Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
İran'da şeriata dayalı devlet düzeni (Bölüm 4)

İran'a gittim ve bizzat gördüm. iran'da halk sistemden ve şeriat yönetiminden bıkmış durumda. Bugün bıraksanız kadınların %95'i saçlarını açar, insanlar meydanlara toplanıp özgürlüklerini haykırırlar ama korkuyorlar. Çünkü muhalefet olanları hemen hapse gönderiyorlar. Hapishaneler tıklım tıklım doluymuş. Özgürlüğüne bu kadar düşkün bir ülkenin insanları, molların lüks yaşamı altında fakir bir şekilde yaşıyor. iran'da insanlar iki etnik kökene sahip azeriler ve şiiler. Azerilerin nüfusu yaklaşık iran'ın yarısı ama yönetimde sadece bir vezir (bakanla) temsil ediliyorlar. İçki yasak olduğu için sürekli maltlı alkolsüz bira tüketiyorlar. Gençler el altında içiki temin edip içiyorlar ya da saf alkolden içki yapıp gizli evlerde içki içiyorlar. Saygılarımla

29 Ocak 2011 08:53
Güney Doğu'da Özerkliğe çözüm buldum!

Yorumunuz için teşekkürler.Ben Kurtlar Vadisi dizini izlemiyorum hiç.Dolayısıyla yazının bazı yerleri size göre popülist gibi gözükebilir ama stratejinin içinde biraz popülizm mutlaka vardır ve bu durum aslında biraz da bizde ve ülkemizde olmayan kendine güvenle ilgilidir.Ufacık israil devleti yöneticileri tüm dünyaya rest çekiyor, ABD'de minik bir çocuk her şey ve her konuda ben yapabiliyorum diyor ama biz hala yok ben dilimi konuşamıyorum yok sen konuşuyorsun yok ben özerklik istiyorum yok sen özerklik istiyorsun kısır döngüsünde dönüp duruyoruz. Sorun nasıl ekonomik olmaz ? Sorun her zaman ekonomiktir. 4 milyon insanın günlük 10 TL'nin altında yaşadığı ve yaklaşık 15 milyon insanın sadece ekmek yiyerek gününü geçirdiği ülkemizde halkın gerçek gündemi ekonomidir, dil değildir, özerklik değildir ve sözünü ettiğiniz popülizm değildir. Bu ülke yaşayan her insan özgür olmalıdır, fikrini saygı çerçevesinde rahatça söylemelidir, aç olmamalıdır. KARNI AÇ OLAN İNSAN İÇİN HER ŞEY ANLAMSIZDIR.

10 Ocak 2011 22:31
Çağımızın pantomimcisi: "Sunay Akın"

Gerçekten de Sunay Akın'ın insanı dinlemek istemese bile insanı kendine çeken bir olağanüstü etkileyiciliği ve yeteneği var. Ayrıntıları ve can alıcı noktaları öyle bir dille anlatıyor ki onu dinlerken dikkat kesilmemek mümkün değil. Sanırım çok okumaktan ve okuduğunu özümsemekten geçiyor herşey ve Sunay Akın'ın her yerinden kültür, edebiyat, sanat fışkırıyor. Saygılarımla

24 Kasım 2010 15:52
Bloglarda çakarak mı farklı bir yazar olacaksınız?

Merhabalar, Yazınızı ilgiyle okudum. Doğan Hızlan 11 Kasım 2010'daki yazısında aslında her şeyi anlatıyor.Yazıdan bir bölüm;"GAZETELERDE bazı köşe yazarlarını, onların yazılarını görünce, edebiyatın herkese lazım olduğu görüşünde ısrar ediyorum. Şinâsi'nin bir edebiyat tanımı vardır. Edebiyatın edep kökünden geldiğini anlatır o tanımda. Acaba edebiyatın bu yanı unutuluyor mu? Birçok gazete yazısındaki hakaret dozunun ölçüsüzlüğünü görünce, yazarlarımızda bir zaaf-ı telife tanık oluyorum. Hakaret ile eleştiriyi birbirine karıştırmak bence yazma yeteneğindeki bozukluktan ileri geliyor. Ben, hakaret dolu yazıları asla okuyamıyorum. Çünkü her yazıda edebi bir lezzet arıyorum. Her yazının, eleştirinin bazı muhatapları vardır." diyor usta. SONUÇ: Yazarken hakaret etmek aslında güzel yazı yazamayanların işi, bazen hepimiz zorlandığımız ya da kızdığımız anlarda yazı yazarken hakaret etmesek de sinirlenmenin etkisiyle ölçüyü kaçırıyoruz sanırım. Saygılarımla, iyi bayramlar

13 Kasım 2010 15:45
Blog yazarları daha güvenilir çünkü para almıyorlar

Blog yazarlığı ülkemizde yeni bir kavram ama hızla gelişecek bir kavram. Blog yazarlığı hiç gelişmese bile en azında 10.000'den fazla sayıda insan fikirlerini, duygularını, yorumları, kızgınlıklarını, bazen nefretlerini de olsa söylemlerini açıkça dile getirebiliyorlar. en azından bu kadar insan yazmak adına ufak da olsa bir faaliyette bulunuyorlar. Ben biliyorum ki toplumda 1 satır şiir ya da bir paragraf yazı yazma yeteneğine sahip olmayan milyonlarca insan var. bunların içinden hiç olmazsa 10.000 kadarı kalem oynatıyor, duygularını ifade ediyor. blog yazarları içinde objektif ve doyurucu fikir yazıları yazanların sayısı az ama var. Milliyet Blog sayfasında, editörün tavsiyeleri içinde genelde politik değil ama kültür, sanat ve edebiyat konusunda yazanların yazıları yayınlanıyor.Blog içinde gerçekten doyurucu köşe yazıları gibi yazılan makaleler için belirli bir sayfa veya alt başlık konulabilir belki.Yine de belirttiğiniz gibi magazin ve spor yazıları her zaman çok okunuyor.Saygıla

12 Kasım 2010 07:57
Halkoylamasındaki 58 ile 42 arasındaki farkı 16 sananlar

AKP konusunda pek çok yazı okudum ama bu kadar derinlemesine bir yazı okumadım. Gerçekten de blogunuzun orta kısmında bahsettiğiniz AKP2ye oy veren bir nevi modern menfaatçiler (yarın hepsi başka bir iktidar partisi gelirse o partiye geçen ya da her iktidarda ayakta kalanlar) diyebileceğimiz grupları iyi tespit etmişsiniz. Fakat yazıda da belirttiğiniz gibi önemli sorun CHP'nin kendi içinde birliği sağlayıp sonra da medyaya çıkıp MHP'nin ağırlıkta olduğu 1-2 il dışında bütün evetleri ben aldım diyebilmesi ve samimi sosyal mesajlar verebilmesi. Çünkü CHP ve Kılıçdaroğlu sadece ve sadece polemiklerle gündemde yer almamalı AKP'nin icraatlarının altını kurcalayıp seçim öncesi yeni çözüm önerileri sunmalı ve halkın özüne inebilmelidir. Saygılarımla

25 Ekim 2010 17:30
Baykal'ı arayan CHP günleri

CHP ya da MHP'yi eleştirirken söylemek istediklerimin özü şu: Muhalefet yaparken tabii ki hükümetin söylediklerini, yaptıklarını eleştireceksiniz ama bu eleştirilerin yanında yeni fikirler yeni uygulamalar da söyleyeceksiniz ki halk size sadece boş boş eleştiriyorlar demesinler. ister ekonomik açılımlar planlayın ister türban ya da diğer konularda çalışmalar yapmak isteyin söyledikleriniz ve yapmak istedikleriniz hükümetin hatipleri tarafından çürütülüp gitmesin sağlam temelli sonuç odaklı olsun ki gündemi yakından takip eden insanlarımız uyansınlar ve "YETER ARTIK sıktınız canımızdan bezdirdiniz" desin. Ama insanlar öyle demiyor, destekliyoruz diyorlar. MHP, Anadolu'da CHP ise kıyı şeridinde güçlenirse sorun ortadan kalkar.

13 Ekim 2010 08:40
Başka ülkede doğsaydık ne olurdu? Artılar ve eksiler

Ülkelerin avantajlı ve dezavantajlı yönlerini iyi tespit etmişsiniz. O zaman sonuç olarak insanın hayatta mutlu olduğu yer onun ülkesidir, ülkenin adının önemi yoktur. Saygılarımla.

27 Ağustos 2010 07:34
Üç eşli danışman

Dervişin fikri neyse zikri de odur diye bir laf vardır. bu dervişler hem kadınları toplumdan soyutlamak isterler hem sokağa çıkarken giyimlerine karışırlar hem de mecliste bile rapor tutan kadın çalışanların eteklerini uzatırlar ama iş kendilerine geldiği zaman 10-20 yaş küçük çocuklarla da evlenirler 2-3 tane kadını da sünnet ve helal diye almaktan da çekinmezler. saygılarımla

12 Ağustos 2010 11:58
İçimizdeki kanser

yazınızda kanseri ve kanserle mücadele sürecini çok iyi ifade etmişsiniz. saygılarımla

12 Ağustos 2010 08:09
Toplam blog
: 540
Toplam yorum
: 197
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 1799
Kayıt tarihi
: 10.06.10
 
 

Gündemi ve olayları yakından takip etmeye çalışıyorum. Sinema, kitaplar, spor, doğa, siyaset, miz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster
 
 
 
 
 
     
     
     
    • Güncel [118]
    • Politika ve siyaset [91]
    • Futbol ve Spor [50]
    • Gerçekler [47]
    • Sağlık [40]