Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
İtle Aynı Çuvala Girilmez...

Selda hanım merhaba, bence sizden çok iyi bir mizah öyküleri yazarı olur. Bir deneyin derim. sağlam mizah öykülerindeki: şaşırtıcılık, beklenmedik olay ve yaklaşımlar, yazarın kendisi ve olaylarla dalga geçebilme gücü, meseleyi çok dağıtmadan, okurun ilgisini kaybetmeden yazıp toparlayabilme, kısa, tempolu, akıcı diyaloglar, vurucu benzetme ve çıkarımlar, yaşama sevinci, hayata ve insana değer verme... Hepsi de var yazdıklarınızda... Biliyorum. Sistemli çalışmak, disiplinli davranabilmek çok da size göre değil ama... İçinizden gelenleri, yaşadığınız olayları bu örneğinizde de olduğu gibi yazmaya, anlatmaya devam edip, onları bir kitap formatında toparlayabilirseniz eğer; çok daha güzel, çok daha profesyonel işler çıkartabilirsiniz ortaya. Gözlem gücünüz, olaylar karşısındaki farkındalık beceriniz; tüm bunları rahatça söyleyebilmemin en temel nedenleri... İyi yıllar dilerim. Bundan çok daha güzel yazılarınızı, öykülerinizi okumak dileğiyle... Cemce sevgilerimle...

31 Aralık 2017 20:23
Şımarık erkekler...

Kadına şiddet uygulayan erkeğin davranışlarını şımarıklığına dayandırmak çok ilginç bir tespit, çok değişik bir gözlemleme biçimi. Bu konuda enine boyuna düşünücem. Yazınızın altyapısı, ömrü suçlularla mücadeleyle geçmiş, duyarlı bir kadın polisin, hem düşünen hem sorgulayan duygu, düşünce ve ruh dünyasına dayanıyor. Özellikle takım elbise-mahkeme kararı ikilisine yaklaşımınız çok doğru ve yerinde olmakla birlikte, mesleki geçmişinize de dayıyor sırtını. Erkeklerin yetiştirilme tarzları, ömürleri boyunca uğradıkları kendilerinden yana tutum takınılan toplumsal cinsiyet ayrımcılığı vurgunuz; dört dörtlük. Umarım erkek şımarıklığı bir gün sonlanır. Gerçi, giderek muhafazakarlaşan toplumumuzda bu mümkün gibi görünmese de, biz iyi niyetimizi korumaya çalışalım yazınız aracılığıyla. İyi yıllar dilerim sevgili Hayvar. Dileğim odur ki, bir gün dünyayı kadınlar yönetir. Bu konuda erkeklerden başarılı olurlar mı bilemem ama, daha şefkatli, daha merhametli, daha insanca davranacakları kesin.

31 Aralık 2017 19:56
At ile Avrat Yiğidin Bahtına...

Selda hanım, merhabalar...Doğum-ölüm-evlilik üçgenimiz, mutlak, değiştirilemez kaderimizdir bence. Bir de işin Kalu Bela ile ilgili bir yönü vardır ki; o konuya şimdi, burada girmeyeyim; çok uzun bir meseledir çünkü. Bu arada, yine ilk kez sizin yazdığınız yazıda tanık olduğum bir söz kullanmışsınız: " Hacı hacıyı Şam'da görsün! " " Çok az, ya da mümkünse, hiç görüşmeyelim! " anlamında herhalde... Sizi okudukça, deyimler ve atsözleri hazinem gelişiyor. Teşekkür ederim. Cemce svgilerimle...

30 Kasım 2017 16:43
Görünür Blogger olmak II

Ben bu yeni halini... Donald Trump'ın çocukluğuna benzettim! Malum... O da Amerikalı!.. Cemce sevgilerimle...

13 Nisan 2017 12:50
Anjiyo oldum..

Hocam, haberim yoktu. Şimdi yazınızdan öğrendim. En kısa zamanda eskisinden çok daha iyi bir sağlığa kavuşmanızı dilerim. Cemce sevgilerimle...

30 Mart 2017 22:35
Cillop gibi hatunlarsınız! Maşallah...

Selda hanım, bu yazınız için son kez sayfanızdayım. Ne tesadüftür ki, ikinci yorumu yazarken de Adı Efsane'yi izlemekteydim! Ancak, bu sefer feci çuvallamışım!Yazdığı her sözcüğü özenle seçen biri olarak, bu dağınıklığı kendime hiç yakıştıramadım doğrusu. Düşük cümleler... Yarım bırakılmış ifadeler... Fena halde anlam kargaşası yaratabilecek, birbirinden kopuk kopuk yaklaşımlarla dolu satırlarım... Neden olduğum bu karmaşa için özür dilerim sizden. Yine de ne demek istediğimi, o yorumdan muradımın ne olduğunu en doğru şekilde anlayacağınıza eminim. Cemce sevgilerimle...

27 Mart 2017 19:13
Cillop gibi hatunlarsınız! Maşallah...

Bir de bir önceki yorumumda diyecektim ki size: " Bakmayın sayfamdaki gözlüksüz fotoğrafıma. 1,5 yaşından beri gözlük kullanıyorum. Ve ben de aynen sizin gibi düşünüp, sakarlık yapar da, takmayı beceremez de, aldığım lensleri takayım derken... Gözlerimi kör ederim! O yüzden ben de hiç lens takmadım, kullanmadım. Lakin, sayfamdaki resmim, ruhumu en iyi yansıtandır. Beni tanımak isteyen, o fotoğrafıma iyice, çok dikkatlice baksın. Orada, taşıdığım ruhu görecektir çünkü. Bunları yazmayı unutmama, yazınızı okuduğum arada, "Adı Efsane" adlı dizinin yeniden başlamasıydı. O, haber, film, belgesel dışında izlediğim tek şey televizyonda. Her dönemde böyle izlediğim "tek" dizilerim olmuştur. Oğluyla çok iyi iletişim kurmak isteyen, analığı, doğru annelik yapmayı yaşam kadar önemseyen size de; Adı Efsane adlı diziyi, mümkünse, geçmiş bölümlerine de tek tek bulup baktıktan sonra, sürekli izlemenizdir. Dizi, her Cumartesi akşamı, 20'de başlıyor. Sürç-ü lisan ettiysek, affola! Cemce sevgilerimle...

25 Mart 2017 20:59
Her akşam bir köy halkı okur yazdıklarımı

Sevgili arkadaşlarım, yazımı yayınlandıktan sonra okuduğumda, İç Anadolu bölgemizi yazmayı unuttuğumu fark ettim. Kurtuluş ateşimizin yakıldığı, yüce Cumhuriyetimiz'in başkenti Ankara'yı bağrında barındıran bölgemizi en kısa sürede yazıma ekleyeceğim. Dalgınlığım için hepinizden özür dilerim. Tüm bölgelerimizin değeri eşittir gönlümüzde. Allah, hiçbirini bizden ayırmasın. Amin.

20 Mart 2017 19:19
Cillop gibi hatunlarsınız! Maşallah...

Kendine güven tamam... Kafanızın da sıkı çalıştığını fark ettim... Sakarlık, beceriksizlik bende de var. Sakın boş yere üzülmeyin. Gözlemcisiniz. İnsanların, yaşananların farkındasınız... Biraz empati duygunuzu eksik buldum, biraz da feminist yanlarınızı fazla... Yazınızın finaliyse, ruhunuzdaki erkeksiliğin itirafı gibiydi... Doğallığı, içtenliği, samimiyeti önemsiyorsunuz... "Olduğu gibi olmak " yaşam mottonuz... Akıcı bir üslubunuz var. Yazdıklarınız rahatça, yüzde hafif bir gülümseme eşliğinde keyifle okunuyor. Yazının uzunluğu, okunamamak gibi bir problem yaratmamış. Aksine, okurken, bir sonraki cümleyi merak ettiriyorsunuz insana. Elinize, yüreğinize sağlık. Cemce sevgilerimle...

18 Mart 2017 21:59
Blogçu mu, lopçu mu...

Sevgili hocam, 2011 şubatında burada yazmaya başladığımda, türlü türlü "yazı arkadaşı grupları" vardı. Kimi, bol bol kulis ve dedikodu yaptı, kimi, işi gücü bırakıp, kafaya taktığı yazarların altını oymaya, ayağını kaydırmaya çalıştı. Sonra da kaybolup gittiler ortalıktan. Şimdi de bu "Atelyeciler" grubu çıktı piyasaya. Kendi aralarında eğleniyorlar işte! Yazınıza, size " Erdal amca" diyerek yorum gönderen arkadaşın, yazdıklarını, bazı sorunlara yaklaşımlarını beğenirdim. Ancak bu yazıda okuduğum yorumu, hakkındaki düşüncelerimi ciddi oranda değiştirdi. Ne diyelim. Herkes gördüğü, bildiği gibi değerlendirir dünyayı. Bu bir kapasite meselesi... Herkesin çapı, yaşam kalitesi, anlama düzeyi bir değil maalesef. Yazdıklarını da bu çerçevede değerlendirmek lazım. Cemce sevgilerim daima sizinle. Kaleminize sağlık.

17 Mart 2017 20:04
Toplam blog
: 1183
Toplam yorum
: 3426
Toplam mesaj
: 72
Ort. okunma sayısı
: 1460
Kayıt tarihi
: 30.01.11
 
 

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım 1997 mezunuyum. Anadolu Üniv..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster
 
 
 


 
 
 
     
     
     
    Yüzü gülmeyen insan, bana uğramasın kardeşim!