Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
MEB Hüseyin Çelik çok üzülmüş…

Eğitim siyaset üstü düşünmek, kalıcı politikalar üretmek, ülkemizde hayal oldu. Her gelen iktidar yeni sistem getirmeye çalışırken eğitim düzeni yazboz tahtasına dönüyor. Biraz olsun köklü çözüm önerileri getirenlerin fikirleri de önemsenmiyor. Üstelik böyle çözümler öne sürenler "dünyayı sen mi kurtaracaksın?" gibi garip bir soruyla karşılaşıyor. ÖSS sistemini anlamak mümkün değil. Madem eski iki sınavlı sistem uygundu, neden tekrar başa döndük. Saygılar...

03 Şubat 2009 20:30
Dünya vatandaşı Nazım

Ben de bu haber hakkında bir blog hazırlamaya koyulurken, blog taraması yapınca sizin yazınıza rastladım. Bu haberi paylaşmak size nasip olmuş. Ülkemiz son günlerde garip gelişmeler yaşıyor. Sevinsek mi ağlasak mı ? Bütün bunlar seçim öncesi oyunlar mı desek... Bütün bunlar bir yana, ne diyor üstâd: "Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür, ve bir orman gibi kardeşcesine..." Bu sözleri söyleyen bir insanın "vatan sevgisinden, insan sevgisinden, barışa verdiği değerden" nasıl şüphe edilir, hâlâ anlamış değilim.. Dostlukla kalınız...

05 Ocak 2009 20:58
Dershaneler... “Yeni neslin soykırıcıları”!

Eğitim dünyası da "rant dünyasına" dönmüş. Milli Eğitimde ekders uğruna alakasız derslere giren öğretmenler, dershanelerde ucuz işgücü kaynağı olmuş kpss kurbanı öğretmenler. Okulllarda gökten zembille iner gibi atanmış müdürler... Eğitim fakülteleri deseniz durmadan işsiz üretiyor. Vay ülkemin haline... Güzel bir yazıydı. Dotslukla...

03 Ocak 2009 18:21
Eğitim... ama?

Siyasal erkler her yıl farklı bir ülkeyi örnek alarak yeni sistemle öğrenci yetiştirmeye çalışıyorlar. Bu ülkenin eğitim altyapısını düşünmeden gökten zembille iniyor herşey. Öğrenci, öğretmen bu yeni sisteme hazır mı, düşünen yok. "Bilgisayarın tuşuna basamayan öğretmenler, okuma yazma öğrenemeden liselere geçen gençleri" var bu ülkenin. Önce ülkenin öğrenci ve öğretmen profilini analiz etmeli, sonra bunları işe koşmalı. Ama, siyaset günlük çözümlerle eğitim gemisini yürütmeye çalışıyor. Okullardaki disiplinsiz gençlerden çok, siyasetçilere kızıyorum bu açıdan. Bu gençler eğitimle değiştirilir. Ama, eğitim sistemini tepeden inme yaklaşımlarla çözmeye çalışan zihniyet nez zaman değişecek merak ediyorum. Endişelerinizde haklısınız hocam. Dostlukla kalınız....

10 Aralık 2008 19:46
Tarihi tarihçilere bırakalım ama hangi tarihçilere?

Tarihsel gerçekleri açık yüreklilikle yazacak kaç tarihçimiz var ki? bizim tarih yazımı anlayışımız güdümlü tarhçilikten öteye gidemiyor. MB'de sizinki gibi yazıları görünce, tarihi anlamak istediği şekilde değil, olması gereken şekilde anlayan insanlar da varmış diyorum. Tarih anlatımımızda dezenformasyon(yanlış bilgilendirme) o kadar fazla ki... Kalıplaşmış tarih yazımının dışına çıkmak için önce okullardaki tarih kitaplarından başlamalı. En önemlisi de tarihi siyasal erklerin pençesinden kurtarıp kendi bilimsel sürecinde akmasını sağlamak. Fakat, talim terbiye kurulu diye bir şey var maalesef. tarih üzerine uzun uzun anlatak çok şey var. Tarih konusunda blog sayfamda karalamaya çalıştığım bir kaç yazım var, okumanızı dilerim...

09 Aralık 2008 15:39
Atatürk öğretmenine yakışmayan nedir?

Kalıplaşmış düşüncelerin esiri olmuşuz. Meslektaşımızın yorumunuza karşı tutumu da bundan kaynaklanıyor bence. Ayrıca, Atatürk döneminin ordusuyla bugünün ordusu arasında büyük farklar var. Tarihsel süreç içerisinde ordu kurucu unsur olsa da, bugünkü dünyada demokrasiden üstün değildir. Sadece onun bir parçasıdır. Bunu iyi anlamak gerek. Eğemenliğin milletin olduğu gerçeği yoksayılmamalı. Saygılarımla...

25 Temmuz 2008 00:06
Osman Dağlı yalnız değilsin!

Kaderin cilvesine bakın: Osman Dağlı Gazi Üniversitesi Kırşehir Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Öğretmenliği mezunu, KPSS mağduru,"işsiz kalmış bir öğretmenken" iş bulamayınca son çare olarak polisliğe başvurmuş. Ne garip bir tesadüf değil mi?

11 Temmuz 2008 23:00
Madımak vahşetini unutma, unutturma…

Ülkenin sunî gündemi bırakılıp biraz da bu olaylar anılsa, çok daha anlamlı olacak. Ne var ki, gündem olağan şekilde devam ediyor. Bu tür olaylar unutturularak sıradanlaştırılıyor sanki. Aydınların ruhu şâd olsun !

01 Temmuz 2008 16:13
3 başlıkta, 2008 KPSS

KPSS sınavında yapılan haksızlığın farkında oluğunuzu görüyorum. Bu haksızlığa karşı bize destek olunuz. İşsiz/kadrosuz öğretmenler platformuna geliniz: memuruz.net

01 Temmuz 2008 15:06
Hangi aydın?

Bana göre aydın, toplumun çıkmazlarını çözüme kavuşturma yolunda yol gösteren kişidir. Bireysel olarak da toplumsal gelişmeye katkıda bulunmaktır. Benim üzerinde durmak istediğim bireysel aydınlıktan, çok genel olarak "aydın" kavramıdır. Ülkemizde "aydın" kavramı içine alabileceğimiz kişi sayısı çok sınırlıdır bence. Medyada sıklıkla taraf değiştiren kişilerin aydınlığı ne kadardır, toplumu nasıl yönlendirebilir? Bunu düşünmemek elde değil. Bu durum futbolcu transferlerine döndü adetâ. Bir gün önce bir yerde izlediğin şahsı, diğer gün hiç alâkasız bir medya kuruluşunda görebiliyorsunuz. Kendime yakın bulduğum bazı şahısları da gördükçe "ben mi hatalıyım" diye düşünmeden edemiyorum. Görünüşe göre herkes nabza göre şerbet veren "bukalemun aydın" oluyor. Siz ne dersiniz?

14 Haziran 2008 00:55
Toplam blog
: 92
Toplam yorum
: 162
Toplam mesaj
: 83
Ort. okunma sayısı
: 11186
Kayıt tarihi
: 21.01.07
 
 

Dokuz Eylül Üniversitesi "Tarih Öğretmenliği" bölümü mezunu. Eğitim sektöründe çalışıyor. Yazmak ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster