Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Yola çıkmadan önce...

Nasıl da geçmişte, sevdiğimden uzakta kaldığım zamanları anımsattın bana. Unutmuştum oysa... Öyle kırgınlıklar yaşadım ki sonrasında, yaşadığım güzelliklerin izi bile kalmadı gibi gelmişti... Nice yıllara, sevgiyle ve sevgilisiyle.

04 Nisan 2007 13:04
'Evet' mi 'hayır' mı?

Bir erkeğin böyle bir duygusallığı yaşaması ve yaşatması içimi ısıttı. Senin (sen diyebilirim değil mi, hem çok büyüğüm, yaşlı değil büyük hem de artık ahbap olacağız gibi bir his var içimde nedense :)) ) de dediğin gibi umarım bu ilk ve son olur. Ama abla tavsiyesi; Olmayacaksa nikah masasından dönebilirsiniz ki istemem ama sonradan yaşanabilecekleri göz önüne alınca emin ol en iyisi bu. Ve evlenmeden önce ama ille de sonra sakın ola ki evinize ailelerinizi karıştırmayın; o evin erkeği sen kadını da 'güzel kız', bunu kimseye unutturmayın. Özellikle de annene; biz erkek anneleri hiç yadsımayalım oğlumuz evlenince kaynana oluyoruz. hatta ben dört gözle kaynana olacağım günleri bekliyorum. Umarım bu satırları oğlum okumaz ama ne yapabilirim ki doğamız böyle. :))

04 Nisan 2007 12:58
Mütteka nedir?

Sizin gözünüzle, Mevlanayı tekrar anımsamış oldum. Son paragrafı kocaman yazmalıydınız ki Atatürk nasıl bir deha imiş hala anlamayanlar varsa ki maalesef var, anlasınlar. Olmayacak duaya amin demek gibi birşey bu tabi biliyorum.Çünkü Atamızı Çanakkale Destanı'ndan çıkaranlar var bu memlekette.

04 Nisan 2007 12:47
Samime Sanay, Nerdesin?

nasıl da güzel söyler 'bir ilkbahar sabahı' nı Samime Sanay... Ama öyle bi söyler ki yani yavaş, şarkıyı hiç söyliyemiyecek sanırdım. Bu arada buralar yani İzmir bahar............... :))

01 Nisan 2007 22:47
Hayat ayrıntılarda gizlidir

Merhaba, yazınızı okudum da sanki mutlu olsam mı olmasam mı der gibi bir haliniz var. Olmasam deyip te ne yapacaksınız ki! Mutlu olmaya bakın, öte tarafı bilen yok bari bildiğimiz dünyada mutlu olalım. "Önemli olan hayatta en çok şeye sahip olmak değil en az şeye ihtiyaç duymaktır." demiş Eflatun. Ve sevgiyi küçümsemeyin; bir tek 'sevgili' çok şeyi değiştirir hayatta.

01 Nisan 2007 13:22
Duvara çarpmak

Yazdıklarınız içimi acıttı... Farklı ama sonuçta sevdiğim için üzülüp neredeyse hayata sığamadığım günler, neyse ki çooooooooook geride kaldı. Siz ? On yedi gündür hala duvarın dibinde misiniz? Geçmiş olsun dedik o kadar, hadi ama kalkın. Sevgiler... :))))))))

01 Nisan 2007 10:37
Duvara çarpmak

Olmayan bir kişi yüzünden hayatımı "yok" sayamam. Dünyayı bir kişinin etrafında döndüremem. Yaptım daha önce hem de çok kahkaha atan biri olarak gülüşlerimden bile vazgeçecek kadar yaptım. Yaşadıklarımdan ders aldım. Sen de al.( Sen diyebilirim değil mi? Aceleden kimlik bilgilerine bakmadım ama resmin çok genç) Sabahın bu saatinde sana yazıyorsam daha bu hayattan umut var demektir. Sakın hastalıklı bir şekilde sevme olurmu? Bunu beceremeyen biri olarak yapmanın çok zor olduğunu biliyorum ama insanı çok kırıyor, çok acıtıyor. Altı yıl çıkıp(ilk kez), evlenip, 1yıl sonra ayrıldığım insan için; ona verdiğim emeği duvara versem duvar dile gelir derdim. Sen sadece duvara çarpmışsın. Yıkıp geçeydin... Şimdi; tembellik etme ve hayatında güzel olan birşeyi, olayı... yaz hemen. Eminim vardır; örneğin sıcak bir eve uyanıp rahatça nefes almak... Tekrar "günaydın"

01 Nisan 2007 06:15
Duvara çarpmak

Günaydın ve merhaba.Bu saatte internette birşey yazacağım hiç aklıma gelmezdi! Hayat işte. Bu ne ki, insanın başına aklına gelmeyen daha neler gelebiliyor. Dün gece erken yattım(23.00) Yorgundum ve o saata kadar yapmam gereken birsürü evişini yaptım. Çünkü gündüz bütün iş sorumluluklarımı bırakıp keyif aldığım bir şeyi; yazmak eylemini yapmıştım. Ödediğim bedel bütün akşam iş yapmak oldu. Önemli değil. Önemli olan "yıkıcı" bedel ödememek. İyi uyumuşum, uyandım bir ara susamışım. Kalktım yeni heves ya yazıma yorum gelmiş mi okuyayım dediğim de baktım ki saat sabahın altısına geliyor. Yorumunuzu okumak beni mutlu etti bir de yazınızı okudum; içim acıdı... Ben 46 yaşındayım ve yazdıklarınızı çok acı ve yıllarca yaşadım. En sonunda bir ağaç kadar da mı olamayacaksın diyerek tutundum benim hayatımdaki sarp kayaya. Sonrası? Anlatması uzun... Hala bir pastanede muhallebi yeyip, deniz kenarında elele yürüyüp sonra da sinemaya gitmeyi istiyorum;sevdiğimle. Yok. (devamı geliyor)

01 Nisan 2007 06:05
Toplam blog
: 208
Toplam yorum
: 2556
Toplam mesaj
: 478
Ort. okunma sayısı
: 3232
Kayıt tarihi
: 29.03.07
 
 

Yazmak... Öyle güzel, öyle hoş ve öyle derin bir eylem ki!.. Olmazları bile oldurabiliyorsun. "Ke..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster
 
 
 
 
 
     
     
     
    Günaydın :)Gününüz aydın, gününüz aydınlık ille de sevgiyle ışımış olsun.
    • Gündelik yaşam [40]
    • blog [27]
    • öykü [21]
    • sinema [16]
    • Dostluk [14]