Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Uyumsuzum…

Yok hayır! Birşey var yazılarınızda. Evet, öncelikle kimlik. Bu kesin. Ama bu kadar değil. Daha daha... İlk okumadan sonraki izlenimimize katı bir bireycilik diyebilsek de bu çok kolaycı bir yargı olur. Öğüt yok ama öğretici. Yergi yok ama yerin dibine batırabiliyor kusurluyu. Her imgede kusursuz bir soyutlama ve akabinde bütünden parçaya inerken kılı kırk yaran tümdengelim. Buranın sınırlı karakteri ile meramımı anlatamayacağım. Kaleminize emeğinize sağlık. Diger yazılarinızdayım. Saygilar...

20 Nisan 2017 20:08
Sil…

Değilmişim dedikten sonra yanlışlıkla "gönder" i tıkladım. Devam ediyorum. Kimsizliği, hiçliği, teslim olmayı, prangayı, olmamayı ve yokluğu böylesine enine boyuna yarif edip aşk çatısı altında özendiren bu yazı kanımca daha geniş gökleri hak ediyor.Bunu aslında söylemek zor çunkü burası yoksul kalacak. Aşk kendinden vazgeçmektir diye anlasam yazınızı anlam eksik kalır. Sakın ha uğramayın yanına yöresine biçiminde öğütleri var desem haksızlık olacak. Peki ne demeli. Ne yapsam bu yazınızın böylesine damıtık, böylesine stetil lezzetini bu örselenmiş dimağımla tam olarak anlamamın imkanı olmadığını söylemek istiyor, aceleyle başka yazılarınıza bakmak istiyorum. İzniniz olursa yazınızı not defterime de almak istiyorum. Selam ve saygılar. not: klavyenin ingilizce karekteri oluşundan dolayı meydana gelen noktalama hatalari için özür diliyorum.

20 Nisan 2017 19:52
Sil…

Bugün üçüncü kez okudum bu yazıyı. Yazıp yazmama kararsızlıği da yaşamadım değil hani. Neme lazım, bu işler bizi terk edeli çok oldu yaş misali. İtiraf edeyim; değişik bir perspektif. Kendimi okumuş zannederdim, pek değilmişim.

20 Nisan 2017 19:36
Aşk bir Rüzgâr adıdır okur yazar, konar göçer

Ama Nil hanım. "Aşk bir rüzgar adıdır. Okur yazar. Konar göçer." Güzel! "Aşk bir rüzgar adıdır. Estiği görülmemiştir." Koyduğunuz resim, belki yalı çapkını belki ispinoz, şiirinizle hayli uyumlu. Yaşamın sürekli çok yönlü rüzgarların savurdukları arasında sürüp gittiğindendir belki hangi rüzgarın hangisi olduğu. Esmemoş olamaz. Saygilarımla.

20 Nisan 2017 12:53
Gülgillerden bir tatlı esen rüzgardır Bahar

Nil hanım, "meleklerin payı" tırnak içinde. Tabi bu dikkatimden kaçmış değil. Kastınız yeryüzü melekleridir. Etrafınızda bolca olsun onlardan! Selamlar...

20 Nisan 2017 11:24
Gülgillerden bir tatlı esen rüzgardır Bahar

Nil Hanım, Bir önerim var size: Sevgiyi meleklerin dünyasından, göklerin bilmem kaçıncı katından alıp yere indirsek ve sonra da onun tohumlarını insanlığın çorak toprağina bir güzel serpsek, akabinde sulasak, ne dersiniz. Hani Prometeus ateşi tanrılardan çalıp insanlıga vermişti ya cezalandırılma pahasına. Hani bu "tanrısal" olanı insanlıga vererek gizini deşifre etmişti ya. İşte öyle. Ciğerlerimizin kartallara ziyafet çekilmesi pahasına sanki yapmamız gereken buymuş gibi geliyor bana. Yanılıyor olabilirmiyim. Selam ve saygılarımla.

20 Nisan 2017 09:37
Adalet sen kısır mısın!

Bu yaraya parmak basarak toplumsal duyarlılığı(duyarsızlığı) dürtüklediğiniz için teşekkür ediyorum. Ancak bu dürtükleme ne denli işe yarayacak işte o tartışmalı. Neden mi? İlkin A dan Z ye eğitim.Kapalı toplumların bireylerinin beynini baskılayan tabuların gerçekliklerinin ters yüz edilmesi, topyekün toplumun kendisiyle yüzleşmesini sağlayacak aydınlanmanın sağlanması başlıca hedef olmadıktan sonra örnekler daha çok yaşanacak. Görünen; bugün tersi olduğudur. Yılda neredeyse iki kez değişen eğitim sistemi, aile içi sağlıksız ilişkiler, sosyo ekonomik formasyon, dini baskılar bütün bu yaranın arka planıdırlar. Geride bıraktığımız yıl içinde benzeri kaç vakaya tanık olduk. Handiyse devlet eliyle korundular. Mahkemelerin verdiği kararlar ayrı bir yara açan cinsten. Kısacaık bir yorumla olacak iş değil zaten. Saygılar..

19 Nisan 2017 18:05
Aidiyetin rüzgâr toprak

İflah olmaz bir kediciyim. Bu işin başka bir yanı. "Benim gibi okuyucu" meselesine gelince size şunu söyleyebilirim: Demiri çeken güç mıknatısın kendisindedir. Demir sadece çekilmeye uygundur o kadar. Okuyucunuz oldum artık. Amansız takip!..

19 Nisan 2017 16:48
İntihar

Umarım bu iyi niyetli yazınız bir veya daha çok yaşamı çekip almıştır uçurumun kıyısından. Günümüz dünyasında sizin tabirinizle; "işi tıkırında" olan varsa bile bunun intiharı gerektirmediği çok açik. İnsanı yalnızlaştıran, onu insani baglarından koparan insan olmanın asgari akidelerinin bile hoyratça ayaklar altina alan bir toplumsal laosun içindeyiz. Kuşatılmışız. Kalabalıklar içinde yalnız, aynı catı altında uzaklarda yaşamaya mahkum edilmişiz. Umutsuzluk atmosferinde insanın kapatılan güneşi yine insanın silkinişi ile açılacak kuşkusuz. Yok teslim olmak elbette. Olumsuza direnmek bir çiçek ekmekle başlar. Can vermek..Itiraz olabilir muktedirlik adına ama dil sürçmesi yoktur. Bir yaşam kurtarmak belki zor ama yaşamları kurtarma savaşi elzem. Selam ve saygılar.

19 Nisan 2017 14:55
Anasaati

Arifler sessizlikten beslenir. Dinleyin;suskunluğun sesidir günlük debdebenin granit kayalarına çarpıp yankılanan. Bu sestir ölgün karanlıklarda ışığı güçlü kılan. O ışık ki; söndükten sonra değeri anlaşılan...

18 Nisan 2017 22:08
Toplam blog
: 36
Toplam yorum
: 125
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 650
Kayıt tarihi
: 25.01.07
 
 

54 İstanbul doğumluyum. Hayatın her alanıyla ilgileniyorum. Çünkü düşünen ve yaşayan bir adamım. Esm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster