Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Baş sağlığı

Masum insanlar ölüyor. Hepimizin başı sağolsun. Gittikçe sinirler geriliyor. Tepkiler daha fazla artıyor. Hala sağ duyulu seslerden uzağız. İstihbarat örgütlerimiz sınıfta kaldı. Çok üzücü. Dahası gelebilir açıklamaları var. En yetkili ağız böyle diyor. Hadi hep berabar dikkatli olalım. İstenen tuzağa düşmeyelim.

23 Mayıs 2007 21:59
Ölmek zamanı...

Ölüm kaçınılmaz olduğu halde, rahatlamak nasıl sağlanabilir? Yaşam her duyguyla dolu dolu yaşanmalıdırki, Ölümün korkualcak birşey olmadığına dair, kanıtlar sunsun bize.

23 Mayıs 2007 21:32
Sen artık beni sevmiyorsun...

Bir romantik günün sonunda, yada ne bileyim, her türlü bir pazarlık ve beklentinin dışındadır bu cümle. Öyle her yerde kullanılmamalıdır. Ağızda çiğnenen çiklete dönüştüğünde, ilişkide tehlikededir diye düünüyorum. Bu söz söylenmelidir mutlaka, ama durup duruken değil. Bence ciklete dönüştüğü zaman, ilişkininde köküne kibrit çalınmıştır. Helede, bu sözü beklemek, hemde bir erkekten beklemek, akıllı bir kadının düşüncesi olmamalıdır. Ama, mutlakada, söylenmelidir. Nefis yazınız, mükemmel tesbitlerinizi aktarmışsınız, tabi "erkeklere sormalı " düşünceniz hariç. ))))))

23 Mayıs 2007 21:20
Sorgun sınıfta kaldı...

Hukuk un askıya alındığı memleketlerde, malesef durum ormana döner. Son derece basit bir saptama. Son paragrafınız ise ibret verici zaten. Hem müşteriler, hemde ev yakıyorlar. Allah Yardımcıları olsun.

22 Mayıs 2007 20:18
Gezi notları

Ne güzel bakış açısı hocam. Onların görüşlerine önem vererek, onları anlayarak öğretim çabanızı sürdürmeniz,ne kadar güzel.

20 Mayıs 2007 22:50
İki hikaye.. Aradaki 3 benzerliği bulun!

Sene bilmem kaç. Su parasını ödeyemedim. Brikti iyice. Faizin kral olduğu yıllar. Borcum ikiye belki üçe katladı. Sonunda borç harç ödedim. Ertesi günü, Belediye su borcununun tamamını ödeyenlerden, faiz almayacağını açıkladı. Yanaklarım kızardı. Dünya kadar faiz ödemiştim. Kendimi "KERİZ" gibi hissettim. Yukarıda da, iki kişi aynı durumda (mı)?

20 Mayıs 2007 21:56
Altı aylık ömür

Ben diyorumki; herkes öleceği günü bilse ve gerçekten bilse, neler olurdu acaba? Altı ay, bu şekildeyse, 20 yıl, 30 yıl nasıl olurdu. Şayet herkse bilseydi yaşayacağı yıl miktarını? Hadi varsa böyle bir yazı düşüncenizde, merakla beklerim.

20 Mayıs 2007 20:45
Yavaş yavaş ölmek ister misiniz?

Süper bir yazı arkadaşım. Başlık şu açıdan önemli. Yavaş yavaş değil, hızla yok oluyoruz, hızla. İnsan yaopacaklarını ve yapmak istediklerini ertelememeli. Hele belli bir yaştan sonra asla yapmaması gerekir. Önemli olan bu andır, yaşadığımız şimdidir. Hiç bir şey ertlenmemelidir.

20 Mayıs 2007 20:41
Neden bu kadar çabuk kopuyor dostluklar?

Arkadaşlık konusunda haklı olabilirsiniz belki. Dostluk farklı bir şeydir. Beklentisizliktir. Karşılıksızlıktır. Arkadaşınızdan bir şeyler, karşılık bekleyebilirsiniz belki. Dostunuzdan asla beklemeyiniz. Yoksa dost olamassınız. Arkadaşınıza olsun, dostunuza olsun, sevgilinize olsun, kime olursa olsun, yaptıklarınızı siz istediğiniz için yapmışsınızdır. Sizi kimse zorlamadı. Demek istediğim sevgili Bensu, Beklentiler hep, mutsuzluk yaratır. Beklentisizlikler ise mutluluğa giden yoldur. Teşekkür ederim.

19 Mayıs 2007 23:47
Eğitim ve öğretim üzerine

Bende bir süre mesleki eğitimle ilgili yazdım. En son kılık-kıyafetle ilgili yazmıştım, bana göre farklı bir aşıdn baktım. Kalıpların dışında bir bakış açısıydı. Sizin yazınızda öyle. Halen bir çok öğretmen kendini eğitimci zannediyor. Bilimsellikten çok çok uzaktalar. Eğitim ağırlıklı olarak bilimdir. Öğretmenler öğretirler. Bunun için yetiştirilmişlerdir. Çevre olarakta, herkes gibi eğiticidirler. Ama asıl eğitimde AİLE den alınır. Bu tür yazıların artması dileğiyle.

19 Mayıs 2007 00:49
Toplam blog
: 142
Toplam yorum
: 564
Toplam mesaj
: 168
Ort. okunma sayısı
: 891
Kayıt tarihi
: 06.02.07
 
 

Gazete ve kitaplara hep tersten göz atar, daha sonra okumaya başlarım. Bu özelliğim devrik cümlel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster