Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
İstanbul ve Yeniden Seçim

Değerli Rıza Bey, Bilirsiniz, "Siyaset" : Gidilen-ulaşılması amaçlanan yol ve bu yolda kullanılan düşünce-değerler bütünüdür. Sömürge toplumları hariç, diğer toplumlar: siyaset-yönetim anlayışlarını kendi değerlerinden-kültürlerinden üretir ve toplumlarının desteğini alırlar. Bu anlayışla toplumlar; kendi değerlerine uzak yöneticileri ve uygulamalarını desteklemezler. CHP'nin halktan (çoğunluğundan)itibar görmemesi bu şekilde özetlenebilir. Bir siyasi oluşumun iktidar olmasında ülke çıkarlarını uzun vadeli koruması esastır. Siyasi oluşumlar; kendi anlayışlarını halka anlatır ve halkın kararına ne ise ona saygı gösterirler. Halkın kabullenmediğini bir uygulamayı "dayatmak" ne kadar doğrudur? İktidar seçiminde halkımıza da önemli bir görev düşmektedir. O da: daha çok ve farklı kaynaklardan okuması, kendisine sunulanları, titizlikle değerlendirmesidir. Ve milletimizin karakterinde, misafirine ve taziyeye gelene taciz yoktur. Bu konu da araştırılmalıdır. Sağlıcakla kalınız.

22 Nisan 2019 11:34
İstanbul'u Kaybetmek!

Değerli Ali Bey, I.Dünya Savaşı'nda İstanbul'un el değiştirmemesi, Napolyon'un (çok önceden) dediği gibi yeni bir dünya savaşı nedenidir. O dönem işgalciler arasında bir dünya savaşı daha göze alınamadığı el değiştirmemiş (Osmanlı/Türk Devleti kontrol edilir seviyeye getirilerek) korunmuştur. Yine 200 yıl önce Osmanlıların/Türklerin Orta Asya'ya sürülme planları yapılırken, bugün o bölgede bulunan zengin hammadde kaynakları, bu planı da (doğu meselesi) şimdilik dondurtmuştur. ABD ve AB'nin bugünde istediği dün olduğu gibi; kontrollerinde zayıf bir Türk Devletidir. Erdoğan: bağımsız politika ürettiği, yerli savunma sanayinde büyük atılımlar yaptığı, ekonomiyi canlandırdığı ve onların çizgisinden ayrıldığı ve bunların üzerine, İran ve Rusya ile işbirliğine gittiği için II. Abdülhamid döneminde olduğu gibi Batı'nın düşmanlıklara hedef olmaktadır. Ancak, son yüzyılda yaşananlardan; hem halkımız, hem de ordumuz (çıkarcılar hariç) epeyce ders almış gözükmektedir. Sağlıcakla kalınız.

12 Nisan 2019 12:08
Dünya İkiden Büyüktür!

Değerli Ali Bey, (3/3) ...Biz söyleyelim, birkaç trilyon dolar. Açık ifadesi ile, Arap petrolünün parası nerede ise bu konu ile ilgili silahlanmaya harcanmış, harcanmaktadır? ABD, bir taraftan Arapları silahlandırırken, diğer taraftan da İsrail’e silah satmaktadır. Ve...Rusya'nın en büyük silah alıcıları arasında Müslüman Araplar yok mudur? Eğer, Osmanlı yıkılmamış ve Hilafet bir kurum olarak korunmuş olsaydı: Filistin'de kolayca bir İsrail devleti kurulabilir, Hristiyan Batı, bizi Birleşmiş Milletlere üye yapmak zorunda kalmaz mıydı? Batı için binlerce yıldır "Kazanmanın ahlakı yoktur". Bu nedenle İslam'ı, Müslümanları sevememiş, ısınamamışlardır. Onların ne "merhamet"den haberleri vardır, ne de "insanlık" değerlerinden. Bunu öğrenmek isteyenler, Haçlı Seferlerini inceleyebilir. İlginç olanı: O dönemde Yahudiler, Müslümanlarla birlikte Haçlılara karşı savaşmıştır. Tarih Aptallar için tekerrür etmekte, aptalları, tekrar ederek cezalandırmaktadır. Sağlıcakla kalınız.

27 Mart 2019 20:37
Dünya İkiden Büyüktür!

Değerli Ali Bey, (2/3) ...1870’te Yahudi faaliyetlerinin merkezi İngiltere’den Rusya’ya geçti. I. Dünya Savaşı sonunda 2 Kasım 1917’de İngiltere dışişleri bakanı Arthur Balfour’un girişimiyle Balfour Deklarasyonu süreci başlatıldı. Milletler Cemiyeti 1920 yılında, Filistin üzerinde İngiliz mandasını tanıdı. 14 Mayıs 1948’de BM paylaşım planı uyarınca David Ben-Gurion tarafından İsrail Devleti’nin kuruluşu ilan edildi. Ancak, ilerleyen süreçte İngiltere “Süper” devlet konumunu ABD’ye kaptırır ve İsrail’in koruyuculuğu da ABD’ye geçer. Peki, ABD (Batı-Rusya) binlerce yıldır işkence ettiği İsrail’i bugün neden korumaktadır ve ABD, İsrail’e hizmet mi etmektedir? Cevabı, NATO eski Genel Sekreteri Joseph Luns vermektedir: “İsrail, modern çağımızın en az masraflı paralı askeri olmuştur.” İsrail’in, Müslüman Arapların tam ortasına kurulması neticesinde, Araplarla aralarında (doğal olarak) çıkacak savaşta kullanılacak silahlar için: Avrupa, Amerika ve Rusya’ya ne kadar para ödenmiştir?

27 Mart 2019 20:15
Dünya İkiden Büyüktür!

Değerli Ali Bey, (1/3) Hristiyan Batının (Dini gerekçelerle) Binlerce yıldır katlettiği, sürdüğü Yahudilere “Koruyucu” görüntüsü vermesi bir aldatmacadır. Yahudilere (yardımları karşılığında) ilk devlet sözünü: 1798 Yılında Mısır’a çıkarma yapan ve orada zor durumda kalan Napolyon verir. İzninizle, yazınızı vesile kılarak meraklılar için olayı özetleyelim. İngilizler ve Ruslar Osmanlıyı yıkmak için 19. Asrın başında karar alırlar. Yahudilere Devlet kurma çalışmaları da bu dönemde başlatılır. İlk adımda: Osmanlıya, ekonomisini çökertmek için (1838’de) “Baltalimanı Ticaret antlaşması”nı imzalatılır. Arkasından da; 3 Kasım 1839’da, “Tanzimat Fermanı”. Baltalimanı ile ekonomi, Tanzimat ile Osmanlı Medeniyeti yok edilecektir. (Ve edilmiştir). Sonrasında Osmanlı Saltanatı ve Hilafet kaldırılınca doğacak boşluktan Yahudiler için Filistin’de devlet kurmak kolaydır. İngiliz Hükümeti, (1848’de) bir genelgeyle Filistin’deki konsoloslarını, Yahudilerin himayesine verdi... (Devamı var)

27 Mart 2019 20:12
Hıçkırıklardan Geriye Kalan

Değerli Hanife MERT, İzninizle, kadınlara şiddet, sadece ülkemizin değil, (bizim medya kasıtla yansıtmadığı için bilmiyoruz) gelişmiş ülkelerin de sorunudur. Örnek: Finlandiya'da kadına şiddet: %43 seviyesindedir. Antik Roma ile Antik Yunan medeniyetinde kadının yerini bilmeden yorum yazmak (Müslümanlara-Türklere) biraz haksızlık olmaktadır. İş Bankası Kültür Yayınlarının 5 cilt olarak yayınladığı (Avrupalı) "Kadınlar tarihi" Meraklısı için değerli bir kaynaktır. Orada kadının geçirdiği süreç anlatılmaktadır. Sanayi devriminde (beş) 5 yaşındaki kız-erkek çocuklar madende, 10-11 yaşındaki kızlar tekstil atölyelerinde çalışmaktadır. Komünizm: (ideolojik kısmına girmeden), Avrupa'daki bu kötü çalışma şartlarının (sonucudur) ifadesidir. Çözüm: Bir çorba-tatlı tarifi peşinde koşan annelerimiz, çocuk eğitimi için tarif peşinde koşmalıdır. Sonrası kendiliğinden gelecektir. Ve bu konu çok tartışılmalıdır. Sağlıcakla kalınız.

12 Mart 2019 12:36
Nutuk ve Çelişkiler (3)

Değerli Matilla, (3/Son) “Filozof Companella, son tahlilde Osmanlı’nın şahsında; her şeyin ideal ve nihaî anlamda tatbik edildiği “Güneş Ülke” özlemini şu şekilde tavsif ve tarif etmektedir: -‘Güneş Ülke’yi yeryüzünde bulmak mümkün müdür? Fikir hürriyetine, Vicdan hürriyetine, lisan hürriyetine ilişmeyen Türklerin varlığı hiç olmazsa yarın böyle bir ülkenin var olacağını bana hissettiriyor. Madem ki, düşünceyi zindana koymayan, hakikat sevgisini zincire vurmayan bir millet, o cesur, âdil Türkler var; üzerinde yalnız hakikatin, adaletin ve hürriyetin hüküm sürdüğü bir “Güneş ülke” yarın neden vücut bulmasın?...” Değerli Matilla Bey, Ne zaman ki, Düşünen İnsan: kendi refah, mutluluk ve huzurunun karşısındakinin, refah ve huzurunda olduğunu kavrayabilir; onu, gücü-imkanı ile ezmeye-sömürmeye kalkmaz ise, işte o zaman insanlar geleceklerinden ürkmeyecek, tarih (Zulüm-savaşlar) tekrar etmeyecektir. Teşekkürler, sağlıcakla kalınız.

05 Mart 2019 13:47
Nutuk ve Çelişkiler (3)

Değerli Matilla, (2) “Bununla birlikte yaşadıklarımızın tarihin tekerrüründen ibaret olduğu anlayışı, kaba bir genelleme olup her olgunun kendine özgü olduğunu hatırdan uzak tutmamak gerekir. Ancak olayların biricik olması, tarihi olgulara bakarak genellemeler yapmamızı engellememelidir. Zira‚ tarih, genellemelerle beslenir. Örnek: Napolyon, Rusya’nın soğuğuna yenildi. Hitler, bundan ders almamış olmalı ki, o da soğuk karşısında mağlup oldu. Tarihin (olayların) yazana-konumuna göre değiştiği doğru bir tespittir. Ancak, bu, ondan yararlanılmasına engel olmamalıdır. Platon’un (M.Ö.427) ve Thomas More’ın(1478) düşünceleri, yaklaşık yüz yıl sonra Campenella için rehber olmuş; bunu “Güneş Ülkesi” eserinde değerlendirmiştir. Tarih, (doğru kabul edilmeden) iddia ve karşı iddiası ile değerlendirilirse, hem insanlığın geçirdiği aşamalar, hem de içerisinde bulunulan durumdan hareketle gelecek planlaması yapılabilir. İzninizle, meraklıları için “Güneş Ülkesi” isimli eserden bir de not düşelim:

05 Mart 2019 13:44
Kaşların Bismillah Emojin ..?

Değerli Ali Bey, Bilirsiniz, “Yaşam/Hayat” Nedir? dediğimizde bunu: Aile-çevre ve öğrendiklerimizden hareketle yorumlamaya çalışırız. Sınırlarımız, ölçülerimiz ve kurallarımızda bunlar etkilidir. Önceden aile değerlerinin etkili olduğu düşünülürken bugünkü araştırmalar; çevre (medya) etkisinin yoğunlaştığına işaret etmektedir. Sizin, işaret ettikleriniz de bunlar da vardır. Ancak, bunlar masum değil (Küresel Şirketlerin) bir projesidir. Temel amaç: sorgulamadan tüketen-yönlendirilen bir toplum (robotlar) oluşturmaktır. Sosyal medyanın (Web-Bilgi sisteminin) nasıl bir bilgi deposu oluşturduğu ve bunun nasıl kullanıldığı, ilgilisi dışındakine karanlıktır. Bu bilgiler örneğin: istihbarat-izleme-pazarlama-tüketim vb. kullanılır. İnsanların bilinçlendirilerek, bu ortamlarda su üzerinde saman çöpü misali akmasına engel olunmalıdır. Batı anlayışında, herkes kendi çıkarını korumaktadır. Kimse diğerine yardım etmez. Burada en büyük görev yine anne-babalara düşmektedir. Sağlıcakla kalınız.

03 Mart 2019 13:05
Mübadele Acısı, Sessiz Çığlık

Değerli Dursun Özden, Yazınızı vesile kılarak meraklısına ve gençlerimize konu ile ilgili iki değerli çalışmayı, eseri önermek istiyorum. a) "Emanet Çeyiz / Mübadele İnsanları" Kemal Yalçın. b) "ÖLÜM VE SÜRGÜN- OSMANLI MÜSLÜMANLARININ ETNİK KIYIMI: 1821-1922. Justin McCarthy. Bu iki eser, Hem farklı kültür anlayışlarını, hem de insanın gerçeğini anlatmaktadır. Teşekkür ediyorum. Sağlıcakla kalınız.

25 Şubat 2019 13:02
Toplam blog
: 1080
Toplam yorum
: 2683
Toplam mesaj
: 242
Ort. okunma sayısı
: 1711
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisindeki öğrenciliğim sırasında, bir kamu iktisâdi kuruluşunda başladığım ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster