Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Eşittir ben…

Fuar yormuş olmalı ki hayli geciktiniz. Hiç yabancı gelmedi, tanıdık bir yazı bu. Birileri yazmıştı daha önce sanki. Belki ben! Değil tabi. Niyetim emeğinize ortak olmak veya onu değersizleştirmek değil. Bizi anlatıyorsunuz, beni. Yani ağzı var olan dilsizleri. Aynam ol deriz, ayna olamayız. Yapma deriz başkasına ama biz yaparız. Hep bir hallı Turhallıyız kısacası. Bir davet gördüm yazınızda. Bir davet insanlığa. Bir davet silmeye. Kurmaya yeniden varoluşu. Parmak kaldırmıştım ama.... Saygılar.

15 Mayıs 2017 20:59
Öykü

"Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da. Hatta, sevda yüzünden ölmek de ayıp değil. ... Bütün mesele Tahirle Zühre olabilmekte. Yani yürekte." Çok özlü bir anlatım buldum şiirinizde. Kadına, pardon Zühreye şiddetin hemi azıya aldıgı bu ülkede şiirinizin, şirin önemi daha bir farklı. Güzel şiirler bekleriz.

14 Mayıs 2017 19:26
Yaşar; Ne yaşar ne yaşamaz

Bu iki yüzlü, bu vicdanı taştan dünyada bu parmak bastığınız yarayı bilen ve çocukluğunda çok kez defter silen biriyim. Töreyi de bilirim köhnemiş gelenekleri de berdeli de vs. Sorunu güzel koydunuz aslında. Neden-sonuç- çözüm bağlamından bakmaya davet ediyorsunuz hikayenizle. Tıklamak lazım kapalı beyinlerin kapısını. Yüreğinize kaleminize sağlık. Saygılar.

14 Mayıs 2017 19:12
Pare pare

... devamıdır Hoyrat ilişkilerin gölgesinde şekillenen bir yaşama çılgınlığın uçurumuna son hızla koşmakta olan bir toplum, toplumsal bencilliğinden sıyrılıp yetimhanede büyümemiş bile olsa birine bunları hiç sunmuş mu dur? Yağmur olup kahramanınızın ıslaklığına karışma arzunuz insan yüreğinin bir çığlığı aslında. Bir anlamda "kurşun eritmeye" çağırıyorsunuz. Dileğimiz bu çağrıların çoğalmasıdır. Kendi adıma bir ters köşeye yatma var hikayenizde: Otobüsteki çocukla devam edecek izlenimi vardı bende, siz erken çıkarttınız. Güzeldi. Devamını bekleriz. Selam ve saygılar.

14 Mayıs 2017 16:19
Pare pare

Önce tebrikler ödülünüz için. Bir anlamda yuvasız kuşlardan, her ne kadar YUVA dan çıkmış olsa da, bir tanesinin çileli yaşamından bir kesit sunan hikayenize gelince: Yazın sanatında kadim zamandan beri süregelen bir sorun var ki sizin hikayeniz de risk altında. Bir erkek yazarın, ne kadar yetenekli olursa olsun, kadın dünyasının kıvrımlarını okuyucunun önüne koyması pek olası değil. Daha kaba duygusal hatlara sahip erkekler için bunu ayniyle söylemek o kadar kolay değil. Ama yine de belli bir cinsiyet bakışı yazının tümünü etkiler diye düşünüyorum. Hikayenizdeki "ağabey", söz misali, "abla" olsaydı ve aynı çemberden geçip sizin yanınızdaki koltuğa otursaydı da hikayeniz değerinden bir şey kaybetmezdi. Sevgi yoksunu, aşksız bir kahramanınız var. "Katıksız bir aşk sunsalardı" durum böyle olmayacaktı kahramanınızın düşüncesine göre. Hangi toplumda, hangi ilişkilerde. Hem aşk öyle saksıda yetiştirilen değil, yol kenarlarında, kayalıkların yamaçlarında zor zahmet büyüyen bir çiçek değil mi

14 Mayıs 2017 16:08
Rüzgârsız

Şahsen alışmıstım ben rüzgara, rüzgarlı şairin esen şiir yellerine. Madem seçiminizdir rüzgarlı olanların ferahlatıcı nefesiyle okuyacağım rüzgarsızları da. Hatta kalp aralığından esip güneşi ağlatan ve rahmeti yağdıran rüzgarı da gözlemleyeceğim. Selam ve saygilar

27 Nisan 2017 15:29
Bizden önce…

Ortalama okur genellikle hikayenin konusunu en ufak bir revizyona tabi tutmadan harfiyen yazarin yaşamıyla özdeşleştirir ki bu durum ekseriyetle yanlış sonuçlar doğurur. Romanın esas kahramanı yazarın bizzat kendisi olduğu biçimindeki yanlıs algı yazım alanındaki sanatsal yeteneği köreltiyor. Velevki gerek konu yazarın yaşamıyla ve gerekse hikayenin kahramanı yazarla benzeşsin ya da örtüşsün. Gerçekliği tüm çiplaklıgı ile ortaya koyma niyeti belli olduktan sonra, ki çağdaş bireyin yaşan cangılından kurtulma mücadelesi anlamında hikayenizde var, bir somut duruma parmak basan hikayeler kapsamında olur kanısindayım. Sizinki de onlardandır. Sanat yapıyorsunuz besbelli. Bir eser, resim, roman vs eğer tam tamına hayatın kendisi olacaksa orada sanata rastgelmek zor. O takdirde sanatçiya gerek kalmazdı. Zaten yaşiyoruz. Yerinde bir haykırış hikayeniz. Hayatin içinden. Çıkış mı? Tamamen yazarın kendisini özgür hissetmesiyle alakalıdır. Saygılarımla...

26 Nisan 2017 16:15
Piraye’de Nazım olmak…

En mühim bilinmeyenler başlığı altında bir istatistik yayınlansa Piraye-Nazım aşkı eminim hatırı sayılır bir sıra alır. Dışarıdan bakılarak bunu anlamak zor. Yazmak da... Bunun için Nazım bile değil, Piraye olmak gerek. Ateşin düşüp yaktığı yürek. Temmuz sıcağında tir tir titreyen beden. Bu addaki kitabınızı henüz edinemedim. Bulunduğun idari birimdeki kitapçıları raf raf aradım, yok. İnternetten Yağmuran Sonra Deniz i sipariş vermiştim gele gele Sarah Jio nun Yağmur Sonrası. Kütüphanemde olduğu ve zaten okuduğum için iade ettim. Bu konuda kitabınızı okuduktan sonra yazmak istiyorum. Saygılarımla

25 Nisan 2017 23:11
Yolculuk…

Yine bir başka silkeleme. Kim olduğunun, nereden gelip nereye gittiğinin farkında olmayan kayıp bireye (bana, herkese!) yaşam labirentlerinde çıkış aramakta olana hatta "çıkış" kelimesini bile unutmuş olana fener tutmaya çalışan bir yazı. Diyojen gibi gündüz gözüyle Atina sokaklarında köşe bucak insan aramaktansa bulunana kurtuluşunun yönünü gösteren istikamet levhası. Artık dizleri veya bedeninin orası burası kanayan bir çocuktan ruhu kanamakta olan bir yetişkinin yarasına merhem olacak netlikte tespit ve öneriler. Tüm zihinsel bağları koparmaya cesaretlendiren yoldaş manifestosu gibi. Tümü güzel! Açıktır ki; arkaya bakmayacak kadar ileri bakabilecek görme yetisi ya hiç kazanılmamış veya kazanılanın çoktan yitirilmişlikle karşı karşıyayız. Jose Saramago bile bu kadarını bilemezdi. Yine de, bu körlüğümüze rağmen katkı sunanların, bu arada sizin de, katkıları sayesinde gelinen noktanın koordinatlarını anlayabiliyoruz. Gidilecek yönü de. Bir eksik var bence: Neden buradayız? Selam ve say

25 Nisan 2017 22:55
Hedonik adaptasyon mağduru muyuz?

Martin Eden' in yalancısıyım..

24 Nisan 2017 15:50
Toplam blog
: 36
Toplam yorum
: 125
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 650
Kayıt tarihi
: 25.01.07
 
 

54 İstanbul doğumluyum. Hayatın her alanıyla ilgileniyorum. Çünkü düşünen ve yaşayan bir adamım. Esm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster