Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Veli, Orhan ya da kanıksadığımız biri

Üsdat'ın, zihinsel süzgecindeki elekten damla damla akan hüzünbaz kelimeleri, ruhumun susuzluğunu yudum yudum gideriyor. Kelimeleriyle düşünceleri arasındaki çevrilen sayfaların rüzgarıysa, yaz sıcağında yüzüme ılık ılık esen düşsel, boynu bükük bir yamacın eteği gibi geliyor. Bırakmak istiyorum kendimi, uçsuz bucaksız boşluğuna.

05 Nisan 2007 18:34
Sevda büyücüleri

Öykünün ismi bile oldukça al benili. ''Baharın Gülleri Açtığı Zaman'' Güzel bir başlangıç, eminim devamı da öyledir.

31 Mart 2007 19:18
Her şey çok saçma gelene dek...

İnsanlığın ortak noktada buluştuğu üç şey vardır.birincisi doğum,ikincisi ölümden sonrasının ne olduğu sorunu ve üçüncüsü de ölüm. Özetle hep sorgulanan olgular bunlardır. Ancak bende sonbaharın ılık rüzgarlarını ardıma alıp dökülen yapraklar ile birlikte rüzgarın estiği yöne doğru zamansızca savrulma taraftarıyım, veya kışın yağan kartanelerini eriten yaz güneşiyle ovalara da aka bilirim. Oradan geçen bir ceylanın son yudumu bile olabilirim. Ama ne yazık ki sadece herkez gibi bu döngünün tutsağıyım.

23 Mart 2007 19:21
Peri masalı

İnsanlığın her geçen gün biraz daha kendi yarattığı bataklığa yavaş yavaş gömüldüğü gerçeğini bu peri masalı hikayesi ne yazıktır ki oradan çıkartmaya pek yardımcı olamayacaktır. İnsanlık önüne almış hepimizi, kendi dinamikleriyle akıyor yüz yıllardır geçmişten geleceğe. Geçmiş bataklığın en altında, zamanın ağırlığıyla dipten çıkamamakta ve gelecek ise her gün biraz daha yaklaşmakta karanlıkda ki geçmişe.

23 Mart 2007 19:10
"An" ın birinde…

Sonsuz zaman çizgisinin herhangi bir yerinde benliklerimiz ''an'' ile tokalaşdığında, çok açtı öğrenmeye ve sorgulamaya bu sonsuz zaman kavramını .Cevapları ne yazık ki benliklerimizi hep aç bıraktı, çabaladık, sorguladık. Zamanın kıyısına uzanmama telaşı sardı yorgun bedenlerimizi. Boşluğun içinde tutunamamak zamana, isyankar satırlara dönüştü...

23 Mart 2007 18:59
Hangi kapının ardında kaldın " mutluluk "

Mutluluk, ılık ılık esen bir rüzgar gibidir. Kabuğun çok kalınsa hissedemeyebilirsin. Herkezin kabuğuysa yaşantılarıyla doğru orantılı olarak şekillenir. Herkes, mutluluğunu farklı rüzgarlarda bulur anlayacağın.

23 Mart 2007 18:40
Hiç sonsuza yolculuk ettin mi?

İşin aslı, bizler sonsuzluk arasında sıkışmışız, geçmiş ile geleceğin sonsuz boşluğunun arasında ki bir 'an' ın sönük bir ışığıyız. Mutluysak biraz daha parlıyoruz, mutsuzsak biraz daha ışığımızı kaybediyoruz. Ne yazıktır ki gerçek sonsuzluk, bir adım ötemizdeki kaçınılmaz ışıksız, tükenen 'an' lar bütümüzdedir. Tabi genede tutunmalı,parlamaya çaılşmalı.

23 Mart 2007 18:29
Milyonlarca ne? yiz biz

İnsanlar komik, bir o kadar kendi türüne has özelliklerini sergilemenin komikliğini görebilecek zihinsel donatıya sahip, ancak neye sahip olduğunu kavrayamayacak kadar çaresiz bırakmaktalar kendilerini. Toplumsal rüzgarların, fırtınalara dönüşmeye başladığı ve amaçsızcasına önüne alıp götürdüğü yığınlar. Tüm zihinsel donanıma sahip olmak ancak boşlukta savrulmak. Eşsiz olmak ancak farkında olamamak. Ne garip değil mi?

21 Mart 2007 11:38
Bakın su yok

Savur beni boşluğunda ey umarsız gökyüzü, rüzgarın yumuşak dokunuşlarıyla var oluşumun tüm ağırlığını üzerimden alırcasına savur beni. O dağların ardındaki ovalardan, uçsuz bucaksızmışçasına görünen ufuklarında vur yerden yere benliğimi, insanlığımı, öyle bir çal ki yere, yıldızlar gözlerini ayırsın sonsuz karanlıklar ardından, ve aydınlansın biraz daha güneşin bakışları, zaman bir an dona kalsın, şaşırsın geçmiş, başını kaldırıp bir baksın uzaklardaki geleceğe, damlasın belki de ilk kez iki damla yaş gözlerinden dünyanın, varoluşun o kendi devinimi içinde yokluğa doğru akan iki damla gözyaşı, tüm insanlığın göz yaşlarına karışsın, ve boğ benim yerden yere çaldığın o bedenimi insanlığın göz yaşlarında. Sonsuz düşlerde hayallerle harmanlanan, geçmişden geleceğe damlayan, arzuların ateşinde yanan, insanın varoluşu.

21 Mart 2007 00:09
Herkes kitap yazmak ister

Tamamıyla gönül işidir bir şeyleri paylaşmak, zihnindeki çıldırtan fazlalığı kağıda kusmak! aksi halde zihnini kemirmesine tahammül etmek. Yazmak üzerindeki yükten kurtulmaktır. Kitap yazma isteği bu işi bir adım daha ileriye götürür, yazdıklarını kitlelere iletme isteğinin başladığı yere gelmişsindir. Maddi kazanım adına kitap yazılmaz, onu düşünen varsa bu yolun yolcusu olamaz. Hayatta çok nadir yakalanan fırsatlarla, doğru zamanda doğru kişinin bir araya gelmesi gerekir. Yakalanan ‘Fırsat’ topluma açılmaktan başka bir anlam taşımamaktadır.Çok fazla insan, haliyle çok fazla hayal, istek düşünce var. Ama şu da bir gerçek ki seçkin olmak varoluş maratonuyla başlayan uzu bir sürecin mücadelesinden ibarettir. Her kese bol şanslar dilerim.

20 Ocak 2007 00:03
Toplam blog
: 0
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
:
Kayıt tarihi
: 19.01.07
 
 

Kitaplara olan ilgim çok uzun zaman öncesine dayanmaktadır. Profesyonel olarak daha önce herhangi bi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster