Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Bozkurt kedi oldu

Yine de yazayım yorumumu. Siz bozkurta bozkurtken de hazımsız değilmiydiniz.Bu çalışma akp nin yıllarca milleti kandırıp da geçiştirdiği bir toplumsal sorunun,toplumun tüm kesimlerini incitmeden ve artık siyasilerin elinde daha fazla istismar edilmesine müsaade edilmedençözülmesi çalışmasıdır.MHP hem Laiklik gibi toplumun temel değerlerini herkesten çok ve herkesimden önce savunur,hem de inancı gereği başını örten insanımı rahatlatacak çözümleri geliştirir.Akp tek başına 55o vekili olsa yapamazdı bunu,Ama MHP farkı bu işte. Siz de anlasanız iyi olacak.

29 Ocak 2008 15:51
Kahramandım Ben...

Sevgili Filiz, keşke bu satırları sadece bizim gibi blok okurları değil de okul çağındaki çocuklarımız da bir kere okuyabilseler.Burada paylaşan dostlar az veya çok zaten okur yazar tabakası,ama zamanımızın gençleri maalesef kitaptan kaçıyor.Öyle yozlaşıyoruz ki,Allah sonumuzu hayretsin. Sevgilerimle.....

29 Ocak 2008 15:28
Kapıları çalan benim

Bazen ardı karanlıktır kapının,bazen de karanlıktan aydınlığa çıkıştır kapı. Olgunluğa ermiş bir civcivin o incecik kabuğu kırıp koca dünyaya gözlerini ilk açışı,oksijeni ciğerlerine ilk çekişidir hayat kapısı.Ama o incecik zar kırılmazsa o hayat hiç olmaz.Gönül kapıları kilitli ve paslı zincirlerle sarılıysa arkası da karanlıktır,bütün kapıların,önü de. Çaldığınız her kapının mutluluğa açılması dileklerimle. Çok güzel bir konuya temas etmişsiniz,kutlarım sizi.

02 Ağustos 2007 15:02
Karıncalar çelme taktı...

berber cemal amcayı traş ederken -''Yahu Cemal amca senin burnunda kıl dönmesi olmasın'' diyerek cımbızı alır eline,Buruna sokup çıkarmasıyla birlikte Cemal amca acılar içinde feryat eder,çocukları da hasta babalarının canını acıttığı için berberin üstüne yürürler.takımlarını bile toplamadan sadece elindeki cımbız ve ucundaki 20 cm uzunluğundaki kılla kendini dışarıya zor atar berber. Cemal amca burnundan geriye dönüp,beynine kadar uzanan kıldan kurtulunca garip bir şekilde iyileşmeye başlar,şimdi maaşallah sapasağlam. Burdan çıkartacağımız üç ders var sevgili Deniz;Birincisi bazen adam yerine koymadıklarımız çok önemli sorunları n üstesinden gelebilirler. İkincisi;Bazen biz boğan,içinden çıkılmaz,altından kalkılmaz gördüğümüz problemlerin farklı bir açıdan bakılırsa çok kolay çözümleri olabilir. üçüncüsü de;Siz tenzih ederim ama,toplum öyle anlayış ve hoşgörüden uzaklaştı ki;kimse burnundan kıl aldırmıyor.Aldırmayanlar da bunun faturasını bazen ağır ödeyebiliyorlar. Saygılarımla

10 Ocak 2007 13:04
Karıncalar çelme taktı...

Dilerim yorumumun uzunluğu siz sıkmaz,Sevgili Deniz; Uşakta yaşanılmış bir olaydan bu alıntım. Ellibeş yaşlarında bir Cemal amca; Bir gün baş ağrılarından şikayet eder.Ağrı kesici filan verirler geçmez ağrılar.Sonra doktora gider,doktorun verdiği ilaçların da hiçbir yararı olmaz.Hastaneye gider hiçbir teşhis koyamazlar,istanbula havale ederler çözüm yok.Ağrı poliklinikleriyle ünlü İsviçreye kadar gider ama her geçen gün kötüleşerek yatağa kadar düşer.orda da teşhis koyamazlar.Sonunda yapabileceğimiz birşey yok,eve götürüp iyi bakın derlerve gönderirler Türkiye'ye. Bütün konu komşu artık eve son defa olsun görelim diye helallik almaya gelmektedirler.Çocukları yataktan kalkamayan babalarını gelen misafirlerin karşısına temiz ve bakımlı çıkması için traş yaptırmak isterler.Cemal amcanın her zaman gittiği berberini eve çağırırlar. Buraya kadar herşey normal,asıl gelişmeler bundan sonra

10 Ocak 2007 12:53
Özgüven eksikliği!

Aslında ne güzel bir imkan,İnsanın ömründe bir kez bile karşılaşamayacağı bir insanla tanışıp görüşebilmesi.Tabii bu sanal alemin gerçeke yansımaları da oluyor zaman zaman.Nedense insanlar(Kişilikleri oturmamış olan) gerçek yüzlerini göstermeyip,sanala bir de yalan katıyorlar.Bu davranış tabiki onları daha da küçültüyor.Herşeyin doğla olanı gibisi var mı?

09 Ocak 2007 16:07
Daha neler neler

Sevgili Yazarımız. Çok güzel bir konuyu gündeme taşımışsınız. Üç beş oy uğruna göz yumulan çarpık yapılaşma yüzünden metropol kentlerimizde gecekondu bölgelerinde işte bu kötü manzaralar ve elim olaylar ortaya çıkıyor. Böyle bir saçmalık olur mu?İtfaiye bozuk yollarda ilerleyemez,dar sokaklardan geçemez.Ama sorumlular hakkında dava bile açılmasına gerek duyulmaz.Ölen öldüğü ile kalır.Ölene tabut tutarız,kalana zabıt.Üç gün sonra da unutulur gider. Sağlık ve mutluluk dileklerimle...

09 Ocak 2007 15:39
Ne kadar seviyoruz?

Dilerim sağlık ve huzur içinde nice mutlu yıllar geçirirsiniz. farklı bir yorum getireceğim düşüncelerinize.Yüreklerin aynı frekansta çarpmasıyla başlayan duygusal yakınlaşma,sevgi,aşk ve ardından gelen evlilikle yuvalar kuruluyor. Yürekler aşktan küt küt çarparken insanın genelde kimyasal durumu ön plana çıkıyor.Biraz da cazibeyi arttırıcı özelliğinden dolayı fiziksel özellikler de heyecanı tetikliyor.Biyolojik tarafına pek dikkat edilmiyor. Diğer bir ifadeyle,biyolojik yapı(Sağlık) bozuk olunca duyguların aktivasyonu zayıflıyor,vücut direncini sağlayıncaya kadar aşk,meşk kimsenin aklına gelmiyor.Sağlığın tekrar düzelmesiyle birlikte ruh sağlığı da düzeliyor. Aşkı yaşayan insanlar için ise,artık partnerinin mutluluğu kadar mutlu olabiliyor,adeta onun için nefes alıyor. Belki dört gün önce eşinizi sağlıksız görseydiniz sizin de vurguladığınız gibi bazı duygular aklınızın köşesinden bile geçmeyecekti.Ama şimdiden sonra O'nu (gerçekten seviyorsanız) kendinizden önce düşüneceksiniz.

09 Ocak 2007 15:19
Dört kelime ...

hadiseler karşısında duyguların en yoğunnoktaya ulaştığı andaki,yürekten dökülen birkaç sözdür şiir.Bir harnup(Keçi Boynuzu) meyvesi içindeki bir damla bal gibi.Sözün özüdür şiir.Yazınızı beğenerek okudum.tespitinizden dolayı sizi kutlarım.

09 Ocak 2007 11:07
Toplam blog
: 2
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 327
Kayıt tarihi
: 09.01.07
 
 

1964 Bursa Harmancık doğumluyum, ilk okulumu Harmancık'ta bitirdikten sonra ortaokul ve lise eğitimi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster