Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Başkalarını değil kendimizi değiştirelim

Size cevap yazmıştım ama yayınlanmamaış. Yorumunuz için teşekkür ederim. Bana çok yakın olmayan insanların söylediklerine üzülmem asla. Zira anında görüntü verir ve karşı tarafın beni üzmesini engellerim. Bazen de güler geçerim. Beni üzen, toplumumuz fertlerinin çoğunun daha tahammüllü ve toleranslı olamayışlarıdır. Dar kalıplardan sıyrılıp çağdaş düşüncelere sarılamamalarıdır. Bu BLOG'da yazdıklarımın hiçbiri de benim özel problemlerim değil, toplumumuzun problemleridir. Özel problemlerimle niye sizleri rahatsız edeyim? Sagılarımla.

15 Nisan 2007 18:06
Gurbetçilerin geri dönüşünü teşvik

Düşüncelerime katılma zorunluğunuz yok zaten. Dikkatlice okursanız oralarda kalmak isteyenlere karşı bir itiraz yok. Herkesin kendi yaşantısı. Ben sadeec geri dönmek isteyen ama birtakım nedenlerle dönemeyen insanların özendirilmesi gerektiğini savunuyorum. Objektif düşündüğüm için kimseyi yanıltıcı görüş belirtmemeye çalışıyorum. Bu güzel ülkedeki birtakım olumsuzlukları da gizleyemeyiz. Ama bu olumsuzlukların düzeltilmesini sadece politikacılarımıza havale edemeyiz. Hepimiz birey olarak da katkıda bulunmalıyız. İnsan kendini nerede mutlu hissediyorsa orası vatanı olabilir. Ama doğup büyüdüğümüz, kökenlerimizin bulunduğu ANAVATAN'ı da unutamayız. Kendinizi burada sadece bir turist olarak görmenizi anlamam için beyin ameliyatı olmam gerekir. Turistik şehrimiz İzmir'den kucak dolusu turistik selamlar.

15 Nisan 2007 17:45
Gurbetçilerin geri dönüşünü teşvik

Size cevap yazmıştım ama fazla detaya indim galiba, onaylanıp yayına sokulmamış. Alman Milleti derken, Alman Hükümetlerini ve bunların Türkiye'ye karşı uyguladıkları pek de dostane olmayan politikacılarını kastettim. Yanlış anlaşılacak şekilde ifade etmişim. Ülkemle ilgili eleştirilerde dostça olmayı, bu ülkenin bir ferdi olduğumuzu unutmamamız gerektiğini belirtiyorum. Bazı insanlar doğup büyüdüğü bu güzel ülkeyi eleştirirken yerden yere vururlar ya, onun etkisinde kalarak yazdım o cümleyi. Almanları fert olarak severim. Onlarla anlaşmada da problemlerim olmuyor. Yorumunuz için teşekkür ederim. Mustafa Mumcu

15 Nisan 2007 17:37
İnsan aynı anda iki kişiyi birden sevebilir mi?

Çoğu yapımcının organize ettiği kurgu aşklar, skandallar oluyor bunlar. Türk televizyonları magazin ve gündüz programlarını doldurarak insanlarımızı oyalıyorlar. Karakter sahibi insanlar özel hayatlarını böyle olur olmaz şekilde gözler önüne serer mi? Magazincilerin, yapımcıların senaryolarına göre oynuyor medyatik isimler. Onlar da devamlı gündemde kalırlarsa piyasada iş imkanı buldukları için, genellikle hallerinden memnunlar. Bu arada ciddi olanları da vardır ama pek az. Seniz Seki'nin aşklarından, maceralarından bıktık artık. Biri bitiyor aceleyle bir diğerine başlıyor. Bu aşk ilişkilerini analiz etmeye değmez bence. Gülüyormuş gibi yapıp geçmeli. Sevgiler.

14 Nisan 2007 04:52
Tek delikanlı kimmiş?

Yazınızı zevkle okudum. Düşüncelerinizin tümüne katılıyorum. Anlayamadığım bir şey var İbrahim Bey. Bu politikacılar neden bu kadar hırslı oluyorlar? Başbakanın amacı ne acaba? Ülkeye hizmetse, milyonlarca insan kendisinin Cumhurbaşkanı olmasını istemiyor. Mitingler düzenleniyor. Genelkurmay Başkanı kibar bir şekilde kendisini Ordu üst düzey yöneticileri olarak istemediklerini belirtti. Demokratik bir ülkede daha açıkça belirtmesi yakışık almazdı. Başbakanımız 70 milyonun üzerinde insanın yaşadığı koskoca bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Cumhurbaşkanı olmak istiyorsa, halkın çoğunluğu bu isteğine kuşkuyla bakarak, şiddetle karşı çıkıyor. Daha ne yapsınlar? Delikanlılığını, Kasımpaşalı'lığını göstermesi ve istenmediği makama, demokrasiyi araç yaparak oturmaması gerekir. Saygılarımla. Mustafa Mumcu

13 Nisan 2007 04:46
Dostluk

Küçük yaşta, yazma hevesinin buralara kadar gelmesi beni çok sevindirdi. Ülkemizde insanlarımızın çoğu okumayı, yazmayı, düzgün konuşmayı sevmezler. Senin burada yazma cesaretine ve becerine hayran kaldım. Tebrikler. Bana darılmayacağını umarak dikkatimi çeken, yanlış yazdığın 2 kelimeyi düzeltmek istiyorum. ''herkez'' değil ''herkes'' olacak. Bir de ''gurup'' kelimesi ''grup'' olacaktı. Gurup, bir gök cisminin göz hizasının yani ufuk çizgisinin altına düşmesidir. Güneş batması gibi. Deniz kenarında akşamları güneşin batışını seyredenler, ''Gurubu seyrettik' derler ya, işte öyle. Gözlerinden sevgi ve takdir duygularıyla öpüyorum. İzmir'den kucak dolusu selamlar. Mustafa Mumcu

13 Nisan 2007 04:28
Ordu cumhurbaşkanı tercihini belli etti

Yani ''demokrasi bir amaç değildir, araçtır'' sloganı doğrultusunda devleti yönetmek isteyenlere kolaylık sağlansın, amaçlarına bir an önce ulaşmalarının önüne geçilmesin, demek mi istiyorsunuz? Çankaya yolu da açılınca fazla engel kalmayacak gibi görünse de, Türk Halkı'nın büyük bir çoğunluğu da sessiz kalmaz. Demokrasi de kendini koruyacak önlemler alır. Bunda demokrasiye aykırı bir davranış yoktur.

12 Nisan 2007 18:14
Tartışmalı olacak

Cevabınız için teşekkür ederim. Aslında sizin ne demek istediğinizi anladım da, bir başbakanın bizleri böyle bilmece çözmeye zorlaması zoruma gidiyor. Öfkem biraz da ondan. Sizin yorumunuza daha nazik cevap verebilirdim. Ayrıca size ismen hitabedemememin sebebi sadece cevap yazmaya başladıktan sonra yorum yazdığınız sayfayı aşağı çekemememden kaynaklanıyor. Kusura bakmayın. Genelkurmay Başkanımız sayın Eşref Büyükanıt bugün düşüncelerini açıkladı. Başbakan herşeye rağmen Cumhurbaşkanlığına aday olursa ayıp eder doğrusu. Kendi şahsi egomuzu asla ülkemizin çıkarları üzerinde tutmamalıyız, diye düşünüyorum. Çoğunluğun mutabık olduğu bir aday gerek. Sizinle düşüncelerimizin çelişmediğimin farkındayım. Bundan dolayı da memnunum. Saygılarımla. Mustafa Mumcu

12 Nisan 2007 17:58
Tartışmalı olacak

''Cumhurbaşkanlığına aday olan kişinin geçmişte ne söylediği, ne yaptığı hiç önemli değil'' şeklindeki düşünceleriniz beni şaşırttı. O zaman cezasını çekip hapishaneden tahliye olan kimsenin sabıka kaydına da gerek yok. Üniversite imtihanlarına girecek adayın Lise Diploması'na, geçmişteki eğitim durumu ile ilgili bilgilere de gerek yok. Aynı şekilde düşünürsek bir iş yerine müracaat eden kişinin ''Özgeçmiş''ini yazılı olarak sunmasına da gerek yok. Örnekleri çoğaltabiliriz. Bence bir insanın, hele Cumhurbaşkanlığına aday olacak bir insanın geçmişi en az şimdiki zamanı kadar önemlidir. Zira geleceğini belirleyen temel taşlar bu geçmişte saklıdır. Anayasanın 96. Maddesi açık, Meclis'in toplanması için 1/3 çoğunluk yani 184 kişi gerekli. Ama Cumhurbaşkanı seçilmesi için oylamanın yapılabilmesine gereken çoğunluk oranı 2/3 yani 367 Milletvekili. Meclisi 184 kişiyle açtıktan sonra Cumhurbaşkanı seçimi oylaması için gerekli sayıyı nereden bulacaklar? Bu da benim fikrim.

12 Nisan 2007 00:52
Toplam blog
: 325
Toplam yorum
: 2858
Toplam mesaj
: 684
Ort. okunma sayısı
: 3159
Kayıt tarihi
: 10.04.07
 
 

06. 06. 1945 İzmir doğumluyum ve İzmirli olmaktan da gurur duyuyorum. 1968 yılında birkaç yıllığın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster