Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
2013 Nobel ödülleri ve düşündürdükleri...

Bir düzeltme yapmam gerekiyor: ABD'de bir profesörün ortalama kazancı olan 135.000$ yıllık değil tabi ki aylık olmalı. İçten dostça selamlarımla.

28 Ekim 2013 20:06
2013 Nobel ödülleri ve düşündürdükleri...

(Devam) Biraz daha detaya inersen ta baştan beri bir türlü düzeltemediğimiz eğitim yapısının yol açtığı PISA hezimetleri bu durumun temelinde yatan nedendir kanımca. Bunu aşmanın da yolu ne yazık ki and içmeye takılıp kalmaktan ya da oryantalist şaşılığı olsa da oksidentalist gözlükle Nobel'i taşlamaktan geçmiyor. Sevgiler.

28 Ekim 2013 19:46
2013 Nobel ödülleri ve düşündürdükleri...

Nedeni açık; belirttiğim gibi rekabet ve kariyerizm. Şöyleki: Makaleye göre, 1950'lerin sonrasında şekillenen modern araştırma dünyasında birkaç yüz bin olan araştırmacı sayısı günümüzde 6-7 aktif araştırmacıya yükselmiş durumda. "Yayın yap yoksa silinirsin" korkusu akademik yaşamın temel kuralı durumunda. Bugün ABD'de bir profesörün yıllık kazancı yargıçları da sollayarak ortalama 135.000 $'a ulaşmış. Bu nedenle rekabet de çok acımasız. Her yıl bir akademik pozisyon için 6 taptaze doktoralı yarışıyor. Bu da herhangi bir araştırmanın başka araştırmacılar tarafından yenilenip sorgulanmıyor ve sonuçları yanıltıcı olabiliyor. Tüm bunlar Türkiye'nin ne derecede bir sorunudur bilemiyorum. Belki de sorunun temeli burada yatıyor. Aslına bakarsan biliyoruz ki, Türkiye'nin R&D harcaması çok gerilerde, tıpkı dünya inovasyon tabelasında epey gerilerde olduğumuz gibi ya da hiç bir üniversitemizin dünya sıralamasında ilk birkaç yüzden daha yukarıda derece alamaması gibi. Biraz daha detaya inersen

28 Ekim 2013 19:35
2013 Nobel ödülleri ve düşündürdükleri...

En son The Economist dergisinde dikkatimi çeken bir yazının başlığı "How scince goes wrong" idi. Kısaca bilimsel araştırmalarda yoğun rekabet, piyasa seçiciliği, kariyerizm v.b nedenlerle oluşan çöplükten ve boşa giden insan kaynağından söz ediyordu. Çarpıcı bir saptama da bilimsel araştırmada bir başkasının çalışması üzerine çalışma yapmanın (replication/verification) bir bilim adamının kariyerine çok az şey kattığı açmazıydı. Ancak bugünkü Hürriyet Gazetesinde İsmet Berkan'ın yazısını görünce bu yorumu yapma gereği duydum. Berkan'ın yazı konusu tam da yukarıdaki saptamayı tersten haklı çıkaran bir habere dair: "2000 yıllık problemi çözen Türk matematikçiye büyùk ödül" . Hikayenin bu bağlamda dikkati çeken yanı aynı problemi üç farklı ülkeden bilim adamının birbirlerinin çalışmalarına katkı yaparak çözmeleri. Bu da onlara Amerikan Matematikçiler Derneği'nin prestijli Cole Ödülü'nü getiriyor. Senin değerli çabana katkı olur diye düşündüm. Sevgilerimle.

26 Ekim 2013 17:25
"Genç ile ihtiyar farksız şimdi Tarancı"

Haklısın, yaş ve yaşlılık, her bir yaşam öyküsünün süzgecinden geçirilerek anlam atfedilen göreceli bir olgu. Aslına bakarsan, 2000 yıl önce insanın ortalama beklenen ömrünün bu denli kısa olduğu iddiasının bilimsel bir temeli de yok sanırım. Bu belki bebek ölüm oranlarının yüksekliği ile açıklanabilir. Zira, örneğin, kendi diğer pek çok çağdaşı gibi Sokrates'in M.Ö. 339'da 70'li yaşlarda öldüğü biliniyor. Her neyse, bu bahane ile Cahit Sıtkı ile İlkan San'ı hatırlayıp anmış olmak güzel oldu. TRT'li yıllardan kalan alışkanlıkla San'ın güfteleri, şarkılara dönüşmüş haliyle hep dudaklarda mırıldanmakta ve bazıları da benim de hafızamda kayıtlı. Anladığım kadarıyla da iç hesaplaşmaları,hüznü ve karamsarlığı ağır basan bir şair San. Yanılmıyorsam 35 yaş şiirine naziresi, 1975-76'nın MC hükümetleri döneminde toplumun içinde düştüğü çatışma ortamının karamsarlığını ve genç ölümlere olan tepkiyi yansıtıyor. Selam ve sevgilerimle.

07 Ekim 2013 12:28
"Gezi" direnişini daha iyi anlamak için iki kitap...

(devam)...Toplumda genel bir temsil edilememe hali mevcut ise, politik tercihlerle ilgili güncel konular tehlikeye girecek, toplumdaki aktörlerin eylemleri, ya çok köktenci ya da geçmişin kaybolmuş mirasından etkilenen keskin ve ideolojik taleplerin karmaşasında kaybolacaktır. İşe, hem piyasaların sınırsız gücüne hem de otoriter toplumsalcı politikalara direnecek bir şeyler aramakla başlamalı ve sonrasında örtüsünü kaldırdığımız toplumsal gerçeğe dayanan genel bir analiz yapmalıyız...Bu kitabın rehberi bireysel öznenin başlangıç noktasını oluşturması ve demokrasinin hedef olmasıdır. Kültürler arası iletişim ise birini diğerine bağlayan yoldur. Öznenin özgürlüğü, dünyayı yeniden bir araya getirme çatışan ve ayrışan unsurları birleştirme girişimi olmadan bireyler arası ve kültürler arası iletişim mümkün değildir...Demokrasi ancak, toplumal ve kültürel haklar özne olmanın ayrılmaz bir parçası olduğu için savunulursa gerçektir." Üzerinde tartışmaya değer. Selam ve sevgiler.

26 Haziran 2013 16:48
"Gezi" direnişini daha iyi anlamak için iki kitap...

... (devam) Ancak öncelikle şu saptamayı yapmamız gerekiyor; kitabın yazılış tarihi (1997)"Arap Baharı" ve "Gezi Direnişi"nin epey öncesi ve bir modernizm eleştirisi niteliğinde. Bu haliyle de sonuçta gelişmiş toplumlara yönelik bir analiz söz konusu.Bahsettiğim "mutation" kelimesinin gerisindeki önemli saptamalara gelince. Aslında okuduğum sonuç bölümünün tamamının altı çizilebilirse de, Gezi Direnişi ile belirginleşen durum ile çağrışım yapan bazıları şu şekilde: "Politik partiler seçim işlevini gören aracılara dönüşmüşlerdir. Savundukları sosyal projeler dışında sosyal devinimleri temsil etmemektedirler. Politik yaşam yapısal düzenlemeleri hedefleyen ekonomik programların ve yan etkilerinin hakimiyetinde iken özel yaşam giderek daha fazla alan kazanmaktadır. Pek çok ülkede, ekonomik çıkar ya da sınıf bilinci yerine etnik ya da dini farkındalıklar en ihtiraslı hareketlere hatta politik rejimlere ilham kaynağı olmaktadır...(devamı var)

26 Haziran 2013 16:20
"Gezi" direnişini daha iyi anlamak için iki kitap...

Tam da olan bitene bir anlam bulma adına kitap karıştırmaya başlamışken geldi bu yerinde önerin. Diğer taraftan çeviriden okumanın çok anlamlı olmadığını söylemem gerek. Her ne kadar benim de okuduğum kısımlar Fransızca'dan İngilizce'ye çeviri olsa da. Bir örnek vermek gerekirse "a self-consciousness" ifadesi "bir kendi kendinin bilincine varma anlayışı" olarak karşılık bulmuş. Uzun bir paragrafta bir terim için bu denli uzun kullanılan karşılığın paragrafı nasıl okunması zor bir hale getirdiğini görmek mümkün. Her neyse bu durum kitabın değerini etkilemiyor tabii ki. Senin de alıntıladığın son cümle aslında şu ana kadar okuyabildiğim sonuç bölümü ve sanırım kitabın bütününün de özü. Bu cümlede "değişim" olarak yer alan ve aslı "mutation" olan güçlü ifadenin gerisinde çok önemli saptamalar var. Ancak öncelikle şu saptamayı yapmamız gerekiyor; kitabın yazılış tarihi (1997)"Arap Baharı" ve "Gezi Direnişi"nin epey öncesi ve bir modernizm eleştirisi niteliğinde.(devamı var)

26 Haziran 2013 16:00
Kefen ile siyaset

"Bir tutam hayat" rumuzlu yorum sahibine yanıtım: "Yorumunuz için teşekkür ederim. Odağında en basit toplumsal beklentilerin dile getirilmesinin yer aldığı Gezi Parkı oluşumundan sağlıklı bir siyasi muhalefetin doğması genç ve sicili kanlı demokrasimiz adına çok önemli bir kazanım olabilir. Gelecek adına bir tomurcuk misali umut veren bu oluşumun özenle korunarak kendisini keşfetmesine olanak sağlanmasını hayati önemde buluyorum. Olayları dışarıdan izleyen birisi olarak bu yolda en çok gereksinim duyulanın ise karşılıklı empatiyi harekete geçirmek olduğu kanısındayım."

12 Haziran 2013 11:35
Gezi Parkı direnişinin anımsattıkları

Sevgili Ersin, aslına bakarsan iki direniş arasındaki benzerlik polisin müdahale tarzı ve iktidarın zalimliği. Bunun dışında bugünkü durumun gerisinde 15-25 yaş grubunun, yaşam tarzına müdahaleye dönük emreden, buyurgan, hakaret eden ve küçümseyen ifade ve uygulamalara tepki var. İnsan olmanın en temel ihtiyaçlarından birisi olan tanınma, kabul edilme ve saygı duyulma talebi. Kentli bu nesil artık evde baskıcı otoriter bir babanın baskısı altında olmadığı gibi sanal alemde ülkeler kurup savaşan, kendine güveni yüksek bağımsız bir karaktere sahip. İşte anlaşılamayan nokta bu bence. Bu anlamda ilk defa temel bir insan hakkından hareketle son derecede demokratik bir harekete imza atılıyor. Bu açıdan rüştünü ispat gibi bu toprakların demokrasi tarihindeki yeri çok önemli olacak diye düşünüyorum. Bunun bilimsel analizi şart olmakla birlikte, ne iktidar ne de muhalefet buna hazır durumda. Acı olan ise ayağa kalkan bu kesimin doğal mecrası olması gereken muhalafet tam faka basmış durumda.

05 Haziran 2013 19:53
Toplam blog
: 129
Toplam yorum
: 183
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 1038
Kayıt tarihi
: 12.06.06
 
 

Gazi Üniversitesi İ.İ.B.F mezunuyum. Yüksek Lisans diplomalarımı G.Ü Sosyal Bilimler Enstitüsü'nd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster