Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Çekmecemde saklarım diğer yüzümü…

Bir puzzle'ın parçasına çevridi hayat yüzümü. itina ile birleştirip sakladım çekmeceye. üzerinde ne cila var, ne cam. dokunma, parça parça dökülürüm...

18 Ocak 2009 13:42
Soluklandığım bedenlerde bıraktım, biriktirdiğim yalnızlığı…

şimdi anlıyorum bedenimdeki izlerin sebebini..............derin bir soluk, uzun bir es bırakıyorum sonrasında... zar tutan hayat; senin için bir oyunken, benim için bir sinema sahnesiydi. ben hep telaşla hayallerime öncelik katmaya çalışırken; birileri yer göstericilerin eline bolca para sıkıştırıp hayallerine öncelik katıyordu. ben hep uzaktan izlemeye çalışıyordum hayallerimi. belki de bu durumu yaratan bendim. herkesin ışıltımı görüp mutlu sandığı, ama saklanan, göstermediğim iç dünyamla...

17 Ocak 2009 08:53
Üç ayrı haber, üç benzer kader!

omzuna bütün yükü yüklediler, karnına sancı, başına ağrı, üzerine sorumluluk , alnına da namus yazılı bir kağıt eklediler; adına kadın dediler. sorgusuz sualsiz kabul ettik. oysa haklarımız ne kadar azdı. görüyoruz işte canların bile değeri yok. nasıl yıkılacak bu tabular....

13 Ocak 2009 08:30
Sarı Lalem, Şelalem. . .

narin ve pürüzsüzdü teni, sarı ona yakışmıştı, saçlarımın arasına takmaya kıyamadım...

12 Ocak 2009 22:52
Oyun ortada

oyun içinde oyun gibi, şiir içinden şiir çıkmış. oyuncuların maskeleri hep rengarenk olduğundan izleyiciler hayranlıkla izlemişler, birgün maskeler düşse bile izleyici olmaya alışkın oldukları için öylece durup bakmaya devam edecekler...

12 Ocak 2009 22:48
...Gözlerinin darağacında tanrılar öldüren kadın...

geceye biz neler anlatabiliriz bir düşün. bırakalım ölüler için bedenimize kuru dallar asmayı.istanbul'da ol-alım ya da bir akdeniz kasabasında. tanrı ve tanrıça mitoslarından fırlamış kadar büyülü, bir tarihi yaşatır gibi gerçekçi, bir şiiri okur gibi dokunaklı olalım. bırak gece sadece bizi alsın içine ve hapsolalım...

12 Ocak 2009 20:31
Kokun sinmiş aklıma

her tende başka kokuyu sevdim ben. her tene uygun kokuyu da çok iyi bilirim. kendimi sandal ağacı kokusuna sararım her gece. sabahleyin biraz vanilya karışır saçlarımın kokusuna. kokulara olan tutkum yüzünden her duyduğum koku da bir anı buldum, her anı boğazımda düğüm üstüne düğüm. en iyisi o kuşun kanadında savrulmak. sadece kokular yayarak, koku almadan....

12 Ocak 2009 08:22
Şair aslında kadına aşıktır

işte bu yüzden büyüdüğüm gün kendimi kayalıklardan aşağı doğru savurdum, bedenim parçalandı ve deniz kızına dönüştüm. deniz mavi, deniz uçsuz bucaksız, deniz gizemli, deniz huzurlu... arada bir balıkçılar çarpıyor saçlarıma, pullarıma el sallayıp rast gele diyorum... aynı düşleri kuruyorum bu yazdıklarınızla. aslında öyle basit ve az ki düşler... rast gele...

12 Ocak 2009 08:14
Kurşundur kalemim, tükenir…

periler ölmüyor hiç aslında, arada bir daha da çıkmaza sokar onlar bizi, öldüklerini sandığımız anda bile bize, daha derinden sarsacak yazılar yazdırmakla meşguldür onlar. ve şimdi aynadaki yüzüne yeniden bak, ellerindeki kırmızı ile yüzünü boyayan tanrıçadan kalan izleri, bedenine yazdığı şifreli harfleri oku. darağacına bir kurşun sık, cümlesiydi şifre belki...

11 Ocak 2009 22:49
Martı çığlıklarına astım yüzümü…

Artık ne martılar taşıyabiliyorlar beni, ne de ben kendimi... unutmanın yollarını ararken daha çok saplandığım sen, saçlarıma, yüzüme, dudaklarıma çarpıp çarpıp, beynimin içinde yaralar açıyorsun. Beyinde de yara olur mu deme, düşüncelerim bile kanıyorsa ya da durup durup adını haykırıyorsa her kıvrım, her zerre; söyle bu yara değil mi? belki de hasret, belki unutamamaktı adı. ben karıştırıyorum. hadi bir isim ver bende bıraktığın ize ya da gelip sil elindeki neşterle; kazıya kazıya sök izlerini...

11 Ocak 2009 10:59
Toplam blog
: 0
Toplam yorum
: 209
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
:
Kayıt tarihi
: 28.10.06
 
 

1981'de Akdeniz'de bir mekanda doğdum. Sınıf öğretmeniyim. Ayrıca kendi boyadığım dünyanın müzikalin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster