Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
2013 Eurovision'u protesto haklı fakat...

Son 8 yıldır isveç, Hollanda ve ABD de çalışan biri olarak yazıyorum. Eurovizyon iç politikaya yönelik yapılan bir gösteri değildir. Bu yarışma dış politikada kültürel olarak ben de varım demek demektir. Siz Türkiyeden kapı komşunuz ile çay içerken aman Eurovizyondan ne olacak diyebilecek bir iç dünyasında yaşıyabilirsiniz ama ülkenin propagandası yurt dışında da yapılır. Bu sene katılamamızın altında eğer iç propagandaya göre bakar da haklılar derseniz propagandanın güttüğü koyunlardan biri olursunuz. O yüzden kafanızı çalıştırın. 2013 yarışmacılarına baktınız mı hiç? Yenileri bilmezsiniz ama Almanya, Hollanda ve İrlanda dünyaca ünlü müzisyenlerini gönderiyorlar. Paraya bayıldıklarına göre reklamlarını ve kendi propagandalarını yapmayı önemsiyorlar. 2003de kültürel platformda zirvedeydik. Şimdi bir makedonya kadar bile çaba sarfedip de birini çıkartamıyoruz. O finaldeki direkt üyeler falan da organizasyona en fazla parayı aktardıkları için ordalar. Parayı veren düdüğü çalar.

24 Nisan 2013 00:20
Abla? Abi?

Son cümle çok iyiydi :)

03 Şubat 2009 18:54
Gazze Günlüğü

O yüzden ölmelerini engellemek gerek. Yalnız türkiye basının özellikle çocukları ön plana çıkararak üzülmesini anlayamıyorum. ABD 6 yıldır ırakta. Ölenlerin haddi hesabı yok. Şu israilin operasyonu esnasında olan tantananın onda biri olmadı. Elbette çocuklar da ölecek, kadınlar da ölecek, erkekler de ölecek. acı ama böyle. Askeri operasyonda insanlar birbirine maalesef çiçek atmıyor. O askeri operasyonun başlamasını önleyebilecek miyiz? önleyemeyeceksek televizyonda first ladyler ile kimse zırlamasın.

11 Ocak 2009 01:12
Düello ve hissetmek!

Merhaba, Ben izlemedim programı. doğruyu söyleyim hem unuttum hemde şehirde bile değildim zaten :) sizin yorumunuza güveniyorum, detaylı olarak görüşlerinizi yazsanız olur mu? belki bu blogun altına ek olarak? vakit ayırırsanız eğer? Saygılar

27 Eylül 2008 17:35
Ne mutlu Türküm diyene

Türk istikbalinin evladı öncelikle kendisini kurtarmak zorundadır. Yoksa sesini çıkarması ile tepedeki aç köpekler tarafından parça parça edilir. Gerçi hayat şartlarının ahval ve şeraiti içinde omuzları dik durabilmek için ya çok çaba harcar ve yorgunluğunu mezarında dinlenerek geçirir yada düzenin köpeği olur. Kendisini kurtarması gerekmeden milleti kurtarma olasılığı olanlar mı? Uğraşıyorum ama buna kendimi inandıracak kadar saf olamıyorum maalesef. Damarlarındaki asil kanı da bence yanlış yorumluyorsunuz. Bunun bizim genetiğimizde olduğunu söylemek istemiş. O bakımdan her genetik bozulabilir.

30 Haziran 2008 20:59
Muhteşem Süleyman'a muhteşem Süleymaniye

çok teşekkürler :)

20 Nisan 2008 15:42
Güveçte kaşarlı mantar

Tarif için teşekkürler. ilk sorum, domatesleri heralde küçük küçük doğruyoruz değil mi? diğer ve asıl önemli olan 1 kg mantarı nasıl doğruyoruz? yani ince ince mi? küp küp mü? büyük mü küçük mü? bir de domates ve mantarları tavada yüksek ateşte kavurursam çok su çıkıyor. Tüm o su buharlaşana kadar bekleyelim mi? aslen buna bi de :) saygılarımla.

09 Mart 2008 21:30
Aldatmak mutluluktur

Bu öyküde Ebru olanları hafızasından silip derin uykuya dalar ama sonrasında 30una kadar evlenemez, üniversitede ilk beraber olduğu erkek arkadaşı onu yaralı bir kalple yüzüstü bırakır, ardından artık sex'in kendisi için çok önemli olmadığını düşünür ve güçlü duygular olmadan hoşlandıkları ile yaşamaya başlar. Ben şahsen zina'nın tüm dinlerde bu yüzden yasak olduğuna inanırım. Yani eğer güçlü duygular ile birçok sorumluluğu omuzlayıp biri ile beraber oluyorsanız buna zina demek bence yanlıştır. Ancak sadece kendinizi iyi hissetmek için, macera olsun diye yapıyorsanız hiçbirşeyin sorumluluğunun altına girmiyorsanız zina olarak kabul edilmelidir. Bu hikayedeki pamuk ipliğine bağlı olan farazi mutluluk o yalanlardan birinin ortaya çıkıp karşılık güven ve saygının sarsılması ile yerlebir olur. O güven ve saygı da başta anlattığım sorumluluktan geçer. Ben bu ilişkideki sorumluluk duygusunu hikayedeki hiç bir karakterde göremedim. :)) ama zaten bir hikaye bu... Saygılarımla,

08 Mart 2008 15:56
Güvenmiyorum!

Peki ya Irak en karmasik gunlerinde kuzeye ordu harekat duzenlerken Bas Komutan'in Tanzanya adli sitma ilaclari almadan gidilmesi yasak olan afrika ulkesine gitme hevesi? Askerlerimizi daglarda kaybederken, Cumhurbaskanimiz olacak kani bozuk gitsin klimanjaroya tirmansin, Zanzibarda guneslensin, kendi deyimleri ile ifade edeyim net anlarlar tenesire gelsin insallah!

25 Şubat 2008 18:24
Melih Gökçek'in konu mankeni...

Ben kendi gözlerimle demetevlerde "Atatürk O.Ç." yön tabelasını gördüm. Bu şerefsizin önde gideni Ankara'yı zaten babasının çiftliğine çevirdi. Ne yargısını, umursayacak. Avukat bir arkadaşım anlatmıştı bu adamın mafya gibi ondan bundan nasıl haraç topladığını söylemişti. Bizim ulusumuzda ağalık, paşalık, beylik kavramı olduğu sürece bu iş devam eder. Ben kızılay metrosu girişindeki cep kadar mescite sığamayan onlarca gerzeğin mediven başlarında cumada saf tuttuğunu da gördüm. meydandan metroya inen merdivenlerin sonunda secdeye varmış adamlar yüzünden metroya gidecek yer kalmamıştı. Bu allahın aklı evvelleri ibadet derdini 10 dakka uzaklıktaki Kocatepede gerçekleştiremeyecek kadar salak mıydı acaba? yoksa sizin türbanlı biletçi gibi miydi? hasıl-ı kelam kimse ses çıkarmadığı sürece kamuya türban girer. asıl sorun kadınlar nasıl türbana girdiği.

09 Şubat 2008 19:23
Toplam blog
: 5
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 529
Kayıt tarihi
: 23.06.07
 
 

5-6 yıl üniversitede okudum. Mühendis oldum. İlgi alanları geliştirdim. Mesela dinlemek. Çevremdekil..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster