Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Soyadı klasiği

Bu farklı soyadlarıyla dolu cüzdan polisin eline geçse valla maazallah dolandırıcı olup olmadığın şüphesi bile gelir akıllara:) Şaka bir yana, kadınların babanın soyadından kocanın soyadına uzanan yolculuğunu, T.C. kimlik numalararı bile engelleyemeyecek gibi görünüyor. İsyanında çok haklısın. Öptüm seni...

10 Mart 2008 20:48
Evlenmeyeceğim

Seni burada görmek ve yazdıklarını okumak da en az sohbetin kadar keyif ve heyecan verdi bana... Yaşanan bir çok olumsuzluğa rağmen, bu kadar yüreklice yüreğine düşen o aşk için teşekkür edebilmek yaşama, herkesin harcı değildir. İyi ki varsın ve de dilerim hep de yanımda olursun! Koskocaman öptüm seni...

10 Mart 2008 20:45
Söyle bana nedir ölüm?

Bir süre buralarda görünemeyeceğimi bildirmiştim hatırlarsanız. Sadece Keziban'ın ölümü bu kararı değiştirmeme sebep olmuştu. Ondan sonra da blog habercime düşen yazıları özellikle okumadan siliyordum. Çünkü bu sefer gene yazma, okuma ve yorumlama isteğine girecektim. Ama niyeyse ( sanırım başlığı nedeniyle) sizin yazınızı okudum ve sonuna ulaştığımda gözlerim doldu. Keziban'ı bir kez daha sayenizde anmış olduk. Bu konudaki duyarlılığınızdan ötürü size ne kadar teşekkür etsem azdır. Sevdiklerinizle birlikte keyifli bir ömür geçirmenizi tüm kalbimle diliyorum. Sevgilerimle...

22 Şubat 2008 16:14
Hoş geldin otuz iki

Hani bahsetmişsin ya aynı yüzyılda doğmuş olmaktan dolayı duyduğun mutluluğu... Kesinlikle sana katılıyorum:) Yüzünü görmeden o güzel ve naif yüreğinin sıcaklığını hissettim taa kilometrelerce ötelerden. Sanki şimdi ne yazsam kelimelerim havada kalacak gibi geliyor bana. Ben en iyisi şöyle diyeyim: Her zaman yanında sevdiklerinle, elinde bir duble rakın, ağzının tadı daim olsun arkadaşım. İyi ki varsın!

31 Ocak 2008 09:17
Özlediğim adam; babam

Özlemi dinmeyecek ve sevgisi bitmeyecek yitirdiklerimizin. Bizler yaşadığımız sürece onlar da yüreklerimizin en değerli köşelerinde , yaşamaya devam edecekler. Gene de ne mutlu bizlere ki sevgi ve özlemle anılacak ve gurur duyulacak babalara sahip olma şansına erişmişiz. Babanızı saygı ve sevgiyle anıyorum...

25 Ocak 2008 13:12
Dikkat! Şile Yolcusu Kalmasın!

Dilerim hepiniz için sıcacık ve çok eğlenceli bir toplantı olur. Buluşma sonrası izlenimlerinizi şimdiden merak ediyorum. Katılacak herkese benden de selam söyle e mi:) Öptüm seni...

23 Ocak 2008 17:08
Düşenlere...

Ne kadar düz yazı tarzında görünse de, bu cümlelerin ruhu şiirle yıkanmış... Daha nice güzel yazılarda, hep birlikte... Sevgiler benden sana...

22 Ocak 2008 17:01
Milliyet Blog'ta tefrika öykü olur mu?

Telif konusunda , öykü ile birlikte bütün kategoriler risk oluşturur bence. Çünkü rahatlıkla başka birilerinin her hangi bir konuyla ilgili yazısını çalıp yayınlayabiliriz. O yüzden bu telif sorununun sadece öykülere mal edilmesini hala bu kalın kafam anlayamadı ne yazık ki:) İdari anlamda ise haklısınız bu ortamın düzgün işlemesi için belirli kurallar olması gerekir. Sınırlar net bir şekilde çizilir. Kararlılık ve netlik, bu belirsizliği de ortadan kaldırır. Kaç gündür gelen yorumları yanıtlamaktan dolayı biraz yorgun düşmüştüm. Daha önce yorum yazacaktım size ama ancak şimdi kısmet oldu:) Güzel yazılarda buluşmak dileğimle... Sevgilerimle...

22 Ocak 2008 16:34
Milliyet Blog'ta tefrika öykü olur mu?

Yorumumu da sizin yazınız gibi bölümlere ayırmak isterim. Edebi anlamda tefrika şeklindeki öykülerin yeterince ilgi çekmediğini ve bu tarz dizi öyküleri onaylamadığınızı belirtmişsiniz. İlk defa bir öykümü, bir blog sayfasında daha fazla uzamasının ilgiyi dağıtacağını düşündüğüm için ikiye böldüm. Yazma anlamında da bölümler halinde öykü yazmanın hiç de kolay bir şey olmadığını düşünüyorum. Hatta bir daha da kalkışmam kendi adıma. Bu işin yazma kısmı. Okuma anlamında son dönemde sevgili Celal Çelik'in 6 bölümden oluşan "Otobya" sını , öykü tamamlandıktan sonra ve sevgili Faruk Sürener'in " Bir Delinin Günlüğü" nü de severek ve bir sonraki bölümünü merak ederek okudum. Yani burada önemli olan dizi öykünün ne kadar usta bir kalemden çıktığıdır. İsteyen takip eder; istemeyen de etmez diye düşünüyorum. Az okunuyor olması da bence önemli bir kriter değildir. Çünkü çok okunan bazı yazıların içeriğinin ne kadar boş olduğu da hepimizce malumdur... Devamı 2. yorumda...

22 Ocak 2008 16:26
İtiraf ediyorum (!)

Bir blog yazmak ya da okumak kadar ben de yorumları ve verilen yanıtları okumayı seviyorum. Çünkü geri bildirimde bulunan ya da düşüncelerini paylaşan bu arkadaşlarımızın yorumları, yeri geliyor yazıyı tamamlayacak nitelikte oluyor. Yani yorum ve cevaplarla da yeni bir blog doğmuş oluyor. Kısıtlama işine gelince, sevdiğin herkesi sürekli desteklemek ya da sevmediğin birisinin hep sana ters gelen davranışları olması gibi bir süreklilik olamaz. Sen yüreğini ve beynini özgür tutmaya devam et; her zaman yaptığın gibi. Sevgiler arkadaşım...

22 Ocak 2008 16:15
Toplam blog
: 78
Toplam yorum
: 1402
Toplam mesaj
: 249
Ort. okunma sayısı
: 1629
Kayıt tarihi
: 04.10.06
 
 

30 yıldır Antalya'da yaşıyorum. Akdeniz Üniv. Tıp Fakültesi mezunuyum. "Tıbbiyeden her şey çıkar, ar..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster