyeceklerimiz hakkında) en küçük bir bilgimiz dahi bulunmamaktadır. "Bir ailenin çocuğuna verebileceği en büyük hediye kökleridir. Küçük bir kızın ne kadar ince ve kibar davrandığını fark eder öğretmeni. “Böyle ince ve kibar olmayı kim öğretti sana?” diye sorar. "Hiç kimse. Bu bizim ailenin kanında var,” diye yanıtlar kız." Sağlıcakla kalınız.

24 Mayıs 2017 08:13
"Arif Öğütcü"nün kaleminden

Değerli Arif Öğütçü, öncelikle sizi kutluyor, emeğinizin karşılığını bulmasını diliyorum. Biliriz ki öyküler, yaşamın, insanın ve gerçeğinin bir parçasıdır. Yaşamı başarmış insanlar, iki ayaklarının üzerinde durmasını öğrenen ve durabilen insanlardır. Pope bakınız bu konularda ne demektedir: "Kimseden hiçbir şey beklemeyenlere ne mutlu,hiç hayal kırıklığına uğramazlar." Sağlıcakla kalınız.

08 Mayıs 2017 11:37
Şartsız sevmelisin beni !

Değerli Ata Kemal Şahin, İzninizle, insani şeylerle ilgili (eskimeyen konunun işlendiğini yazınızı vesile kılarak) ortaya karışık! -Her insan hayata kendi yorumunu katar. Fıçıdan içerisindekinin sızması misali! -Allah sizi korumak için bazı insanları hayatımızdan çıkarır, peşlerinden koşmayın. -Hayvan açken, insan tokken kudururmuş. -Hiç kimsenin ilgisine ihtiyaç duymadığın gün olgunlaşırsınız. -Hiçbir insan öylesine girmiyor hayatınıza… Kimileri ceza, kimileri bela, kimileri imtihan, kimileri ise armağan..! -İnsanın 'özü' ne ise 'gözü' de onu görür. -Hayatta hiçbir şey üzülmeye değmez; Unutma! Seni üzen bir şeyden artık sana hayır gelmez. -Bir insana fazla sensin dersen, bir gün o da sana; sen kimsin? Der! -Kadınlar ilgi bekler diyorsun da; erkekler tren mi bekler sanıyorsun?" Arife tarif gerekmez diyerek ve yanlış anlaşılmayacağını umarak; "Tren-öküz" ikilisine atıfta bulunmayacağız. Sağlıcakla kalınız.

07 Mayıs 2017 20:01
16 Nisan 2017 referandum sonuçları

Değerli Ali Adnan İnal, "Akıl der ki; bana inanmıyorsan tarih kitaplarını oku!" İnsanlar gibi devletler de kuruluş felsefelerini (kendilerini) tekrar ederler. Bununla beraber devletler şirketler gibidir. (benzer konudaki) Bir şirketin büyümesi, diğerinin pazarını ve gücünü katbetmesi anlamındadır. Devletlerin çatışmalarının arka planında olan budur. Bulunduğumuz bölge önceleri "İpek yolu"nun, bugünlerde hammadde(petrol vb.)kaynaklarının bolca olduğu topraklardandır. Tarihimizde fazla yazılmasa da; Osmanlının zayıflatılmasının ilk ayağı, Kara İpek yolunun (keşiflerle) denizlere aktarılarak, Osmanlı ekonomisine darbe vurulmasıdır. Osmanlıdaki İsyanların ana sebebi budur. Bu manada ekonomisi-yönetimi güçlü ülkeleri sömürmek kolay değildir. Batı, askeri darbelerle diğer ülkeleri (kendi çıkarlarına göre)yönetmektedir. Siz de yazınızda bunu anlatmış olmalısınız. Ülke-Dünya gerçeklerini görecek bilgi-basirete sahip olmayanlara bu gerçeği aktarmak çok kolay olmamaktadır. Sağlıcakla kalınız.

03 Mayıs 2017 11:00
Toplam blog
: 931
Toplam yorum
: 2503
Toplam mesaj
: 242
Ort. okunma sayısı
: 1592
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisinde öğrenciliğim sırasında bir kamu iktisadi kuruluşunda başladığım çalış..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster