Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
ABD'yi Başımıza Nasıl Sardık?

Değerli cdenizkent, bölgesinde (veya bir düzen içerisinde) iddia sahibi olan ülkeler; tam bağımsız ülkelerdir. Bağımsız ülkeler ise, kendilerine yetecek; sivil-askeri yüksek teknolojiyi üreten ve ürettiklerini yatırıma dönüştürecek milli sermayeye sahip olanlardır. Bu manada Osmanlı İmparatorluğu Kırım Savaşı’na kadar (mevcut şartlar içerisinde) durumunu/bağımsızlığını korumuş, ancak, Savaş hazırlıkları, biraz da İngilizlerin (bugünkü ABD) oyunu ile ilk kez (dışarıya) borçlandırılmıştır. Osmanlıyı yıkan da bu borçtur. "Mart Tezkeresi" şartlarında ülkemiz, bağımsızlık şartlarının hiçbirine sahip değildir. ABD, “Mart tezkeresi”nin geçip/geçmeyeceği ihtimaline göre tedbirini önceden almış ve iki sonuca göre de kazanmıştır. Diplomasi/siyaset bu işe yarar. Soru 1: Dışişlerinde çalışanlarımız hangi (yabancı) okullardan mezundur? 2) Dışarıya bilgi/sermaye ihtiyacı olan bir ülke alacaklısına (ABD'ye) nasıl ve ne zaman "hayır" der? 3) ABD bu sonucu istemiş olabilir mi? Sağlıcakla kalınız.

13 Temmuz 2019 12:32
Parasal Referandum

Değerli Yurdagül Alkan, Hristiyan Batı'daki şu anlayışı bilirsiniz: "Herkes kendi çıkarını korur." Biz batılılaşarak: "İşçinin hakkını alınteri kurumadan veriniz, kul hakkı yemeyiniz" emir-öğütlerini bir kenara bıraktık. Batılılar, halklarının ezilmelerini önlemek için güçlü sivil toplum örgütleri oluşturmuş ve (muhataplarıyla)masaya güçlü oturmuşlar. İş bizde bu şekilde işlememiş; Halk, jandarma dipçiği-polis çopu ile pasifleştirilmiştir. Bizim en büyük sorunumuz; "tabu" haline getirilmiş meseleleri sorgulamamak ve hoşgörü içerisinde tartışamamaktır. Örnek:Son yüzyılda kaç banka kuruldu, sahipleri kimlerdir ve bunlar topladıkları halkın parasını kimlere aktararak size verdiğimiz acı durumun oluşmasına neden olmuştur? Bunun arka planını öğrenenler; bugüne kadar neden yüksek teknoloji üretemediğimizi, Anadolu insanı-sermayesine neden yol verilmediğini de öğrenecektir. "İrtica-Sakal-Başörtüsü" bahanesi ile (darbecilerce) bu aziz milletimiz yıllardır soyulmaktadır. Sağlıcakla kalınız.

14 Haziran 2019 14:51
Parasal Referandum

Değerli Yurdagül Alkan, Bir ülkenin "gelir dağılımı", kişisel değil, yönetim-düzen sorunudur. Sanayi Devriminden önce İngiltere'de nüfusun, %80'i köyde, 20'i şehirlerde yaşamaktadır. Sanayi devrimi sonra bu durum tersine dönmüş, %80'i şehirde yaşamaya başlamıştır. İngiltere'de bugün nüfusun %30'u asgari gelir düzeyinin altında kazanmaktadır. Ayrıca: toplumun %1'ini oluşturan 600 bin zenginin varlığı son 15 yılda %79 artmıştır. Ve 2000 yılından bu yana İngiltere’deki gelir artışının % 26’sı, bu % 1'lik kesimin cebine girmiştir. Demek ki, medyada parlatılan (düzen!)köylü-işçi-yoksulun yararına değildir. Gelelim ülkemize (2017 yılı): Türkiye'de en yüksek gelire sahip %20'lik grubun gelirden aldığı pay, % 47,4; En düşük gelire sahip yüzde 20'lik grubun aldığı pay ise % 6,3. Nüfusun en zengin %1’i, ülke servetinin yüzde 54’üne sahip. Kapitalizm (Batılılar) diğerini sömürerek refaha kavuşur. Ve "bizim düzenimiz!" Soru:Fransız Devrimi-Sanayileşme bir soygun düzeni midir? Sağlıcakla kalınız.

11 Haziran 2019 22:11
Trabzon Rum İmparatorluğu...

Değerli cdenizkent, Konunun açılması adına: 1) Mesele: Hristiyanlık-Müslümanlıktır. 2)Türklerin, Müslümanlığı kabul etmeleri ve liderliği yapmaları asla affedilmemiştir.3)Türklerin İstanbul-Atina’yı fethetmeleri Avrupa’nın kalbi Viyana önlerinde çadır kurmaları, Avrupalı toplumları birleştirmiştir. 4)Müslümanların Güney Avrupa’yı adaletle 500 yıl yönetmeleri bir başka nefret nedenidir. 5)İstanbul’un fethi, (İlk kez)Hilalin, Salibe (Haç) galibiyeti; Lozan’da bunun (intikamı) tersine döndürülmesi, Türklerin İslam’dan soyutlanmasıdır. Ve Yabancı Okulları (mezunlarının geldikleri yerleri;Menderes, Ecevit, Çiller, medya-sermaye-bürokrasinin tepe noktasındakileri) öğrenmeden bu meseleleri çözmek zordur. İlk Bulgar Başbakanı’da Robert mezunudur. Ve...Musul-Kerkük-Trakya-Adalar-Tazminatlar-Yunan işgali-yeni devletin kuruluşu bizlere, öğrenilmesi istenildiği gibi aktarılmıştır. Bu nedenle yakın tarihte koyu sansür vardır. Sağlıcakla kalınız.

11 Haziran 2019 11:35
Manevi Terbiye Noksanlığı

Değerli Kerim BAYDAK, Batının, I.Dünya Savaşı ile ilgili bizdeki en büyük kazanımı: "Toprak işgali" değil, zihinlerde yaptığı işgaldir. Bu konular, çeşitli isimler altında tabu haline getirilmiş ve tartışılması dahi yasaklanmıştır. Dileyenler, son yüzyılda, okul-öğrenciler üzerindeki (törenlere-kıyafetlere) uygulamalara bakabilirler. Özetle: Geldiğimiz yer, ülke ve insanımız için sürpriz değil, bir projenin sonucudur. Bunun farkına varılmadan tersine çevrilmesi de mümkün değildir. Sağlıcakla kalınız.

30 Mayıs 2019 13:48
Kendine Kör Başkasına Ayna

Değerli Hüseyin Bey, Öncelikle geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Maalesef, hassas insanlar yaşam yolculuğunda fazla yıpranmakta ve yorulmaktadır. Yorumun "birinci bölümü" bir şekilde yayınlanmamış. Orada: içerikte anlatılanların, "Ulusalcı" Prof. Dr.Erol Manisalı'nın, TÜSİAD hakkındaki görüşleri olduğu kaydedilmişti. Okuyanlar bunu dikkate alarak yorumu değerlendirebilirler. Ve büyük bir nezaketle yaptığınız yazılarımızla ilgili görüşlerinize de teşekkür ediyorum. Şunu gördük ; halkımız, yeteri kadar okumasa da; samimi olan ile olmayanı ayırmakta, ona göre değerlendirmektedir. Kişisel web sitemizin bir yerde tanıtımının olmamasına rağmen okunma oranı yönünden büyük rağbet gördüğünü belirtelim. Halkımız: bilgi içerikli-tarafsız-samimi çalışmaları karşılıksız bırakmamaktadır. Tekrar şifalar diliyorum. Sağlıcakla kalınız.

05 Mayıs 2019 12:13
Kendine Kör Başkasına Ayna

Değerli Hüseyin Bey (4/Son) ...istihbaratçıdır. O bile rahatlıkla, bazı Türk sermaye çevrelerinin ne kadar kopmuş ve bağımlı hale gelmiş olduklarını rahatlıkla bana, hayatında ilk defa karşı karşıya geldiği bir insana söyleyebiliyordu. İkinci anım, İ. Batu ile ilgili, inal Batu Dışişleri Bakanlığı’nda Müsteşar Yard. durumunda, yıl 1997-1998 olabilir. Bakanlıktan bana yana yakıla telefon ediyor. Şu Türk-Yunan işadamları Derneği’ndekiler, öyle emrivakiler yapıyorlar ki Dışişleri zor durumda kalıyor. Her şeyi son anda haber veriyorlar”, bizimle bir şey görüşmüyorlar. Bazı işadamları Ankara ile bütünleşme, entegrasyon, ulusal politikaya destek yerine, “Ankara’yı zora sokan” girişimler içinde bulunuyorlardı. Bu iki örnek bazı büyük sermaye çevrelerinin Batı’dakinin aksine, “dışsal yarar yerine dışsal zararlara yol açtığını” maalesef ortaya koymaktadır." Bir ilave de biz yapalım: Bu işadamlarının büyük çoğunluğu Türkiye'deki Yabancı-misyoner okullarından mezundur. Sağlıcakla kalınız.

04 Mayıs 2019 19:48
Kendine Kör Başkasına Ayna

Değerli Hüseyin Bey (3)haklarında denge kurulmasından bahsettim. Yaptığım makul ve dengeli bir açıklama idi. Söz konusu dengeler den, Ankara’da hiçbir hükümetin, “dengesizlik doğuracak bir ödüne kesinlikle razı olamayacağını” nedenleri ile ortaya koydum. Morton Abramowitz ilginç bir açıklama yaptı; “Ama bazı Türk işadamları sizin gibi, sizin hükümetiniz gibi düşünmüyorlar” dedi. Yani önemli işadamları M. Abromovitz’e Türk hükümetinden farklı düşündüklerini söyleyebilmişlerdir. Acaba şunu düşünebilir miyiz; Fransız büyük sermayesinin bazı temsilcileri Paris’teki Amerikan veya İngiliz büyükelçilerine Fransa’nın çok önemli bir ulusal konusunda, “biz Fransız hükümetinden farklı düşünüyoruz” diyebilirler mi? Morton Abromawitz farkında olarak veya olmayarak, bazı büyük sermaye çevrelerinin “kendilerine ne kadar yakın olduklarını” da ifşa etmiş oluyordu; hem de hiç çekinmeden. Morton Abromawitz ki her sözünü ölçüp biçen, Türkiye’yi ve bölgeyi çok iyi bilen önemli bir diplomat, uzman ve ../..

04 Mayıs 2019 19:41
Kendine Kör Başkasına Ayna

Değerli Hüseyin Bey (2) "Yapılan anlaşmalarda genellikle, yönetim bağımlılıkları vardır. Bazı büyük sermaye çevrelerinin Batı'daki bazı güç odaklarına aşırı bağımlılığı, bu bağımlı olan sermaye çevrelerinin Türkiye üzerinde “dışsal yarar” yerine “dışsal zarar” yaratmalarına yol açmaktadır. Çünkü iktisadi (ve stratejik) maksimizasyon dışarıda Yapılmakta, yerli sermaye de buna uymaktadır. Bazı büyük sermaye çevrelerinin aşırı duyarlılığının ve bağımlılıklarının Türkiye için Yarattığı zararı göstermek için iki anımı anlatmam gerekecek. Birincisi, ABD’nin Ankara büyükelçisi Morton Abromawitz ile ilgili. Soğuk Savaşın sona erdiği yıl olabilir; Ankara’dan İstanbul’a geleceğini ve beni Sheraton (Ceylan) Oteli’nde kahvaltıya davet etmek istediğini ve Kıbrıs uyuzmazlığı konusunda sohbet etmeyi arzuladığını söyledi Kahvaltıda, Kıbrıs uyuşmazlığı konusunda düşüncelerimi aktardım. Londra ve Zürih Anlaşmalarından söz ettim; adada iki halk ile Türkiye ve Yunanistan’ın ada üzerindeki tarihsel ../..

04 Mayıs 2019 19:39
Kendine Kör Başkasına Ayna

Değerli Hüseyin Bey, (1)“Ulusalcı”, Cumhuriyet Gazetesi yazarı, üniversite öğrenimini de İngiltere’de yapmış, Prof.Dr.Erol Manisalı’nın “Küreselleşme ve Büyük sermaye” kitabında, “TÜSİAD” hakkında yazdıklarının kısa özetini aktarıyorum: “TÜSİAD bünyesindeki büyük sermaye tamamı değilse bile önemli bir kısmı şu ayrıcalıklı özelliklere sahiptir: Bunlar çok uluslu şirketlerle anlaşmaları ve ortalıkları bulunan sermaye guruplarıdır. Bu ortaklıkları, ana şirketlerle bütünleşme derecesine varan özellikler içindedir. Bunlar Brüksel, Washington gibi merkezler ve uluslararası kuruluşlarla yakın ilişki içindedirler. Siyasî temsilcilere ve kurum yetkililerine, “doğrudan doğruya muhatap olurlar. Türkiye’nin iç ve dış siyasetinde doğrudan doğruya etkili ve yönlendirici olmaya çalışırlar. Büyük sermaye grupları (holdingler), dışarıdaki büyük şirketle, “karşılık esasına göre ortak değillerdir. Çünkü Teknolojik olarak dışarıdaki ÇUŞ’lere (Çok uluslu şirketlere) Ticarî ve malî olarak bağlıdır" Devamla

04 Mayıs 2019 19:33
Toplam blog
: 1080
Toplam yorum
: 2683
Toplam mesaj
: 242
Ort. okunma sayısı
: 1713
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisindeki öğrenciliğim sırasında, bir kamu iktisâdi kuruluşunda başladığım ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster