Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Mehmet Akif Ersoy ve Asım'ın Nesli

Mehmet Âkif'in müthiş bir ferâsetle resmettiği "ÂSIM'IN NESLİ", ona duyulan ihtiyâcın tavan yaptığı hikmetli bir süreçten sonra geliyor şükür. "Orijin İslâm idrâkı"nın müthiş bir açlıktan sonra ağır ağır sahneye çıkışına şâhit oluyoruz... Siyâsî zemînin çok çok ötesinde bir süreç bu. İlintili fakat ötesinde... Keşif ve kemâlât hislerinin kuvveden fiile geçtiği çok başka bir fasıl... Bu önemli muştuyu hatırlatan bu eskimeyecek metne teşekkürler...

10 Kasım 2013 20:03
Celcelütiye Eğitimleriyle Gizler Hazinesine Yolculuk

“Hayâta zihinsel anlamlar yükleme! Kendini zihnin hapishânesine sokma! İzin ver, ‘Hayy’at sana anlam katsın. O saf, fakat sen şu an hastasın…” diyor, Celcelûtiye'nin giriş kapısı Simyâ. Mesele tam da bu; "Sen, hasta olduğun gerçeğini kabûl edemeyecek kadar hastasın." Tüm fıtrî ayarlarından olmuş, orjinalitesi bozulmuş bu çarpık hâlinde Şâfî hakîkatinin açığa çıkması için bu ciddî hastalıkla yüzleşebilmeli, onunla hemhâl olmalı, gözlerine korkusuzca bakabilmelisin... Celcelûtiye eğitimlerine birer hobi ya da hazır mama gibi değil, sarsıcı bir ayna olarak bakılabilirse, esaslı bir merdivenin ilk basamaklarına pekâlâ adım atılabilir...

12 Mayıs 2013 22:51
Korkuyu beklerken

Korku... "Yol"un en temel meselelerinden biri... Korkuya ölmek, "düşünce"ye ölmek; vehmî yaşamın ana malzemesi olan düşünceye ölmekse, "sanal ben"i var kılan o sahte dolgu malzemesini tümden deşifre edip hakîkî özgürlüğe kanat çırpmak demek... Sen ister özgürlük de ona, ister mutluluk, ister huzur... Tahkîkî îmânın, hakîkî teslîmiyet ve şuurun olmazsa olmazı, temeli, harcı... Büyük İlüzyon'dan uyanış, dertlisine nasîb ola...

13 Ocak 2013 16:48
Yüzleşmeye cesaret edebilmek

Çok önemli bir konuya değil, en önemli konuya temas etmişsiniz. İnsan kendiyle yüzleşmeyi hiç sevmemekle kalmaz, bunu deneyene de engel olmak için elinden geleni yapar. Zira egosal refleksi tahammülsüzdür buna; sıranın kendisine gelmesinden, ya da parlak bir ayna karşısında açığa düşmekten şiddetle korkar. "Yüzleşme" kelimesinin bir cümlede geçmesi bile tehdittir o kadim ve sinsi yapı için. Zira onun varoluş gayesi, çalışma sistemi budur; korku algısı, üstünlük zannı ve sürekli bir korunma refleksi. Sağolun, hatırlatıcı olduğunuz için. Sistemdeki bu yapıyı nasıl "oku"yup değerlendireceğimize ilişkin küçük bir harita...

18 Aralık 2011 22:50
Beyinsel işlevler

"Hakîkî mürşid olan ilim, son derece kompleks ve sağlıklı “nöral santraller” oluşturmaksa eğer, neden her günüm birbirine çok benziyor? Hani iki günü eşit olan “BİZ”den değildi?" de diyerek kendimize bir uyarıcı olabiliriz belki... Kaleminize sağlık...

18 Aralık 2011 22:36
Kendimizi ele geçirmenin şifresi

Bazı dostların eski metinlerine göz gezdirirken rastladım bu kısa ve net yazınıza. Otomatik pilotta giderken uçağı kendim kullanıyorum zanneden "makine insan"ı, bir diğer tabirle insan suretindeki "insansı"yı çok güzel betimlemişsiniz. Ve maskeli balo tespiti harika. Budur kendi kendimizi kandırışlarımızın, plastik tebessümlerimizin ardındaki gerçek. "İstersen yüzleş, istersen devam et!" derken HAYY'at, biz hangi yolu seçeceğiz? Bilinçli bir seçim yapabilecek miyiz? Ah ne derin ve hazin sorulardır bunlar... Hatırlattığınız için sağ olun, sevgiyle...

22 Kasım 2011 16:54
Her ne varsa alemde aşk imiş...

Sizin de gönlünüze sağlık, yüzde yüz gerçek bir yazı. Bir öğrensek kuru ezberlerle güçlü egolarımızdan başkaca bir inşaat dikemeyeceğimizi, ne güzel olurdu değil mi evren? Kafayı o son tahtaya vurmadan uyanıklığımızdan uyanma vaktidir, yanma vaktidir... "Hadi gelin hele bir yanalım ve sonra bakalım hangisi özgürlük!" diyesi geliyor da insanın, önce ben hakkını vermeliyim söylemek için... Ufkunuza bereket... Sevgi ile...

22 Kasım 2011 16:41
O, insan için bizzat yaratıcının belirlediği bir kullanma kılavuzudur

"Tefekkürsüz, sorgulamasız “Allâh”a ermiş tek bir ferd yoktur! Buna Allâh Rasûlü de dâhil!" der Ahmed Hulûsi ve çok güzel netleştirir hadiseyi. Dolayısıyla sizin de işaret ettiğiniz gibi "Armut piş, ağzıma düş!" hazırcılığından, kolaycılığından, kronikleşmiş taklitçilik hastalığından ya da "Cıss! Orayı sorgulayamayız işte! Orayı geçme!" korkaklığından sıyrılmadığımız ve aynada kendi arızalarımızla yüz yüze gelmediğimiz müddetçe "din" denilen olgu bir toplumsal rozet olmanın ötesine geçmeyecek, bölüp parçalayan cânî egolarımıza gıdâ olmaya devam edecek Ahmet Bey. Hatırlatmışsınız, sağ olun...

22 Kasım 2011 16:18
İnsansı refleksler ve eğitsel çarpıklık

Prof. Dr. Robert Frager'ın o kalbî eseri "Kalp Nefs Ruh" isimli çalışmada zikrettiği mükemmel bir tespit var. Diyor ki; Batı psikoterapisi, kişideki nevrotik bozukluklarla, bireyin toplumla olan adaptasyonunu sağlamak için ilgilenir. Maneviyat onun derdi değildir. Sizin de altını çizdiğiniz o toplumsal kodlar, topluma uyum, toplumda yer edinme, güya "adam olma" yarışı bizi bu içi dışına çıkmış hale getirdi. Toplum kendi sistemini bakî kılabilmek için insanı bir yakıt malzemesi olarak kullanıyorsa, "insan" olmaya talip olan dikkatli bakacak duruma. Ve biz bu dikkati gösteremedik! Niye? Çünkü "öz"güvenle, özden gelen gerçek güvenle hiç tanışmadık. Elimize tutuşturulan o yarışa, hırsa, plastik başarılara dayalı "özgüven yalanı"nı hakikat sandık, aldandık... Tefekkürünüze teşekkürler....

21 Kasım 2011 20:30
Okumak - yazmak

Sıcak karşılamanıza içten teşekkürler olsun. ayten_calis@hotmail.com adresine mail adresinizi bildiren bir msj geçebilirseniz daha sürekli bir diyaloğumuz olur diye düşünmekteyim. Kitabın ortasından konuşan tavrınızı ve tefekkür cehdinizi, dinamik enerjinizi yakından tanımak, istifade etmek dilerim. Muhabbetle...

21 Kasım 2011 16:08
Toplam blog
: 27
Toplam yorum
: 41
Toplam mesaj
: 42
Ort. okunma sayısı
: 1493
Kayıt tarihi
: 19.01.07
 
 

İsmim Ayten Çalış. Tanıyanlar soyadımla müsemmâ olduğumu söylerler, bilmiyorum! Ama "Sen kendini ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster