Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Nefret beni alçaltamaz...

"Nefret ediyorum" cümlesini sürekli olarak kullanan insanlara dikkat ederseniz, eylem insanı olmadıklarını yada olaylara müdahil olmaktan çok, konuşarak kendilerini rahatlatmaya çalıştıklarını farkedersiniz. Halbuki yaşamaya çalışan ve yaşamın her adımına müdahil olmaya çalışan biri için, nefret ederek kenara çekilmekten ziyade müdahale etmek mantığı vardır diye düşün/ü/yorum. sevgiyle

30 Nisan 2007 11:21
Bir şiirin gölgesinde...

bu yazıya "güzel" demek istiyorum. inandırmak için bir sürü cümle kurmak yerine, güzel kelimesinin kendine has, kendi kendini pekiştiren özelliğiyle "güzel" diyorum yazına kanka! Hala mı, yeterince güzel diyemedim, inanmıyon mu? vallahi billahi güzel olmuş yaa! :) tebrik ederim kanka, ellerine şiir bulaşmış, eline sağlık.

26 Nisan 2007 13:26
Dut ağacı, dedem ve babaanem

1.çocuk:- bakkaldan gofret alalım mı? 2,çocuk:- yok almayalım, gofret çabuk bitiyor, ya çewkirdek alalım yada akideli şeker. :) gökyüzünü koparsam, koynuam doldursam, kim ne diyebilir ki! çocuksam şayet, bütün ufuklar benim değil midir! sevgiyle..!

26 Nisan 2007 08:59
Gökyüzünü çınlatacak kahkahalar için...

:) :) :) :) :) tebessümle kal .

23 Nisan 2007 10:30
Düşünce toprağa...

"ne olursan ol gel" diyor ya mevlana aslında burada zahirde "gel", manada dön demektir der, kayda değer düşünürler. Öyleyse "fiziksel olarak yaşanan "düşmek" eylemi, aslında "ruhsal hareket yada gelişim" noktasında bir "kalkış" hereketidir. Yani beden düşer, hayata tutunman noktasında seni ayakta tutup hereketini ve direncini sürekkli kılacak olan ruhun ayağa kalkar. Gelişen ve büyüyen ufkunuza selam ederim fulya hanım, sevgiler.

18 Nisan 2007 14:57
Eksik Puzzle

bir sofra açmış blogcu kardeşimiz, masanın bir köşesinde yürek, bir köşesinde ruh, bir köşesinde beyin. baş köşede kendisi. güzel bir kahvaltı söyleşisi olmuş. tebrik ederim :)

16 Nisan 2007 16:38
Hayatın tuhaf dengesi...

blog birşeylere işaret etmiş evet, yaşamdan talepler ve yaşamdan sunular var düşünce noktasında. Lakin benden yorum gözüyle görünen bir şey var blogtave doğal olarak blog sahibinde. Blog sahibi beyni ile ruhu arasında bir denge kurmanın derdine düşmüş, bu iyi ve etkili bir davranış. İşte bu yaşam, yaşamak, herşeyiyle var olmaya çalışmak. İnsan başlığı altında yer alan mekanizmanın çalışmasındaki sistemi tanıyıp, kendisini kendisine ötekileştimekten kurtarmak, kendisi=kendisi olmak, kendiyle çelişmenin ve çekişmenin önüne geçmek. Kısaca; "kendim, bil ki seni kendimleştiriyorum" demektedir blog sahibi. Duruşu sağlamlaştırmak bir yerde. tebrik ederim Fulya hanım. ömrünüzün keskin olması dileğiyle, sağlıcakla kalınız.

16 Nisan 2007 13:07
Adadaki adam...

bir masalın bitişi, diğerinin başlangıcıdır. ne son kaldı dersin aklından bazen nede başlangıç. zamanın ucunda yaşadığını hissedersin. ama bir masal daha dilenirsin kendinden. her masalda yeni talepler, gelişen beklentiler olur. İçine yeni baharatlar katarsın, acıyı seversin, yada tuzlu biraz. ama hep sonradan olur bu demelerin. yok aslında büyümek, ne masal dinlemekten usanırsın nede sığınacak liman diye tabir ettiğin hayalini kurmaktan. Ve "ayrılıklarda sevdaya dair" diyordu bir şair. sen aşkı tanımlarsan aşk yok sayılabilir nazarında, ammaa vede lakin sen aşkla tanımlanıyorsan, yok de hadi! sevgiyle kal fulya ve olduğun yerde olduğun gibi kal.

13 Nisan 2007 14:22
Ağlama değmez hayat...

herkesin yaşamını tarif başlığı kendine göre , aldığıu lezzetlere göre, içine kazınmış şerhli anılara göre, kimine göre türkü tadında, kimine göre şiir tadında, kimine göre acımtırak biraz. Ama aslında bütün bu tatların karışımı kadarlığında hissi noktada. Demek ki neresine dokunulursa insanın orasındaymış yaşamı.. sevgiyle

11 Nisan 2007 10:39
İçinde yüreğin olmalı...

aslında , armağan mıdır? armağanı sunan mıdır? sevindiren. armağan burada detaydır. Aslolan sevdiğin yada ciddiye aldığın kişi tarafından ciddiye alındığını görmektir. Sevdiğinin avucunda taşıyıpta seni hiçbir yere koyamadığını bilmektir. Bu yapılsın yada hissettirilsinde, nasıl yapılırsa yapılsındır olay! Muhatabına, çok güzel bir cümle kurmaya çalışmaklıktaki çaba ve tıkanıklıkta, bir nevi en içten armağandır, sonrasında o güzel cümleyi ararken oluşan yorgunluğun göstergesi olarak, "öyle işte" deyivermesidir mütebesim bir hal ile. :) Evet; sonuç olarak armağan vermek, armağanı kabul edebilmek kadar ciddi bir iştir. sevgiyle

10 Nisan 2007 17:45
Toplam blog
: 50
Toplam yorum
: 121
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 615
Kayıt tarihi
: 20.03.07
 
 

  Yıldız yüklü gecelerde Üşüyerek beklerim. Canım tellere takılır, Ellerimde yüreğim. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster