Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Eskidendi çok eskiden....

en özlenen ve en değerleri anlarımız geçmişe saklanmış sanki. bazen soruyorum ben de , mutlu oldugu şeyler neden acı verir insana. garip bir çelişki değil midir aslında bu. tamam özlüyoruz falan feşmakan da hayat devam ediyor oysa. hadi kendimize gelelim yukarılarda bir yerlerde karar almıştık. sadece bugün ve içinde bulunulan an var diye. şöyle der sezen bir de ; Belki şehre bir film gelir Bir güzel orman olur yazılarda İklim değişir akdeniz olur Gülümse :))

26 Ekim 2006 01:30
Şehrin tasasız kaçağı

işte bu. imrendim şimdi şu kaçağa.. emekli olmak şart mıymış sorsaydın :)

26 Ekim 2006 01:23
Kim kafasını toparlayıp dönebilmiş gittiği yalnızlıklardan

kimbilir belki de güzel olan, hayatı yaşanılır kılan bu istektir. kimbilir.

26 Ekim 2006 01:19
Sakın unutma!

böyle birini tanıdıgın ve ilk ağızdan dinlediğin için hikayeyi. müthiş bir ders. müthiş.

26 Ekim 2006 01:14
İçinde bulunduğum an...

o kadar şey var ki bu konuda hakkında yazacak en iyisi daha gecenlerde mailboxıma düşen mailden bir paraç koyayım da tamamlasın yazıyı :) "Dünü düşünüp pişman oldu, yarını düşünüp telaşlandı; ama işin ilginç tarafı tüm telaş ve pişmanlıkları güneş doğup batıncaya kadar yaşadı. Farkında olmadan rezil etti bugününü. Oysa yarın, bugüne dün diyor, dünde bu gün için yarın diyordu. Bir türlü beceremedi. Bir eliyle yarına, diğer eliyle düne yapıştı. Bugünü eline yüzüne bulaştırdı... Mutsuz oldu insan ve ne gariptir ki yarının telaşını da, dünün pişmanlığını da hep bugün yaşadı; ama bugünü hiç yaşamadı.." umarım kararın değişmemiştir. uygulayabiliyorsundur :)

26 Ekim 2006 01:10
Ne çokmuşuz meğer!!

katılıyorum müthiş bir şey bu blog olayı. 8 senedir internet kullanıcısyım. abartısız hiç bir net uygulaması bağlamamıştı beni bu kadar. o derece yani. bazen kantarın topuzunu kaçırıyorum farkındayım. ama her şey kontrolüm altında :)

25 Ekim 2006 20:12
Aşkıııııım...

bloglararasında dolaşırken yanda bir manşet gördüm müzik ve aşkım yazıyordu sadece. kesin nazan öncel dedim. bir haftadır dilimde bu şarkı. müthiş.müthiş. bazı şarkılar var dır 5-10 kez dinledikte n sonra siner içinize bazıları da var ki ilk tınısında mest eder insanı. bu da öyle bir şey işte.

25 Ekim 2006 20:03
İstanbul..

değişik bir sarmal bu istanbul. kopmak istediğin ama kopamadığın bir sevgili sanki. çünkü bir parçan onda. o'nun da sende. daha iki gün önce "lanet" ettim. gidecegim diye bu şehirden diye. gün olur trafiği gün olur kalabalığı,kirliliği gün olur baş döndüren hızı bunaltır insanı. ama ne satabiliyoruz ne satabiliyoruz. sizin aksinize sevdiklerim burda benim de! can yücel her bahar ben her bunaltı da gitmek isterim bu şehirden. üstadın dediği gibi ama olsun istemek de güzel :)

25 Ekim 2006 19:16
İyi ki doğdun oğlum!

Ali bey haklı. Dışardan görünen sizin gibi annesi olduğu için çok şanslı oğlunuz. Belki kramponu ve kumbarası kadar etkili, önemli olmayacak bugünlerde ama eminim ilerleyen zamanda O'nun en güzel doğum günü hediyesi olacak bu güzel temenniler.

24 Ekim 2006 21:32
Üvey evlat muhasebe

Merhabalar, Bizi bizden başka kimse anlamaz diye bir söz vardır. İşte muhasebecilerde bu listenin üst sıralarını zorlar. Anlıyorum sizi. Evet ben de muhasebeceyim :) Siz özel ve kamu sektörü dediniz ya üçüncü bir boyutu daha var olayın. Benim serbest çalışanlar daha doğrusu çalışmaya çalışanlar. Sevgili mükelleflerimiz verginin, sigortanın son günü son saatinde ne yapıp ne edip ödeyecek para bulurlarken(hoş artık kendileri ödüyorlar ama buluyırlar sonuçta para) Muhasebe ücretine gelince kırk dereden su getirdikleri yetmiyormuş gibi lafı da yaptığınız iş mi, oturduğunuz yerden para kazanıyorsunuza getiriyorlar utanmadan. Nihayetinde zor zenaat... Allah hepimize kolaylık versin.

22 Ekim 2006 15:03
Toplam blog
: 39
Toplam yorum
: 79
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 751
Kayıt tarihi
: 21.10.06
 
 

Özel biri değilim. Sıradan bir yaşam süren sıradan bir adamım. Çok geçmeden adım unutulur. Tuzluk...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster