Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Gelincik tarlasında hafta sonu...

Doğa, kendince adaletli işte sevgili Ersin Bey:) Kimini GELİNCİK, kimini solucan yapmış:)) Aslolan hangisi olunursa olunsun her bir canlı veya cansızın bir görevinin olduğudur. GELİNCİK gibi canlılar ise... Ne güzel anlatmışsınız:) O gelincik tarlasında nefes almak kadar güzeldi yazınız. Elinize sağlık. Sevgilerimle...

01 Mart 2010 18:10
Uyan Türkiye, uyuma artık

Yazınızda mantık var diye düşünebiliyor insan ama, birkaç soru sormak istiyorum size. Siz İstanbulun o en güzide dediğiniz semtinde oturabilmek için ne gibi bir işle uğraşıyorsunuz? Malum, parasız değil o güzide dediğiniz semt, gecekonduda bile oturamazsınız. Ben de insanlık ve herkesin insanca yaşamasını isterim ama, hiç kimse, buralar benim ve bana benzeyenlerin diğerlerine yaşam hakkı yok diyemez! Siz oralarda doğma hakkını buldu iseniz diğerleri de gariban ölmek zorunda değiller. Çok merak ettim geçim kaynağınızı gerçekten:) O semtte yaşıyorsunuz diye elektriğiniz hiç kesilmeyecek mi? Diğerlerinin kesilebilir ama sizin semtinizin insanlarının kesilemez ve bundan da o itip kalktığınız zavallı devlet memurları sorumlu... Siz yapın bu devlet memurluğunu madem...:)) Bakalım elektriklerin kesilmemesini sağlayabilecekmisiniz:))) Tuhaf bir ben merkezcilik!

21 Şubat 2010 21:23
Üsküdar'da sabah olurken...

Yazıyı baştan okumaya başladığımda inanın betimlemenizin hoş tadı rüya gibiydi...Ama gene tabi ki sonu... İsyan boyutunda sanki uyuyanlara su serpmek gibi bir duygu:) Elinize ve beyninize çok çok sağlık. Sevgi ve saygılarımla...

10 Şubat 2010 00:44
Salinger'a elveda derken...

bazen insanların yaptıkları, davranışları eserlerinin önüne geçebiliyor böyle:) Hangisi doğru acaba ben şaşırdım. Yazarken düşünen kafa neden uygulamakta zorluk çeker o zaman? Tıpkı psikologların hiçbir derdi yokmuş gibi algılanması da böyle gaiba. Oysa onlara da bir psikolog gerekli belki de:)... Hani yalnızlıktan yakınıp hiç kıpırdamayan ama herkese yalnızlığın asosyal olmak ve bir kişilik bozukluğu olduğunu söylemek gibi bir durum. İyi güzel, dahi derecesindeki uslar böyledir ise, dahi olmayanlara ne oluyor o zaman? Onların da söyledikleri ile yaptıkları arasında uçurumlar yok mu? Dolayısıyla, algılanmak ve anlaşılabilmek karşındakinin penceresi ile sınırlı değil mi ?:) Kendinize iyi bakın. Sevgi ve saygılarımla...

01 Şubat 2010 21:52
"Sevgideğer" ve "Saygıdeğer" derken...

Bence "değer" takısı, kişisel uhdeyi kaldırmaz ki. Bu takıyı takanla sınırlıdır çerçevesi. Yani en azından, blokta bile, ben veya siz birisine sevgideğer dediğimizde çok da kollektif olarak algılamıyorum şahsen:)) Tamam sevgi-li den daha özde bir anlamı var fakat, sevgili arkaşadım veya sevgideğer arkadaşım da aynı kapıya çıkar. Sadece, "değer" takısının mesafesi ile "li" takısınınn mesafesi farklı:) Yani Ersin Bey, birisine sevgideğer dediğimizde tüm diğerleri için de aynı ölçüde sevgideğer olmayabilir ki kollektiflikten kastınız bu muydu bilmem... Ama, yazınızda sevgi harika işlenmiş...Hani "bittim" denir ya öyle işte:) Sevgi ve saygılar...

26 Ocak 2010 15:48
HANGİSİ GÜZEL?

neden bu kadar tezatlarla boğuşuyorsunuz? Duygu ve arzu aynı yerde bulunmuyor mu acaba? Sevmek ve sevilmek aynı yerde olmuyor mu? Bazen de kalabalıkta bile yalnızdır insan oysa değil mi? Tekil yalnızlık mı güzel sizce, çoğul yalnızlık mı?:) Karışıksınız galiba en az benim kadar:) Kendinize ve yüreğinize iyi bakın. Sevgiler sunsam size yeter mi acaba?:) Yüreğinize sağlık.

20 Ocak 2010 00:53
Kent ve sevda yenilgileri!

Kent erkeğinin beğendiği kadın tipi ile ruhu neden birbirine uyum sağlamakta zorlanıyor o zaman?! Sevgili yeşilsoğan, diğer canlılar kentlerdeki o lağım bolluğundaki populasyon sayıları çok olmamakla birlikte o güzel ovalarda, göllerde de vardır. Yani, ordaki insan ya da canlı sayısıyla ilişkilidir sayıları. Çok kalabalık ve çok insan atığı olan yerde çoklardır. Ancak, her halukarda sayıları, buldukları besin ve yer oranında dengeye ulaşmak zorundadır. Öyle veya böyle:) Ama, Sevgili Ersin Beyin dediği gibi dağlarda, ovalarda estetikli, silikonlu, orasını burasını gerdirmiş, saçları belki de olmayan saçları son moda ve hergün kuaförde şekillenmiş kadınlar yoktur kimbilir:))) Herşey şeklen bakıldığı kadar güzel olsa keşke...her iki arkadaşımın da ellerine, gönüllerine sağlık. Sevgilerimle...

16 Ocak 2010 19:30
Aşkı yazıyorum.. Biz erkekler bana göre aşkı nasıl yaşıyoruz..1

Aşkını ne pahasına olursa olsun sürdüren gerçekten aşık olandır. Sevildiğini düşünüp sevebilendir. Ama kadınlar bence aşkın veya sevginin bittiğini daha kolay anlayabiliyorlar. Belki d ekadınlarda bıraktığı izler daha geç kayboluyor. Belki sevgiye aşka inançları dah açabuk kayboluyor bu derin izler nedeniyle. Belki yeni başlangıçlar yakalayamıyorlar erkekler kadar. Bu arada her erkeğin yeni başlangıcında da yeni bir kadın olduğunu düşünürsek aslında o zaman bu kadınlar nasıl yeni başlangıçları becerebiliyor? Nasıl hala aşka inanabiliyorlar veya cesaret edebiliyorlar gibi bir soru da doğuyor kendiliğinden. Hele de ikinci kadın olarak ilişkiye girip de ayrılma sebebi olanlar da kadınken...Ne pahasının NE BOYUTU önemli bence bu sorunuzun cevabı için:) Paha kişiye göre değişir:) Güzel bi soru olmuş :)) Kendinize iyi bakın. <<<<<<<

13 Kasım 2009 16:51
Hep Yalnızlık Var Sonunda...

Ne kadar acı da olsa çok güzel yazılmış bir öykü...Hani şu hayatın çakıl taşı değil de kocaman kayalar döşediği insan tiplerinden birisi:( Devamını merakla bekliyorum. Elinize ve yüreğinize sağlık. Sevgi ve selamlarımla.

17 Ekim 2009 22:29
Zaman, Mekân ve Diğerleri...

Ben bazen düşünürüm. Korkularımız...Korkularımızı neden yazamayız diye:) Neden korkarız ve neden itiraf edemeyiz? Kendimize bile yazarak da olsa. Yazmak gönül kapılarını açmak gibidir. Korku öğrenmektense daha güzel ve mutluluk verecek hayat akışları öğrensek olmaz mıydı? Ya da neden mutluluklarımızı değil de korkularımızı yaşarız bilinç altında ve neden bu bilinçaltımızdaki anlar hep bizi yönetir? Yazınız beni buralara sürükledi:)...Elinize sağlık. Sevgi ve selamlarımla...

12 Ekim 2009 21:50
Toplam blog
: 41
Toplam yorum
: 118
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 764
Kayıt tarihi
: 23.08.07
 
 

Üniversiteyi bitirdiğimden ve işe başladığımdan bu zamanabir hayli yıl geçmiş:). Bir de baktım ki em..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster