Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Sevgi ve dostluk

aşk: ''sahibinin körüdür aşk başka alemlerin gözleri ödünçtür aşk üzerine söylenmiş bütün sözler unutulmadan hatırlanmaz bir daha bunu yapan aşktır'' dostluk: Biri beyaz biri kara iki kedi.. birbirlerinin omzuna kollarını dolamışçasına birbirlerine şefkatle sarılarak, birbirlerine dayanarak yola çıkmışlar. Gölgeler akşamüstünü söylüyor. Yorgun bir günün sonunda eve dönüyorlarmış gibi.Belli sınanmış, denenmiş bir dostluk bu, uzun yolları da göze alabilen bir dostluk'' sevgi: ''oysa bilmediğin bir şey vardı sevgilim Ben sende bütün aşklarımı temize çektim '' sevgilerimle...

07 Haziran 2008 12:13
Onlar koca birer devdiler

kaç yaşındasın 13 belki 14 ve yaşıtların playsattion başındayken nasıl yükler almaya başlamışsın omuzlarına '' erken büyüyor çocuklarımız onaltı yaşında bir direnişçi onsekizinde bir kahraman; öyle bilge öyle insan...'' diye 18 yaşında öldürülen çocukların ardından yas tuttu (?) bu halk, Erdalına, Sibeline ve daha nicelerine, ömrünün baharındasın ve ölüm çok uzak yaşına, bunları görebilmen gurur verici bir duygu ama hani çıkarıp da televizyonlara ağlatarak bağırtıyorlar ya çocukları vatan millet sakarya ve çocuk anlamını bilmeden bağır bağır bağırıyorya acınası, öyle olsun istemem doğrusu bilinç tüm devrim çiçeklerinin açtığı en büyük tarladır bunu duygusallıkla değil bilgiyle işlemeni dilerim... sevgilerimle...

07 Haziran 2008 11:51
Ünlü bir yazar olsaydım Milliyet Blog'da yazar mıydım

bugünlerde çok çelişkilerde, çelişkileri olmayan sorular aleminde gördüm sizi hayırdır diyelim Nazımın bir şiirini getirdi bu yazınız aklıma ''yani sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı? Yani Tahir'i Zühre sevmeseydi artık yahut hiç sevmeseydi Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?'' onlar yazmasalar da biz ne kaybediyoruz yazdıklarımızdan:)) sevgilerimle...

07 Haziran 2008 09:28
İsim, sadece isim değildir!

eski Türklerde çocuklara ad verilmez çocuklar adlarını hakederlerdi, bence çocuklara ad verilmemeli alacağı adı onun yaşanmışlıkları belirlemeli ama isim önemli; isim bir insanın şeklinin saklı olduğu kod ve çok özel olduğunu düşünüyorum, güzel bir yazıydı... sevgilerimle...

07 Haziran 2008 08:51
Eyvah! terkeden geri döndü!

insanlar benzer şeyler yaşayabiliyorlar:)) güç ne, güçlü kim, bilmiyorum kalan mıdır terkedilen ya da bırakıp giden mi?? kendine verdiği sözleri tutamayan biri olduğumdan dolayı hepbiri diye bir şık tercihim var mı?? yok biliyorum:) güzel bir yazıydı... sevgilerimle...

06 Haziran 2008 15:16
Dengesiz miyim ? EVET!...

:)) ben seni oldukça dengeli gördüm, bugün gazetede cansız objelerle ilişki yaşayan; 29 yıl Berlin Duvarıyla evli kaldıktan sonra boşanıp Eyfel Kulesiyle evlenen kadının haberini okuduktan sonra o kadar masum ve doğal geldi ki haleti ruhiyen, gayet normal endişelenme ve erkek milletinin eline koz verme:)) bu arada merak ettim kadın Berlin Duvarından neden boşanmış aceba aşırı geçimsizlik olabilir mi? sevgilerimle...

06 Haziran 2008 10:30
Lafla pilav pişmez!

bu olay ülkemizde ilk defa tanık olduğumuz şaşırmamız gereken bir durum değil bence, ülkemizde istatistiklere göre çalışan 3 milyon 848 bin çocuk var, bir de istatistiğe dahil olmayan kaçak çalıştırılan çocuklarımız var, bugün üç yaşındaki çocuk bile anne ve babasına benim neden '' onun'' gibi oyuncağım yok diyerek sistem eleştirisi yapabiliyor ancak halkım hala dört duvarla kapatılmış karanlık odalarda söylenenlere inanarak birbirinden farklı iktidarlar yaratmakta, çözüm iktidarın değişmesi değil sistemin değişmesidir, duyarlılığınız için teşekkür ederim... sevgilerimle...

06 Haziran 2008 08:52
telekulak

mecliste, karanlık odalarda yer altında bizimle ilgili söylenenlere kulak kabartmayan yurdum insanları popülistlerin yatak odası sohbetlerini merak ve talep ettikleri sürece meşrudur bu Ezgi Hanım, ancak sizin örnek verdiğiniz durum biraz daha farklı bazen şebekeler çok yoğun olduğu zaman aradığınız numaraya doğru aynı operatörden fakat telefon numarasının ilk 3 hanesi farklı başka bir numarayla aynı anda arama başlattığınız zaman çağrı prefiksi farklı numaraya düşebiliyor sanırım böyle bir durum sözkonusu olmuş olabilir.... sevgilerimle...

04 Haziran 2008 13:29
Her iki kişiden...

tersini düşünelim mi?? ya kopernik'in de galile'nin de söylediklerine iki kişinin ikiside doğru deseydi daha vahim olmaz mıydı?? sevgilerimle...

04 Haziran 2008 12:19
Münevver, Münevver'e nasıl dokunur

çok güldürdünüz beni:))keyifli bir yazı olmuş, kesinlikle aydınlatma yoktur aydınlanma vardır görüşüne katılıyorum ama ışığın nereden daha iyi vuracağını da bilmek gerek diye düşünüyorum... sevgilerimle...

03 Haziran 2008 13:29
Toplam blog
: 46
Toplam yorum
: 477
Toplam mesaj
: 102
Ort. okunma sayısı
: 1508
Kayıt tarihi
: 08.07.07
 
 

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik mezunuyum. Şu anda özel bir telekomünikasyon şi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster