Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Tarım politikaları ve Türkiye

Tarıma dayalı bir sanayiye sahip cennet memleketimde bir tarımcı olarak tarımın bitişini bitirilişini üzüntüyle izliyorum. Eskiden birçok ürünü ihraç eder durumda iken, mercimek ve kuru fasulyeyi bile dışarıdan aldığımız bir ülkede (buğday, şeker pancarı, mısır, ayçiçeği ve pamuk gibi diğer önemli stratejik ürünleri saymıyorum bile) ve GDO'lu ürünlerin serbest bırakıldığı bir ülkede tarımımızın geldiği nokta içler açısıdır. yazınız için teşekkür ederim. bu arada GDO'lu çeşitler tarım bakanlığı bilimsel komitesi tarafından temmuz 2010 sonunda serbest bırakıldı. ABD baskısı sonuç verdi.saygılarımla

10 Ağustos 2010 18:33
İnsan doğasına aykırı yarışmalar (!)

Son derece yerinde bir yazı. insanların biraz şöhret, az bir para uğruna ne gibi anlamsız yarışmalara katıldığı ve kolay ve alın teri olmadan para kazanmak konularında sömürüldüğü bir çağda önemli tespit yapmışsınız. elinize sağlık

10 Ağustos 2010 18:14
Evlilik masum!Çünkü mutlu aşk yoktur.

aşk ve evlilik kavramlarını birbirinden ayırarak düzgün bir şekilde anlatmışsınız. 10 yıllık evli bir erkek olarak size katılıyorum. sonsuz aşk yoktur ama evlilikte mutluluk vardır. saygılarımla

10 Ağustos 2010 16:12
Sn.Ertuğrul Özkök; Ağzınızı barışa alıştırın, bölünmeye değil!

yorumunuz için teşekkürler. ertuğrul özkök'ün genel yayın yönetmenliğinden ayrıldıktan sonra gündeme gelmek için bir şeyler yazması gerekiyordu, böyle bir yazı yazdı. zaten siz de biliyorsanız bu memlekette gündeme gelmek kolay; Atatürk'e, ülkeye kötü sözler söyler, birilerine soykırım yapıldı dersiniz hop bir anda gündemde olursunuz. saygılar

07 Temmuz 2010 17:41
Kitap ve televizyon dizileri

Kitap sever ve her boş vaktinde kitap okumayı seven biri olarak yazdıklarınız için teşekkür ederim. Keşke zamanım daha fazla olsa ve kafam daha az yoğun olsa da günde 1-2 kitap okuyabilsem. saygılarımla

07 Temmuz 2010 17:34
"Acıcık ucundan versen"

Bir konserinde sanırım Tolga Çandar söylemişti. aslında birçok türkünün bir söylendiğinde anlaşılan bir anlamı bir de aslında ifade edilmek istenen bir anlamı varmış. dolayısıyla söylediğiniz gibi pek çok türkü masum değil ve söylenenlerin altında yatan başka anlamlar. hatta bir örnek vermiş ve "şu yaylanın çimenine kuzu yayılır kuzu" satırlarında aslında kuzu ve çimenin farklı anlamlarının olduğunu söylemişti. bu konuyu gündeme getirdiğiniz için teşekkürler. saygılarımla

07 Temmuz 2010 16:48
Yaş meyve sebze pazarlamasında kooperatifler etkin olmadıkça üretici ve tüketici zarar görecektir.

Ziraat alanında üniversitede doktora yaptım.şimdi ise özel sektör hibrit sebze tohum firmasında çalışıyorum. belirttiğiniz şekilde bir çok ülkede bunlardan biri de ispanya ve ingiltere de gerçekten yaş sebze ve meyve işini tamamen kooperatifler yürütüyorlar ve çiftçiler çok iyi kazanıyorlar. biz ispanya ve italya'ya çeşit satıyoruz ve çeşitlerin denemeleri kooperatif kendi araştırma serasında uzman mühendislerine yaptırıyor ve beğendiklerini bizden alıyorlar. 1000 kişilik 2000 kişilik büyük seraları olan kooperatifler var ve yaş sebze ve meyve ticaretini profesyonel ve akıllı bir şekilde bu sektör temsilcileri yürütüyor. ama siz de biliyorsunuz ki bizim ülkemizde önce kooperatif kurulur, 1 yıl kadar çalışır sonra kooperatifi yönetenler üreticiden topladıkları paraları cebe atarlar ve kooperatif de bir süre sonra iflas edip dağılır. keşke kooperatif sistemini ülkemizde de oturtabilsek. böylece aracı olan komisyoncular ortadan kalkar hem üretici hem de tüketici kazanır. saygılarımla

06 Temmuz 2010 12:32
Terörün kökünü kazımak, terörist gibi düşünmekten geçer.

Alev hanım yazınız için teşekkür ederim. elinize sağlık. Gerçekten güzel bir yazı yazmışsınız. İnsanlarımız belirtiğiniz şekilde göz açık, uyanık olmalı ve her an çevresinden haberdar olmalı. İsrail'li insanlarla ilgili bir yazı okumuştum ve ben de birkaç defa şahit oldum. israil vatandaşları hangi ülkede ve hangi koşullarda olurlarsa olsunlar ülkelerinin lehine veya aleyhine olan her konuda çevrelerinden bilgi almak, bildiklerini gerekli makamlara aktarmak için çalışırlarmış. Yani ülkelerine ve insanlarına duyarlılar. biz de ise sürekli olarak toplumda bir sevgisizlik, bir balık hafızalılık var. bugün yaşanan olaylar 10 gün dursun hepsini unutur, gündelik yaşama devam ederiz. asla duyarlı olamayız. saygılarımla

22 Haziran 2010 13:17
Polisiye bir roman. 'Ocak Ayının İki Yüzü'- Patricia Hıghsmith-

İyi Günler, Müge hanım, blogtaki yazılarınızdan anladığım kadarıyla polisiye roman tarzını seviyorsunuz. bende polisiye romanları severim. hatta 2 tane polisiye roman yazdım. eğer merak ederseniz, bir tanesini internet üzerinden size gönderebilirim. sanırım ilginizi çekebilir. polisiye roman seven yakın çevremden olumlu görüşler aldım.

15 Haziran 2010 16:39
Toplam blog
: 540
Toplam yorum
: 197
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 1792
Kayıt tarihi
: 10.06.10
 
 

Gündemi ve olayları yakından takip etmeye çalışıyorum. Sinema, kitaplar, spor, doğa, siyaset, miz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster
 
 
 
 
 
     
     
     
    • Güncel [118]
    • Politika ve siyaset [91]
    • Futbol ve Spor [50]
    • Gerçekler [47]
    • Sağlık [40]