Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Hala Aşk Var Mı?

Okudum ve bir daha okumak istedim ve sonra bir kez daha... Sonra dedimki beğendiğim sadece bu yazı değil, sizin kesinlikle kendinize özel bir tarzınız var ve ben bu özgünlüğü çok seviyorum. Sorunun cevabına gelince yine aynı parçadan söyleyeyim :) Ben hala 1. cümledeyim, daha ikinci cümleye geçemedim bile; bir melek, bir tanrı, bir seytan var mı??? Sevgilerle...

07 Eylül 2008 23:08
Sarı şekerim

Çok içten, samimi ve etkileyici bir yazı olmuş. Siyah beyaz fotografları da görünce gözlerim doldu. Siyah beyaz fotograflar hiçbir zaman eskimez. Sarı şekerinizin hep sizinle aynı karede, yüreğinizde olacağına da eminim. Bütün bunlara karşı, sizi, yaşadıklarınızı ve duygularınızı anladığımı düşünüyor olsam da, yine de istenmeyen ya da özürlü olma ihtimali olan bir hamileliği sonlandırmanın, yürek fakirliliği olmadığını düşünüyorum. Ne mutlu ki, sizin çok güzel anılarınız olmuş. Ama herkes bu kadar şanslı olmayabilir. Sarı şekerinizi bizimle tanıştırıp, onu ölümsüzleştirdiğiniz ve normalin altındaki zekaya sahip bir çocuğun, kocaman dev yüreğindeki sevgiyi hissetmemizi sağladınız için çok teşekkürler. Sevgiler...

22 Temmuz 2008 00:27
Blog'ta taciz var

Bu tarz blog taraflaşmalarından hep uzak kalmaya çalıştım ama buna dayanamayacağım.Futbolun dışındaki tüm sporları ilgi ve zevkle izlerim,futboldan pek haz etmem.Ancakkkk Beşiktaş bambaşka bir şeydir benim için.Hem bizim akrabalık bağımız da var.Kan bağından dolayı da ailemizin neredeyse hepsi Beşiktaşlıdır.Bir de önemli olan kaç kişinin Beşiktaşlı olduğu değil bence.Bizim sayımız ve yüzdemiz önemli değil.Zaten ben çoğunluğun içinde olmayı da sevmem:)Azınlık olalım ama hasBeşiktaşlı olalım:)SiyahBeyaz bayrakla her yerde yanınızdayım ama tek şartla; 21 numaralı formayı giymek şartıyla:)Kusura bakma Pascal Nouma:)Çok merak ediyorum,şu marşı dinleyipte etkilenmeyen bir kişi olabilir mi?(http://www.youtube.com/watch?v=wXXiSAVxZpU&feature=related) Siyahla beyaz ortak olmuş/kartalın aşkı böyle dogmuş/hadi hisset hadi hisset bu hislerimi/hadi hisset bu hislerimi/beşiktaş ne zaman durmuş kartal uçup kalbime konmuş/hadi hisset hadi/hisset bu hislerimi/beşiktaş sen bizim herşeyimizsin... Saygıla

15 Ocak 2008 11:05
Düşünden ayrı düştün

Kendini tanrı sandığından değil cezan!Düşünden ayrı düştüğün için verildi bu ceza payına Tanrıdan! Her şeyde inat ettin ama bir hayalini taşıyamadın cebinde utan! Düş daha dibe, daha hızlı bir şekilde! Tabiki size değil bu itham Gökçe Bey:) Düşünden vazgeçen kendime olan bedduam! Son zamanlarda okuduğum en güzel yazıydı. Teşekkür ederim. Bir gün tekrar düşte uyanmak dileğiyle...

14 Ocak 2008 23:39
Aşure pişti haydi buyrun sofraya.

Zor bir anda olduğumu düşünüp, kahve yapmıştınız bana. Bırakır mıyım ben de sizin izinizi. 40 yıl sürer bu hatır! Şimdi de bir tabak aşure ile çaldınız kapımı. Tabağınız bende kalsın. Boş vermeyeceğim geri. Pişer bir şeyler bende de birgün. Öyle getiririm geri. Olduğunuz gibi "sevgiyle" kalın...

01 Ekim 2007 23:58
O büyük bir şair, yazar, felsefe adamı.

"Konuşmak susmanın kokusudur. / Ya sus git, ya konuş gel, ortalarda kalma. / Yalan korkaklığın tortusudur. / Dürüst kaba ol, eğreti saygılı olma." O benim en sevdiğim şairim! O sorularım! O cevaplarım! O açmayan kapılarımın anahtarıdır! Asafça kitap dolusu sevgiler...

20 Haziran 2007 00:44
gitmek mi zor kalmak mı?

Mesajına cevap olarak yazmıştım ama iletemedim sanırım. Yorum olarak yazayım dedim ben de. Demiştim, yeniden merhaba demek için bir hoşçakal demek gerekirmiş kimi zaman. Bak aklıma ne geldi: "Hep başını alıp gidebilecek kadar cesur, ama hep kalıp savaşacak kadar gözüpek olabilmeli... Sessizliği, sese dönüştürebilmeli..." Senin sessizliğin sese dönüştü. Yeniden hoşgeldin...

03 Mayıs 2007 14:09
sirk gösterisi

Senin buradaki varlığın, benim buradaki varlığımı sorguladığımda sığındığım sebeplerden biriydi. Sebepler azalıyor. Takipte ama uzak kaldım pekçok şeye, üzgünüm. O yüzden dahil olmak istemedim mesajlaşmalara, yorumlaşmalara! Artık yazılarını okuyamayacak olmak üzdü doğrusu beni. I have a dream of dream that the dreamer lost in her heaven. Yeniden merhaba diyebilmek için bir hoşçakal demek gerekirmiş... Hoşçakal...

02 Mayıs 2007 00:48
Kısa film grubu, ne dersiniz?

Sihirli bir lamba cini bana dese ki; bir dilek dile ki benim için emir olsun! Derim ki; dünyanın en ünlü yönetmenlerinden biri olayım... Senarist olsam da olur :) Ama en iyilerinden biri! Olamam çünkü bu ayrı bir yetenek işi bence. Düşünebiliyor musunuz, Saw' ın senaryosu nasıl yazılmış? Hangi tür insan böyle bir şey yazabilir ya da yönetebilir? O yetenek ben de yok! Charlie Kaufman, Tarantino, Luc Besson, Kubrick, Alejandro González Iñárritu, David Fincher, David Lynch, Çağan Irmak, Zeki Demirkubuz, Nuri Bilge Ceylan...... var da var.... O kadar iyi yapıyorlar ki, sadece bakakalıyorum ve sinemayı çooookkk seviyorum. Sevdiğim için de uzak kalıyorum :) Ama böyle bir grup kurarsanız, takipcisi olurum. Ya da ukelalık yapıp meşhur yönetmen repliklerinden birini söyleyip kaçarım meydandan; "Olmuyorrr, olmuyorrr, olmuyorrrr" Sevgiler...

01 Mayıs 2007 11:24
El..

Ray Charles, sağırlarla beraber ağlamak yerine, yaptığı bağışla onları anladığını farkettiriyor. Jazzın efsanesi olan şahsı muhterem, kendinde haddinden fazla olan bir duyudan yetim olanları sevindiriyor. İşte, ait olduğu grupla(körler) beraber, anlayabildiği grubu(sağırlar) aynı kefeye koyuyor. Biz ise, ait olduğumuz grubun dışındaki her şeye körüz! O kadar körüz ki, en son dakikaya varana kadar hiçbir şeyin farkına varamıyoruz. Son dakikaya gelince de, en kötülerin arasındaki en iyileri seçmeye çalışıyoruz. İçinde bulunduğumuz topluma “ el ” olmamak dileğiyle, saygı ve sevgiler…

26 Nisan 2007 01:38
Toplam blog
: 73
Toplam yorum
: 219
Toplam mesaj
: 49
Ort. okunma sayısı
: 5778
Kayıt tarihi
: 06.09.06
 
 

Yılın en uzun gecesinde doğmuşum. Bu yüzden midir bilinmez ruhlarımızın özgür kaldığı geceleri se..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster