Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Nazan Adıgüzel Köseoğlu

http://blog.milliyet.com.tr/nazankoseoglu
Verdiğim...

İçimi sarstı bu yazınız yahu ;) Benzetmeler sıradışı ve çok hoş, anlatım çok akıcı ve lirik. Gönlünüze ve aklınıza sağlık.

04 Kasım 2008 14:29
Taş plak gramafon *Nostalji*

Neydi o pilaklar... Gerçi ben taş pilak devrine yetişemedim ama pikapları ve pilakları iyi bilirim. Hala hatıra niyetiyle Bob Dylon, Frank Sinatra gibi bazı devlerin pilaklarını saklıyorum.

23 Eylül 2008 01:05
Orhan Pamuk'u okuyabiliyorum; bende mi bir anormallik var?

Orhan Pamuk'u anlamama gibi bir sorunum yok benim, ama dili benim sevdiğime yakın değil. Yine de takdir ediyorum. Neticede kolay verilmeyen bir ödülün sahibi. Reklam konusuna gelince, işte bunu daha çok takdir ediyorum. O billboardlarda kitabının reklamını yapan adam. Bence bu edebiyat dünyasında daha önce hiç yapılmamış, ığır açıcı bir fikir. Şarkıcı kasetinin, sinemacı filminin, ressam sergisinin reklamını yapıyor. Peki edebiyatta bu niçin tabu, neden haksız yere ayıplanır ki? Not: Bu reklam işi birçok yazarın ufkunu açığı, Ahmet Altan gibi yazarları da farklı reklam yada tantımlara sevk ettiği kanaatindeyim. 2.Not: Ergen kızlar benzetmesi çok iyiydi, he he ;))

06 Eylül 2008 20:28
Bir şehri arkada bırakabilmek...

Nereye gitmeyi düşünüyorsunuz İlker? Bizim gibi siz de İzmir'e taşınsanız keşke :) Bu arada sigaraya mı başladın sen yine?

01 Eylül 2008 19:23
Refakatçi

Valla içim acıdı. Hem hasta komşuna hem de Meral'in kedisine :(( Bu arada sen de güzel anlatmışsın. Ellerine sağlık ve geçmiş olsun...

31 Ağustos 2008 19:32
Gürültü forever!

Taşındın ama ?!

31 Ağustos 2008 19:26
Kır çiçeği öyküleri...

Ne güzel anlatmışsın. Keyifle okudum.

24 Ağustos 2008 22:53
Yolculuk Nereye?

Bu yazını daha önce okuduğumu hatırlıyorum. Ama okuması lezzetli bir tat bırakıyor insanın yüreğinde; tekrar okudum. Ellerine sağlık...

24 Ağustos 2008 19:47
"Bildiğimiz sol" bir oksimoron mu?

Son yıllardaki "Solun içi boşaltıldı mı?" sorusuna doğru yanıt sanırım "Solun içi doldurulamıyor ki, boşaltılsın" omalı. Sol geçinen partiler, oy menfaatinden ötürü sağ tabana aykırı düşmemek için kaymaya maruz kalıyor diye düşünüyorum. Senin de ilk bölümde bahsettiğin gibi sağcı olmak daha kolay ve ülkemiz sağ görüşe meyilli. Sol sadece bazı yönleriyle topluma ve toplumdaki sola yatkın kesime adapte oluyor ve tümüyle yorumlanması mümkün olmuyor. Sağın türettiği kapitalizmde tüm yönleriyle mutlak bir solun varlığı zaten insani güdüler bakımından mümkün değil.

11 Ağustos 2008 17:52
Dünyada rızkı varsa radyasyonun gözüne koysan yine ölmez!

Bu memleketin havasından mıdır, suyundan mıdır bilinmez, çoluk çocuk, genç yaşlı herkes polyanna oldu ;)) Güzel anlatım Celal, tebrikler. Okumuşuyla eğitimsizin ortak noktasını da iyi tespit etmişsin (biri Allah'a diğeri emperyalizme falan bağlıyor ya, onu astediyorum) :))

06 Ağustos 2008 22:20
Toplam blog
: 20
Toplam yorum
: 692
Toplam mesaj
: 156
Ort. okunma sayısı
: 24754
Kayıt tarihi
: 26.10.06
 
 

Yazmak, tarihin zayıf hafızasına karşı, bir tedbir olarak ortaya konulan isyanın sanatsal vesikas..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster