Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Türkçenin lastikli kelimeleri...(2)

Efendim bir taziye vesilesiyle üğradığım blogumda prılprıl kahkahalı bir çehre altındaki yazının*Türkçenin Lastikli Kelimeleri*başlığı beni celbetti.Lisanımın dâvam olması hassasiyetimle hemen okudum da.Yorumlardan da gördüğüm *dilin kemiği yoktur*kabilinden kullanılan dilimizin *matrak-lığından tutun birkısım lâstik kabiklindebn tedai ve niyetlerin de elastikiyetinde *nereye çekersen çek* mantığı hakimdi!Bilmem gönüller hoş muydu? Kelimeler lastikli ise onları idrake veren beyinler de tedai(çağrışım) ve niyetlerle hareketlidirler,fakat yerleri sabittir.Mesela beyin kalb ve ciğer gibi uzuvlar kafatası ve göğüs gibi belden yukarı yelerinde vicdan ve gönülle hemhâldırlar.Dilimizde derin manada menedilmiş *BELDEN AŞAĞI KONUŞMAK*lâfzı hikmetiyle konuşma ve idrak uzuvları belden yukardadır aşağıya inmesi muhaldır; vücudun kol-bacak ve bir kısım uzuvları ve belden aşağıda olanları da var yerliyerindedirler;şayet belden yukarkiler aşağı inerlse ola ki kambur kalınabilinir.Slm.sv.syg. M.BENKLİ

20 Eylül 2012 21:54
İnşaallah yanılırım

İnşaallah; Aziz Dost! Esas olan bu! Lâkin hükümlerinize de iştirak ediyorum. Bu arada maçı da takip ediyorum. Ne alâ Almanya Belçikayı3-1yenme durumunda ki; maç bitti ve yendi de! Oh be! 1-0 lehimize devam ederken biz de yenmez miyiz! Hemen şimdi o anons da geçti. Bu neticeleri alıncaya kadar yorumda geç kalmasaydım; yazınızı okumuş ve ne yazacağımı kafamda şöyle kuruyordum: Mevcudun doğru yorumu olarak; Sizin, özetle: O yenecek de, biz de yeneceğiz de; ki, bizim elimizde -önümüzde- tek bir maç var o kadar! Gerisinde başkalarının becerisine, başarısına bağlı bir neticeye intizaren, kendi elimizde olmayan muvaffakiyeti umma tarzında *beklenti içindeki bir takım ruhu ve teknik yöneticiden kurtulmadan böyle bir ümit 2014'e kalır* vicdanî kanaatinize iştirakle beraber; *herşeyde neticenin mutlak Yaratan'ın tecelliyi murad ettiği OL emrine bağlı olduğu Hakka teslimiyet* inancım dahilinde, bidayetteki *İnşaallah* sığınışına cevâben tahminde yanılma tecellisinde şükür düştü bize! Slm. Sygı.

11 Ekim 2011 22:53
Duruş

*Akdenizli* bu remziyle hafızamdaki aşinalığı tedaî ettirdi... Blog sahifemin altıdaki baş sütunda gördüğümde rumuzunuzu o aşinalıkla hemen içine girdim. "Farklılığın farklılığını, farklılığının güzelliğiyle fark ettiren bir uslûpla kendini ortaya koyan farklı bir duruş yazının karakterinde farkediliyor..." *Kalabalıkların yoğunluğunda sürtünmeleri önlemek için yasalarla çoğaltılıp insanın yalnızlığını artıran çözümler ortak kabul görüyor. Temel korku herkesin herkesten korkması anlayışıyla kapalılaşarak evlere hapsolan yığınları doğuruyor* ifadesindeki gerçeğin bende, herkesin herkesten korkusundan ziyade, herkesin herkesten"kopmasından" kendini salıverdiği yalnızlık şeklindeki tecellisiyle çok kere kalabalıklarda da tek başıma içimi dinlediğim halvetimde karşıma çıkan yazınızda sizinle olarak yanlızlığımdan şu anki sıyrılışımla bu harika duruşunuzu seyrederek yazınıza not düşme ihtiyacını duydum... Duruşunuz da, görüşünüz de güzel... Niyetinize göre güzellikler dileklerimle.

07 Kasım 2008 21:52
Kornasız hayat oh ne rahat

Aziz dost; al benden de o kadar... Aslında son Trafik Kanunu'nda korna yasağı ve cezası da var, lâkin milletçe esas kaideleri umursamazlık ortak vasfımız... Ben de dahil, ihbar ve mahkemelik mahiyetiyle umuma intikal eden tek vakıaya rastlamadım... Her hadisede herkes kendi içindeki tepkiyle işi hallediyor... Sizin tepkinizdeki letafet keşke herbirimizin erişebildiğimiz mertebe olsa... Havalı kornanın aniden beynimizi sarsmasıyla yüreğimizi hoplatarak ayağımızı yerden kesen zıplamamızdaki hafakanlar saçarak küfürün bini bi paraya indiği asâbın dehşetengiz anında ah o mertebeyi bulabilmek herkese nasibolsa! Şu anda da ben sizin o kahkaha atmak için hedeflediğiniz kimsenin ulaşmasını istemediğiniz merhaleye ulaşmak isterdim... Bu arada bir dileğim var; o, bütün lâstikleri patlatmak için kullanacağınız pompalı tüfeğe lütfen bir susturucu takar mısınız? Muhabbet, sevgi ve saygıyla efendim... Allah(CC)'a emanet olun...

07 Kasım 2008 20:22
Sevişme Artık Konuş!

Evet, açık perspektifli Aziz Dost! Açık olmak, insan olmak ve kendin olmaktır esas! Tarifini de sizin mânâlı yazınızdan mânâlandırarak, "İnsan olmak okyanusta ıslanmaktır" diye kısaca ifade etmek istedim, verdiğiniz ilhamla insanlığın mahiyetine bir nebze inmeye işaret için; haddim olmadan... Artık, yaşamayı; bizzat iştirak yerine, yaşananlar ve tecrübeler ışığında hadiseleri seyreyleye gelip, binbir emekle sürdürebildiğim ahır ömrün şu ağır yürüyüşünde uğrayabildiğime şükrettiğim yaşlı veya genç dost eşiğinde hoş enstantaneler bulma zevki de bu seyr-i seferin bir başka tadı oluyor, onca tadsızlıkların üstüne su serpercesine... Uzun ayrılıkların tekrar mülâki oluşta tadını hissettirdiği vuslat misâli "bir olma" tevâfuklarının gönülden hissedilen zevk ve şavkıyla selâm, muhabbet, sevgi ve saygıyla.... Allah(CC)'a emanet ol!

21 Mayıs 2008 15:50
Milliyet Blog kapatıldı

Bu kadar uğursuz senaryoların içinde insanın yüzünü güldürecek her şeye "tukaka"dan başka bir şey duymayıp; üstelik, değil ülkemizin, dünyanın yüz akı bir "tüp geçit"(dikkat edin tüp bebek değil), en az üç asrı bulan bir rüya "dünya ile entegre Devlet Demiryolları Tevsî Projesi" (ki dünya ülkemiz üzerinden biribirine bağlanacak), Sağlık Reformu (ki insan olarak hasta huzura çıkınca, kimliğine bakılmaksızın Aynı hüsnü kabulle muameleyi esas alan geniş perspektifli insanî uygulama), personel reformu olan "Kadro Kanunu" (ki kodamanların yüreğini hop ettiren, aynı kadroya aynı barem-giden Kamusal'ca kökten karşıcılıkla defaatla veto edilmişti-) Yeraltı, yerüstü servetlerimizin -bor, maden-petrol başta, ayrıca, su V.S.rezervlerinin- milletin hizmetine sunulmak üzere huzura alınması projelerinin akim kalıp akametlerinin ne olacağına dair içimizi hoplatan şenaat tatbikatları arasında bir müjde, emekli maaşlarının hiç bitmeyeninın de oluşu; şaka ise olsun şaka,eline,diline,yüreğine sağlık.Slm.

01 Nisan 2008 14:24
Kalp Meleğim

Nesil coğrafyamızın hayat memat güneşi ana gönlünün yıldızlı semalarının hilâlini seyrettim içimde ürperen derûnî sevgi, gözümü yaşartan muhabbet ve Rabbime el açtığım dua ile satırların arasına Hilâl Hilâl sinen hayatınızın mânâsını sezinlediğim, tâ milletime dair ümitlerimi tazeleyerek...Rabbim murdına erdirsin, mürüvvetini göresiniz ve ülkemin geleceğinin ümidi nesillerimizin bu niyet, bu edep, bu medeniyet dairesinde yetişmesine müjde dairesinde güzelliklerle gönüllerimizi fetheden vasıfta sayılarını artırsın dilerim... Allah(CC)'a emanet olun Sevgi ve saygıdeğer Rana kızım... Serbest nazma sevgi disiplinini kafiye yapan enfes bir eser; bu sevgiyi idrak eden yürek ve gönüllere evlât sevgisi destanı... Hilâliyle yıldızlara göz kırpan, güneşe nazire bir "Ayışığı Şiiri"... Her cihetiyle sizi tebrik ediyorum, sevgiyle, muhabbetle, saygıyla...

01 Nisan 2008 11:53
Salına salına gel diyen kültürden kadınların koşmasının yasak olduğu kültüre istekli koşumuz

Bir tevâfuk eseri olmalı,yazınız karşıma çıktı,başlığı dikkatimi çekti,ayrıca da içindeki o milletimizin engin kültürünün eseri,her birimizin zaman zaman dilinin ucunda parça parça terennüm edilegediği muhakkak o muhteşem koşma.Lâkin,ilim ve kültüre beyni açık,düşünce,natıka sahibi her insan için şu bir ortak kabullenilen hakikat olmalı ki:İnançlar milliyetler dışıdır;ferdîdir.Irk sınırları içinde hapsedilen tek din Museviliktir ki sanki ırkmış gibi Yahudilik de deyiliyor hâlâ.Ben bir müslümanım ve Türküm. Meselâ,Muhammet Esat Hazreleri İslâm'ı, Kur'an ve Kur'an Dili'ni ilmen tetkik ve idrâk neticesi en mükemmel Kur'an tefsirlerinden biri olan eseriyle zuhur etmiş,ebeveyninin biri Yahudi,biri Hıristiyan Avrupa ırklarından olduğu bilinen,bir Müslüman.Bu inanç tabiliği -aidiyet- literatürümüzde ummetliktir. Müslümanlar son Peygamberin sunduğu en son İlâhî tebliğ olan nihâî kemal dine mensup olarak her peygamberi kabulle, hepsini kapsayan İslâm ummetidir.Kur'an dışı,o uyduruklar iftiradır

31 Mart 2008 19:19
''Bende bin bir hayat''

Binbir güzelliği sevgi özünde *Bir*'e inkılâp ettiren bir ruh estetiği *öz cevheri*'nin binbir masal sadeliğinde dile getirdiği *binbir güzellik* - ***O (Bir)de (binbir) Esmâ-i Hüsnâ*** ***(Binbir)de de zikredilir Hudâ*** ***Sizi ender Rânâ kılan Rabbim*** ***Kılmaya bu öz cevherden cüdâ*** - O güzel yüreğinizle bin yaşayın Efendim... Selâm, sevgi ve saygıyla şükrân ve tebrikler, Allah(CC)'a emanet olun Rânâ Hanımefendi Kızımız...

30 Mart 2008 01:10
Hedef Yargıtay mıydı?

Saygıdeğer Celal Bey;Pek fırsat bulma imkânım yok, bu gün bu fırsatı sizin yazılarınızın içine dalmakla buldum. Her şey karınca kaderince bir şeylerin açıklanmasına, birşeylerin çözümüne vesile bir iyi niyet gayretiyse hakka hizmet fazileti taşır.Bu yazınızın da vesile olduğu, parmak bastığınız,günümüzün atmosferini kaotik bir havaya sokma cabalarının karşısına mânalı işaretlerle fikir kapısı açma fikrinizde fevkalâde tetabük eden çarpıcı fikirlerle örgüyü tamamlamada tevafukla Sayın Ahmet Yılmaz ve Murat Ertaşın fikirleriyle müdellel bir hakikatler potasının meydana çıkmasına vesile olmuş bulunuyorsunuz... Benim bu noktada bir dahlim olmasa da, zaten buna ihtiyacınızın da olmadığı noktada, sadece şunu arzedeyim ki ümitsizlik felâketi açmak isteyenlere karşı bu herşeyin farkındalılığını görüp ümitvâr olma sinyalinin ifadesi olarak, işimiz, ümitsizlik değil, istikbâlden ümitvâr olmaktır kaziyyesi burada da tecelli etmektedir vu bu millet o millettir; ne yapsalar bölünemez.Slm.Saygıyla.

24 Mart 2008 23:56
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 14
Toplam mesaj
: 26
Ort. okunma sayısı
: 689
Kayıt tarihi
: 06.01.07
 
 

Zağgiliyim; Erzurum'un Kargapazarı dağları eteğindeki bu ücrâ, çiçek yurdu, şirin mekânda Dünyâ'ya g..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster