Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Dilenci vapuru...

süper olmuş!

31 Ağustos 2007 13:41
Yaptıklarım ve aslında yapıyor olabileceklerim

güzel bir his. kaçmaya benzediği de oluyor. hala arkandan gelen şeyler mesela. ama yinede karşılamak daha rahat oluyor...

29 Ağustos 2007 16:26
Ev kadınları

sadece evi çok özlediğimi farkediyorum...sevgiler

29 Ağustos 2007 16:09
Kadınsı tatlı çelişkiler

geç bir yorum olacak ama...çok eğlenerek okudum yazıyı söylemeden geçmeyeyim dedim...sevgiler. Öz.

24 Ağustos 2007 16:28
Müzik...

ama bugün vapurun temasının müzik olacağını biliyordum desem deli muamelesi görmem umarım. Oluyor bazen böyle şeyler, o gün saate bakıyorum 10.10, sonra tekrar bakıyorum 11.11, unutuyorum bakmayı, sonra gece yatarken bakıyorum saate, 23.23 yazıor, allaa allaaa diyorum. Onun gibi bir şey...Belki de bir ek sefer yaparsın içinde tuhaf ne varsa olan, ben de konuğu olurum o ek seferin:) Bazı müzikler oluyor sevdiğim, kimse dinlemesin onları benden başka diye istiyorum. İnsan sevdiği müziği herkes sevsin istemez mi normalde? Niye böyle oluyor bilmiyorum. Bazı oyuncular ve filmler için de öyle oluyor. Bu da çok saçma... Vapurlar çok güzel, bir nefeste bitiyor. Ayrıca eylemsellik konusunda sıkıntılı biri bu kadar istikrarlı yazamaz ve herkesi buna alıştırıp bekler hale getiremezdi eminim. Sevdiği şeyi yapmak eylemin özü derim başka bişi demem. Daha ne diyim.yuhh blog kadar yorum yazdım zaten:) Öz.

24 Ağustos 2007 14:20
Sır...

resimlerde ilk tahmin "iiişallah bu değildir" diye düşündükleri kişiyi söylüyordur sordukların...Bu durumda da ikinci tercih oluyorum diye geçirme hemen aklından. Sıralamalar her zaman dışardan gözüktüğü gibi olmayabilir gerçekte:) Ps1.Ek sefer iyi oldu! Ps2. Araba projesi iyi ama İstanbul'un tüm taksi,minibüs ve dolmuş esnafını karşına almayı iyi düşün derim ben...Hem sana eşlik edecek bir dolu insanın da güvenlik sorumluluğu sende:) Öz.

16 Ağustos 2007 10:24
Eski defteri bulana veya getirene 100.000 YTL mükafat !

Veli demir'i gördüm ben, bundan iki sene önce, nerden tanıdıysa tanıdı, bir de sevindi bir de sevindi..karıstırdı sanırım, zira hiç sevmezdi beni...neyse diyeceğim o ki telefonunu verdi bana, o sırada elimde hangi kitap vardıysa onun sayfalarının arasında duruyor şimdi...siz orkunla bulamazsanız defteri, ulaştırırım sana diye kitabın arasında bekliyor...Buluşursunuz veli demir'le; belki defteri bulamaz ama sana şöyle çok sağlam bir sabah jimnastiği yaptırır..hoooop ayağaaa...hooop elller öne..aaaç kapaaaa... yani..allahta seni güldürsün emi!

09 Ağustos 2007 12:17
Böyle mi olacaktı?

Uzun zaman sonra blog sayfalarına girdiğimde ilk okuduğum yazı oldu. Ben de hala ara sıra dinlediğim, taşınmadan taşınmaya "aaa onu atmayın" diye bağrındığım o zamanların teknolojisi ile (yani kasetten kasete kayıt yolu ile) çoğlatılmış, iyi çalan (!), iyi söyleyen(!!) birilerinin, bahsettiğin sokaklarda bir yerde doldurdukları bir kasete sahibim...evlerinde böyle özenle saklanan şeyler olmayan insanlara karşı 1-0 önde hissediyorum kendimi..ne saçma dimi...Öz.

09 Ağustos 2007 11:25
Git Tuncay!

bu blogu ilk okuyan benmişim..dolayısıyla ilk yorum yapan da...oldukça fanatik bir fenerli olarak ellerinize sağlık demeden edemedim...sevgiler

13 Haziran 2007 17:09
Arka sıra, pencere kenarı...

Ben en çok lise 2 de eğlenmiştim heralde şu hayatta...arka sıraların hemen önü, ön sıraların hemen arkasındaki yerim, bana hem önlerden gelen bilgi akışını sağlıyor, hem de arka taraftaki her tür şeyin içinde olmamı sağlıyordu...o zamandan belliymiş faydacı bir tip olacağım...pencereden dalıp dalıp gittiğim yan taraftaki evin bahçesini de, bülent ersoyu da, uzaylıları da, üniversite sınavı kavramına mesafeli durabilen ruhlarımızı da, şu anda içine girebilmeyi ancak hayal edebileceğim o küçücük gri eteğimi de, kiminin tam ortasında kiminin kıyısında olduğumuz aşk üçgenlerimizi ve aşk çemberlerimizi de hep keyifli bir özlemle hatırlıyorum...yazı için teşekkürler bir dolu irili ufaklı anıyı canlandırdın zihnimde...bu arada hatırlatırım lise 2, 13-14 sene önceydi ve biz o zamanlar devamlı matematik kurtarma sınavlarına giriyorduk, özel dersler alıyorduk çok özel hocalardan..anladın sen onu anladın..! Kocaman sevgiler

13 Haziran 2007 15:29
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 38
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 2397
Kayıt tarihi
: 28.02.07
 
 

2000'de psikoloji bölümünde lisansımı, 2003'de yine psikolojide yüksek lisansımı bitirdim, doktoramı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster