Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Piliç karşıdan karşıya niçin geçer?

Zirve olmuş derim. Çok iyi tahlil. Çok eğlenceli yazar. Yalnız o küfürbaz serseriye neden yer verdiniz? Biz burayı çiçek bahçesi yapmaya çalışırken! Ben o kara karganın taaaa...

11 Kasım 2009 14:14
Soytarı bile olamayan yeteneksiz mizahçının dramı

en acıklısı da canlı performanslarda oluyor. gösteriye yapan espirisini (!) patlattıktan sonra "haydi burada gülün" gibisinden bir bakış atıyor. utanıp yere bakıyorum, o pozisyona ben düşmüşüm gibi geliyor. yazı bana bir de yıllar evvel düştüğüm bir durumu hatırlattı. kız arkadaşımı güldürmek için bir espiri yapmıştım, hiç gülmedi. belki de anlamadı aman neyse. sonra ben bayağı üzüldüm ve "komik olduğunu düşünmüştüm" dedim. işte o noktada güldü. ama düştüğüm hale güldü. komik olmak ve komik duruma düşmek arasındaki farkı iyi anlamak gerekiyor.

10 Kasım 2009 10:46
Mendilimde Kan Sesleri

İnsanın burnun direği sızlıyor. Bir romana sığmayacak kadar çok duygu ve tespit, uzun bir şiirde derdinin ancak bu kadar güzel anlatabilirdi. Poyrazdan yırtılmış Türk Bayrağı gibi hissediyorum kendimi şimdi, dağılmış pazar yerine dönmüş istasyonlarda dalgalanan...

04 Kasım 2009 14:17
Bütün şairler abazaymış arkadaş

...zehirin olayım, yüzüğünde gizlenip, içine akayım...

16 Eylül 2009 20:56
5-6 Eylül Çeşme Triatlon Yarışması ( Kırkından sonra azanı…)

Yarış deneyiminizi büyük bir heyecanla okudum. Ben de hep katılmak istemişimdir doğrusu. Eski bir yüzücüyüm. Gelsem sizi suda zolarım ama sonra ne olur bilemiyorum :)) Şaka bir yana ne kadar ciddi bir idman disiplini istediğini iyi biliyorum bu sporun. Hep katılmak istemişimdir. Fakat İstanbul'da bir fabrikada günde 10 saat bir koltukta çürütüyorum kendimi. İş sonrası da çalışılabilir elbet ama devamlılığım olamıyor. 3 ay idman yapıyorum, sonrasında bir-iki ayı çok yorgun geçiriyorum. Belki biraz daha serbest bir işim olursa bir gün, ben de gelip yarışmayı çok isterim gerçekten. Tekrar tebrik ediyorum, başarılar diliyorum. K.

07 Eylül 2009 19:22
Hiiii, ne ayıp! Blogda küfür var!

Ellerinden, yanaklarından ve gözlerinden öpüyorum. Faydalı bir süreçti ama bir tarafı eksik kaldı. Estetik bütünlüğü bozan argo kullanımı yemeğin tuzunu çok koymaya benziyor. Lezzeti ve emeği bozabiliyor. Tüm eleştirileri yapanlara minnettarım. Ama bir de şu kısmı var; "bu çocuk yemeklere çok tuz koyuyor, dur şunu şikayet ettireyim de restoranını kapattırayım." Ben utanılacak bir şey yapmıyorum ama bu tavır, utanılacak bir tavır. Sonuçta yemeklerim leziz değilse de "semiz." Kimsenin sağlığını tehlikeye atmıyorum. Bir de üçüncü boyutu var aslında, eleştirildiğim yazının kime ve neye adres edildiğini tam olarak bilmeden, altına yorum yazanların had sorunları var. "Ramazan ayında..." diyen yorum ve "biz buraya çiçek bahçesi yapmaya çalışıyoruz ama işte bu kaktüsler..." diyenler olmuş. "Oldu canım, siz nasıl istiyorsanız öyle yazayım. Hatta önce mail atayım yazımı, tasdikleyin de öyle yayına verelim" Yeni bir yavan yazarımız olur MB'de.Tam da ihtiyacımz olan şey! Büyük açık var ya bu aland

07 Eylül 2009 08:32
Herkesi öldürerek bütün sorunlarımızı çözebiliriz!

bu sorunun cevabını da çok merak ediyorum.

27 Ağustos 2009 22:11
Şu Çılgın Türkler: Ne oldu da çıldırdın bebeğim?

Sonra da ayağa kalkıp o güzel sesiyle onuncu yıl marşını söylese... O müstehak sana! Ha bu arada Ortaç da asker kaçağı çıkmıştı sonra değil mi... Evet öyleydi. Her neyse. Çıldırmaktan benim anladığım, yüzbinlerce insanın aklını alıp onları biraraya getirmek, onları kemik ve kastan oluşan mongol yek-vücut canavarına çevirmek. Gözü kör, ne de gittiği ne de geldiği yoldan haberi olan, güçlüye güçlü ama o güç de yanına gelip kendisini aklı selime çağıranlara yetiyor. Neyseki ecdadımız böyle değildi de nispeten de olsa özgür bir vatanımız var. Umarım bizim torunlarımız da bu cümleyi kurma şansına sahip olurlar. Endişeliyim çünkü, akılsızlık bulaşcıdır.

26 Ağustos 2009 16:07
Sivas Fatihi Ulubatlı İbrahim

Merhaba, yazınız futbolla alakalı olamazdı zaten nitekim bahsettiğiniz olay futbol dışı ve "hakça oyun" kriterlerine de uymuyor. Tespitlerinize katılmamak elde değil. Spor üzerinden siyaset yapıldığına daha önce de tanık olduk. Bunun bazı ince, akıllıca yolları var. Muhammed Ali'nin madalyasını fırlatması, iki zenci atletin beyaz atlet ile anlaşıp madalya töreninde yumruklarını kaldırıp ırkçılığa karşı direniş içine girmeleri vesaire vesaire... Bunun için de biraz "akıl" gerekiyor elbette. O akıl bizim başımızda da pek mevcut değil malesef. Bakalım yazınıza nasıl yorumlar gelecek. ..

04 Şubat 2009 10:53
Spor ile aldatmak

Ama diyeceksiniz ki üzülmekten fazlasını yapın, mücadele edin. Haklısınız. Fakat kendimi çok dermansız hissediyorum. Açgözlülüğe karşı savaş, nasl bir mücadele azmi gerektirir kim bilir. Çocukluğumun geçtiği yerlerden bahsetmişsiniz, haliyle insanın içi titriyor. O koruların gün ben gün nasıl parsel parsel eridiğine kendi gözümle şahitim. Alan o kadar büyüktü ki, aynı anda yüzlerce çocuk, onlarca maç oynardı da yine de dünya kadar yer kalırdı. Devam edemeyeceğim gerçekten. Çok üzülüyorum...

03 Şubat 2009 09:07
Toplam blog
: 295
Toplam yorum
: 3950
Toplam mesaj
: 280
Ort. okunma sayısı
: 717
Kayıt tarihi
: 28.09.06
 
 

Bugün ölseniz mesela, ya da hafifletelim biraz hadi, bu giriş çok karamsar oldu. Bugün ortadan kay..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster